CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Türkiye'nin 2 yıldır içinde bulunduğu ekonomik krizin ekonomik buhrana dönüştüğünü söyledi. 252 bin 690 işletmenin salgın süresince faaliyetini durduğunu hatırlatan Öztrak, 1 milyon 100 bin iş gücünün kaybedildiğine dikkat çekti.
Öztrak gerçek işsizlerimizin sayısı 9 milyonu aşarak yeni bir rekor kırdığını belirterek, "Bu ülkede buhrandan hemen önce (2018 itibariyle) 16 milyon 888 bin yurttaşımız yoksulluk sınırının altında yaşıyordu. Düşük gelirli, kayıt-dışı çalışan, uzun süredir işsiz olan ve eğitim düzeyi lise veya altında kalan yurttaşlarımız, bu buhranda en ağır hasarı alacak. Türkiye’de zaten kötü olan servet, gelir, kazanç ve tüketim eşitsizlikleri daha da artacak" dedi.
Öztrak düzenlediği .basın toplantısında şöyle devam etti:
"İşte biz bunun için, 'Borç yükü altında ezilen ailelerimizi daha fazla borçlandırmayın' diye bas bas bağırdık. Sosyal devleti, sosyal destek ağlarını güçlendirin ve özellikle 'Aile Destekleri Sigortası’nı hemen çıkarın' dedik. 'Toplumun kırılgan kesimlerine mutlaka karşılıksız gelir desteği verin' dedik. Vere vere, 5,5 milyon aileye 1000’er lira verebildiler. O da aylık değil bir defalık. Yani 5,5 milyar lira.
Bu sene turizm ve ihracat gelirlerimiz düşerken, dolar 7 liralara dayanmışken, zaten Meksika’dan sonra en fazla dolar borcu olan şirketlere, esnafa, çiftçiye yeni borç vererek çarkları döndüremezsiniz” dedik. Boğaziçi Üniversitesi’nden değerli bilim insanlarımız, uluslararası bir çalışma için, 'Salgında Ekonomik Teşvik Endeksi' hazırladı. Buna göre Türkiye, verdiği ekonomik teşviklerle 168 ülke içinde 127. Sırada yer alabildi. Yine verilen mali teşviklerde, milli gelire oranla, G-20 ekonomileri içinde sondan beşinci olabildik.
Tulumbadaki suyu yandaşları için tükettiler, vatandaşlarına diğer ülkeler kadar destek veremediler. Aspirinle, pansumanla durumu idare etmeye çalıştılar. Sorunların önünden değil arkasından koştular. Güven verecek, insanların içine düştüğü belirsizliği giderecek, derli toplu bir programı, yeni bir bütçeyi ekonomik aktörlerin önüne koyamadılar.
Kasada döviz bitti. Şimdi ülkeden döviz çıkmasın diye uğraşıp duruyorlar. Önünü ardını düşünmeden, sektör temsilcilerine danışmadan, son iki ayda binlerce ürünün ithalat vergisini artırdılar. Yabancı finans kuruluşlarının Türk Lirası ile ilgili işlemlerine sınırlamalar getirdiler."