(İSTANBUL) - EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, NATO Liderler Zirvesi’ne ilişkin yaptığı açıklamada zirvenin kazananının ABD ve Trump olduğunu savundu. Aslan, "Yapılan anlaşmalara baktığımızda, 50 milyar dolarlık silah ticareti anlaşmalarının büyük payını ABD’nin ve onların silah tekellerinin alacağı çok net ortaya çıktı. Türkiye’ye ise kuru bir teşekkürün ötesine geçilmedi" dedi.
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Ankara'da gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi'ni değerlendirdi. Zirve sürecindeki güvenlik ön9lemlerini eleştiren Aslan, liderlerin ağırlanması için 12 milyar TL harcandığını ifade etti. Ülkede 100'e yakın noktada NATO karşıtı gösteriler düzenlendiğini belirten Aslan, zirve boyunca 4 binin üzerinde gözaltı yapıldığını ve 236 kişinin tutuklandığını söyledi. Gözaltı ve tutuklamaları kabul etmediklerini belirten Aslan, tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu ve polis müdahalelerini eleştirdi.
Zirvenin kazananının ABD ve Trump olduğunu savunan Aslan, "Yapılan silah anlaşmalarına, ticari anlaşmalara baktığımızda ilk gün yapılan 50 milyar dolarlık silah ticareti anlaşmalarının büyük payını ABD'nin ve onların silah tekellerinin alacağı çok net ortaya çıktı. Türkiye'ye ise kuru bir teşekkürün ötesine geçilmedi" diye konuştu.
"TRUMP BİLDİĞİNİ OKUMAYA DEVAM EDİYOR"
Trump'un, Türkiye'de kaldığı süreçte İran'a yönelik saldırı emrinin vermiş olmasını Türkiye ile İran'ın karşı karşıya getirilmesi olarak değerlendiren Aslan, bunu Türkiye'yi "savaş bataklığına" çekme hamlesi olarak yorumladı. Saldırı emrinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgisi olduğunu iddia eden Aslan, "Erdoğan'ın Trump için İran meselesini çözmekte kararlı olduğu, İran meselesini çözeceği yönünde kendi söylemleri, kendi ifadeleri var. Yani Trump'tan önce ABD atına binmiş, Osmanlı kılıcını sallayan bir Erdoğan görüyoruz, bir saray yönetimi görüyoruz. Biz kendi ülkemizin topraklarından, Türkiye'den hiçbir ülkeye savaş emrinin verilmesini, saldırı emrinin verilmesini asla ve asla kabul etmediğimizi bir kez daha ifade etmek isteriz." açıklamasında bulundu.
Aslan, şunları kaydetti:
"Saray iktidarı bundan hiçbir rahatsızlık duymuyor. Kınamayı bir kenara bırakalım adeta bu saldırı emrinin arkasında Erdoğan'ın da olurunun olduğunu görüyoruz. Türkiye'ye gelirken Trump, Türkiye'ye bazı müjdeler vereceğini söylemişti. Bu müjdelerin içerisinde F-35'lerin satışının serbest bırakılması, KAAN uçağının, prototip KAAN uçağının motorlarının verilmesi, CAATSA yaptırımlarının kalkacağına dair birtakım söylentiler oldu. Ama görüyoruz ki bütün bunlar hayal. Bütün bunlar temenniden öteye gitmiyor. Trump alacağını aldıktan sonra bildiğini okumaya devam ediyor."
Aslan, S-400'lerin Türkiye'nin Rusya'ya ödediği 2,5 milyar dolara rağmen yıllardır hangarlarda bekletildiğini, Trump ve ABD'nin talepleri doğrultusunda bu sistemlerin elden çıkarılmasının tartışıldığını ifade etti. NATO Zirvesi sürecinde ABD ve diğer ülkelerin Türkiye'den önemli kazanımlar elde ettiğini savunan Aslan, Türkiye’nin silah pazarı ve ucuz emek alanı olarak görüldüğünü, savaş politikalarında kullanılmak istendiğini öne sürdü. Hürmüz Boğazı konusuna da değinen Aslan, Türkiye'nin komşu ülkelerle çatışmaya sürüklenmesine karşı olduklarını belirterek, savaş karşıtı mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Netanyahu'ya yönelik eleştirilerine rağmen, Trump'ın politikaları ve ABD'nin bölgedeki rolü konusunda sessiz kaldığını savunan Aslan, NATO kapsamında yapılan yüksek savunma harcamalarının halkın kaynaklarından karşılandığını, bu paraların silah tekellerine aktarıldığını ifade etti. Savaş ve silahlanma politikalarına karşı olduklarını ve Türkiye'nin komşu ülkelerle barış içinde yaşaması gerektiğini vurgulayan Aslan, NATO zirvesinin ABD'nin taleplerinin ağırlık kazandığı bir süreç olduğunu kaydetti. Aslan, savaşa ve NATO politikalarına karşı mücadeleyi sürdüreceklerini bildirdi.
"İLİÇ'TE, DAVADA TEK BİR TUTUKLU SANIK KALMADI"
Erzincan'ın İliç ilçesinde 9 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasına ilişkin de değerlendirmede bulunan Aslan, "NATO zirvesinin olduğu günlerde İliç'te dokuz işçinin toprak altında hayatını kaybettiği dava görüldü ve bu davada tek bir tutuklu sanık kalmadı. Dokuz işçi hayatını kaybetti. İliç'in toprakları zehirlendi. Şimdi Cengiz'e orayı temiz bir şekilde vermek üzere çalışmalar var. Ve bu yapılan duruşmada tutuklu olan iki sanık da serbest bırakıldı. Yani dokuz işçiyi katlettiler. Dört yıl bile yatmadan cezaevinden çıkarıldılar" dedi.
Aslan, İBB davasına ilişkin de şunları kaydetti:
"Adaletsizliğin bir diğer boyutu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve yanındakilerin yargılanma süreci. Yaklaşık 143 suç isnadı yapılan Ekrem İmamoğlu'na ve arkadaşlarına savunma hakkı verilmiyor. Mahkeme Başkanı diyor ki, 'Size en fazla 3-4 saat savunma süresi verebilirim.' 143 suçtan suçlayacaksınız ama 3 saat, 4 saat savunma hakkı vereceksiniz. Hukuksuzluk orada da kendisini gösteriyor. Keyfilik orada da kendisini gösteriyor. Mahkeme salonunda oturan hakimi, savcısı adeta sarayın temsilcisi gibi orada oturuyor. Hukuk okumuş, o alanda eğitim görmüş biri olarak değil, vicdanıyla hareket eden birisi değil; ne yazık ki oradan gelen emir ve talimatlarla hareket eden, oradan kendisine söylenenleri oradaki tutuklu bulunanların yüzüne söyleyen bir aracı gibi duruyor. Salondakileri azarlıyor, yakınlarını azarlıyor. İkide bir jandarmaya talimat veriyor, 'Salonları boşaltın' diye. Savunmanın aleniyeti nerede? Yargılanmanın aleniyeti nerede? Bunları sormak istiyoruz. Sormaya devam edeceğiz."
Aslan, Komedyen Deniz Göktaş'a yönelik sürecin ülkedeki baskı ortamının bir göstergesi olduğunu da savundu. Toplumun ekonomik sıkıntılar, yoksulluk, işsizlik ve adaletsizlik gibi sorunlar nedeniyle mutsuz olduğunu ifade eden Aslan, sanatçıların ve ifade özgürlüğünün yanında duracaklarını söyledi.