(ANKARA) - EMEP'ten 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, “Türkiye’de, bölgemizde ve dünyada barışı ancak savaştan çıkarı olmayanlar inşa edebilir. Tam da bu nedenle barış mücadelesinin sorumluluğu işçi ve emekçilerin kollarındadır" ifadelerine yer verildi. Açıklamada, "Türkiye NATO’dan çıksın ve NATO dağıtılsın. ABD üsleri kapatılsın" denildi.
Emek Partisi (EMEP) Genel Merkezi'nden, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla “Savaşa ve işgallere karşı işçilerin birliği, halkların kardeşliği” başlığıyla yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
"On milyonlarca kişinin yaşamını yitirdiği İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı gün olan Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgal ettiği 1 Eylül 1939’un üzerinden 87 yıl geçti. Halklar, o gün bugündür, her yıl 1 Eylül’de barış talebini meydanlarda haykırıyorlar. Emperyalist güçlerin enerji ve ticaret koridorları ile nadir toprak elementleri başta olmak üzere değerli metal ve madenlerin bulunduğu coğrafyalarda egemenlik alanları oluşturma mücadeleleri sertleşiyor.
Avrupa’nın silahlanmaya daha fazla kaynak ayırması sonucunu doğuran Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş, ABD emperyalizmi ile İsrail’in, Gazze’de Filistin halkına yönelik soykırımı ile devam etti. Kökeni El Kaide’ye dayanan Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) emperyalistler ve bölgesel işbirlikçilerinin desteğiyle Suriye’de yönetime getirilmesini, Alevi, Dürzi ve Kürt halklarına yönelik katliamlar izledi.
İsrail, ABD desteğiyle İran’ın direniş kollarını kırma hedefiyle saldırılarını Lübnan’a kaydırırken, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının yıkıcı etkisi devam ediyor. Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşinin, Trump’ın emriyle Amerikan askerlerince düzenlenen bir operasyonla ülkesinden kaçırılması, emperyalist haydutluğun ulaştığı pervasızlığı gösteren bir örnek oldu.
‘TÜRKİYE’NİN ASKERİ HARCAMALARININ ARTMASI İŞÇİ VE EMEKÇİLER İÇİN YENİ YÜKLER ANLAMINA GELİYOR’
Tüm bunlar da yetmezmiş gibi, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’yle Türkiye’ye ABD emperyalizminin bölgesel çıkarlarına bağlanan yeni görevler verilirken, Türkiye’nin askeri harcamalarının daha da artması işçi ve emekçiler için yeni yükler anlamına geliyor. Öte yandan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına tepkisiz kalarak destek veren Erdoğan’ın Hürmüz Boğazı’nda mayın temizleme görevine talip olması, ABD’nin ileri karakolu ve lojistik üssü olma rolünü tescilleyen bir gelişme olmuştur.
Türkiye burjuvazisi ve onun çıkarlarını temsil eden Saray iktidarının, bir yandan ‘yurtta sulh, cihanda sulh’ söylemini kullanırken, diğer yandan Ortadoğu’dan Afrika’ya kadar uzanan geniş coğrafyada nüfuz sahibi olmak için yeni yatırımlar yapması sonucu Türkiye, 2025’te en çok askeri harcama yapan ülkeler arasında 18’inci sırada yer aldı.
Mekke Ortak Savunma Antlaşması adıyla Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026’da imzalanan güvenlik ve savunma paktı ise bölgedeki güç mimarisi içinde, ABD ve İsrail’in hedefindeki İran’a karşı bir yapı olarak öne çıkıyor. Bu anlaşma, Türkiye açısından yeni cephelere doğru yol almak ve yeni savaş tehditleri altında yaşamak anlamına geliyor. NATO’nun amaç ve hedefleriyle uyumlu olan yapı, ABD emperyalizminin bölgesel yükünü hafifletirken, ona Çin ve Pasifik’teki yoğunlaşması için de alan açmış oluyor.
İsrail’in Suriye’nin Türkiye sınırına yakın kenti İdlib’teki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü vurması ve saldırının Türkiye’den bir askeri heyetin üssü ziyaret ederek havaalanının yeniden faaliyete geçirilmesi çalışmalarını incelemesinin ardından gerçekleşmesi; bölgemizin, emperyalizm ve işbirlikçileri tarafından savaş tehditleri sarmalında yaşamaya itildiğinin somut örneğidir.
‘EMPERYALİST SAVAŞ, YOKSULLARIN SOFRASINA EKMEKLERİNİN KÜÇÜLMESİ OLARAK YANSIYOR’
Öte yandan, savaşların damgasını vurduğu kapitalist bir dünyanın, gelir uçurumlarının daha da derinleştiği bir dünya olması kaçınılmazdır. Dünya Eşitsizlik Raporu 2026, küresel eşitsizliğin tarihi boyutlara ulaştığını ve en zengin yüzde 0,001’lik azınlığın insanlığın en yoksul yarısının toplam servetinin üç katını elinde tuttuğunu ortaya koydu. Emperyalist savaş tek tek ülkelere baskı rejimleri olarak dönerken, yoksulların sofrasına da ekmeklerinin küçülmesi olarak yansıyor.
Türkiye egemenleri ‘aktif dış politika’ adı altında Yeni-Osmanlıcı anlayışla yayılmayı esas alan bir strateji izlerken, ülke içinde iki yıla yakın bir süredir devam eden yeni ‘süreç’, henüz silahların susmuş olmasından, savaşı ortaya çıkaran nedenlerle yüzleşilmesine varamamıştır. Saray iktidarının, süreci kendi bekası için araçsallaştırdığına yönelik işaretlere ek olarak muhalefete yönelik baskılar aralıksız devam etmektedir.
Kürtçe anadilinde eğitim, muhalefet belediyeleri üzerindeki kayyım uygulamalarına son verilmesi, siyasi tutuklular için genel af, iktidarın uygulamamak için direndiği AİHM ve AYM kararlarının gereğinin yapılması, yakıcı demokrasi ve barış talepleri arasındadır. İktidarın 19 Mart 2025 operasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte ilçe belediye başkanları, yönetici ve çalışanlarının tutuklanmasıyla sonuçlanmıştı. Dalgalar halinde devam eden bu operasyon sonucunda yüzlerce kişinin yargılandığı davalar sürüyor.
‘BARIŞ MÜCADELESİNİN SORUMLULUĞU İŞÇİ VE EMEKÇİLERİN KOLLARINDADIR’
AİHM kararlarına rağmen on yıldır cezaevinde tutulan HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere Kobani davası tutukluları, Gezi davası tutukluları TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, Osman Kavala, Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Tayfun Kahraman bir barış gününü daha cezaevinde karşılıyor. Bu isimlere, iktidarın mizaha dayalı muhalefetine tahammül edemediği için ‘kuyu tipi’ cezaevine hapsedilen komedyen Deniz Göktaş da eklendi.
Türkiye’de, bölgemizde ve dünyada barışı ancak savaştan çıkarı olmayanlar inşa edebilir. Tam da bu nedenle barış mücadelesinin sorumluluğu işçi ve emekçilerin kollarındadır. Kürt meselesinin, eşit haklara dayalı demokratik ve halkçı çözümü için güçlerimizi birleştirelim.Türkiye’de, bölgemizde ve dünyada barış için birleşerek savaşlara dur diyelim. Türkiye NATO’dan çıksın ve NATO dağıtılsın. ABD üsleri kapatılsın.”
