İYİ Parti Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Sokağa dökülenleri Cumhur İttifakı olarak önümüze katar kovalarız” ve “Edirne’deki en büyük hesabı İmralı’dakine verecek” açıklamalarını hangi sıfatla yaptığını bilmediklerini belirterek, “Varsa Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, bu konuda açıklamalar bekliyoruz. Ayrıca bu açıklamaları yapan sayın Erdoğan’ın çözüm süreci PKK ve Öcalan’la yürüttüğü politikaları biliyoruz. Devletin, milletin hafızalarında hiç gitmeyecek şekilde yer almıştır. Şimdi bu politikaları, bu ilişkileri yürüten Sayın Erdoğan’ın yeni açıklamaları da acaba yeni bir ilişki biçimini mi yansıtıyor? Yeni bir ilişkinin varlığını mı ima ediyor? Buradan bunu mu çıkarmalıyız” dedi.
İsmail Tatlıoğlu, bugün TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tatlıoğlu, özetle şunları söyledi:
EKONOMİ YÖNETİMİNDEN BAHSETMEK MÜMKÜN DEĞİL: “2021 yılının bitiminde çok kısa bir ekonomi değerlendirmesi yaparsak bilhassa partili cumhurbaşkanlığı sisteminin bizi nasıl bir ortama sürüklediğini çok net görmüş oluruz. Çok kısa olarak baktığımızda; temel olarak enflasyon, işsizlik, büyüme, kur ve faiz tartışmaları içerisinde boğulduğumuz bir yılı tamamladık esasında. Bu çerçevede bugün de baktığımızda; yılın ana tartışmasını yine kur, faiz ve enflasyon teşkil etmektedir. Üzülerek söylemek istiyorum ki ekonomi yönetiminden bahsetmek mümkün değildir. Türkiye’de bir bütünlük arz eden kamusal düzenden de bahsetmek mümkün değildir. Bu konuda yetkili oldukları bilinenlerin ayrı ve farklı ifadeleri, gerçekten kamu dışında vatandaşımızı ve özel sektörün de kafasını karıştırmakta ve yön bulmasını imkansız hale getirmektedir.”
OFİSLERİ BİRBİRİNE ÇOK YAKIN OLAN BU İKİ ARKADAŞIN ARA SIRA KAHVE İÇMELERİNİ TAVSİYE EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Prof. Dr. Göksel Aşan’ın, “Ocak ayında negatif enflasyon bekliyoruz” sözleri ile Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin “Ocak ayında enflasyon pik yapar” açıklamasını hatırlatan Tatlıoğlu, “Her ikisinin de ofisleri birbirine çok yakın olan bu iki arkadaşın ara sıra kahve içmelerini biz buradan tavsiye ediyoruz. Böyle bir devlet yönetimi ve algısı olmaz. Sayın Erdoğan Finans Ofisi Başkanı’na göre mi açıklamalarda bulunmakta, Hazine ve Maliye Bakanı’na göre mi açıklamalarda bulunmaktadır” diye konuştu. Tatlıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
ÖNCE SÖYLENİYOR SONRA YASAL DÜZENLEMELER GETİRİLİYOR: “Bu kur garantili mevduat konusu önce söyleniyor, sonra arkasından yasal düzenlemeler getiriliyor. Gerçek kişilerdi yetmedi, tüzel kişiler de geliyor. Bu mevduatların, döviz artışı durumunda farkın nereden karşılanacağı daha henüz belirlenmedi. Yarın yasa çıkarsa o yasa çerçevesinde belirlenecek. Bu tüzel kişilerle ilgili 31 Aralık tarihi itibariyle bilançolarında yer alan dövizlerin kur korumalı mevduata yatırılması halinde, kur kazancı muafiyeti ayrıca ciddi bir maliyettir. Yaklaşık 90 milyar liralık bir vergi harcamasına denk gelmektedir. Buradan şunu çıkartabiliriz; bu mevduat çok yüksek bir maliyete mal olmaktadır. Bunun sebebi, 128 milyar doları satarak Merkez Bankası’nda Türkiye’nin döviz rezervini eriten ve 55 milyar dolar eksi rezerve getiren Sayın Erdoğan ve damadının yönetim anlayışı olduğunu çok net olarak görürüz.
YENİ BİR İLİŞKİNİN VARLIĞINI MI İMA EDİYOR: Sayın Erdoğan’ın, özellikle sokağa çıkma konusunda, ‘Sokağa çıkanları Cumhur İttifakı olarak kovalarız’ cümlesini hangi sıfatla sarf etti bilmiyoruz. Ardından yine ‘Demirtaş Öcalan’a hesap verecek’ açıklaması yaptı. Biz İYİ Parti olarak, bu açıklamalara bir Cumhurbaşkanı yorumu bekliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı bu açıklamalara nasıl bir yorum yapmaktadır? Nasıl değerlendirmektedir? Bunu çok önemsiyoruz. Varsa Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, bu konuda açıklamalar bekliyoruz. Ayrıca bu açıklamaları yapan Sayın Erdoğan’ın çözüm süreci PKK ve Öcalan’la yürüttüğü politikaları biliyoruz. Devletin, milletin hafızalarında hiç gitmeyecek şekilde yer almıştır. Şimdi bu politikaları, bu ilişkileri yürüten Sayın Erdoğan’ın yeni açıklamaları da acaba yeni bir ilişki biçimini mi yansıtıyor? Yeni bir ilişkinin varlığını mı ima ediyor? Buradan bunu mu çıkarmalıyız? Eğer öyleyse hem eski ilişkilerinin tamamını hem de yeni biçimini açıklığa kavuşturmasını istiyoruz. Sayın Erdoğan, bu konu da Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yorumlarını bekliyoruz.”
"GİTMEYİN BÖYLE GİDECEKSİNİZ VATANDAŞA"
AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal’ın Adıyaman’da katıldığı bir programda “açım” diyen bir vatandaşın salonda çıkarılmasına ilişkin Tatlıoğlu, “Anlaşılıyor ki burada vatandaş kovulmaktadır. Bu muamele yanlıştır. Biz, bu vesile ile belirtelim; bu çağrıdan vazgeçtik, gitmeyin böyle gideceksiniz vatandaşa. Ne gidin ne de ayağınıza çağırın. Biz milletimizle kucaklaşırız” dedi.
"MİLLETİMİZ BİZE İKTİDARI VERDİĞİNDE BU SOYGUN GİŞELERİNİ KALDIRACAĞIZ"
Resmi Gazete’de yayımlanan 2022 yatırım programı ve EYT düzenlemesine ilişkin bir soruya Tatlıoğlu, şu yanıtı verdi:
“Bu, devletin kendi insanıyla yaptığı bir sözleşmeden vazgeçmesinin bir sonucudur. Bunu doğru bulmamaktayız. Seçim yılına girilmiştir. O nedenle onlara uzatılan seçim bonusu mahiyetindedir. Bu konu, bizim devamlı takip ettiğimiz konudur. Uygun bir şekilde çözülmesi için gayret sarf ediyoruz.
Bu yatırım programı ile ilgili de bu kamu-özel iş birliği, yap-işlet-devret projelerinde bir gerçeği bir daha ifade edelim. Bu konuda bakanın ve iktidar yanlılarının ‘Bütçeye bir yük olmadan, devlet bir kuruş harcamadan bu projeleri gerçekleştiriyoruz’ ifadelerinin üzülerek gerçeği ifade etmediğini söylüyorum. Yalan demek daha doğru bir kavram ama biz gerçeği ifade etmediği şeklinde duruyoruz. Bu yıl itibariyle yaklaşık 688 liraya geliyor Osman Gazi Köprüsü’nün ücreti. Bunun 184 lirasını vatandaş ödüyor, üstünü Hazine ödüyor. Çünkü AK Parti ve Sayın Erdoğan yönetiminin bu rantçı KOİ Projeleri kurgulanırken o kadar yanlış yapıldı ki bu yıl ödenebilir olmaktan çıktı. 688 lirayı buyurun isteyin bakalım vatandaştan. Esas ücret budur ve doğru değildir. Tamamen yolsuzluğa batmış projelerdir. Bunları adeta bir hale gibi, sosyal devlet gereği gibi bir de tavır takınmaktadırlar. Ama maliyeti yine ülkemiz ödüyor. Bakan da gelmiş, Meclis’te de orada da ‘Bir kuruş Hazine’ye yük olmadan gerçekleştirilen projeler’. Öde o zaman cebinden 7 milyar lira. Allah nasip etsin, milletimiz bize iktidarı verdiğinde bu soygun gişelerini kaldıracağız. Böyle tanımlıyoruz ve 100 liradan Osmangazi Köprüsü herkesin kullanımına açık olacak."