Makina Mühendisleri Odası, 4-10 Mayıs tarihlerini kapsayan İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nda yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’deki iş cinayetleri ve meslek hastalıklarına dikkat çekti.
Açıklamada SGK ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine yer verilerek, şunların altı çizildi: “2012 yılında çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na rağmen iş kazaları/cinayetlerinde görülen artışlar, sermayenin azami kâr hırsı ve emek aleyhine politikalardan kaynaklanmaktadır. Serbestleştirme-özelleştirme, sendikasızlaştırma, esnek/güvencesiz ve kayıt dışı istihdam, çalışma koşullarının ağırlığı, kadın, genç, çocuk emeği sömürüsünün yoğunluğu ve en son Covid-19 salgınına karşı önlemlerin yetersizliği nedeniyle iş kazaları ve meslek hastalıkları artmaktadır. DİSK üyesi işçiler arasında yapılan bir araştırma, işçilerdeki Covid-19 pozitif vakası oranının Türkiye genelinin 3,2 katı olduğunu göstermiştir.”
‘SORUMLULUK İSG PROFESYONELLERİNE YÜKLENİYOR’
İSG profesyonellerine mevzuatla ‘adeta cezalandırılmak istendiği’ belirtilen açıklamada, “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu sorumlulukları işverenden çok uzmanlara ve hekimlere yüklemiştir. Tam zamanlı iş güvenliği mühendisliği dışlanmış, uzmanlar işverene bağımlı kılınmış, iş kazalarında işverenlerin sorumluluğu kaldırılmıştır. Yüzlerce eğitim kurumu ve binlerce Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi kurulmasıyla adeta eğitim kurumu ve OSGB çöplüğüne yol açılmıştır” denildi.
‘KORONAVİRÜS MESLEK HASTALIĞI OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİ’
Koronavirüs salgınına da yer verilen açıklamada, şunlara dikkat çekildi: Çalışılan işyerlerinde virüs bulaşmasını gerçekten ortadan kaldırılacak önlemler alınmalı, COVİD-19 tespit edilen işyerlerinde faaliyetler durdurulmalıdır. İşyerlerindeki COVİD-19 vakaları iş kazası olarak; sağlık çalışanları için meslek hastalığı olarak değerlendirilmeli; meslek hastalığı tespit süreci, tüm vakaların tespitine yönelik yeniden düzenlenmelidir. “
İŞ CİNAYETLERİ GİDEREK ARTIYOR
Açıklamadan bazı bölümler şöyle:
-İSİG verilerine göre 2019 yılında bin 736 emekçi hayatını kaybetmiştir. Kayıt dışı işçileri kapsamayan bu SGK verileri değerlendirildiğinde 2012’ye göre 2018’de meydana gelen iş kazaları yüzde 475 oranında artmıştır. Bu verilere göre 2018 yılı iş kazası sayısı ve iş kazası sıklık hızında, 2017 yılı da iş kazası sonucu ölüm vakalarında 1996 sonrasının doruğu olmuştur.
-İş kazası sayısı binin üzerinde olan il sayısı da 2010-2018 yıllarında sürekli artmış ve 2010 yılında 14 il iken 2018 yılında 50 ile çıkmıştır. 2013 yılından itibaren iş kazası olmayan il kalmamış ve iş kazaları Türkiye’nin en küçük illerine kadar yayılmıştır.
-Meslek hastalığı verilerinin aşırı sorunlu yapısı sürüyor. Örneğin SGK 2013-2018 verilerinde meslek hastalıklarından dolayı hiç ölüm yoktur. İSİG göre ise 2013-2018 yıllarında en az 82 emekçi meslek hastalıklarından dolayı hayatını kaybetmiştir.
‘MESLEK HASTALIĞI VERİLERİ ÇELİŞKİLİ’
-SGK’ye göre 1997-1999 yıllarında 545 kişi meslek hastalıklarından ötürü hayatını kaybetmişken 2000’den itibaren 18 yılda 77 kişi hayatını kaybetmiş görünmektedir. Ancak “2018 yılı içinde meslek hastalığı sigortasından ölüm geliri bağlanan hak sahibi” 170; “Geçmiş yıllardaki aktif/pasif sigortalılığından dolayı 2018 yılı içinde meslek hastalığı sigortasından ölüm geliri bağlanan hak sahibi” 107, toplamda 277 kişi olduğu görülmektedir.
-Ölüm geliri bağlanan hak sahiplerine ilişkin birikimli verilerde bulunmaktadır. Buna göne meslek hastalıklarından dolayı 5 bin 404 dosya üzerinden 6 bin 692 hak sahibine ölüm geliri bağlanmıştır. Bu arada ILO kabulleri çerçevesinde her yıl en az 10 bin emekçinin meslek hastalıklarından ötürü hayatını kaybetmesinin söz konusu olduğunu belirtmek gerekir. Kısaca hep belirttiğimiz üzere SGK verileri oldukça eksik ve sorunludur.
Oda açıklamasında mevzuatta yapılması gereken düzenlemeleri şöyle aktardı:
-Mevzuat düzenlenirken Mühendis/Tekniker ayrımı muhakkak olmalı ve Mühendis Eğitim, Belgelendirme ve Sicili Odalarına bırakılmalıdır.
-Yapılacak tüm düzenlemelerde asıl sorumluluğun işverende olduğu hususu yer almalı; işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının mesleki bağımsızlıkları ve iş güvenceleri korunmalıdır.
-İSİG ile ilgili düzenleme ve uygulamalar sektör, çalışan sayısı vb. hiçbir ayrım olmaksızın bütün işyerlerini ve tüm çalışanları kapsamalıdır.
Tüm çalışanlar insana yakışır norm ve standartta bir sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmalı; sigortasız, sendikasız çalıştırma yasaklanmalıdır.
-Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki, 100’den fazla çalışanın bulunduğu sanayi işletmelerinde “tam zamanlı” iş güvenliği mühendisi çalıştırılması zorunlu hale getirilmelidir.