ÖZGÜR DEDEOLUK
Aydın’ın Karacasu ilçesinde yaşayan Sultan Taş, 40 yaşında ortaokuldan, 43 yaşında liseden mezun oldu; şimdiki hedefinin ise üniversite olduğunu söyledi. Taş, tütün işçiliğinden kazandığı yevmiyeden artırdığı parayla dükkanın tadilatını yaptırdı. Kendi yaptığı ürünleri satışa sunduğu dükkanını üç ay önce faaliyete geçiren Taş, "Okumasaydım böyle bir yer açmaya cesaret edemezdim" dedi.
İlkokuldan 1988’de mezun olan 45 yaşındaki Sultan Taş, tam 27 yıl sonra eğitim hayatına devam etmek için açık ortaokula kayıt yaptırdı. 25 yıldır evli olan iki çocuk annesi Sultan Taş, o dönem ortaokula giden kızıyla ders çalışıp iki yılın sonunda ortaokuldan mezun oldu. Taş, ardından liseye kayıt yaptırdı. 43 yaşında da liseden mezun olan Taş, şimdiki hedefinin üniversite olduğunu söyledi. Halk eğitimin gıda alanında açtığı kursa giderken evde yapıp sattığı ürünler için bir dükkan açma fikri aklına gelen Taş, tarla işçiliği yevmiyesinden kazandığı parayla dükkanın tadilatını yaptırdığını, gıda kursundan elde ettiği gelirle iş yeri açma belgeleri ve yapacağı ürünlerin malzemelerini aldığını belirtti.
TARLADA KAZANDIĞI PARAYLA DÜKKAN TADLATI YAPTIRDI
Hayat öyküsünü anlatan Taş, şunları söyledi:
“25 yıllık evliyim. İki çocuk annesiyim. Yıllardır farklı kurumlarda ve alanlarda çalıştım. Temizlik görevlisi olarak hastanede, tekstil işinde, tütün ve zeytin tarlasında çalıştım. Pazarcılık yaptım. Farklı farklı alanlarda mücadele ettim. Hepsinden ayrı tecrübeler edindim. Bu hayatta epey bir mücadele ettim ve etmeye devam ediyorum. Yevmiyeye gittiğim parayla dükkanın tadilatını yaptırdım. Ondan sonra gittiğim kursta elime geçen parayla sertifikaların parasını ödedim, ürünlerin malzemesini aldım. Elimde bir imkan olup da ben bu işe başlamış değilim. Hem yevmiyeden kalmadım hem kursa gittim hem bu ürünleri hazırladım. Devamlı çalışan bir insanım. Eşim farklı yerlerde çalıştı. Bir dönem gemide çalıştı. Uzun süre uzaktaydı. Tek işle olmuyor. Bu yüzden evime katkı sunmak için hafif ağır demeden bulduğum işlerde çalıştım. Yıllardır evde de ufak ufak üretip satıyordum. Gıda kursuna gittim. Kursta öğrendiklerimi birleştirerek kendi tecrübelerimle böyle bir açmaya karar verdim.
"KİMSE EVLENDİK DİYE OKUMAKTAN VAZGEÇMESİN"
Oğlum turizm ve otelciliği bitirdi. Şu an çalışıyor. Kızım da üniversiteye hazırlanıyor. Bu kadar iş güç ve çocuklarımı okutma telaşı içinde kendim de dışarıdan önce ortaokulu sonra liseyi bitirdim. 1988’de ilkokuldan mezun olmuştum. 27 sene sonra ortaokula başladım. Kızım Gülcan ortaokuldaydı. Oğlum Niyazi liseye gidiyordu. Yeğenim de bizde kalıyordu. Onlarla birlikte ders çalışıyorduk. Onlar bana soru soruyorlardı. 12 dersin tamamını aynı anda geçtim. Bu kadar işin arasında sen bunu nasıl başardın diye şaşırdılar. Kimse evlendik diye okumaktan vazgeçmesin. Ben, mücadele etmekten vazgeçmedim. Pişman da değilim. Bundan sonra üniversiteye de hazırlanacağım. Kızımla aynı anda sınava girmek istiyorum. Oradaki gençlerin ne hissettiğini merak ediyorum. Çocuklarıma da benim gibi olan kadınlara da örnek olmak istiyorum."
“OKUDUKÇA ÖZGÜVENİM ARTTI”
Ortaokul ve liseyi bitirmeden önce sohbet ederken bile zorlandığını ifade eden Taş, “Ben, hastanede temizlik görevlisi ve çaycı olarak çalıştım. Bir toplumda okumuş kişilerle konuşurken, birileriyle sohbet ederken zorlanıyordum. Okumaya başlayınca, ders çalışınca bilgimin arttığını gördüm. Özgüven kazandırdı. En önemlisi de buydu. Köy yerinde büyüdüğüm için çekingendim. Kurslara gidip geldikçe, sınavlara girip çıktıkça, orada kendimle yaşıt insanları görünce özgüvenim yerine geldi. Kendimden küçük öğrencilerin sınav yerlerinde beni görüp ‘A teyze, sen de mi giriyorsun, biz üşeniyoruz ama sen de giriyorsun’ dediklerinde mutlu oldum" dedi.
“EMEĞİME SAYGI DUYUYORLAR”
Dükkan açmaya nasıl karar verdiğini anlatan Taş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Belli bir yaşa geldikten sonra yevmiyeye gidemeyeceğim için evimin altındaki dükkanı böyle bir işletmeyle değerlendireyim istedim. Karacasu’da böyle bir şey yok. Memleketimizde üretilen ürünleri değerlendiriyorum. Bu tür şeyler yapmayı seviyorum. Gelen gidenler gördükçe söyledikleri beni mutlu ediyor. Parası bir tarafa, mutfakta olmak, orada bir şeyler yapmak ve insanların bunları beğenmesi beni mutlu ediyor. 20 yıldır zaten evde yapıp eşe dosta satıyordum. Burayı böyle değerlendirmek istedim. Eşim olsun, aile yakınlarım olsun, arkadaşlarım olsun destek oldular. Bazıları ‘Burası küçük yer, satılmaz’ dedi. Şimdi gelenler oldukça, ilgi gördükçe mutlu oluyorum. Emeğime saygı duyuyorlar.
"OKUMASAYDIM BU İŞ YERİNİ AÇMAYA CESARET EDEMEZDİM"
Ortaokul ve liseyi bitirmeseydim bu iş yerini açmakta tereddüt yaşardım. Kurslara, sınavlara girmek, önceden bastırdığım korkularımı aşmama yardımcı oldu. Özgüvenim yerine geldi. ‘Ne derler, ne söylerler’ korkularını bıraktım. Ben, kendim için yapıyorum yani başkası için değil. Çocukluğumda okumadığım için bir uhdeydi. Okumak istedim, başardım. İnşallah üniversiteyi de deneyimlerim.
"KADINLARA ÖRNEK OLMAK İSTİYORUM"
Ülkemizde kadın cinayetleri çok fazla. Kadınların eli ekmek tutsun, ‘ben yapamam’ asla demesinler. Aklı olan, sağlığı olan bir insan her şeyi başarır. Hiç bilmediği alan da bile başarılı olur. Çünkü başarmanın formülü inanmak. İnanınca olur. Benim gibi kadınlara şunu söylemek isterim. İnandıktan sonra her şey oluyor. Hiçbir şeyi yapamam diye düşünmesinler. Onca işin gücün arasında ben okumayı da başardım. İki çocuk da büyüttüm. En ağır işlerde de çalıştım. İnandım. İnandıktan sonra her şey oluyor. Denemeden hiçbir şey belli olmaz. Denesinler. Okumak şart. Okumak ve bilgi sahibi olmak insanı geliştiriyor. Toplumda sohbet etmeyi bile olumlu etkiliyor. Okuyunca insanın özgüveni yerine geliyor. Çocuklarımı da hep bu şekilde yönlendirdim. Kendimde en büyük değişiklik özgüven oldu. Bir de bilmediğim pek çok şeyi öğrendim. Önceden, ‘o lise mezunu, benden daha iyi bilir’ düşüncesi vardı, bunu aştım. Artık eşitiz diyorum."