(ANKARA) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Terörsüz Türkiye sürecinde yaşanan gelişmelere ilişkin, "Silahlar geri dönüşsüz bir biçimde yakıldı. Fakat aynı açıklıkla şunu söylemeliyiz ki bu bir yıl yeterince değerlendirilmedi. Bugün çok daha iyi bir noktada olunabilirdi. Hukuki çerçeve hazırlanmış, İmralı'da özgür çalışma koşulları oluşturulmuş, kayyum pratiği bitirilmiş, cezaevlerine dair cesur adımlar atılmış, siyasi tutsaklar serbest bırakılmış olabilirdi" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Balgat'taki Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Hatimoğulları, konuşmasına yaşamını yitiren yazar ve şair Ahmet Telli'yi anarak başladı. Hatimoğulları, "Onu hep güler yüzüyle hatırlatayacağız. Kendisini saygıyla, minnetle anıyorum" ifadelerini kullandı.
"O ATEŞ, ŞİDDETİ VE ÇATIŞMAYI TARİHE HAVALET ETTİ"
Hatimoğlu, 11 Temmuz'un "PKK'nin silah yakma töreninin yıl dönümü olduğunu" belirterek, bugünkü açıklamalarını bu gündem çerçevesinde yapacağını söyledi.
11 Temmuz 2025'te Süleymaniye'de gerçekleştirilen silah yakma töreninin "tarihi bir dönüm noktası" olduğunu ifade eden Hatimoğulları, "O gün Süleymaniye'de Barış Anneleri'yle, kadınlarla, gençlerle, farklı ülkelerden siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve dünyanın birçok ülkesinden gelen basın mensuplarıyla birlikte bu tarihi ana tanıklık ettik. Oradan büyük bir umut ve büyük bir inançla döndük. Ateş yakıldı ve silahlar ateşe atıldı. O ateş ölümü, çatışmayı ve şiddeti tarihe havale eden, yaşamı kutsayan, barışı çağıran bir ateşti. O gün gördüğümüz şey açık ve netti, silahlı bir dönem yerini demokratik siyaset dönemine bırakıyordu" diye konuştu.
"KÜRT SORUNU GÜVENLİK DUVARINA HAPSEDİLEMEZ"
Silah yakma töreninin yalnızca sembolik bir adım olmadığını dile getiren Hatimoğulları, "O gün yanan yalnızca silahlar değildi. Yıllardır barışı ve onurlu çözümü engellemek için öne sürülen mazeretler de yandı. Kürt sorunu artık bir güvenlik duvarına hapsedilemez. Silahlar yanıyorsa hukuk ertelenemez, demokratik siyaset kriminalize edilemez. Bundan sonra hiçbir anne evladını kaybetmesin, hiçbir genç çatışmayla, ölümle, cezaeviyle ya da sürgünle karşı karşıya kalmasın. Hiçbir çocuk kendi adını, dilini ve kimliğini saklamak ya da unutmak zorunda bırakılmasın" değerlendirmesini yaptı.
"SİLAHI YAKAN PKK'LILAR KAPIDAN GİRMEYİ BEKLİYOR"
Hatimoğulları, PKK'nin attığı adımların ardından devlet ve siyaset kurumunun da sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirterek, "Sayın Abdullah Öcalan'ın çağrısı bir kapı açtı. Silahı yakan PKK'lılar bir yıldır bu kapıdan girmeyi bekliyorlar. Şimdi görev Meclis'te, iktidarda, siyaset kurumlarında ve devlettedir. Hepimizin görevi, zemini hukuk, çatısı demokrasi olan ortak bir yaşamı kurmaktır" dedi.
"BU BİR YIL YETERİNCE DEĞERLENDİRİLMEDİ"
Terör örgütü PKK'nın silahları yakmasının ardından geçen bir yıllık süreci değerlendiren Hatimoğulları, barış sürecinin hukuki ve demokratik düzenlemelerle desteklenmediğini savundu. Hatimoğulları, şunları kaydetti:
"Dünyada çatışma ve çözüm deneyimleri içinde eşine az rastlanan bir adım atıldı. Bu büyük bir iyi niyet göstergesiydi. Silahlar geri dönüşsüz biçimde yakıldı. Fakat bu bir yıl yeterince değerlendirilmedi. Bugün çok daha iyi bir noktada olunabilirdi. Hukuki çerçeve hazırlanmış, İmralı'da özgür çalışma koşulları oluşturulmuş, kayyum pratiği bitirilmiş, cezaevlerine dair cesur adımlar atılmış, siyasi tutsaklar serbest bırakılmış olabilirdi. Bunlar olsaydı bu bir yılı çok daha başarılı, umut verici ve olumlu bir biçimde geçirmiş olacaktık. Bunların hiçbiri lütuf değildir. Barışa inanılıyorsa adım atılır, çözüme inanılıyorsa hukuk kurulur, demokratik siyasete inanılıyorsa seçilmişlerin iradesi tanınır."
"BU SÜREÇ DAR MANADA BİR SİYASİ PARTİNİ ÇIKARLARINA KURBAN EDİLEMEZ"
Orta Doğu'da yaşanan gelişmelere de değinen Hatimoğulları, Türkiye'nin iç barışını güçlendirmesinin bölgesel gelişmeler karşısında stratejik önem taşıdığını vurguladı. Hatimoğulları, "Türkiye'nin kendi iç barışını oluşturması ve bunu devlet politikası haline getirmesi bugün her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Bu süreç dar manada bir siyasi partinin çıkarlarına kurban edilemez. Bu sürecin muhalefetin dövüldüğü bir atmosferde güçlendirilmesi ve toplumsallaşması ile ilgili ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bu süreçte Kürt halkının ve dostlarının barış ve demokrasi mücadelesini zayıflatma aracına dönüştürme taktiğiyle ilerlenemez. Kürt sorunu terör ve güvenlik parantezinde tutulamaz. Güçlü bir iç barış, Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünü açacaktır" dedi.
"ÖZEL YASA HALA ÇIKMADI, KAYYUMLAR YERİNDE DURUYOR"
Sürecin başlangıcından bu yana "Kürt tarafının üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini" savunan Hatimoğulları, devletin aynı doğrultuda adım atmadığını ileri sürdü. Hatimoğulları, "Sayın Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat'taki çağrısına Kürt tarafı gerekli karşılığı verdi ve yükümlülüklerini yerine getirmeye çalıştı. Ama özel yasa hala çıkmadı. İmralı'daki koşullar sürecin ruhuna ters ilerliyor. Kayyumlar yerinde duruyor. Siyasi tutukluluklar devam ediyor. AİHM kararları uygulanmıyor. Osman Kavala, Can Atalay, Gezi tutukluları, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve Kobani davası tutukluları hala cezaevinde. Seçilmiş belediye başkanları ya cezaevinde ya da yerlerine kayyum atanmış durumda. Yargı kılıcı muhalefetin üstünde sallanıyor. Oysa bu dönemde kılıçlar kınına girmeliydi ve saban olmalıydı" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, Abdullah Öcalan'ın süreci yürütebileceği koşulların oluşturulması gerektiğini kaydederek, "Sayın Öcalan'ın çalışma, görüşme, iletişim kurma ve süreci yönetebileceği özgür çalışma koşullarının oluşması şarttır. Baş müzakereci özgürce konuşamıyorsa iktidar ve devlet bu süreci nasıl ilerletmeyi düşünebilir?" diye sordu.
Temmuz ayında çıkarılması beklenen yasal düzenlemeye ilişkin de çağrıda bulunan Hatimoğulları, "Bu ay çıkması beklenen çerçeve yasa daha fazla geciktirilmemeli ve müzakere edildiği şekilde çıkmalıdır. Kategorik ayrımlar ya da pişmanlık dayatmalarıyla değil, kapsayıcı, barış ve çözüm odaklı bir yasa hazırlanmalıdır. Bütün Türkiye şunu bilmeli: PKK'nin attığı bütün adımları, Sayın Abdullah Öcalan bu zemini sağlamıştır. Geçen sene bugün silahlar yakıldıysa, bunu Sayın Abdullah Öcalan'ın onurlu barış perspektifi sağlamıştır" şeklinde konuştu.
"BİR ÇAĞRIMIZ DA İKTİDARA VE DEVLETE"
Hatimoğulları, konuşmasının sonunda Türkiye'nin tarihi bir fırsatla karşı karşıya olduğunu belirterek, "Bugün silahların sustuğu ve artık konuşmayacağının ilan edildiği bir dönemde Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi Türkiye toplumunun tamamını rahatlatacaktır. Bu süreç yalnızca Kürt halkının değil, demokrasiden, barıştan ve insan haklarından yana olan herkesin sahip çıkması gereken bir süreçtir. Buradan bir çağrımız da iktidara ve devlete, temmuz ayını en doğru şekilde değerlendirelim. Beklenen kök yasa, çerçeve yasanın bir an önce beklentiye olumlu yanıt verecek şekilde çıkmasını sağlayalım. Bu engelleri ortadan kaldıralım ve yolumuzda daha iyi bir şekilde ilerleyelim." dedi.