Saadet Partisi’nin, “Avukatlık Kanunu ve Barolar” başlıklı raporunda, AKP’nin baroların seçim usulleri ve yapılarının belirlenmesiyle ilgili çalışmasına ilişkin, “Farklı görüşlere yakın meslek birlikleri veya barolar kurularak aynı mesleğin mensupları arasında oluşacak olan kırılma, mesleğin gerçek problemlerine çare bulmaktan uzakta, faydasız siyasi çatışmaları doğuracak. Avukatlık mesleği mensuplarının çok sayıda problemi varken, meseleyi bu şekilde çözmeye çalışmak ileride avukatlığı çok daha derin problemlerle karşı karşıya getirecek” değerlendirmesi yapıldı.
Saadet Partisi İnsan Hakları ve Hukuk Politikaları Kurulu, “Avukatlık Kanunu ve Barolar” başlıklı rapor hazırladı. Raporda, kamuoyunda önemli bir tartışma konusu olan baro ve meslek kuruluşlarının seçim usulleri ve yapılarının belirlenmesiyle ilgili düzenleme değerlendirildi.
Değerlendirmeden öne çıkan tespit ve öneriler şöyle:
Adaletsiz bir delege ağırlığı sağlamak sakıncalı: Türkiye Barolar Birliği Genel Kurul oluşumundaki baro delege sayılarını yeniden düzenleyen “Nispi temsil” sistemi, üç baronun ağırlığı azaltmak istemektedir. Barolara kayıtlı avukat sayısının belirleyici olduğu bir düzende, üye sayısı çok olan üç baronun genel kurulda etkili olması temsil adaletinin bir neticesidir. Bir düzenlemeyle bu etkinin daha hakkaniyetli bir düzeye çekilmesi adaletli olabilir, fakat burada büyük şehirlerle diğer Anadolu şehirleri arasındaki ideolojik ve toplumsal farktan yararlanarak siyasi mülahazalarla adaletsiz bir delege ağırlığı sağlamak sakıncası bulunmaktadır. “Nispi temsil” sistemi adil görünse de, üzerinde düşünülüp bölgeler ve barolar arasında adaletsizliğe yol açmayacak şekilde yapılandırılmalı. Özellikle bütün avukatları temsil eden TBB başkanının, delegeler tarafından değil, bütün Türkiye’deki avukatlar tarafından genel oyla seçilebilmesi adalete uygun bir çözüm olabilir.
Anayasa ile çelişebilir: Farklı barolar ya da birlikler kurulmasına izin verecek bir değişikliğin, meslek örgütlerinin tüm meslek sahiplerini kapsamasını öngören Anayasa’nın 135/1 maddesiyle çelişebileceği zira kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üst kuruluşların teşkilatlanmasında belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarının karşılanması ve meslekte birliğin sağlanmasının hedeflendiği mülahaza edilmektedir.
Faydasız, siyasi çatışma doğurur: Bu bakımdan, farklı görüşlere yakın meslek birlikleri veya barolar kurularak aynı mesleğin mensupları arasında oluşacak olan kırılma, mesleğin gerçek problemlerine çare bulmaktan uzakta, faydasız siyasi çatışmaları doğuracaktır. Çoklu baro veya birlik sistemi, Türkiye’deki baroların da müştereken karşı oldukları bir düşüncedir. Avukatların baroya kayıt olma mecburiyetinin kaldırılması veya aynı ilde farklı barolara aynı anda kaydolabilme gibi kanuni düzenlemelerin meslek standartlarını ve mesleki disiplin denetimini zayıflatacağı düşünülmektedir. Devlet desteği alan baroların harcamalarının baro yönetiminin eline bırakılması, baroların alt kurullarının etkili çalışmaması gibi idari zaaflar bilinmektedir. Fakat Avukatlık mesleği mensuplarının çok sayıda problemi varken, meseleyi bu şekilde çözmeye çalışmak ileride avukatlığı çok daha derin problemlerle karşı karşıya getirecektir. Avukatlık mesleğine girişin daha ciddiyetle denetlenmesi, baroların da bu konunun çözümünde paydaş olarak kabul edilerek üniversitedeki hukuk eğitimine uzanan köklü bir çözüm daha kalıcı olacaktır.
Müzakereyle yürütülmeli: Avukatlar Kanunu ve baro sisteminde yapılması düşünülen böyle bir değişikliğin, bir kamu kurumuyla ortaya çıkan bir tartışma neticesinde küresel sıkıntıların yaşandığı bir dönemde meslek erbabı ve kamuoyunun müzakere masasından kaçırılarak alelacele gündeme alınması yasama prensipleri açısından doğru değildir. Avukatlık, devletin taşıyıcı kolonu olan adalet sisteminin üç sacayağından savunmayı temsil eder. Avukatların mesleki, örgütsel ve hiyerarşik bağımsızlıkları aynı zamanda savunma hakkının kutsallığı bakımından önemlidir. Her geçen gün mensubu katlanarak artan meslek sahasında çok daha derinlikli ve gerçek problemleri olan Avukatlığın, baro yönetimleri, temsil dengesi gibi meselelerin yanında bu problemlerinin de çalışılması ve mesleki konularda çözümler üretilmesi gerektiği ortadadır. Bütün bu problemler ortada dururken, siyasi dengeler gözetilerek meslek saygınlığının örselenmesi yanlış olup, meslek birliğinin ıslah edilmek yerine bu şekilde yıpratılmasının telafisi imkânsız olumsuzluklar yaratacağı düşünülmektedir. Yapılacak değişikliklerin baroların çağrısında belirttiği gibi müzakere yöntemiyle ortak bir aklın ürünü olarak kanunlaştırılması hayati önem arz etmektedir.