Anka Haber Ajansı

ÖZDERE 100.YIL GENÇLİK VE SPOR YERLEŞKESİ AÇILDI

Mahreç: ANKA HABER
30.08.2023 13:17
Güncelleme: 01.06.2026 23:17
ÖZDERE 100.YIL GENÇLİK VE SPOR YERLEŞKESİ AÇILDI

Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan: Toplumun farklı kesimlerini barıştırmak, birleştirmek için gayret edeceğiz

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "birlikte yol yürüme" çağrısında bulunarak, "Milletimizin bizden beklentisi haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı, kimseyi dışarıda bırakmadan, hep birlikte bu coğrafyanın ihtiyacı olan en büyük ittifakı kurmak, büyütmek için en etkin şekilde çalışmamızdır. Biz bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmelerin farkında olarak ve tarihi sorumluluğumuzun bir gereği olarak toplumun farklı kesimlerini barıştırmak, kucaklaştırmak, birleştirmek için gayret edeceğiz" dedi.

13 Haziran 2026 11:25

Aa

(KOCAELİ) - Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "birlikte yol yürüme" çağrısında bulunarak, "Milletimizin bizden beklentisi haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı, kimseyi dışarıda bırakmadan, hep birlikte bu coğrafyanın ihtiyacı olan en büyük ittifakı kurmak, büyütmek için en etkin şekilde çalışmamızdır. Biz bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmelerin farkında olarak ve tarihi sorumluluğumuzun bir gereği olarak toplumun farklı kesimlerini barıştırmak, kucaklaştırmak, birleştirmek için gayret edeceğiz" dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin Kocaeli İl Teşkilatı tarafından düzenlenen "Türkiye Buluşmaları" programında konuştu.

Tüm Anadolu'yu karış karış gezdiklerini, çiftçinin, esnafın elini sıktıklarını, gençlerin derdini dinleyip emeklilerle çay içtiklerini belirten Arıkan, "Gördüğümüz manzara şu: Ankara'nın gündemiyle Anadolu gündemi aynı değil. Ankara'dan ülkeyi yönetmeye çalışanlarla, Anadolu'da ayakta kalmaya çalışanların dertleri aynı değil. Ankara'da her şeyi tartışıyorlar ama emekli maaşını tartışmuyorlar. Her şeyi konuşuyorlar ama asgari ücreti konuşmuyorlar. Her şeyi görüyorlar ama çarşı, pazardaki fiyatları görmüyorlar" dedi.

"BU ÜLKEDEKİ MÜCADELE HAK YİYENLERLE HAKKI YENENLER ARASINDA"

Türkiye’deki açlık sınırının 35 bin 174 lira, yoksulluk sınırının ise 114 bin 516 lira olduğunu ifade eden Arıkan, bu verilerin asgari yaşam standartları için gerekli olduğunu vurguladı. Bir ailenin yoksul olabilmesi için eve 4,5 asgari ücret girmesi gerektiğini söyleyen Arıkan, "Bütün bunlar olurken iktidar yetkilileri, efendim, 'Yüzde 2,5 büyüdük, kişi başına neredeyse 50 bin dolarlık bir alım gücü var, dünyada böyle bir ülke bulmak kolay değil' diyor. Çok doğru. Emeklinin 20 bin lira asgari ücretlinin 28 bin lira aldığı, iktidarın da 50 bin dolarlık alım gücü olduğuna inandığı bir ülke bulmak, gerçekten mümkün değildir" ifadelerini kullandı.

Durumun iktidar-muhalefet, sağcı-solcu ya da laik-dindar kavgası olmadığını belirten Arıkan, "Bu ülkedeki mücadele, hak yiyenlerle, hakkı yenenlerin mücadelesidir. Yüksek yerlerde torpili olduğu için 3-5 yerden maaş alanlarla, ay sonunu getirmek için pazarda etiket takip edenler arasındadır. İhaleleri adrese teslim alanlarla, borç içinde yaşayan esnaf arasındadır. Kar rekoru kıran banka düzenleriyle borcunu ödeyemeyen milyonlar arasındadır. Kur korumalı sofralarda servet büyütenlerle, çocuğuna tost alamayan anneler arasındadır. Lüks araç konvoylarıyla gezenlerle, işine gitmek için dolmuş parasını hesaplayan emekçiler arasındadır" diye konuştu.

"BU İKTİDAR ARTIK TÜRKİYE'Yİ TAŞIYAMIYOR"

Türkiye'nin güven ve ahlak krizi olmak üzere iki önemli krizle karşı karşıya olduğunu savunan Arıkan, güvenin inşa edilmesi için yeni bir siyasete ihtiyaç olduğunu ve kendilerinin bu yeni sesin adresi olduğunu söyledi. Arıkan, şunları kaydetti:

"Bu iktidar Türkiye'yi artık taşıyamıyor. Sayın Cumhurbaşkanı bir zamanlar, 'metal yorgunluğu' demişti... Bu sözün üzerinden neredeyse on yıl geçti... Şimdi, o metal daha da paslandı, o metal daha da çürüdü. Türkiye'yi taşıyamaz hale geldi. Dünyanın büyük kırılmalar yaşadığı, yüz yıllık yeni planların yapıldığı bir dönemde Türkiye, yorgun bir iktidarın gölgesinde yeniden ayağa kalkamaz.

Dünyanın büyük kırılmalar yaşadığı, yüz yıllık yeni planların yapıldığı bir dönemde Türkiye, yorgun bir iktidarın gölgesinde yeniden ayağa kalkamaz. Bugün karşımızda, kendini insanlığın efendisi sanan azgın, kibirli, sapkın bir anlayış var. Bu anlayış, hükümetleri hizaya sokmak için, ülkelere boyun eğdirmek için, yer altı ve yer üstü zenginliklerine çökmek için, çocukları ve kadınları katletmekten, dünyayı ateşe vermekten, hastaneleri ve ambulansları bombalamaktan çekinmiyor. Katil Amerika'yla Soykırımcı İsrail'in, operasyonlarını sadece askeri bir girişim olarak düşünemeyiz. Bu saldırılar, bir ülkeye değil, bütün mazlum halklara, verilmek istenen bir gözdağıdır. Gazze de, Lübnan’da, İran’da, Yemen’de, Venezuela’da, Latin Amerika’da, Sudan’da, Nijer’de, Grönland’da, Arnavutluk’ta, Dünya'nın hiçbir yeri İsrail ve Amerika'ya karşı güçlü bir birliktelik yapmadıkça, güvende değildir."

"ABD'NİN DOSTLUĞUNDAN KİMSEYE FAYDA GELMEZ"

A Milli Futbol Takımı'na Dünya Kupası'nda başarılar dileyen Arıkan, turnuvanın ABD'de yapılmasına daha önce de itiraz ettiklerini hatırlattı. Dünya Kupası'nü katılan milli takımların ABD'ye girişinde kötü muameleye maruz kaldığını belirten Arıkan, şu ifadeleri kullandı:

"Sırf hakaret etmek için K9 köpekleriyle, kötü bir muamele ile uyuşturucu araması yapıldı ve bunu kameralar karşısında canlı yayında, yaptılar Güvenlik tedbiri elbette olacaktır. Buna itirazımız olamaz. Ancak güvenlik tedbiri adı altında, 'Ben güçlüyüm, istediğime istediğim gibi davranırım' anlayışı kabul edilemez. Amerika, emperyalisttir, siyonisttir. Bu Amerika'nın dostluğundan kimseye fayda gelmez. İktidar bu zihniyete karşı gereken cevabı şaka gibi ama tanklı tüfekli yaptıkları bir marşla verdi. Ama inşallah Milli Takımımız, bizim çocuklar sahada en güzel cevabı verecekler.

Bütün bu örnekler bize bir kez daha gösteriyor ki: Yıllarca bize 'medeniyet, barış ve insan hakları' ambalajıyla sunulan tek kutuplu dünya düzeni, kendi riyakarlığının altında çöküyor. Küresel sistemin sözde adalet dağıtan kurumları, Epstein adasında ifşa oldu, Venezuela'da, Küba'da, Gazze'de, Lübnan'da, en son İran'da iflas etti. Herkes şu gerçeğin farkında: Dünya, o zorba 'tek kutuplu' yapıdan sıyrılıyor. 'Çok kutuplu' bir eksene doğru hızlı bir şekilde evriliyor. Bu durum, dünya için yeni bir 'fırsat' olabilir. Ancak burada şu uyarıyı yapmak zorundayım. Eğer, bu 'çok kutuplu dünya', yine, ırkçı emperyalizm tarafından şekillendirilirse, insanlık için hiçbir şey değişmez. İşte tam bu noktada, gözlerin çevrildiği yer Türkiye'dir. Türkiye, dünyanın 'vicdan ve adalet kutbu' olmak zorundadır. Herkes, daha fazla işgal, daha fazla baskı, daha fazla tahakküm peşindeyken, biz Türkiye olarak. daha fazla vicdan, daha fazla ahlak diyerek insan onurunu merkeze alan yeni bir ufuk sunmak zorundayız."

"BİZİM BİR TEKLİFİMİZ VAR"

Konuşmasında tüm kesimlere ortak mücadele çağrısında bulunan Arıkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey sadece yeni projeler değildir. Yeni bir siyasi ahlaktır. Yeni bir güven sözleşmesidir. Yeni bir toplumsal mutabakattır. Çünkü hiçbir yatırımcı güven olmayan yere yatırım yapmaz. Hiçbir girişimci öngörü olmayan yerde büyüyemez. Hiçbir genç adalet görmediği yerde hayal kuramaz. Bu yüzden 'temiz siyaset' bir ahlak tartışması olduğu kadar aynı zamanda bir kalkınma meselesidir.

Bizim bir teklifimiz var. İçinde bulunduğumuz koşullardan rahatsız olan, gidişata itiraz eden, bu bozuk düzeni değiştirmek isteyen herkese teklifimiz, tüm farklılıklarımıza rağmen, gelir dağılımda, adalet için, yargı mekanizmasının siyasetin aparatı olarak kullanılmasına müsade etmemek için, çocuklarımızın hayallerini, gençlerimizin ve kadınlarımızın umutlarını çoğaltmak ve büyütmek için, bu ülkeyi tolumun her kesimi açısından yaşanabilir kılmak için mücadele eden herkese teklifimiz birlikte yol yürümektir. Milletimizin bizden beklentisi haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı, kimseyi dışarıda bırakmadan, hep birlikte bu coğrafyanın ihtiyacı olan en büyük ittifakı kurmak, büyütmek için en etkin şekilde çalışmamızdır. Biz bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmelerin farkında olarak ve tarihi sorumluluğumuzun bir gereği olarak toplumun farklı kesimlerini barıştırmak, kucaklaştırmak, birleştirmek için gayret edeceğiz. Bizim tercihimiz tarihin doğru tarafında durmak değil, doğru tarafı inşa etmektir."


En çok okunanlar