CHP Sözcüsü Faik Öztrak, kurdaki artışa ilişkin “Milletin kasasından satılan milyarlarca dolara ve son olarak artırılan faizlere rağmen Türk Lirası sene başından bu yana, dolar karşısında yüzde 23 değer kaybetti. 83 milyonluk koskoca ülke, beş müteahhit için çalışıyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Her kim devlet ile özel sektörün iş birliğini acımasızca eleştiriyorsa onun hedefi, Türkiye'yi yurt dışına bağımlı kılmaktır" ifadelerine karşı Öztrak,"Hay Allah müstahakını versin. Bu projelerin ihalesini dolarla avroyla sen yapmadın mı? Bu durumda Türkiye’yi dışarıya ve yabancılara bağımlı yapan kim? Sensin, sen!” yantını verdi.
Öztrak, CHP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) sonrası yaptığı basın toplantısında özetle şunları söyledi:
ERMENİSTAN ASKERLERİNİ GERİ ÇEKMELİDİR: Dün doğu sınırlarımızda, bir başka kriz yeniden alevlendi. Ermenistan, uluslararası hukuka aykırı olarak Azerbaycan ile olan ateşkesi bir kere daha bozdu. Azeri yerleşim yerlerini ve sivilleri hedef aldı. Ermenistan’ın bölge barışını tehdit eden tutumu kabul edilemez. Bu, uluslararası hukukun açık ihlalidir. Bu, terördür. Yukarı Karabağ’daki Ermenistan işgali, zaten bölgemizde kanayan bir yaradır. Yıllardır süren bu işgal, hem bölge güvenliğini hem de refahını tehdit etmektedir. Çatışmaların yaşandığı coğrafya, ülkemizin Kafkasya’yla bağlantısı için stratejik önemdedir. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru hattı gibi önemli uluslararası stratejik tesisler çatışma bölgesine yakındır. Azerbaycan’a her türlü desteği vermek zorundayız. Yukarı Karabağ meselesinin barışçıl yollarla çözümü için öncelik bellidir: Ermenistan, daha önce işgal ettiği bölgelerden, askerlerini derhal geri çekmelidir.
ATEŞ ÇEMBERİNDEN NASIL ÇIKACAĞIMIZA KAFA YORUN: Suriye’de; ABD ve Rusya, sınırımızın hemen yanında bir terör koridorunu ilmek ilmek örüyor. ‘Türkiye’nin PKK/YPG’ye saldırmayacağını’ ABD’nin bölgedeki özel temsilcisi James Jeffrey açıklıyor. Peki, ülkeyi yönetenlerin bu vahim iddiaya karşı sesleri çıkıyor mu? Hayır. Ege’de; Yunanistan, Lozan’a aykırı şekilde, burnumuzun dibindeki adaları silahlandırıyor, kendisine ait olmayan adacıkları işgal ediyor. Ülkeyi 18 yıldır yöneten hükümetin Savunma Bakanı, bu durumun yeni farkına varabiliyor. Doğu Akdeniz’de; Fransa yanına AB’yi ve diğer bölge ülkelerini de alarak, bizi kıyılarımıza sıkıştırmaya çalışıyor. 18 yıllık iktidarın kifayetsiz Dışişleri Bakanı ise işini yapıp, diplomasiyle hasım azaltacağına, ülkemizin tapu senedi Lozan’la uğraşıyor. 18 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar. Cumhuriyetimizle ve cumhuriyeti kuran kadrolarla kavga etmekten bıkmadılar.Buradan Saraya bir kere daha altını çizerek söylüyoruz: Ülkemizi, dış politikada ve ekonomide içine düştüğünüz ateş çemberinden nasıl çıkaracağınıza kafa yorun.
TBMM’Yİ ADRES HALİNE GETİRİN: Uluslararası ilişkilerde yalnızlığımızı bitirip askerimizin üzerindeki yükü azaltmak için başta Suriye, Mısır ve İsrail ile diplomatik ilişkileri derhal başlatın. Dışarıda işleri kolay kılmak için içeride gerginliği azaltın, dış politikaya ihvan gözlükleriyle bakmaktan ve dış politikayı iç siyasete malzeme etmekten vazgeçin. TBMM’yi milli meselelerin çözüm adresi haline getirin.
SARAY SAVCISININ AMACI AÇIKTIR: ‘Suriye’de artık PKK/YPG terör örgütüne saldırmayacağız’ diye Amerika’ya söz veren Saray, 6 yıl önceki Kobani olayları üzerinden, içeride HDP’ye siyasi operasyon düzenleyerek bu rezaletin üstünü örtmeye ve şahsım devletine muhalefet edenlere gözdağı vermeye çalışıyor. 6 yıldır süren, Anayasa Mahkemesi tarafından hak ihlali olduğuna dair kararlar verilmiş, beraatlarla sonuçlanmış bir dava yeniden açılıyor. İnsanlar tutuklanıyor. Daha birkaç gün önce düğününden çıkıp, eşiyle apar topar saraya koşan Saray savcısının eliyle başlatılan bu siyasi operasyonun amacı gayet açıktır. İçeride zaten daralmış demokratik zemini daha da daraltmak, ülkeyi kutuplaştırarak yönetmek…Böylece siyaseten bitmiş ömürlerini mümkün olduğunca uzatmak ama bunları yaparken ülkenin bölünmezliğini ciddi ölçüde tehlikeye attıklarının farkında değiller.
YÜREKLİ BİR SAVCI YOK MU: Ülkemiz bu müflis bezirgân siyasilerin elinde oradan oraya savruluyor. Zamanında bazı bakanların ‘önüne yatarım’ dediği Reza Zarrab’ın kuryesi, Amerika’da konuştu. Kurye, ‘Zarrab’ın Türkiye’de 800 milyon dolar rüşvet dağıttığını’ açıklıyor. İddiaya göre bu rüşvetin büyük bir kısmı tek bir kişiye gitmiş. Kim bu 10 milyonlarca doları alan kişi? MASAK ne yapıyor? Bu iddiaları araştıracak, Türkiye’de yürekli bir savcı yok mu? Neden dışarıda bir kez daha aleniyet kazanan bu iddialar, İçeride yerli medyada yeterince yer almıyor? Müyesser Yıldız gibi basınımızın yüz akı bir gazeteci, hala içeride tutuluyor.En son Halk TV’ye beş gün ekran karartma cezası verdiler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar. Gerçekler er ya da geç; öyle ya da böyle, ortaya çıkıyor. Biz Halk TV’ye yapılan bu operasyonu bir kez daha şiddetle kınıyoruz.
PENSİLVANYA’DAN GELDİ: Saray iktidarının büyük ortağı, siyasi ömrünü uzatmak için yargı eliyle demokrasimize operasyonlar çekerken, küçük ortağı da kendi yakınlarını hapisten çıkarmakla meşgul. Sarayın küçük ortağının, mahkemelere yaptığı son baskıyla tahliye edilen bu şahıs kim? ‘Öcalan’ı Paşa yapalım’, ‘Diyarbakır Amed olabilir’, ‘Türk ordusu lağvedilsin’ diyen biri. Peki, bu tahliye için Sarayın bekçisine kutlama ve teşekkür mesajları, nereden geldi? Okyanus ötesinden, Pensilvanya’dan geldi. Sarayın bekçisi kimlerle dans ediyor. Milletimiz görüyor, notlarını veriyor. Önüne gelecek ilk sandıkta da yerlerini gösterecek, evlerine gönderecek.
YÖNETİM, SALGINLA MÜCADELE EDEN HEKİMLE MÜCADELE EDİYOR: Ülke genelinde değil, sadece CHP ve Millet İttifakı yönetimindeki 11 büyükşehrimizde, 1-25 Eylül tarihleri arasında, bulaşıcı hastalık kaynaklı vefatların sayısı bin 604 olmuş. Aynı dönemde tüm Türkiye’de, Sağlık Bakanlığı tarafından salgın nedeniyle yaşamını yitirdiği açıklananların sayısı ise bin 488. Şimdi, sadece 11 Büyükşehrin Mezarlıklar Müdürlüklerinden alınan resmi kayıtlardaki vefat sayılarının, Türkiye geneli için verdiğiniz vefat sayılarından Daha fazla olmasını nasıl açıklayacaksınız? Gerçeklere gözlerinizi kapatarak, Türk Tabipleri Birliği gibi kuruluşlarımızı terörist ilan ederek, sorumluluktan kaçamazsınız. Tüm dünya salgınla mücadele ediyor. Bizdeki yönetim, salgınla mücadele eden hekimlerimizle mücadele ediyor. Tüm dünya sağlık ordusuna gözü gibi bakıyor. Bizde sağlıkçılarımıza yönelik şiddet her gün daha da artıyor.
İKİ SENE SONRA NE İŞE YARAYACAK: Yeni eğitim-öğretim yılının hemen başında, EBA çöktü. Sorumlu Bakan çıktı; pişkin bir şekilde ‘demek ki çok talep var’ deyiverdi. Ülkemizde 4 milyon öğrenci, olanaksızlıklar nedeniyle, zaten uzaktan eğitime erişemiyor. Pek çok evde ne internet var, ne de bilgisayar. Milletimizin bildiği bu gerçeği, Milli Eğitim Bakanı bilmiyor mu? Gayet iyi biliyor. Ama aynı Bakan iki yıl sonrası için müjde vermeyi de ihmal etmiyor. Dünya Bankası’nın desteklediği bir proje sayesinde Türkiye'nin eğitimde dijital platformu iki sene içerisinde tamamlanacakmış. Bu salgın döneminde kullanamayacağımız, iki sene sonra anca hazır olacak platform ne işe yarayacak? Türkiye internet hızında Avrupa sonuncusu… 18 yıldır iş başındalar. Dünya dijital çağa hızla ilerlerken, Saray Hükümetinin elinde bu alanda da yaya kaldık.
İBRETLİK DURUM: Kifayetsiz ve liyakatsiz kadroların elinde yönetilemeyen, en önemli alan ise ekonomi. Milletvekillerimiz salgında, gerekli önlemleri de alarak, bölgelerindeki esnaflarımızın nabzını tutuyor. Esnafın, sanatkârın gözüne bu dönemde uyku girmiyor. Destek diye verilen kredilerin geri ödeme günü geldi çattı. Ötelenen vergi ve prim borçları ile faizlerinin ödeme günü de geldi. Esnaflarımız bu faizlerin silinmesini, ödemelerin bir kısmının da uygun şartlarda ertelenmesini istiyor. Yüz yüze eğitimin ne olacağı belirsiz. Okul servisçileri dertli, kantinciler dertli, kahvehaneciler dertli… Kültür, eğlence ve sanat dünyamız da büyük bir kriz içinde. Salgından en çok etkilenen kesimlerden birisi de sanatçılarımız. Özel tiyatroların vergi borçlarının silinmesi, salon kiralarına devletin destek olması, kültür ve sanat dünyası için özel bir destek paketi açıklanması, ülkemizin kültür yaşamını ayakta tutmak için şart. Yandaş müteahhitlere dolarla garanti ödeyenlerin, sanata, sanatçıya ve esnafa bir şey vermemesi ibretlik bir durum…
BECERİKSİZLİKLERİNİN ÜSTÜNÜ ÖRTMEYE ÇALIŞIYORLAR: Salgında milleti bir başına bıraktılar. Şimdi millete masal anlatıyorlar. Bu arada dolar rekorlar kırmış, paramız pul olmuş, işsizlik rekorlar kırmış, ‘dereye su gelene kadar kurbağanın gözü patlamış’ bunlar için hiç dert değil. İdeolojik saplantılarla, kerameti kendinden menkul teoriler uydurdular. ‘Faiz enflasyonun sebebidir’ dediler. Aklı, bilimi bir kenara attılar. ‘Söz dinlemeyen’ Merkez Bankası Başkanını görevden aldılar. Tükürdüklerini yaladılar. Kerameti kendinden menkul teorilerini çöpe attılar. İki yıldır emir komutayla indirilen faizleri şimdi tefecilerin emir ve komutasıyla yeniden artırdılar. Şimdi bu konuda ağızlarını bıçak açmıyor. Her konuda konuşuyorlar ama bu konuda tık yok. Onun yerine eski yatırımları yeniden açarak, yargıya altı yıl öncesindeki konularda yeniden dava açtırarak, beceriksizliklerinin üstünü örtmeye çalışıyorlar.
DIŞARIYA BAĞIMLI HALE GETİREN SENSİN: Milletin kasasından satılan milyarlarca dolara ve son olarak artırılan faizlere rağmen Türk Lirası sene başından bu yana, dolar karşısında yüzde 23 değer kaybetti. Ülkemizde, şirketlerin net döviz borcu 163 milyar dolar. Kurdaki bu artış nedeniyle, bilançolara yansıyacak kur farkı zararı 280 milyar lirayı buluyor.Bunun hesabını kim verecek? Şehir hastanesinden köprüsüne, otoyolundan havalimanına kadar ‘milletin cebinden 1 kuruş çıkmayacak’ denerek yapılan projelere verilen garantilerin toplamı ise 150 milyar doları aşıyor. Kurdaki artış nedeniyle, bu projelerden, milletin sırtına binen yük ise 256 milyar TL. 83 milyonluk koskoca ülke, beş müteahhit için çalışıyor. Hafta sonunda sarayın kibirli adamı çıkmış, milletin sırtına yıktıkları 256 milyar TL yükün hesabını vermek yerine, ‘bu havuz müteahhitlerini kim eleştirirse, onların hedefi Türkiye’yi yurtdışına bağımlı kılmaktır’ diyor. Hay Allah müstahakkını versin. Bu projelerin ihalesini dolarla avroyla sen yapmadın mı? Geçmeyen yolcu, yatmayan hasta için dolar ve avroyla garantileri sen vermedin mi? Bu beş müteahhidin yaptığı projelerde bir sorun çıkarsa, yetkili mahkemelerin İngiltere’de Londra mahkemeleri olacağını sen tespit etmedin mi? Bu durumda Türkiye’yi dışarıya ve yabancılara bağımlı yapan kim? Sensin, sen.
Öztrak, basın mensuplarının sorularına da şu yanıtları verdi:
AZERBAYCAN'IN YANINDAYIZ: (Çeviköz'ün ifadesine gelen tepkilerin sorulması üzerine) Azerbaycan ile ilgili duruşumuzu açık seçik ifade ettim. CHP olarak Azerbaycanlı kardeşlerimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz.
GENEL BAŞKANIMIZIN ÖNERİSİ YOK: (CHP anadilde eğitim mi öneriyor?) Genel Başkanımız böyle bir öneride bulunmadığını açık seçik ifade etmiştir, benim daha fazla söyleyecek bir şeyim yok.
İNTİKAM ALMAK İÇİN YARGI KULLANILDI: (HDP'lilerin dayanışma çağrısı) Ben burada şöyle bir soru beklerdim. İktidarın Kobani ile ilgili soruşturma açmak için neden 6 yıl beklediğini düşünüyorsunuz?' Burada iyi niyet olmadığı çok açıktır, bir şeylerin intikamını almak için yargının kullanıldığı açıktır. Görüşlerimizi açık ifade ettim.
SİYASİ PARTİLERİ MİLLET AÇAR MİLLET KAPATIR: (HDP kapanır mı) Hangi parti olursa olsun; siyasi partileri millet açar, millet kapatır.
MASA ETRAFINDA ÇÖZÜLMESİNİ DESTEKLEDİK: (Doğu Akdeniz tablosu) Doğu Akdeniz, bir masanın etrafında diplomatik çabalarla çözülmesini destekledik. Bu güne kadar neyi beklediniz?
BİRLEŞECEĞİMİZ ANA PRENSİPLER ORTADA: (İYİ Parti Sözcüsü Uğur Poyraz'ın 'CHP de rakimizdir' açıklaması) Bir ittifakın oluşabilmesi için gerekli olan ana prensipler etrafında uzlaşabildiğimiz ve diğer konular açık seçik ortada. Diğer partinin temsilcisinin söylediği konularla ilgili konular sarf etmek istemem. Demokrasiden yana olan, istişareden yana olan siyasi partilerin ve kitlelerin bir araya gelebileceğini açık seçik görüyoruz. Tüm siyasi partiler rakibiz ama birleşeceğimiz ana prensipler ortadadır.