HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun HDP'li Dilan Dirayet Taşdemir'in Gara'ya gittiği yönündeki iddialarına yanıt verdi. Buldan, "Bu kocaman, kuyruklu bir yalandır. Bizim milletvekilimiz Gara’ya gitmemiştir, Gara’da bulunmamıştır, o tarihlerde nerede olduğu da bellidir bu arkadaşımızın" dedi.
Partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuşan Buldan özetle şunları söyledi:
GARA KIRILMA NOKTASIDIR: “Gara çok önemli bir kırılma noktasıdır. Şu an iktidarda başka bir parti olsaydı ve AKP muhalefette olsaydı, Gara için kıyameti koparmaz mıydı? ‘Ölümlerin sorumlusu iktidardır’ demez miydi? Biz de hem muhalefet olarak hem de HDP olarak aynısını yapmaya çalışıyoruz. Halk adına hesap soruyoruz iktidardan.
HEDEFLERİ SİYASİ BİR HİKAYE ÇIKARMAKTI: Kamuyuna HDP’nin ve muhalefetin geçmişte olduğu gibi o insanların kurtarılması için neden adım atmadığı sorusuna iktidar yaklaşık bir haftadır cevap vermedi. Bu sorudan kaçıyorlar, Gara’dan kaçıyorlar çünkü suçlular. Amaçlarının Gara’da o insanları kurtarmak olmadığı ayan beyan ortadadır. Amaçları bu olsaydı yöntem bu olmazdı, olmamalıydı zaten. Bir diyalog yolu mutlaka seçilmeliydi. 2015’te bizzat benim de içinde yer aldığım, Lice’de 3 uzman çavuş bizim, İmralı Heyeti’nin girişimleri sonucu 2 gün orada kalıp 3 uzman çavuşu aldık, Lice Kaymakamlığı’na getirdik. O insanlar daha sonra bizlere ulaşarak teşekkür ettiler. Biri nişanlıydı, bizi düğününe davet etti. Biri yeni evliydi, henüz çocuğu olmamıştı, çocuğu olduğunda ismini bizlerden birinin vereceğini ifade etmişti. O insanlar ailelerine sağ salim teslim edilmişti. 13 insanın getrilmesi için de hükümete bu çağrıyı defalarca yaptığımızı ve bu tür girişimlerde defalarca bulunduğumuzu söylememize rağmen dikkate almadılar. Hedefleri iktidarlarının devamı için Gara’dan kullanabilecekleri siyasi bir hikaye çıkarmaktı.
BİZİM MİLLETVEKİLİMİZ GARA'YA GİTMEMİŞTİR: Siyasi amaçlarına ulaşamayınca dört koldan HDP’ye saldırmaya başladılar. ‘HDP kapatılsın korosu’ her gün gürültü çıkarmaya, Kürt düşmanlığı yapmaya devam ediyor. Bunların bir fotoğrafçı bakanı var. Gezdiği çukur kanallarında yalan rüzgarları estiren bir fotoğraf bakanı var. HDP’li bir kadın milletvekili Gara’ya gitmiş, orada boy göstermiş, oradan talimat almış ve tekrar Türkiye’ye dönmüş siyaset yapmaya devam ediyor. Gerçekten pes doğrusu. Bu kocaman, kuyruklu bir yalandır. Bizim milletvekilimiz Gara’ya gitmemiştir, Gara’da bulunmamıştır, o tarihlerde nerede olduğu da bellidir bu arkadaşımızın.
EN DERİN ÇUKUR İKTİDARIN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ ÇUKUR: Bu kara propagandanın arkasına sığınanlar, yarın öbür gün bu arkadaşımız yeni bir açıklama yaptığında bunun altında nasıl kalacaklarını düşünmüyorlar mı? Bizim milletvekilimizin Gara’da ne işi var? Niye gitsin? Bizim vekillerimizin o bölgede gidebilecekleri tek bir yer vardır o da Barzani ile görüşme yapmak üzere Erbil’dir. Orada siyasi partilerle görüşme yapmak üzere bizim milletvekillerimiz Erbil’e zaman zaman giderler gelirler. Bu kendi suçlarını örtbas etme telaşıdır. Dilan arkadaşımız da dün detaylı açıklamalarda bulundu, bu iftirayı atanları kanıtlamaya çağırdı. Ben de aynı çağrıyı yapıyorum. Eğer ispatlayamıyorsanız müfterisiniz. Resmen dibin de dibindeler. Dünyanın en derin çukurunun Büyük Okyanus’taki Maryana Çukuru olduğunu biliyorduk, meğer en derin çukur Ankara’daki iktidarın içine düştüğü çukurmuş. Biz son günlerde bunu net olarak gördük.
CEMAAT DÖNEMİNİN YÖNTEMLERİ: Bize yönelik iftira, kumpas ve saldırı kampanyası aynı cemaat döneminin yöntemleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Belli ki bunlar cemaatteki abilerinden çok dersler almışlar, çok şeyler öğrenmişler. Bu fotoğrafları gösteren bakan; gaye nedir biliyor musunuz: Bu bakan Erdoğan’ın koltuğuna göz dikmiştir. Kendi içinizdeki iktidar ve koltuk kavgasını açık yapın. Savaşınızı HDP üzerinden yürütmeyin. HDP buna izin vermez. Aynı bakan, çözüm sürecinde, heyetimizin devletin ve iktidarın bilgisi, onayı ve ricası dahilinde gerçekleştirdiği ziyaretin fotoğraflarını çıktığı programlarda gösterdiğine tanık olduk ve bunun adı algı yaratma çabasıdır. Keşke o fotoğrafları ekrana çıkmadan önce kendi genel başkanına gösterseydi. Recep Tayyip Erdoğan’a gösterseydin, sonra çıkıp bu fotoğrafların Kandil’e gidenler Kandil’de neler yaptı gibi bir algı yaratma içerisine keşke o zaman girseydin.
O MEKTUBU ERDOĞAN HEYECANLA BEKLİYORDU: Soylu efendi iyi dinlesin bunları: Sana o fotoğrafların hikayesini de anlatayım. Kandil fotoğrafları PKK’den silahları bırakacaklarına dair mektupları aldığımız ziyaretlere aittir. Evet, iki gün önce bir televizyon kanalında gösterdiğin fotoğraflar Sayın Öcalan’ın Kandil’e, PKK’ye Türkiye’ye karşı silah bırakma çağrısının yapılacağı ve bizim o mektupları götürdüğümüz görüntülerdir. Onların fotoğrafıdır. Senin Genel Başkanın Erdoğan da heyecanla, umutla o mektubun Türkiye’ye nasıl döneceğini ve bizim karşılık olarak Türkiye’ye neler getireceğimizi bekliyordu. Biz o mektupları getirdik, ilgililere teslim ettik, arşivlerde mevcuttur. Fotoğraf çekebileceğimiz bir makine yok. Hiçbir fotoğrafı biz çekmedik.
ÜÇ FOTOĞRAFIN DA AMACI AYNIYDI: Başka bir fotoğraf var: İmralı’da çekilen bu fotoğraf. (Buldan ve PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki fotoğrafı) Bu fotoğrafı kim çekti? Bu çekilen fotoğrafı bize kim verdi? Soylu bunu araştırsın. Hükümet ve devlet yetkilileriyle Dolmabahçe’de çektiğiniz, Dolmabahçe Mutabakatı’nın okunduğu 28 Şubat (2015) tarihinde yaptığımız açıklamanın fotoğrafı. Bunu da biz çekmedik, oradaki yetkililer çekti. Her üç fotoğrafın da amacı aynıydı, çekilen yer bellidir, kim tarafından çekildiği de ortadadır. Çözüm sürecindeki girişimlerimize saygısızca yaklaşan zihniyetlere verilecek tek cevabımız şudur: o süreç halklarımızın geleceği için annelerimizin göz yaşının durması için, bedenlerin toprağa düşmemesi için fedakarca yürütülen bir süreçtir. Bugün de olsa hiç tereddüt etmeden aynı fedakarlığı yapmaya devam edeceğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yeter ki tek bir insanımızın bile tırnağına bile taş değmesin.
GERGERLİOĞLU TÜRKİYE TOPLUMUNUN VİCDANIDIR: Arkadaşımız Ömer Faruk Gergerlioğlu. Kendisine verilen haksız ve hukuksuz bir cezayı AKP’nin Yargıtay’daki ilgili dairesi onayladı. Saraydan talimat aldı. Bunun başka bir açıklaması yok. Gara’nın intikamını HDP’den alma gibi yeni bir yöntem koydular önlerine. Kaybettikçe korkuyorlar, korktukça HDP’ye saldırıyorlar, HDP’ye saldırdıkça aslında kaybettiklerinin de farkında değiller. Elinizden geleni ardınıza koymayın. Sizden korkan aynı sizin gibi olsun. Ömer Faruk Gergerlioğlu Türkiye toplumun vicdanıdır, sesidir, kulağıdır ya. Ayıptır, yazıktır, günahtır ya. Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yaptığının zerresini, tek bir tanesini sizin o onlarca yüzlerce milletvekilinizden tek bir tanesi yapmamıştı.