(ANKARA) - YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, muhalefetin cumhurbaşkanı adayına ilişkin, "Geniş bir mutabakatla durmak lazım. Bir kez daha söylüyorum, kendimle ilgili bir hevesim, bir niyetim yok. Açık farkla kazanan bir başka aday, partimden adaylığı kabul ediyor ya da o aday etrafında muhalefet birleşebiliyorsa, tutup da böyle bizden olsun, ben olayım, şu olsun, bu olsun diye değil, bu iktidarı değiştirecek, Türkiye'yi demokrasiye döndürecek ve iktidar olma umuduyla ortaya koyduğumuz, iktidar perspektifimizi hayata geçirebileceğimiz bir Türkiye'nin kapısını aralayabilecek kişiyi aday yapacağız" dedi.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü TV'de katıldığı programda, YENİ Parti Manisa İl Başkanı İlksen Özalper’in tutuklanmasına ilişkin, "Ben 2009'da belediye başkan adayı olduğum gün, İlksen Özalper vardı yanımda, Demirhan, Ferdi, Gülşah vardı. O beş kişiden, şimdi burada bir ben kaldım. İkisini toprağa verdik, ikisini cezaevine koydular. Tarihin görülmedik bir kötülüğüyle karşı karşıyayız. Kolumuzu, kanadımızı kırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Koca Türkiye'deki dört kadın il başkanından bir tanesi. Yedi yaşında evladı var. Gittiler, aldılar. Bir kere tamamen yetkisizlik. Manisa'da olan bir olay varsa, Manisa'da sorgulanır. Daha önce savcı İstanbul'daydı, Demirhan'ı gitti İstanbul'a aldı. Sonra yetkisizlikle itiraz edildi, reddetti. Sonra kendisi Ankara Cumhuriyet Başsavcısı oldu. Bu sefer dosyayı, İstanbul'daki ben yetkisizim dedi, Ankara'ya yolladı. Yetkili olan yer Manisa olduğu halde. İlksen Özalper'de de, Manisa olduğu halde, Manisa'da bir şey yok ya, Ankara'dan kötülük yapacaklar, geldiler İlksen Özalper'i aldılar" ifadelerini kullandı.
"KOLUMUZU KANADIMIZI KIRMAK İÇİN O KADAR KÖTÜLÜKLER YAPTILAR Kİ"
Özalper’in yapılmayan bir ihaleden suçlandığını anlatan Özel, kendisine yönelik bir operasyon olup olmayacağına ilişkin soru üzerine şöyle konuştu:
"Zaten milletvekiliyiz, dokunulmazlığımız var, ana muhalefet partisi lideriyiz ama kolumuzu kanadımızı kırmak, canımızı yakmak, mücadelemizi aksatmak, dikkatimizi dağıtmak için ya öylesine kötülükler yaptılar ki yani böyle bir gün otursak, size altı saat anlatsam, nasıl haksızlıklar, nasıl hukuksuzluklar, nasıl yalanlar. Yani baştan aşağı gördük. İlksen Özalper'in ilkokula başlayacak, yedi yaşında Can diye, hepimizin gözünün bebeği bir tanecik oğlu var, geçen hafta geldi annesini demir parmaklıklar arkasında görmek zorunda kaldı. Biz hep şey diyorduk Can'a, Ankara'ya toplantıya çağırdık anneni falan diye. İlksen Özalper'in, uzaktan yakından hiç ilgisinin olmadığı işlerle, İlksen Özalper'i suçluyorlar, tek başına aldılar ve şu anda İlksen Özalper'e suç icat etmeye çalışıyorlar. İlksen Özalper'in suçu nedir biliyor musunuz? İlksen Özalper'in suçu, ben 2009'da aday olmadan önce parti yüzde 6 oy alıyordu Manisa'da. Ben aday oldum yüzde 14 aldım, büyük başarı görüldü. Siyasette önüm açıldı. İlksen Özalper'in suçu, Manisa'da Özgür Özel'e yol arkadaşı olmaktır. Özgür Özel'in memleketinde çok başarılı bir il başkanı olmaktır. Bunun dışında hiçbir şey yok.
Demirhan arkadaşımı, danışmanım, sağdıcım en yakınım, Demirhan arkadaşımı, bunu alırız, bu Özgür'ün gizli kasasıdır bilmem nesidir, savcı demiş, ya gizli kasa diye getir de veya işte sorguda, Mali Şube'de söylemişler, bir çatı katı dairede oturuyorsun, çok mütevazı, bir tane de ucuz araban var, sen milletvekili olmamışsın, belediye başkanı olmamışsın, herhangi bir yerde bir malın yok, mülkün yok, paran yok, bu nasıl iş falan? Demiş ki Demirhan, 'Özgür Özel yapsa yapsa, bir garibanın çocuğunu İzmir'de bir belediyeye sokmak dışında bir tek yerden bir tek şey istemez.' Benim yakınım oldukları için zulüm görüyorlar, güya bana ulaşmak için zulüm görüyorlar."
İBB DAVALARI
Özel, İBB Davasına ilişkin soru üzerine, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından bir dizi iddia ortaya atıldığını ancak bu iddiaların büyük bölümünün iddianamede yer almadığını söyledi. Bazı medya kuruluşlarının İmamoğlu aleyhine haberleri son günlerde sıklaştırdığını belirten Özel, İmamoğlu’nun savunma hakkının kısıtlandığını söyleyerek, şöyle devam etti:
"Bir hukuk düzeni işliyor olsa, orada işte size derim ki şu kadar arkadaşın isnat edilen suça göre yattığı yeter, Aykut Erdoğdu herhalde yani ceza verilse yatacağından fazlasını yattı zaten. Yani mesela, bunun gibi çok sayıda bürokratımız, çok sayıda belediye meclis üyemiz, belediye başkanımız, çok haksız yere içeride tutuluyorlar. Ayrıca tamamı büyük bir haksızlıkla, yani gizli tanıkların ifadeleriyle ya da itirafçı denilen iftiracıların ifadeleriyle içeride tutuluyorlar. Vicdanıyla karar verecek bir hakim, eğitimiyle karar verecek bir hakim. Gerçekten baskı altında olmayan normal bir hakimi getirip oturtalım. Hakkaniyetli bir şekilde bugün dosyaya baksın Ekrem İmamoğlu dahil herkesi tutuksuz yargılar. Ekrem İmamoğlu 1.5 senedir içeride tutuklu yargılanıyor ve 9 Temmuz günü savunma yapacak, '5.5 saat süren var sen ve bütün avukatların' diyorlar. 3 güne ihtiyacı var savunma için. Yanlış anlamayın 12 Eylül'de DİSK davasında DİSK'in başkanı 20 gün savunma yaptı. Toplam 120 gün savunma sürdü. FETÖ'cüler kahraman askerlerimize bunu yapmadılar. Dünyanın hiçbir yerinde ya Saddam Hüseyin'in savunma hakkı kısıtlanmadı. Nürnberg Mahkemeleri'nde Hitler intihar etmişti. Hitler'in A takımının savunma hakkı kısıtlanmadı. Ekrem İmamoğlu'na savunma yaptırmadılar. Dokuzunda sınırlı süre verdi. Dedi ki, 'Yetişmez ben 5 saatte derdimi anlatamam ki avukatlara nasıl süre yetsin?' Yani diyor ki bir saat sen konuş, birer saat de avukatların konuşsun, yeter işte diyorlar. Nasıl olacak bu iş diyor? Ben burada diyor 2.5 aydır dinliyorum, kendimi savunacağım. O gün yaptırmadı. 18'inde kaldı, 18'inde söz istediler, yaptırmadı. İfadesi şu: 'Size uygun gördüğümüz zamanda, uygun gördüğümüz sürede savunma yaptıracağım' diyor hakim. Yahu kısıtlayamazsın, yapamazsın. Hele böyle bir davada kısıtlanamaz. Üstüne Ekrem İmamoğlu da dedi ki 'Madem öyle savunmamı kitap olarak basıyorum.' Kitabın basıldığı matbaayı basıp kitabı topladılar. Yahu savunma toplanır mı? Savunmaya engel o. Yani sen Ekrem İmamoğlu'nun suçlu olduğuna inanıyorsan savunmasından korkmaman lazım. Demek ki sen gerçekten iftiracısın ki savunmasının kitabını dahi toplatıyorsun."
"CANLI YAYIN İSTİYORUZ"
Duruşmaların canlı yayınlanaması konusundaki Adalet Bakanı Akın Gürlek’in sözlerinin hatırlatılması üzerine Özel, "Evet istiyoruz. Ekrem İmamoğlu da istediğini söyledi. Mahkemede de açıkça ifade etti. Ben hem yol arkadaşı olarak hem katıldığı partisinin genel başkanı olarak söylüyorum. Bugün Meclis'i toplayıp kanunu çıkarsınlar. Bugün istiyoruz. Ekrem İmamoğlu'nun hatta bütün mahkemenin yayınlanmasını istiyoruz. Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının canlı yayınlanmasını istiyoruz. Ama savunmasına süre sınırı konulup da savunmanın kısıtlanmasını kabul etmiyoruz. Ama ne olursa olsun mahkeme canlı yayınlansın savunma yaptırılmıyorsa onu da millet görsün televizyonda istiyoruz. Cesaretleri varsa hani siyaset iddia işi ya siyasete meraklandı ya cübbeyi çıkardı geldi ya. Yiğitse mertse o mahkemenin canlı yayınlanması için gerekli girişimde bulunsun. Bir Adalet Bakanı isterse mahkemelerin canlı yayınlanması için gerekli olan yasal düzenleme partisi tarafından yapılır. Biz hazırız. Cesaretleri varsa çıksınlar karşımıza. Öyle arkadan kadınla uğraşarak, çocukla uğraşarak, arkadaşlarla uğraşarak iş yapılmaz" ifadelerini kullandı.
"İKİSİ DE ERDOĞAN'I İLK TURDA YENER"
Özel, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı kazanacağını belirterek, "Bırakırlarsa Ekrem ve Mansur Başkan ikisi de ayrı ayrı Erdoğan'ı ilk turda yenecek potansiyeldeler. Yani orada bir sorun yok. İlk turda Erdoğan'ı yeniyor" dedi.
KILIÇDAROĞLU'NUN CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI: "BEN EN SON İKNA OLANIM"
Özel, kendisinin cumhurbaşkanlığı adaylığının sorulması üzerine şunları kaydetti:
"Orada ben kendimi o potanın içine sokmak istemem. İki güçlü adayım var. Çünkü bu ülkeye büyük kötülük şuradan yapıldı. Geçmişte Mansur Başkan ve Ekrem Başkan kesin kazanıyordu. Partinin genel başkanı da aşağılardaydı. Verdiler gazı esas düşmanlıkları onların. Ben hep o zamanlar kazanacak aday kazanacak aday anketlere de bakacağız diyordum. Bana haber yolluyorlardı, geliyorlardı. 'Genel Başkan Özgür'e çok bozuluyor, böyle yapmasın, bilmem ne yapmasın' falan. O zamanlar en son ikna olanımdır ben. En son ikna olanımdır bu şeye. Bakmayın ondan sonra gönlümüzce destek verdik kazansın diye her şeyi yaptık ama hep ben Ekrem Başkan'ın aday gösterilmesi, Mansur Başkan aday gösterilmesi kazanılacak biriyle aday gösterip bu seçimin orada bitirilmesini savundum. Kişi kendinle ilgili bir hevese kapılınca genel başkan etrafı da veriyor gazı. Biraz da anketler, manketler yok 40 oldum, 41 oldum, 42 oldum. E gösteriyorlar şimdi beni de. Erdoğan'ı geliyor işte 52'ye 48 yener. Yok kardeşim 60'a 40 yenen varken 52'ye 48 yenen yerinde oturacak. 60'a 40 yenen varsa öyle 51'e 49, 52'ye 48 yeneceğim dersin sonra böyle yenilirsin.
Ben teknik direktörüm ve takım kazanacak. Ben yıldızlarımla maçı kazanmaya hazırlıyorum. Ben her zaman böyle baktım. Zaten vaktiyle böyle bakılsaydı, şu an ülkeyi Cumhuriyet Halk Partisi'nden seçilmiş sonra tabii ki tarafsız olacaktı. Hatta güçlü bir parlamenter sisteme geçiş için vaatlerimiz vardı. Ama şu anda iktidar partisi, o zaman Cumhuriyet Halk Partisi'ydi. O gün bu hataları yapmasaydık. Ben geçmişte kendisinin hevesiyle, ihtirasıyla ülkeye kaybettiren örnekten, kendisi sorumluluk almak gerektiğinde sorumluluk alan, fedakarlık etmek gerektiğinde fedakarlık eden bir pozisyona kendimi koymuş durumdayım. Kendimle ilgili bir cumhurbaşkanlığı adaylığı hevesim asla yok. Net."
ORTAK ADAY SORUSUNA YANIT
Özel, seçimlerde muhalefetin ortak bir aday etrafında birleşmesi için nasıl bir yol izleyeceklerinin sorulması üzerine, "Geniş bir mutabakatla durmak lazım. Bir kez daha söylüyorum, kendimle ilgili bir hevesim, bir niyetim yok. Açık farkla kazanan bir başka aday, partimden adaylığı kabul ediyor ya da o aday etrafında muhalefet birleşebiliyorsa, tutup da böyle bizden olsun, ben olayım, şu olsun, bu olsun diye değil, bu iktidarı değiştirecek, Türkiye'yi demokrasiye döndürecek ve iktidar olma umuduyla ortaya koyduğumuz, iktidar perspektifimizi hayata geçirebileceğimiz bir Türkiye'nin kapısını aralayabilecek kişiyi aday yapacağız" yanıtını verdi.
GÖKÇEK HAKKINDAKİ 96 DOSYAYI HATIRLATTI
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında açılan soruşturmanın sorulması üzerine Özel, şunları laydetti:
"Bunlar benim tanıdığım kişiler. Hem AK Parti, hem Adalet Bakanı, hem de Gökçek ailesi. Vallahi burada ne olur biliyor musunuz? Burada kayıkçı kavgası olur. Burada ne olur biliyor musunuz? Mış gibi yaparlar. Ne olur biliyor musunuz? O dosyadan zaten soruşturulacak bir şey yoktu deyip üstünü kaparlar. Melih Gökçek hakkında geçtiğimiz beş yılda Mansur Yavaş 96 yolsuzluk dosyasını tüm kanıtlarıyla suç duyurusu haline getirip savcılığa yollarken koş yetiş dediler. Süleyman Soylu geldi araya girdi. 96 dosyayı aldı. Üstüne oturdu kalkmadı. O dosyaların bir tanesinin bir yaprağı açılmadı. 96 Melih Gökçek dönemine ait satın alma, ihale, imar yolsuzluklarının bulunduğu dosyalar savcılığa bile intikal ettirilmeden Süleyman Soylu eliyle alınıp, Süleyman Soylu kendi almaz al demişlerdir alır. Üstüne oturulup Melih Gökçek hakkında bir tek soruşturma açılmasına izin verilmedi.
Murat Ağırel gitmiş Almanya'da tapusundan mapusundan Melih Gökçek'in işte çocuğunun gelininin üzerine malikaneleri bilmem neleri bulmuş ortaya koymuş. Toplumsal bir infial yükselince diyorlar ki biz bu dosyadan soruşturma açıyoruz. Melih Gökçek'e 'Melih Bey bir maniniz yoksa Cuma günü öğleden sonra saat 4 gibi ifade vermeye çağırıyoruz' diyorlar ya. Bu mu eşit adalet? Yani bakın herhangi bir CHP'linin böyle ifadeye çağrıldığını gördünüz mü? Madem bu devlet herkese eşit davranıyorsa ya Melih Bey'in de kapısına sabah 5'te 300 tane polisle gideceksin. Alıp 4 gün tutacaksın. İşine geldiği nöbetçi hakim olana kadar oyalayacaksın. 3'üncü günse 3'üncü gün, 4'üncü günse 4'üncü gün hakim karşısına çıkarıp tutuklatacaksın. Melih Gökçek'i de bir tutuklu yargılayacaksın. Ondan sonra çıkıp ya da benim arkadaşlarıma da Melih Gökçek'e yaptığın muameleyi yapacaksın. Niye Ekrem İmamoğlu ya da niye herhangi birisi niye sizin biraz önce bahsettiğiniz herhangi bir arkadaşımız şüpheliyken şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmıyor da polis tarafından gözaltı kararıyla götürülüyor kaçma şüphesi varmış diye belediye başkanı. Melih Gökçek bu aralarda kaçarsa ne olacak? Kaçmaz da ona gerekli garanti verilmiştir. Demek istediğim şu: Bir tarafa sabah 6 şafak operasyonu, bir tarafa akşamüstü 16'da ifadeye gelir misin?
Kendine PR yapanlara söylüyorum. Bu 96 tane üstüne Süleyman Soylu'nun çöktüğü önceki dönem AK Parti dönemine ait 96 yolsuzluk dosyasından 96'sından birden Melih Gökçek'e niye soruşturma açmıyorsun? Ekrem İmamoğlu'na her iftiracının söylediği 156 şey soruyorsun da, örneğin Beşiktaş Belediye Başkanı'nı 60'a yakın şeyden suçladılar. 56'sından beraat etti. Sanki 60'ı da doğruymuş gibi anlatıldı. O 4 ceza aldığında da tamamı kişi beyanı 1 tane kanıt yok. 60'ını da sordum. Buna bu 96'sını niye sormuyorsun? Hayır Melih Gökçek'in ne özelliği var da kendinden sonraki büyükşehir belediye başkanı böyle dosyayı kanıtlarıyla hazırlamış tam savcıya verecekken baktırtmıyorsunuz? İstanbul Büyükşehir'in bir önceki dönemi hakkında Ekrem İmamoğlu'nun 32 suç duyurusunun 32'sine de yine Süleyman Soylu el koymuştu. Nerede o dosyalar? Savcı hiçbir suç isnadı bile yokken hedefte kim var? Üsküdar Belediyesi ya da hedefte kim var? Gaziosmanpaşa Belediyesi, getirin bakalım bütün dosyaları. Dosyadaki bütün iş adamlarına soruyorlar, yok diyeni tehdit edip, 'Bir şey vardır, vardır' diyorlar da bir şey var iddia edilen 96 dosyaya niye bakılmıyor? Benim anlatmak istediğim bu. Son, Murat Ağırel'in gazetecilik başarısıyla artık Ağrı Dağı gibi çıkmış gerçek ortaya o soruyu sorup, 'Şüpheli sıfatıyla gelir misin, sorar mısın, evine döner misin?' Bu ne ya?"
"HADİ DOKUNSUN GÖKÇEK'E GÖREYİM"
Faili mechul olaylara ilişkin Adalet Bakanlığı'nın yürüttüğü çalışmaların ve eski AK Parti yöneticilerine yönelik kimi soruşturmaların sorulması üzerine Özel, şu yanıtı verdi:
"Gücü ne olursa olsun herkese dokunuyoruz, yalan. PR çalışması. Bir kere Gülistan Doku'nun ailesinin umudunun arkasındayız. İlk günden beri şunu söylüyorum. Gidip de Tunceli'ye yollanan kadın savcının mücadelesinin önünde saygıyla eğiliyorum. Hiçbir şey demem. Gülistan'ın annesine gittiğimde de Gülistan'ın annesi bana dedi ki, her zaman gidin size söyler, 'İlk günden beri yanımızdaydınız' dedi. Dönemin başında da gittim. Adalet Bakanlığı'nın önüne gittim, makamda gittim, evinde gittim, her fırsatta ilgileniyoruz. O davanın çözülmesi o anneye, bu devletin namus borcudur.
AK Parti içindeki güç dengeleri değiştiği zaman, geçmişte FETÖ'cülerin yaptıkları sorgulanmazken şimdi işte FETÖ'nün siyasi ayağından bir iki kişiye bakalım ama şu an AK Parti'de değilse. Geçmişte vali, valinin oğlu, dünya kadar emniyet görevlisi AK Parti tarafından korunmuş, bu sistem tarafından korunmuş. Şimdi AK Parti'de o klikler güçsüzleşmiş, onların üstüne gidelim. Süleymancılar'ın üzerine şimdi gidiyorlar, değil mi? Süleymancılar AK Parti'yi destekleyen bir tarikat olsa, üstlerine gidileceğini iddia eden var mı? Ben Süleymancılarda kimse bir yanlış yapan varsa hesap versin bilmem ne, ayrı bir şey. Bizim için de öyle, herkes için öyle. Ama bu ülkede şu anda AK Parti'nin mevcut yönetim kadrolarına, kodlarına yönelimine uygun olanların kayrılıp ona açı yapanların cezalandırılıp sonra bunun dokunulmayacak kimse yokmuş gibi gösterildiği, yok öyle yağma. Öyle bir yağma yok. Kimse kimseyi kandırmasın. Veya birkaç kişiyi geçmişte kendi korudukları, korudularsa da bu sistem korudu katili, katilin yardımcılarını, bu iktidar korudu. Birkaç kişiyi feda edip dünyanın en büyük hukuk katliamını yapan kişiye PR yapıp da onu herkese dokunuyor, nasıl herkese dokunuyor? Hadi dokunsun Melih Gökçek'e göreyim. 96 dosyanın 96'sını da incelemeye alsınlar. O zaman diyeceğim ki herkese dokunuyorlar. Bakın bu dosyaya bakarlar. Bu dosyayla ilgili mış gibi yaparlar. 96 yolsuzluk dosyasına dokunmayanların bir tane Murat Ağırel'in gazetecilik başarısından dolayı mızrağı çuvala saklayamadıkları için soruşturma açmasıyla bu kadar büyük bir eşitsizliği yok sayamayız. Bu net yani."
(SON)