Haber: Gülten Akgül
(MARDİN) - Mardin'de vatandaşlar, TÜİK'in açıklağı enflasyon rağmen hayat pahalılığının daha da artmasından yakındı. Emekli bir vatandaş, "Gezemiyoruz, hiçbir şey yapamıyoruz; anca gelip burada parkta oturuyoruz. Bence büyüklerimiz, küçükleri düşünsünler. Biraz onların yerine kendilerini koysalar iyi olur" dedi.
Mardin'de vatandaşlar, ANKA Haber Ajansı'na TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamları ile temel gıda ürünlerdeki artışı değerlendirdi.
"CEBİMDE 10 LİRA VAR, BİR SİMİT BİLE YİYEMİYORUZ"
64 yaşındaki emekli Mehmet Çekik, borç sarmalı içinde yaşam mücadelesi verdiklerini belirterek, şunları söyledi:
"Çay içemiyoruz. Gidip bir simit yiyemiyoruz, bir yemek yiyemiyoruz. Hep açız. Pazara gittiğimiz zaman 2-3 bin lira gidiyor, o da yok. 8 bin lira kira veriyorum, 6-7 bin lira faturalar geliyor. Zaten para kalmıyor. Tek maaş alıyoruz, emekli maaşı. Başka hiçbir gelirimiz yok. Zorla idare ediyoruz. Gittiğimiz yere hep borçlanıyoruz, kredi kartı kullanıyoruz.
İnsanlara 35-40 bin lira emekli maaşı verseler, hiç olmazsa biraz kendilerine gelseler... Bir simit 20-25 lira olmuş. Bir çay 15-20 liradan aşağı değil. Gidip bir kahvede bir simit yiyip bir çay içsen 50-60 lira. Para yok ki, nerede vereceğiz? Maaş az. 2 bin lira zam nedir? Sen eve gidip gelene kadar zaten 2 bin lira gidiyor. "
ESNAF: "HER HAFTA MALİYET DEĞİŞİYOR, KAR YOK İÇTEN İÇE ERİYORUZ"
Esnaf Necmettin Çelik, artan girdi maliyetlerinden dert yanarak şunları söyledi:
"Bu durum her şeye yansıyor. Ürünleri pahalıya alıyoruz ama zam yapamıyoruz. Bir sürü sıkıntı var. Biz zam yapamıyoruz, zam yaptığım zaman müşteri poşeti bırakıp gidebiliyor. Müşteriye karşı mahcup duruma düşüyoruz. Ama alış maliyetlerimiz çok yüksek. Kiralarımız, elektrik faturalarımız yüksek geliyor. Esnaf ah çekiyor. Bir de başımıza vergiyi yüzde 10 yaptılar, devlet bize çok yüklendi. Ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız. Herkes kepenk kapatıyor, mağdur durumda. Bu işe bir el atılması lazım. Ben burada poğaçayı 25 liraya satıyorum ama unun, yağın fiyatı her hafta değişiyor. Kâr yok. İçten içe eriyoruz. Eskiden yılda bir veya iki defa zam yapılıyordu, şu an haftada bir kez zam geliyor. Ne yapacağımızı bilemiyoruz, listeler ve kâğıtlar hepsi burada. Sabit bir fiyatta duramıyoruz."
"BÜYÜKLERİMİZ KENDİLERİNİ VATANDAŞIN YERİNE KOYSUN"
Gıdadan giyime, eğitimden barınmaya kadar hayatın her alanında hissedilen pahalılığa değinen bir başka emekli vatandaş ise, yöneticilere empati çağrısında bulunarak şöyle dedi:
"Bazılarının parası çok, alım güçleri yüksektir ama çoğu insanın alım gücü az ve düşüktür. Her şey çok pahalı, ucuz bir şey yok ki... Hele ki pazar ve et ürünleri ne kadar yüksek fiyatlı. Bir insan 1 kilo et alabiliyor mu? Alamıyor. Domatesin zamanı olmasına rağmen kilosu 40 liradan aşağı değil. Herkes kendi bütçesine göre almaya çalışıyor. Ev kiraları, giyim, yemek, ulaşım, çocukların okul masrafları... Her şey çok yüksek. Biz emekliyiz, ayağımızı yorganımıza göre uzatıyoruz. Gezemiyoruz, hiçbir şey yapamıyoruz; anca gelip burada parkta oturuyoruz. Bence büyüklerimiz, küçükleri (vatandaşı) düşünsünler. Biraz onların yerine kendilerini koysalar iyi olur."
"SERBEST PİYASA SAKAT BİR EKONOMİDİR, DENETİM YOK"
Mardin'in Savur ilçesine bağlı Pınardere köyünde yaşayan emekli Ferhan Yavuz ise şöyle dedi:
"Elimizde bir şey yok ki. Yetkililerin bunu düşünmesi ve bir çözüm bulması lazım. Bizim gücümüz yok, biz emekli insanlarız. Vatandaşın geneli de böyledir. Devletin hiçbir denetimi yok; ne belediyelerin ne de devletin... Hiçbir şeyi denetlemiyorlar. Gidip bir lokantada yemek yesem, önüme at eti, köpek eti koysalar denetim olmadığı için ruhumuz duymaz. Vatandaş olarak bundan razı değiliz. Enflasyon zaten boyumuzu aşmış durumda, bizi çok rahatsız ediyor. Kemeri biraz daha sıkmamız lazım gibi görünüyor ama bu doğru bir yaklaşım değil. Devletin, belediyelerin, yetkili kim varsa buna bir çözüm bulması lazım. Böyle gitmez. Alışverişte zaten fazla bir şey alamıyoruz. 1 kilo et olmuş bin 200 lira. Sadece idare etmeye çalışıyoruz, o kadar."