Anka Haber Ajansı

Osmaniyeli süt üreticisi: "Yem mazot pahalanıyor, bizim süt pahalanmıyor"

Mahreç: ANKA HABER
13.04.2025 12:41
Güncelleme: 03.06.2026 16:42

Özgür Özel'den Akın Gürlek ile Celal Çelik iddiası: "Doğrulatamam, gazetecilerin Akın Gürlek'le kaç kez görüştünüz diye sorması lazım"

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı Celal Çelik'in defalarca görüştüğüne ve bu süreci birlikte planlandığına yönelik iddiaların kendisine geldiğine işaret ederek, "Bu kısmını doğrulatamam ancak hani gazetecilerin sorması lazım mesela, Akın Gürlek'le oturup kaç kez görüştünüz diye, şu anda partinin avukatı olan kişiye" ifadesini kullandı.

12 Haziran 2026 17:07

Güncelleme: 12 Haziran 2026 17:10

Özgür Özel'den Akın Gürlek ile Celal Çelik iddiası: "Doğrulatamam, gazetecilerin Akın Gürlek'le kaç kez görüştünüz diye sorması lazım"
Aa

(ANKARA) - CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı Celal Çelik'in defalarca görüştüğüne ve bu süreci birlikte planlandığına yönelik iddiaların kendisine geldiğine işaret ederek, "Bu kısmını doğrulatamam ancak hani gazetecilerin sorması lazım mesela, Akın Gürlek'le oturup kaç kez görüştünüz diye, şu anda partinin avukatı olan kişiye" ifadesini kullandı.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, T24'ten gazeteci Murat Sabuncu'nun sorularını yanıtladı. Özel, sürecin nasıl devam edeceğinin sorulması üzerine şu yanıtı verdi:

"Bunun seçime kadar çeşitli fazlarda devam edeceği anlaşılıyor. Ne olursa olsun hukuki mücadeleyi sürdürmek lazım. Bu kötülüğü planlayanlar ve uygulayanlar var. Bir de bu kötülüğün parçası olmak istemeyenler var. Tarih önünde bunun görünür olması için hiçbir hukuki mücadeleyi, itirazı, denemeyi boş bırakmamak lazım. Ondan sonra, hukuki mücadele sürecek. Buna bir siyasi mücadele vermek gerekiyor. Onu da sürdürüyoruz işte. Her şeye rağmen önce partimize tutunmaya çalışarak ama bir yandan siyasete tutunmaya çalışarak devam ediyoruz. Üçüncüsü de resmen fiziki mücadele. Orada da hayata tutunmaya çalışıyoruz.

"KENDİSİNE VERİLEN YARGISAL GÜVENCELERE GÜVENİYOR"

CHP'nin en popüler 20 milletvekili varsa bunun 9 tanesini ihraç ettiler. Şimdi bu ihraçları normal şartlarda MYK'dan yapamazsınız. Hatta bu konuda bir kez Kemal Bey bunu Süheyl Batum için denemiş, mahkemeden geri döndü. Parti Meclisi'nden yapmanız lazım ama MYK'dan yapıyor. Parti Meclisi'nden yapamayacağı için. Neye güveniyor? Kendisine verilen yargısal güvencelere güveniyor. Ama bir yandan ne yapıyor? CHP'yi paralize ediyor. Partisinin faydasını isteyen bir akıl olsa, o partinin en bilindik 20 milletvekilinden 9’unu partiden atar mı? En popüler, en çok takipçisi olan, en çok gündem belirleyen isimleri yargının önüne atar mı?"

"'ERDOĞAN YARGISIYLA GİDİN AKLANIN VEYA GİDİN YARGILANIN' DİYORLAR"

CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın açıklamalarını hatırlatan Özel, şöyle devam etti:

"Yakında yargılanacaklar ne demek? Bu arkadaşların dokunulmazlığı kaldırılsın demek. Bir siyasi parti kendi evlatlarını, kendi yol arkadaşlarını, kendi milletvekillerini AK Parti yargısının önüne atar mı? Erdoğan dokunulmazlıkların kaldırılacağını taahhüt edip 2002 yılında iktidar olmuştu. Kendisi aylar sonra ‘bu yargıyla mı’ demişti? Ve o dönem bugünkü gibi siyasallaşmış ya da bugünkü gibi iktidarın amacına hizmet eden, birebir iktidarın emrinde bir yargı sistemi yoktu. Evet, bazı kararlarla hani kişileri hedef almak, partileri hedef almanın bir siyasi yönelimi vardı. Belli bir siyasi yönelimdeki insanlar bunları rejim açısından tehlikeli görüyorlardı. Ama işte çok çok parti kapatma davası ya da bir şeyden dolayı üç aylık bir hapis cezası… Ama böyle insanları çoluğuyla, çocuğuyla, varlığıyla, ailesiyle, malvarlıklarıyla hedef alacak kadar gözü dönmüşlük yoktu. Ama Erdoğan o zaman bu yargıyla mı dedi? Şimdi bizim arkadaşlar 23 yıl sonunda ve bu 23 yılın butlana kadarki kısmında AK Parti yargısını eleştiriyorlardı. Şimdi diyorlar ki gidin aklanın veya gidin yargılanın, bu yargıyla, Erdoğan yargısıyla."

Özel, "'Rejimin devamlılığı için bunlar yapılıyor' dediniz, mevcut rejimin devamı mı yoksa yeni bir rejim inşası mı var size göre" sorusuna da "Aslında ben buna AK Parti'nin kara düzeni diyorum. Bu karanlık rejimin, AK Parti'nin kurduğu kara düzenin devamı için diyorum" yanıtını verdi.

"TÜRKİYE'Yİ KAFALARINDA ORTA DOĞU'DA KODLAMIŞLAR"

Özel, "Bu tarif ettiğiniz düzen; ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barack’ın ‘ılımlı monarşi’ çıkışının bir şekli mi" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Memleket için bir üzüldüğüm kısmı söyleyeceğim bir de kahrolduğum kısmı. Üzüldüğüm kısım şu: Cumhuriyet'in kuruluşunun üzerinden 103 yıl geçmiş ve bu 103 yılın hikâyesi, antiemperyalist bir mücadeledir, işgale karşı verilmiş bir mücadeledir. Ve bu topraklarda antiemperyalist mücadele, hepimizin damarlarına işlemiş bir şeydir. Çünkü hepimizin dedesi antiemperyalist ve işgal karşıtı direniş kahramanıdır. Ben bu yüzden bu Cumhuriyet'in temellerinin çok sağlam olduğunu ve kolay kolay yıkılamayacağını düşünüyorum. 103 yıl, bu arada tabii hani 1970’lerdeki dinamik gençlik hareketinin antiemperyalist duruşunu da hatırlamak lazım. Bir yandan da yine son dönemlerde Amerika ve İsrail'in Orta Doğu'da yaptığı her şeye karşı hepimizin birden neler hissettiğini de bir hatırlamak lazım. Şimdi Cumhuriyet'in kuruluşunun üstünden 103 yıl geçmiş. Dünyanın en şanlı, işgale direnen antiemperyalist mücadelesini vermiş bu topraklarda, bir Amerikan büyükelçisi var. Aynı zamanda Suriye'den Irak'tan da sorumlu. Türkiye'yi kafalarında Orta Doğu'da kodlamışlar. Yani niyetleri aslında CENTCOM'un içinde değerlendirmek Türkiye'yi. Yani fiilen öyle yapıyorlar.

"TOM BARACK'IN SÖYLEDİĞİNE, AMERİKA'NIN PLANINA, İSRAİL'İN PLANINA UYUMLU SÖZLER..."

Ve o Türkiye'de bir diplomasi forumunda oturup, ‘Buralarda demokrasi olmuyor, biz demokrasileri yapmaya çalıştık olmadı, işte merhametli monarşiler işliyor burada, o yüzden de güçlü liderlere ve tek adamlara ihtiyaç var’ diyor. Zaten dayattıkları rejim, ülkeleri gidip işgal etmek yerine o ülkelerde yönetimi değiştirmek ve kimin yöneteceğine karar vermek. Bunu Güney Amerika'da da yaptırıyorlar, Suriye'de de yaptılar, İran'da da yapmak istedikleri o. Merhametli monarşiler dedi. Buna Erdoğan'ın ne partisinden ne kendisinden ne yazarından, çizerinden bir itiraz gelmedi. Aksine, bu konuyu olumlayarak tartışanlar oldu. Buna Cumhuriyet’in 103'üncü yılında üzülüyorum. Ama buna CHP'nin butlan yönetiminin bir köşesinden dahil olmasına kahroluyorum. Bu partide bu butlana, bu karara teslim olmamalıyız, bu partiyi seçilmişler yönetmeli meselesinde, parti içi demokrasi, yaklaşan seçim, seçim kaybetmemiş bir genel başkan ve yüksek başarı elde etmiş bir kadro çok önemli ama bu cümleler kurulduktan sonra çok daha önemli bir noktaya geldi iş. Bu sefer Tom Barack’ın söylediğine, Amerika'nın, İsrail'in planına uyumlu sözler söylemek. Ya da çokça söylenen mesela, Türkiye'nin dış politikasının temel direkleri, başkasının bir karış toprağında gözümüz yok, bir karış toprağımızda gözü olanın da gözünü oyarız. Böyle bir anlayışımız var bizim. Şimdi işte ‘Pax Ottoman’a, Osmanlı'nın eski olduğu yerlere genişleme, bunları Türkiye'de söyleyenler oluyor, başka bir siyasetin temsilcileri ama."

"BARACK'IN VE CUMHUR İTTİFAKI'NIN DİLİNE DAHİL OLMASI ÜZERİNDEN UYKULARIM KAÇTI"

Özel, "Kemal Kılıçdaroğlu’nun salı günü yaptığı konuşmadaki bölümden bahsediyorsunuz" yorumuna "Evet. Bu çok tehlikeli sinyal veriliyor. Burada iki ihtimal görüyorum. Bu ihtimallerden bir tanesi, bu yaygın konuşulan meseleye kendini uyumlayarak butlan yönetiminin hem Amerika'dan hem Türkiye'deki düzenden, rejimden meşruiyet arayışı. Benim uykularımı kaçıran kendi durumum değil. Butlan ilan edildiği gece yattım uyudum. Ertesi sabah saldıracaklardı, yattım uyudum. Yağmurun altında Meclis'e kadar yürüdük, yattım uyudum. Ama o ifadeleri duyduktan sonra uykum kaçtı" yanıtını verdi.

Özel, "Kılıçdaroğlu’nun ‘Osmanlı topraklarında Türkiye olmalı’ çıkışı sonrası durumunuzdan bahsediyorsunuz" ifadesi üzerine "Bu Barack’ın ve Cumhur İttifakı'nın diline dahil olması üzerinden uykularım kaçtı benim. Sürekli aklıma bu nasıl olabilir diye düşünceler geliyor" diye yanıt verdi.

"HİÇBİR KONUDA HİÇBİRİNE KEFİL OLAMAM"

Özel, "Peki siz Kılıçdaroğlu ve ekibinin, yani sizin deyiminizle butlan yönetiminin fiili olarak Cumhur İttifakı'nın içine dahil olabilme potansiyellerini, tabii eğer partide kalırlarsa olası mı görüyorsunuz" sorusunu da şöyle yanıtladı:

"Şimdi son bir ayda yaşadıklarımızdan sonra hiçbir şeye imkânsız diyemem. Kimseye bu noktada kefalet koyabilecek durumda değilim. 19 Mart'ta Ekrem Başkan tutuklanmadan üç hafta önce, bayramdan hemen önce İmamoğlu tutuklanacak diyen gazeteci Sinan Burhan, ister yazın ister yazmayın, bunu TGRT'de canlı yayında söylemişti. Bu gazeteci geçen hafta partiden ihraç edilecek isimleri saydı. O sırada butlan yönetimindeki arkadaşlarımız, ihraç yok gündemimizde diyorlardı soranlara. Özellikle milletvekillerine ihraç yok diyorlardı. Bu cümlelerin üzerinden bir hafta geçti. Dediği isimleri partiden ihraç ettiler. Şimdi öyle bir noktadayız ki Akın Gürlek'ten iyi haber alan ve verdiği bilgilerin, operasyon bilgilerinin doğru çıkmasıyla övünen kişi, CHP yönetiminde kimlerin partiden atılacağını tam isabet biliyor... Bu kısmını doğrulatamam ancak hani gazetecilerin sorması lazım mesela, Akın Gürlek'le oturup kaç kez görüştünüz diye, şu anda partinin avukatı olan kişiye. Şimdi bize her yerden; defalarca görüşüldü, bütün adımlar birlikte planlandı deniyor mesela. Ondan sonra, bu kısmı da önemli. Ben bunlara bir ay öncesine kadar, hayır, olmaz, yapmazlar, inanmam diyordum. Bana bir ay önce deseniz ben bu butlan yönetiminde gelen arkadaşların hepsine kefil olurdum böyle bir şeye kalkışmazlar CHP'yi çizgisinden saptırmazlar diye. Ama hem duyduğum Orta Doğu lafları hem de bu ihraçları TGRT'de bir hafta önce duyup MYK üyeleri yok öyle bir şey derken liste sonra çıkıyor ve Sinan Burhan'ın liste tam isabet kaydediyor. O yüzden artık hiçbir konuda hiçbirine kefil olamam."

"KILIÇDAROĞLU'NUN ŞAHSINA SÖYLEMİYORUM"

Özel, "Yani butlan ile yönetime gelen ekibin fiili olarak Cumhur İttifakı'na geçmemesine kefil olamam diyorsunuz öyle mi" soruna ise şu yanıtı verdi:

"Şu yaşadıklarımızı, biraz önce söylediklerimizi görünce ben artık onlara kefil olamam, yapmazlar diyemem. Bunu Kemal Kılıçdaroğlu'nun şahsında söylemiyorum. Bir bütün halinde baktığım tablodan görüyorum. şunu demiyorum: 'Kemal Bey sarayın adamı.' Böyle basit kolay tüketilen cümleler var. Şu anlamda söylüyorum: öyle şeyler gördük yaşadık ki hal, tutum, tarz, söylem çok kötü ve bu yüzden bir ay öncesinde hayır olmaz dediğim bir şeye şu anda olmaz diyemiyorum."

"MUHARREM BEY'İN SÖYLEDİKLERİNİ ÜSTÜME ALINMADIM"

Özel, "Sizin daha evvel partiden ayrılmış olan geri davet ettiğiniz isimler var. Birisi de Muharrem İnce. ‘Özgür Bey grup başkanı olarak grup toplantısını açsaydı, sonra Kılıçdaroğlu’nu kürsüye davet etseydi’ diyor. ‘ FETÖ'cüler CHP tartışmasına müdahil oluyorlar, kardeşler arası ihtilafta o FETÖ'cülerin ne işi var’ diye soruyor. Nasıl yorumlarsınız" sorusunu da şöyle yanıtladı:

"Muharrem Başkan'ın ben bazı siyaset okumalarını beğenirim. Ama bazı siyaset okumalarında da çelişirim. Butlan yöntemiyle gelmiş genel başkan, eğer partiyi hızla kurultaya götürmek dışında başka bir plan veya başka bir program dayatıyorsa bunu meşrulaştıramazsınız. Ben Muharrem Başkan'ın bu söylediğini Kemal Bey'e teklif ettim. Nasıl teklif ettim? Dedim ki eğer kürsüye çıkıp şu tarihte kurultay yapıyoruz diyecekse ben grup toplantıma giderim, toplantımı açarım. Arkadaşlar, parti büyük bir krizin içinde. Ülke büyük bir felakete sürükleniyor ancak bu soruna bir çözüm bulunuyor. Şimdi hepimiz bu kapıdan benim peşimden gelin, çıkıyoruz ve salonu Kemal Bey'e bırakıyoruz ve arkadaşlarına bırakıyoruz. O da bu kürsüden tarihi bir açıklama yapacak, kurultay tarihini belirtecek ve sorun çözülecek. Sonra da kendisini çay içmeye davet ediyorum derim dedim ve bu haberi yolladık. Ama kurultay tarihi açıklamayı ve bir an önce kurultay yapmayı kabul etmedikleri için bu uzlaşma olmadı. Muharrem Bey'in söylediğini söyledikten sonra, atanmış bir genel başkan olarak partiyi yönetmeye devam etme kararlılığı, ona benim elimde bir meşruiyet veriyor, bu olacak iş değil. Ama deseydi ki 'Tamam ben çıkıp kurultayı ilan ediyorum.' Ben bu teklifte bulundum zaten. O yüzden bir yanlış, hani bu vakitten sonra veya o aşamada bizim kendisini kürsüye davet etmemiz çok yanlış olurdu. 2011 yılından beri partinin verdiği Balyoz, Ergenekon meselelerindeki mücadele, 15 Temmuz darbesine karşı mücadele, yani tabii bu mevzular olduğunda FETÖ'cüler veya işte geçmişte FETÖ'yle irtibatlı iltisaklı olan birtakım hesaplar, bilmem neler, ortalık karışınca kendiliklerinden aktive oluyorlar. Onlar her iki tarafa da olumsuz şey de yazabilirler. Ama ben bu FETÖ konusunda mağdurum. Kemal Bey'in benim hakkımda kullandığı ifadeler çok kırıcıydı, bayramlaşma diye parti bahçesindeki konuşmada söylediği sözleri düşünsünler. Ben onları Muharrem Bey'in söylediklerini kendi üstüme alınmadım, herhalde Kemal Bey’e söylüyor."

"CHP'Yİ YIPRATMAYA YÖNELİK OPERASYONEL FAALİYETLER ANKARA'YA TAŞINIRSA RAHATSIZLIK VERİCİ OLUR"

Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Aykut Çelik'in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na getirilmesini şöyle değerlendirdi:

"Eskiden Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’nın herhalde CHP'ye yakın falan olduğu yoktu ama İstanbul'daki iş ve işleyişten farklı olarak kendi görev yetki sınırları içinde ve iş görüş tarzı açısından, kendi işini yapma açısından görevinin icabını yapan bir çizgide ilerliyorlardı. İstanbul'daki gibi görev yetki sınırlarını aşan veya işte yaptıkları basın bildirileriyle kişilerin ailelerine, özel hayatına dahi dokunan, birtakım basın iletişimiyle yargı operasyonuyla algı operasyonunu birbirine karıştıran işleri burada görmüyorduk. Şimdi Sayın Çelik'in Ankara'ya gelmesiyle birlikte bu tarz, bu üslup ve bu işte CHP'yi yıpratmaya yönelik operasyonel faaliyetler Ankara'ya da taşınırsa, bu tabii son derece rahatsızlık verici olur. Ama sonuçta daha göreve dahi başlamadan peşin bir şey söylemem doğru olmaz ama geçmiş İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın pratiklerine baktığımızda ve kendisi de orada görev aldığına baktığımızda, bu soruyu sormakta haklısınız yani."

"DEVLET BEY'E YANILTICI BİLGİ VERİLDİ DİYE TAHMİN EDİYORUM"

Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarının anımsatılması üzerine, şunları kaydetti:

"İlk başta işte butlana karşı olduklarını ifade ediyorlardı. Hatta ilk başta attıkları tweetler, yaklaşımları öyleydi. Sonra birden pozisyonlarını katılaştırdılar. Şimdi biraz daha hani ortadan, daha dengeli bir yerden meseleye bakıyorlar. Düşüncem şu: Bu planlamanın Devlet Bey'in bilgisi dahilinde yapıldığını düşünmüyorum, yani Akın Gürlek meselelerinin. Ama daha sonradan Devlet Bey'in de bu çizilen yol haritasına uyduğunu veya itirazını geri çektiğini gördüm.

Ben şöyle bir şey tahmin ediyorum: Benim hakkımda ya da partinin geleceği hakkında Devlet Bey'e yanıltıcı bilgi verildi. Yani elimizde bilgi var, belge var, göreceksiniz, ileride şu çıkacak, bu çıkacak diyerek Devlet Bey'e ‘siz Özgür Özel'in arkasında durursanız veya işte butlana karşı çıkarsanız, mahcup olursunuz gibi bir dezenformasyonla Devlet Bey'in takındığı demokratik tutuma bir açı yapmasını, oradan uzaklaşmasını sağladılar diye düşünüyorum açıkçası."

"YETER Kİ PARTİYE ZARAR VERMEYECEK KARARLARI ALSINLAR"

Özel, "Butlancı ekiple geri dönüş imkansız mı artık? Hâlâ aracılar var mı" sorusunu da "Aracıların da bizim tüm iyi niyetimize karşı gördüğümüzde odur ki; kongre yaparsak Özgür Özel’i yenme şansımız yok, Özgür Özel’i yenmek üzere bir dizayn yapmak için de önce kongre yapmayıp, bunları partiden uzaklaştırıp, sonra kendilerine göre bir delege yapısı oluşturup, ona göre devam etmek gibi bir niyetleri var. Bizim bu niyetle uzlaşmamız mümkün değil. Yoksa biz her türlü uzlaşıya açık olduğumuzu hep söyledik. Yeter ki partiye zarar vermeyecek kararları alsınlar" yanıtını verdi.

En çok okunanlar