Haber: Uğur İSTANBULLU
(ARTVİN) - Murgul Siyanüre Hayır Platformu tarafından yapılan açıklamada, Ocak ayında yapılan ücret düzenlemesinde işçilerin büyük bölümüne yüzde 34 zam yapılırken, 19 Kasım’daki yürüyüş ve ÇED sürecine katılan 15 işçiye yaklaşık yüzde 29 zam verilmesinin “demokratik haklarını kullananlara yönelik ayrımcılık” olduğu vurgulandı. Açıklamada, bu farkın performansla değil, işçilerin eylemlere katılımıyla ilgili olduğu belirtilerek, yaşananların yalnızca bir ücret meselesi değil, “adalet ve emek meselesi” olduğu ifade edildi.
Artvin'de, Murgul Siyanüre Hayır Platformu'ndan yapılan yazılı açıklamada, 19 Kasım 2025’te binlerce kişinin katıldığı yürüyüş ve ÇED sürecine katılan 15 işçiye, Ocak ayında yapılan ücret düzenlemesinde diğer çalışanlara verilen yüzde 34 zam yerine yüzde 29 zam uygulanması eleştirildi. Demokratik haklarını kullanan işçilere yönelik ayrımcılık yapıldığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Murgul’da son aylarda yaşananlar artık yalnızca bir ücret artışı tartışması olarak değerlendirilemez. Ortada çok daha büyük bir mesele vardır. Bu mesele; insanların demokratik haklarını kullandıkları için farklı muamele görüp görmediği meselesidir. Bu mesele; bir ilçenin iradesine saygı duyulup duyulmadığı meselesidir. Bu mesele; emeğin karşısına korkunun çıkarılıp çıkarılmadığı meselesidir.
Bugün konuşulan konu, 15 işçi arkadaşımızın ücret artışında diğer çalışanlardan daha düşük oranda zam almasıdır. Ancak gerçekte tartışılan şey bundan çok daha fazlasıdır. 19 Kasım 2025 tarihinde binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz büyük yürüyüşte ve 20 Kasım 2025 tarihinde yapılmak istenen ÇED Halkın Katılım Toplantısı sürecinde Murgul halkı son derece demokratik, son derece medeni ve son derece kararlı bir duruş sergilemiştir. İnsanlar taşla, sopayla değil; sözleriyle konuşmuştur. İnsanlar tehditle değil, iradeleriyle konuşmuştur. İnsanlar kavga etmek için değil, çocuklarının geleceğine sahip çıkmak için meydanlarda olmuştur.
Bu süreçte Eti Bakır tarafından yayımlanan resmî duyuruyla çalışanlara iki gün idari izin verilmiştir. O gün kamuoyuna verilen mesaj açıktır: Çalışanlar demokratik haklarını kullanabilir. Biz de buna inandık, Murgul halkı da buna inandı, işçiler de buna inandı.
Ancak aradan geçen süreçte gördük ki, söylenenlerle yaşananlar arasında ciddi bir uçurum bulunmaktadır. Ocak ayında yapılan ücret düzenlemesinde işçilerin büyük bölümüne yüzde 34 oranında zam yapılırken, siyanür karşıtı süreçte yer alan 15 işçiye yüzde 29 oranında zam yapılmıştır. Sürecin ilk aşamalarında bu farklı uygulamanın, işçilerin siyanür karşıtı eylemlere katılmış olmalarıyla ilgili olduğu yönünde beyanlarda bulunulmuştur. Daha sonra bu söylem değiştirilmiş ve performans gerekçesi öne sürülmüştür. Ancak yapılan görüşmeler sırasında bir birim amirinin, yönetici odasında, konunun performansla ilgili olmadığını ifade ettiği tarafımıza aktarılmıştır.
“DEMOKRATİK HAKLARINI KULLANDIKLARI İÇIN FARKLI MUAMELE GÖRDÜLER”
Bugün artık herkesin bildiği gerçek şudur: Bu insanlar kötü çalıştıkları için değil, demokratik haklarını kullandıkları için farklı muameleye maruz bırakılmıştır. İşte itirazımız tam da bunadır. Çünkü hiç kimse düşüncesini açıkladığı için cezalandırılamaz. Hiç kimse yaşadığı ilçenin geleceği hakkında söz söylediği için ekonomik baskıyla karşı karşıya bırakılamaz. Hiç kimse çevresine sahip çıktığı için hedef haline getirilemez.
Murgul Siyanüre Hayır Platformu olarak Ocak ayından bu yana sabrettik. Sorunun büyümemesi için sabrettik. İşçiler mağdur olmasın diye sabrettik. Murgul bir kez daha yıpranmasın diye sabrettik. Defalarca görüşme talep ettik, defalarca çözüm yolu aradık, defalarca kapıları çaldık. Yerel yönetim devreye girdi. Çözüm için birçok girişimde bulunduk, diyalog yollarını sonuna kadar zorladık ve ilgili tüm kapıları çaldık. Yerel yönetim de sürecin çözülmesi için yoğun çaba gösterdi. Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Yıldırım, başından itibaren işçi arkadaşlarımızın mağduriyetinin giderilmesi için samimi girişimlerde bulundu ve sayısız görüşme gerçekleştirdi. Her defasında fabrika yönetimi tarafından “Biraz daha bekleyin” denildi.
Bugün artık şunu açıkça söylüyoruz: Bu süreç çözülmemiş değildir, bu süreç çözülmemiş bırakılmıştır. Bu süreç unutulmamıştır, unutturulmaya çalışılmıştır. Murgul halkı ise unutmamıştır. ÇED sürecinde yaşananlar da unutulmamıştır. Yürüyüş günü unutulmamıştır. ÇED günü unutulmamıştır. Havada dolaşan drone’lar unutulmamıştır. İnsanların üzerinde kurulan gözetim atmosferi unutulmamıştır. Vatandaşların ve işçilerin kayıt altına alınması unutulmamıştır.
“MURGUL KİMİN NEREDE DURDUĞUNU UNUTMAZ”
Murgul kimin nerede durduğunu unutmaz. Murgul kimin adaletin yanında, kimin haksızlığın yanında durduğunu unutmaz. Murgul kimin bu toprakların ekmeğini yiyip bu toprakların insanına sırt çevirdiğini de unutmaz.Tarih boyunca güç sahipleri değişmiştir. Makamlar değişmiştir. Unvanlar değişmiştir. Ancak adalet talebi değişmemiştir.Bugün birilerinin yetkisi olabilir. Birilerinin imzası olabilir. Birilerinin makamı olabilir. Ama hiç kimsenin Murgul halkının onurundan daha büyük bir gücü yoktur.
Bizler Murgul Siyanüre Hayır Platformu olarak bu haksızlık giderilinceye kadar işçi arkadaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz çünkü bu mesele yalnızca 15 işçinin meselesi değildir. Bu mesele Murgul’un vicdan meselesidir. Bu mesele emeğe saygı meselesidir. Bu mesele adalet meselesidir. Bilinmelidir ki adalet talep etmekten, hakkı savunmaktan ve Murgul’un geleceğine sahip çıkmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”

