(TBMM) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada PKK lideri Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması yönündeki tartışmalara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, "Öcalan'a özgürlük isteyenler miting yapmak yerine referandum yapsın" diyerek konunun milletin iradesine bırakılması gerektiğini savundu.
Konuşmasında terörle mücadele, hukuk devleti ve milli irade vurgusu yapan Dervişoğlu, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması yönündeki taleplere tepki gösterdi.
Dervişoğlu, "Öcalan'ın serbest kalmasını isteyenler meydanlarda miting yapmak yerine referandum talep etsin. Bu büyük millet ne düşünüyor, millet karar versin" ifadelerini kullandı.
"MİLLETİN İRADESİ HER ŞEYİN ÜZERİNDEDİR"
Öcalan'a yönelik tartışmaların kamuoyu önünde yürütüldüğünü belirten Dervişoğlu, böylesine hassas konularda milletin görüşünün esas alınması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin terörle mücadelede büyük bedeller ödediğini vurgulayan Dervişoğlu, devletin temel ilkelerinden taviz verilmemesi gerektiğini ifade etti.
Dervişoğlu şunları söyledi:
"Birileri, hiç utanmadan, bıkılmadan, iktidarın yol vermesiyle, göz yummasıyla, Öcalan denilan caniye özgürlük diyerek, 'Öcalan’a Özgürlük' diyerek ihanet mitingleri düzenleme cüretini gösteriyor. Milletin gözünün önünde terör örgütüne ve teröristlere özgürlük istemek, suçu ve suçluyu övmektir. Bu, Meclis'e taşınmak istenen ihanet yasalarına meşru zemin oluşturmaya kalkışma cürretidir. Plan çok açık, oynanan oyun çok nettir. Onlar, Kürt kardeşlerimi İmralı'daki o terör hükümlüsüne, o bebek katiline tebaa yapmak istiyorlar. Ben bu en çok Kürt’e hakarettir diyorum. İlk günden beri bu tuzağa dikkat çekiyorum. Vatandaşın kimliğine kayyım atıyor, milli devlete butlan istiyorlar. Ellerine geçirdikleri kanun yapmaya elverişli Meclis çoğunluğuyla, milletin hukukunu çiğnemeye çalışacaklarından zerrece şüphem yoktur. Ama buradan söylüyorum: Meclis'te yasa çıkarak çoğunluğa sahipsiniz. Abdullah Öcalan gibi caniye özgürlük vermek miting meydanlarında ya da Meclis'te elde edilmiş çoğunlukla olacak bir iş değildir. Öcalan'ın serbest kalmasını bu büyük millet istiyor mu, istemiyor mu sormak lazımdır. Buna özgürlük isteyen sağda solda miting yapacağına hiç zaman kaybetmeden referandum yapsın.
"DIŞ POLİTİKA ERGEN ÖFKELERLE TATBİK EDİLEMEZ"
Grup toplantısında dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, Türkiye'nin bölgesel krizlerde dengeli ve kararlı bir politika izlemesi gerektiğini söyledi. Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirten Dervişoğlu, milli güvenlik konularında ortak aklın önemine vurgu yaptı.
Dervişoğlu, ABD ile İran arasında anlaşmaya varılmasında ve özellikle Hürmüz Bağazı'nın savaş öncesi statüsüne dönmesini memnuyetle karşıladıklarını belirterek başladığı konuşmasında, şu ifadeleri kullandı:
"Bu süreç bize bir gerçeği daha göstermiştir: Türk dış politikasında soğukkanlılık, itidal ve temkin hayati önemdedir. Hariciyemizde bu geleneği hâlâ sürdüren diplomatların bulunmasından her zaman memnuniyet duyuyoruz. Ancak aynı günlerde Türkiye’yi kendi ideolojik tutkularına, kimlik hesaplarına ve iç politika kavgalarına alet etmek isteyenleri de gördük. Birileri Türkiye’yi Çin, Rusya ve İran eksenine sürüklemek istedi. Birileri de hamaset uğruna, eli kanlı Netanyahu’ya kendi kamuoyunda, seçim kampanyalarında kullanacağı propaganda malzemeleri verdi. Kriz anlarında ortaya çıkan bu dengesiz açıklamaların Cumhur İttifakı çevrelerinden gelmesi, bize bir kez daha şunu göstermiştir: Dış politika, ergen öfkelerle tatbik edilemez. Devlet, partizan heveslerle yönetilemez. Devlet, partizanlaştıkça riske girer. Ne kadar zor ve çetrefilli dönemlerden geçersek geçelim, tüm tedbirler veya çarelerin, ister uzun ister kısa vadeli stratejilerin başarıya ulaşmasının özü budur. Türkiye’nin ihtiyacı; akla, liyakate, devlet terbiyesine ve kurumsal hafızaya dayanan bir dış politikadır."
HUKUK VE DEMOKRASİ MESAJLARI
Konuşmasının önemli bir bölümünü hukuk ve demokrasi başlıklarına ayıran Dervişoğlu, adalet sistemine duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini ifade etti. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin güçlendirilmesi gerektiğini savunan Dervişoğlu, demokratik kurumların daha etkin çalışmasının önemine dikkat çekti.
Dervişoğlu, "Serbestlik, hürriyet, istiklal ancak refahla mümkündür. Bunun yolu da köprüsü de kavşağı da adalettir. Bu yüzden hukuk demek, ekmek demektir. Bir memlekette, adalet yerini bulmuyorsa, orada refah da ekmek de mutluluk da üretilmez, paylaşılamaz. Bir memlekette adaletin bedeli ne kadar yüksekse, bilin ki orada, ekmeğin fiyatı da o kadar yüksek, hayatların değeri bir o kadar ucuzdur" dedi.
ERDOĞAN'A SESLENDİ
İktidarın ekonomi ve tarım politikalarını eleştiren Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, şunları kaydetti:
"Zaman hükmünü veriyor. Göremediğin gerçek şu: Bugün siyasi oyunlara, yargı operasyonlarına muhtaçsan, trol ağlarıyla algı üretimi peşindeysen sebebi budur. Yurtdışında itibar, diplomasi masalarında meşruiyet arıyorsan sebebi budur. Taşıma suyla değirmen, taşıma meşruiyetle devlet çarkı dönmez Recep Tayyip Erdoğan. Bak arkadaş sana milletin mesajını vereyim, yaz, masanın üzerine koy: Füze yapmak için, Anayasa'yı çiğnemek zorunda değilsin. Ev yapmak için, tarlaları yok etmek zorunda değilsin. Enerji üretmek için, dereleri kurutmak zorunda değilsin. Barış ve huzur için, teröristle kucaklaşmak zorunda değilsin. Bu millet de senin iktidarını taşımak için çile çekmek zorunda değil, aç kalmak zorunda değil, el açmak zorunda değil Recep Tayyip Erdoğan. Sen bu memleketin bir evladısın. Sen, bu memlekete muhtaçsın ama bu memleket sana asla ve kata muhtaç değil. Kendinden, iktidarından başkasını düşünmeyeni bu millet de düşünmek zorunda değil."
VATANDAŞLARA MİTİNG ÇAĞRISI
Dervişoğlu, konuşmasının sonunda vatandaşları İYİ Parti tarafından Ankara'da düzenlenecek programa davet etti:
"Adaletsizliğe karşı adalet için, saltanata karşı cumhuriyet için, kayyımlara karşı demokrasi için, butlanlara karşı milli egemenlik için, çözülmeye karşı bütünlük için bayrak açıyorum. Sadece ben değil, bu büyük millet de elden ele, gönülden gönüle, yürekten yüreğe bayrak açıyor. Mavi gök kubbenin en güzel süsü, alnımızın akı, şehidimin son örtüsünü en yukarı taşımak için bayrak açıyoruz. 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan’da olacağız. Parti ayrımı yapmadan, al bayrağı namusu ve şerefi bilen, cumhuriyet sevdalısı her vatandaşımı Tandoğan Meydanına davet ediyorum. Bu büyük buluşma inanıyorum ki, Türk milletinin yeniden doğuşu olacaktır. Ve hep birlikte haykıracağız: Son bulsun teslimiyet, yıkılsın zillet, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın millet!"

