Balıkesir Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu, Marmara ilçesinde bulunan kültür varlıklarıyla ilgili bir dizi tespitte bulundu. Marmara Adası’ndaki arkeolojik kültür varlıkları olan Mandıra Mevkii’ndeki Yazılı Antik Mermer Ocağı’nın, Batı Çamlık Mevkii’ndeki Kaya Lahiti’nin, Çalık Mevkii’ndeki Dev Sütün Başlıklı Antik Mermer Ocağı’nın, Salta Tepe Mevkii’ndeki Salta Antik Mermer Ocaklarının yerinde bulunmadığı tespit edildi. Ayrıca Mermercik Mevkii’ndeki Zeytinburnu Sütun Tamburu’nun yerinde bulunmadığı ve tamburun olması gereken yerin maden pasa sahası olarak kullanılmasından dolayı arkeolojik kültür varlığının akıbetine ilişkin somut bilgiye ulaşılamadığı belirtildi.
5 YILA KADAR HAPİS CEZASI ALABİLİRLER
Kurul, arkeolojik kültür varlıklarını yok edenlerin tespit edilmesi ve Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu’nun 9. Maddesi’ne muhalefetten haklarında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Kurul bu kişiler hakkında kanunun 65. Maddesi’ndeki hükümler doğrultusunda işlem yapılmasını istedi. Kanun söz konusu varlıklara zarar verenler hakkında idari para cezasının yanında 5 yıla kadar hapis cezası öngörüyor.
‘MERMER İŞLETMELERİ YOK ETTİ’
Kurulun tespitlerini değerlendiren Kültürel Mirası Koruma Derneği’nden Mustafa Akçaöz, şunları söyledi: “Antik Taş Ocağı işletmeciliğinin tüm izleri mevcut mermer işletmeleri vasıtasıyla yok edilmiş durumda. Sit alanı olarak ilan edilmiş bir bölgede çalışma yapılmaması gerekiyor ve mermer ocağı işletmesi kurul itirazından da anlaşılacağı üzere açık açık bu kuralı deliyor. Bu duruma sebebiyet veren en büyük unsur ise adadaki yalıtılmışlık, denetimsizlik ve kontrolsüzlük. Özellikle modern teknolojinin gelişimi ile adadaki mermer sanayisinin adanın doğal yapısını da bozacak derecede ön plana çıktığı, adanın eski kültürel çekiciliğinin kaybolduğu, tarihsel izlerinin giderek silindiğini söylemek mümkün.”
‘FİRMALAR SİT SINIRLARINA UYMAK ZORUNDA’
“Bölgede 80’lı yıllarda yapılan çalışmalarda antik taş ocağı işletmeciliğine dair önemli veriler tespit ediliyor ve 90’lı yıllarda alan belirli sınırlar dahilinde sit alanı olarak tescilleniyor. Bölgede mermer işletmeciliği yapan tüm firmalar da bu sit sınırlarına uymak zorunda. Fakat geçtiğimiz aylarda Bölge Kurulu yetkilileri alanı ziyaret ettikleri esnada daha önce sit alanı olarak tescil edilmiş sınırlardaki taşınabilir kültür varlıklarının bir bölümünün yerinde olmadığını ve tahrip edildiğini tespit ettiler. “
‘ACİL KORUMA AMAÇLI İMAR PLANINA İHTİYAÇ VAR’
“Adanın ve adaların mirası sadece antik mermer ocaklarıyla sınırlandırılamayacak kadar büyük ve ciddi bir içeriği barındırıyor. Fakat Marmara Adası, denizin göbeğinde unutulmuş bir kara parçası olarak öylece duruyor. Adanın acilen uygulanabilir bir koruma amaçlı imar planına ihtiyacı var. Maden sektörü için de ciddi bir denetimin hayata geçirilmesi gerekiyor. Marmara Adası’nı ve çevresini, tarihi mirası ve endüstri mirası ile bir bütün olarak ele alan ve buna uygun koruma planlarıyla hareket eden bir programın gerekliliği tüm kurum ve yetkililerin önünde acil ve elzem bir görev olarak duruyor.”
‘BÖLGE TARİHİ BİR SİT ALANI’
Akçaöz, Marmara Adası’nın tarihini şöyle anlattı: “Marmara Adası Saraylar Mahallesi’nde yer alan ve günümüzde mermer ocağı işletmesi niteliği taşıyan alanın önemli bir bölümü aslında antik dönemlerden beri kullanıldığını bildiğimiz tarihi bir sit alanıdır. Marmara Adası’nda M.Ö. 7’inci yüzyıldan beri yerleşim görüldüğünü biliyoruz. Antik Çağlarda Anadolu’dan Mısır’a, İtalya’ya kadar geniş bir coğrafyaya kendi mermerlerini ithal eden önemli bir merkezdir ve Marmara (Prokonnesos) mermerleri dönemin en pahalı ve zengin madenlerinden biridir.”
‘KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINA FİZİKİ MÜDAHALEDE BULUNULAMAZ’
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 9. Maddesi’nde yer alan hüküm şöyle: “Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.”
KANUN 5 YILA KADAR HAPİS CEZASI ÖNGÖRÜYOR
Kanun’un 65. Maddesi ise şöyle: “Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır."