Gazeteciler Sibel Hürtaş ve Hayri Demir’in haberleri nedeniyle “terör örgütü propagandası yapmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” suçlamasıyla yargılandığı davanın 8. duruşması Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada gazeteciler hakkındaki suçlamayı ilgilendiren, Ekim 2019’da çıkarılan yargı paketindeki, “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” değişikliği hatırlatıldı ancak mahkeme tarafından dikkate alınmadı.
TSK’nin Afrin’e düzenlediği askeri harekata ilişkin yaptıkları haber ve sosyal paylaşım mesajları nedeniyle yargılanan Artı TV Haber Ankara Temsilcisi Sibel Hürtaş ile gazeteci Hayri Demir’in yargılandıkları davanın 8. duruşması Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Hürtaş ve Demir’in yanı sıra avukatı Nuray Özdoğan katıldı.
Mahkeme başkanı, Adalet Bakanlığı’nın TCK’nin 301. maddesi kapsamında istenen kovuşturma izni talebine henüz vermediğini kaydetti. Mahkeme Başkanı, Bursa’da “itirafçı” olan H. D. adlı bir kişinin Hayri Demir aleyhinde yaptığı, “Hayri Demir’i Suriye’nin Kamışlı bölgesinde gördüm. Kobane güneyindeki operasyonu takip edip, DİHA’ya haber yapıyordu” şeklindeki teşhis tutanağını okudu.
Teşhise ilişkin beyanda bulunan Demir, “Söz konusu şahsın beyanları lehime olmasına rağmen algı yaratmak adına bu dosyaya da eklenmiş. Ben zaten bu mahkemede yargılandığım diğer davada, şahsın teşhise konu haberlerim nedeniyle yargılanıyorum” dedi.
Demir, Adalet Bakanlığı’ndan bir yılı aşkın süredir izin beklendiğini anımsatarak, “İzne konu haberim nedeniyle de yargılandım ve dosyam kapandı. Bu nedenle iznin beklenmemesini, dosyanın karara bağlanmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.
Gazeteci Sibel Hürtaş, birinci yargı paketinde Terörle Mücadele Yasası’nın 7/2 maddesindeki “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasına maddesine “Haber ve eleştiri niteliğindeki paylaşımlar suç oluşturmaz” düzenlemesi eklendiğini anımsattı. Mahkemeden bu düzenlemeyi dikkate almasını isteyen Hürtaş, “Aradan geçen zamanda ikinci yargı paketi çıktı. Şimdi 3. yargı paketi çıkacak. Ancak mahkemeniz, halen birinci yargı paketini uygulamış değil. 301. madde benimle ilgili değil. Benim yönündem dosya gerekzi uzuyor. Dosyamın tefrik edilerek karar verilmesini istiyorum” dedi.
Avukat Nuray Özdoğan, Demir hakkındaki teşhis tutanağının dosyaya gönderilmesini eleştirerek, “Zaten bu kişi de müvekkilimin haber ajansı çalışanı olduğunu söylemiş. Biz de zaten Hayri Demir’in gazetecilik yaptığını söylüyoruz. Başsavcılığın bu evrakı dosyaya göndermesi hukuksuzluktur. Tamamen mahkeme üzerinde kanaat yaratmaya yönelik bir belgedir” dedi.
Davanın Ocak 2018’den beri sürdüğüne işaret eden Özdoğan, “TSK’nin Afrin harekatına ilişkin haberler nedeniyle yargılanıyorlar. Yargılama sürecinin bu kadar uzaması, TCK’nin 301. maddesinden izin istenmesi hem masumiyet karinesi ihlaline, hem de adil yargılanma hakkının ihlaline neden oluyor” dedi. Demir ve Hürtaş hakkında 2,5 yıldır yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol kararı uygulandığını anımsatan Özdoğan, “AİHS ve anayasaya göre bu kadar uzun yasak, ölçülülük ilkesine aykırıdır. Ayrıca temel hak ve özgürlükleri de ihlal edildi. Bu nedenle yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını istiyoruz” dedi. Savcı, tüm taleplerin reddedilmesini istedi.
Adalet Bakanlığı’ndan cevabın beklenmesine karar veren mahkeme, dosyanın tefrik edilmesi talebi ile yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması taleplerini reddetti. Gazetecilerin eylemlerinin niteliği ve isnat edilen suçun ceza miktarı ve yargılamanın geldiği aşamayı gerekçe gösteren mahkeme, 2,5 yıldır uygulanan yurt dışı çıkış yasağının ölçülü olduğunu savundu.
Davada Ekim 2019’da çıkarılan yargı paketindeki, Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) “terör örgütünün propagandasını yapmak” suçunu düzenleyen 7. maddesinin ikinci fıkrasına “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” değişikliği gözönünden bulundurulmadı. ANKA’ya konuşan gazeteci Hürtaş, bu değişikliği 3 duruşmadır hakime söylediklerini ancak hakimin dikkate almadığını belirtti.
Davanın bir sonraki duruşma günü olarak 25 Kasım tarihi belirlendi.