(TBMM) - Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yeni Yol grup toplantısında yaptığı konuşmada Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nde Türkiye'nin 182 ülke arasında 124'üncü sırada olduğunu belirterek "Şimdi bakalım bunların sorumluları kimler? Sadece eleştirmekle değil, yön göstermekle de sorumluyuz" dedi.
Küresel güçlerin dünyayı şekillendirmeye çalıştığını, Türkiye'deki iktidarın ise muhalefeti dizayn etme peşinde olduğunu savunan Davutoğlu, "Küresel güçler bölgeye yeni bir dizayn getirme çabası içinde. Gecelerini, gündüzlerini bunun için harcıyorlar. Bizim iktidar sahipleri muhalefeti nasıl parçalarım, muhalefetten nasıl milletvekili çalarım, bize alternatif olacak partileri nasıl küçültürüm, aralarına nasıl fitne ve nifak sokarım peşinde" eleştirisinde bulundu.
"TURGUT ÖZAL'IN EN VAHİM HATASINI AKLINIZDAN ÇIKARMAYIN"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve AK Parti içinde siyasi tarihi bilenlere Turgut Özal dönemini hatırlatarak uyarılarda bulunan Davutoğlu, Özal'ın 12 Eylül sonrasında demokratikleşmenin önünü açtığını ve büyük devrimlere öncülük ettiğini belirterek şunları söyledi:
"Turgut Özal'ın en vahim hatası, 1987'de siyasi yasakların kalkması için yapılan referanduma, bizim nesil hatırlar, 'No' şapkasıyla katılıp bir demokratın hiçbir zaman yapmaması gereken bir şeyi yapması oldu. 'Benim dışımdaki siyasi liderlerin, 'Demirel'in, Ecevit'in, Erbakan'ın, Türkeş'in siyasi yasakları devam etsin ki ben bu ülkeyi yönetmeye devam edeyim' dedi. Milletin cevabı çok sert oldu. 1983 seçiminden de büyük başarı kazanan Özal, 1989 yerel seçimlerinde bütün gücünü kaybetti. Ey iktidar sahipleri, zihninizi muhalefeti nasıl parçalarım, aralarına nasıl fitne sokarım düşüncesiyle yormayın. Özal'ın o vahim hatasını hiç aklınızdan çıkarmayın."
"ANA MUHALEFET PARTİSİ FİİLEN İKİYE PARÇALANDI"
Muhalefet cephesinde de "ortak akıl" üretilmeye çalışılan her yerde engellerle karşılaşıldığını ve "tekil akılların" hakim kılınmak istendiğini ileri süren Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Ana muhalefet partisine bakın, fiilen ikiye parçalandılar. Yeni bir parti daha doğacak. Ben şunu demem: 'Onlar da çöksün, onlar da çöksün, bize yol açılsın'. Türkiye çöküyor, Türk siyaseti çöküyor. 12 Eylül'den sonra Halkçı Parti, SHP ayrımından kurtulmak için 10 yıl uğraştı CHP. Şimdi yeniden bölüneceksiniz. Bölünme sebebi ne? Şimdi mutlak butlan kararının partiye geri dönen Genel Başkan Sayın Kılıçdaroğlu'na da, 'Gerçek CHP'li biziz' diyen Sayın Özgür Özel Bey ekibine de, CHP'lilere söylüyorum: Sizler taraf olmamızı istiyorsunuz. 'Bizi seç, bizim yanımızda durun' diyorsunuz. Size karşı yapılan hukuk operasyonuna ve mutlak butlana kesinlikle 'yanlış' diyorum ve bunun siyasete bir operasyon olduğunu söylüyorum. Ama sonra da dönüp diyorum ki: Evet, CHP'li belediyeler dahil belediyelerin tamamı neredeyse yolsuzluğa bulanmıştır ve bundan temizlenmedikçe ana muhalefet partisi temiz siyaset iddiasında bulunamaz."
"YOLSUZLUK YAPANLAR DAHİ BUGÜN 'TEMİZ SİYASET' DİYOR"
Milletime sesleniyorum: Tercihinizi 'Tencere dibin kara, seninki benden kara' diyenler lehine yaptığınız sürece, 'Bizim adamlarsa bir müddet daha iktidarda kalsınlar, yolsuzluklarına göz yumalım' dediğiniz sürece ya da 'Bizim adamlar iktidara gelsin de bırakın yolsuzluk yapmış paralarla gelsinler' dediğiniz sürece bu ülke iflah olmaz. Diğer muhalefet partilerine sesleniyorum: O veya bu tarafı seçmek adına, seçimlere doğru 'Acaba hangi ittifakı nasıl kurarız?' telaşı içinde karar aldığınız sürece Türkiye'ye bir alternatif üretemeyiz. Net olacak tavrımız. Kimin güce sahip olduğuna bakmaksızın net olacak. Tek güzel tarafı bunun, yolsuzluk yapanlar dahi bugün 'temiz siyaset' demeye başlıyor."
"ÇIPLAK ARAMA" TEPKİSİ: MEVZUAT TEPENİZDE PARÇALANSIN
Davutoğlu, İBB soruşturması kapsamında tutuklu yargılanan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in mahkemede dile getirdiği gözaltında "çıplak arama" iddialarına da tepki göstererek, şu ifadeleri kullandı:
"Ne demek ya? Allah aşkına sizin dini değerlerinizden hiç mi haberiniz yok? İnsan onurundan, kadın onurundan hiç mi haberiniz yok? Bir kadın iddiada bulunuyor. Bir kadının böyle bir olayı anlatmak zorunda kalması bugünkü iktidar için yeterli ve Allah'ın indinde de büyük vebal getiren bir suçtur. Sonra bir bürokratik açıklama yapıldı. Her şey mevzuata uygun yapılmıştır. Mevzuat sizin tepenizde parçalansın. İnsan onuru varken, kadın onuru varken mevzuat nedir? Böyle durumlarda mevzuata sığınılmaz. Vicdana sığınılır, akla sığınılır, ahlaka sığınılır, imana sığınılır. Nasıl hesap vereceksiniz Rabb'inizin huzurunda? Arkadaşlar, buna tolerans gösteren hiç kimsenin bir daha ahlaktan, dinden, maneviyattan bahsetme hakkı yoktur."
HÜKÜMETE ÜÇ MADDELİK TOPLUMSAL BARIŞ TEKLİFİ
Hicri yılbaşının yepyeni bir başlangıç için bir fırsat olduğunu belirten Davutoğlu, bu vesileyle hükümete üç ana konuda toplumsal barış hamlesi yapma teklifinde bulundu. İlk barış teklifini "Terörsüz Türkiye" başlığı altında açıklayan Davutoğlu, sürecin büyük iddialarla başladığını ancak şu anda seçim taktiğine dayalı bir nitelik kazandığını dile getirdi. Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Arkadaşlar, bunu bitmeyen 'Arkası Yarın' hikayesine döndürdüler. 'Yasa çıktı da çıkacaktı, komisyon çıktı yazdı da yazacaktı...' Sayın Bahçeli'nin başlatmış olması dolayısıyla ısrarla sürdürme iddiasında neredeyse iktidar bir mahcubiyet içinde. Gelin, Türkiye'de Kürt vatandaşlarımız da dahil hiçbir vatandaşın ayrımcılığa tabi olmayacağı gerçek bir demokratik düzeni kuralım. Gelin, bu yasal düzenlemeleri NATO zirvesinden önce mutlaka gerçekleştirin.
Talepler çok açık. İç içe yaşayan Sünnilerin, Alevilerin arasına fitne sokup Kahramanmaraş, Çorum, Sivas olaylarına karşı onları barıştırmak o kadar kolay ki... 2016'da Başbakanlık'tan ayrılmadan kısa bir süre önce şu mesafeye gelmişti bu meseleyi çözmemiz: 'Cemevinin statüsü nerede, nasıl zikredilecek?' Allah'ım ya Rabb'im, yahu sen cemevinin statüsünü vermekten imtina ettiğinde, cemevlerini yasa dışı gibi gördüğünde Alevi gençler camiye gelecek değiller. Bırakın Aleviler cemevlerinde 'Hak, Muhammed, Ali yolu' desinler, 'On İki İmam'ın dergahının öncüsü' desinler. Ne zararı var bunda? Toprak hiç istemiyorlar, statü istemiyorlar, saygı istiyorlar. Mağdur edilen bütün KHK'lıların mağduriyetleri giderilmeden Türkiye'de toplumsal barış iklimimiz sağlanamaz."
"LEVANT'I KURMAZSANIZ DOĞU AKDENİZ'İ BİRİ GELİR DOLDURUR"
Bölgedeki otorite boşluğunun küresel güçler tarafından doldurulduğuna dikkat çeken Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Suç, Türkiye ile Suriye ve Irak arasında Mezopotamya Birliği'ni kurmayanların... Ve alanı önce İsrail'e, sonra Amerika'ya açan da... Açmayacaksınız bu alanı. 'Bu alan bizimdir', 'Bu halklar bizimdir' diyeceksiniz. Süleymaniye'deki toplantıda, yabancı Amerikalı birçok diplomatın da olduğu yerde şunu söyledim çok net ve bütün Kürtler ayağa kalkıp alkışladı. Bu bölgenin kaderini yabancılar çizemez. Bu bölgenin kaderini bu bölge halkları çizecektir, bu bölge halkları çizecektir.
Şimdi '3 artı 1' diye bir süreç başlattılar. Cumhurbaşkanı haklı olarak tepki verdi, tepki vermek yetmez. Nedir 3 artı 1 biliyor musunuz? İsrail, Güney Kıbrıs, Yunanistan. Amerika denetiminde bu üç ülke, Doğu Akdeniz enerji kaynaklarını sömürmek üzere harekete geçti. Siz Levant'ı, siz Türkiye, Ürdün, Suriye, Lübnan dörtlüsünü kurmazsanız, siz Doğu Akdeniz'i boş bırakırsanız biri gelir doldurur. Korkmayın, 'Trump ne diyecek?' diye korkmayın, 'Bu bölge halkları ne diyecek?' diye titreyin. Bundan sonra Türkiye'nin küçük devlet olma ihtimali söz konusu değildir: Ya büyük devlet olacağız ya yok olacağız. Ya kimse bize ferman veremeyecek ya da birtakım onur kırıcı mektuplara muhatap olacağız.
Bizim vazifemiz, Türkiye'de siyaset yapan herkesin vazifesi, hicri yılbaşını onun için bir başlangıç olarak görerek 'Terörsüz Türkiye' sürecini, Alevi sorununun çözme sürecini, KHK mağdurlarının sorununun çözme süreci başta olmak üzere içeriği tahkim etmek ve dışarıya birleşmiş tek bir sesle, gür bir sesle seslenen, gönül coğrafyamızda güven veren, düşmanlara korku salan bir ülkeyi yeniden inşa etmektir. Allah'a emanet olun."
