Kütahya Barosu, Simav ve Tavşanlı ilçelerinde açılması planlanan siyanürlü altın madenini protesto etti. Çevre ve Kent Hukuk Komisyonu Başkanı Ali İhsan Bakır, "1923’ten AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılına kadar bin 868 tane maden ruhsatı verildi. 2002 yılından bugüne kadar ise 400 binden fazla ruhsat verildi. Sata sata, ruhsat vere vere bitmedi. Maden aramak, maden çıkarmak, altın gümüş madeni işletmek suretiyle ormanlar, tarım alanları yıllardan beri yok edilmeye ısrarla devam ediliyor" dedi.
Kütahya Barosu Çevre ve Kent Hukuk Komisyonu, Kütahya'nın Simav ilçesi Örencik köyü ile Tavşanlı ilçesi Avcılar ve Kavaklı köyünde Zenit Madencilik tarafından açılması planlanan siyanürlü altın madenine karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamaya CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap ve CHP İl Başkanı Zeliha Aksaz Şahbaz da katılarak destek verdi.
Kütahya Cumhuriyet Caddesi'nde yapılan basın açıklamasında konuşan Komisyon Başkanı Ali İhsan Bakır, maden tesislerinin birinci derece deprem bölgesine yapılacağını vurgulayarak, maden ocağını engellemek adına toplam 4 dava açtıklarını kaydetti.
“AKP İKTİDARINDA 400 BİNDEN FAZLA MADEN RUHSATI VERİLDİ”
Simav'ın Örencik köyü ile Tavşanlı'nın Avcılar ve Kavaklı köyü sınırlarındaki alanda Zenit Madencilik tarafından altın gümüş madeni kapasite artırımı için bir ÇED raporu hazırlandı. Maden sahasında herhangi bir inceleme yapılmadan olumlu kararının verildiğini söyleyen Bakır, “1923’ten AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılına kadar bin 868 tane maden ruhsatı verildi. 2002 yılından bugüne kadar ise 400 binden fazla ruhsat verildi. Sata sata, ruhsat vere vere bitmedi. Bu ruhsatlar verilirken AKP döneminde maalesef tabiat varlıklarını koruma kapsamındaki yerlere de birinci derecedeki sit alanlarına da maden ruhsatı verildi” dedi.
“PARİS İKLİM ANLAŞMASINA RAĞMEN ORMANLAR YOK EDİLİYOR”
Çevreyi kirletmeyen, insanın ve canlıların hastalanmasına, ölümüne yol açmayan teknolojiye karşı olmadıklarını vurgulayan Bakır, şöyle konuştu:
“Karşı olduğumuz doğal yaşamı yok eden, canlıların hastalanmasına, ölmesine yol açan teknolojilerin doğa dostu gibi gösterilmesidir. Paris İklim Anlaşmasını hükümetimiz de Cumhurbaşkanımız da onayladı. Onaylamaya rağmen maden aramak, maden çıkarmak, altın gümüş madeni işletmek suretiyle ormanlar, tarım alanları yıllardan beri yok edilmeye ısrarla devam ediliyor. Artık orman alanlarının koruma kalkanı ortadan kaldırılmaktadır. Altın madenine ruhsat vermek, aramak, işletmek; TCK’nın 77. maddesine göre insanlığa karşı suç, 185. maddesine göre içme suyuna zehirli madde katmak suça teşebbüs, 305. maddesine göre de temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak üzere yarar sağlama suçlarına teşebbüs oluşturmaktadır. Madenler kurulduğu ve işletmeye başlandığı takdirde ise suça ilişkin eylemler, suça teşebbüsten çıkarak artık maddi ve manevi unsurlarıyla tamamen suç teşekkül etmektedir.”
ACELE KAMULAŞTIRMAYA KARŞI DAVA
Başkan Bakır, Kütahya Barosu Çevre ve Kent Komisyonu olarak dava açtıklarını kaydetti. Altın madeninin açılması ve işletilmesiyle ilgili işlemin iptali davası, ruhsat alanlarındaki endemik orman ağaçlarının kesilmesine karşı iki dava, Cumhurbaşkanlığı kararıyla Örencik köyündeki 171 taşınmazın acele kamulaştırılması kararının iptali davası olmak üzere toplam 4 dava açtıklarını kaydeden Başkan Bakır, köylünün ve halkın yanında olduklarını ispatladıklarını söyledi.
"BİRİNCİ DERECE DEPREM BÖLGESİNE KURULACAK"
Maden tesislerinin kurulacağı Simav-Emet fay zonunun birinci derece deprem bölgesi olduğunu açıklayan Bakır, olası bir depremde siyanür elde etmek için kullanılan teknoloji havuzlarının çökeceğine dikkat çekti. Madenin çevreye ve doğaya vereceği zararları sıralayan Başkan Bakır şöyle devam etti:
“Söz konusu olan siyanür içme sularının kimyasal özelliklerini bozuyor, sular kirleniyor. Döküm sahalarının tamamı Ketenlik Deresinin üzerinde kalıyor. Ayrıca Emet Çayı üzerindeki Deveci Konağı Barajı ve Yenice Göleti de bu proje alanında yer aldığı için çok büyük zarar görecek. Simav Örencik’te kurulmak istenen tesisler Ulubat Gölü'nün alt havzası sınırları içinde yer almaktadır. Bakanlık genelgesi ile yayımlanan Ulubat Gölü Su Kalitesi Eylem Planında yer alan tedbirler ihlal edilecektir. Proje sahasında 78 metrekarelik Akdere havzası bulunmaktadır. Projede cevher çıkarılacak ocaklar geçirimli özelliği olan kireç taşlarından oluşmaktadır. Bölgede karaçam, kızılçam, meşe ve ardıçlar bulunmaktadır. ÇED sınırları içerisinde 64 bin 972 orman ağacı var. Şimdiden yaklaşık yüzde 15’i yok edildi.”