Anka Haber Ajansı

KUMLUCA’DA ENGELLER SEVGİYLE AŞILDI

Mahreç: ANKA HABER
05.12.2023 12:55
Güncelleme: 01.06.2026 23:17
KUMLUCA’DA ENGELLER SEVGİYLE AŞILDI

Müsavat Dervişoğlu: "Devlet aklı, iktidarın her hukuksuzluğuna giydirilen bir dokunulmazlık zırhı değildir"

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Türk siyasetini zehirleyen, hesap vermeyen gizli güç merkezlerini meşrulaştıran 'derin devlet' safsatasını kökünden reddediyoruz. Bizim felsefemiz şudur: 'Bir devletin derini olmaz, hukuku olur'. Devlet, vatandaşının önünde hesap vermekten kaçınan değil her kararını hukuki gerekçeyle ortaya koyan şeffaf bir varlıktır. Devlet aklı, iktidarın her hukuksuzluğuna giydirilen bir dokunulmazlık zırhı değildir. Devlet aklı, milletin tarih içinden süzülüp gelen ortak aklıdır. Devlet aklı, anayasal sadakattir" dedi.

13 Haziran 2026 13:00

Güncelleme: 13 Haziran 2026 13:01

Aa

(ANKARA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Türk siyasetini zehirleyen, hesap vermeyen gizli güç merkezlerini meşrulaştıran 'derin devlet' safsatasını kökünden reddediyoruz. Bizim felsefemiz şudur: Bir devletin derini olmaz, hukuku olur. Devlet, vatandaşının önünde hesap vermekten kaçınan değil, her kararını hukuki gerekçeyle ortaya koyan şeffaf bir varlıktır. Devlet aklı, iktidarın her hukuksuzluğuna giydirilen bir dokunulmazlık zırhı değildir. Devlet aklı, milletin tarih içinden süzülüp gelen ortak aklıdır. Devlet aklı, anayasal sadakattir" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Hukuk ve Seçim İşlerinin düzenlediği "İyilik için Adalet: Türk Hukuk Çalıştayı"na katıldı. Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"Bu salona adım attığımız anda, sıradan bir toplantıya değil, tarihin önümüze koyduğu bir sınava girdiğimiz hissiyatına kapıldım. Türkiye’nin hukukla imtihanı, bugün bu çatı altında, sizlerin bilgisiyle, vicdanıyla ve cesaretinin ışığıyla yeni bir sayfa açmak üzeredir. Biliyor ve tüm kalbimizle inanıyoruz ki; hukukun siyasi görüşü olmaz. Sağın da solun da, muhafazakârın da sekülerin de, iktidarın da muhalefetin de ortak ihtiyacıdır hukuk. Adalet bir kesim için değil, herkes için varsa anlam taşır. İşte bu sözleri bugün bu salona bir davet olarak, memleketin ortak vicdanını ayağa kaldırma çağrısı olarak söyledim. Şunun altını kalın çizgilerle çizmek isterim: Hukuk Çalıştayımız, İYİ Parti’nin sıradan bir parti içi etkinliği değildir. Bu çalıştay, milletin hukukla olan kadim ve derin bağını yeniden kurmak için çıkılan bir yolculuktur. O yolculukta Türkiye’nin hukuk dünyasının bütün paydaşları avukatı, hakimi, savcısı, akademisyeni, noteri, gazetecisi ve siyasetçisi aynı masada oturmaktadır. Çünkü hukuk, yalnız başına bir kurumun, bir meslek grubunun ya da bir partinin taşıyabileceği bir yük değildir. Hukuk, toplumun omurgasıdır ve omurganın her kemiği birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

"TÜRKİYE BELKİ DE EN KRİTİK KAVŞAKLARINDAN BİRİNDE DURUYOR"

Peki neden şimdi? Neden bugün? Çünkü Türkiye, hukuk tarihinin belki de en kritik kavşaklarından birinde duruyor. Bir tarafta, on yıllar içinde kademeli olarak çözülen anayasal denge ve denetim mekanizmaları, öte tarafta, yapay zekadan dijital haklar alanına, seçim güvenliğinden yargının bağımsızlığına uzanan dev bir reform gündemi bekliyor bizleri. Bir yanda, 'Bir devletin derini olmaz, hukuku olur' diyen anlayışın haklı özlemi öte yanda, hukuku kişilere, güncelliğe ve siyasi hesaplara göre eğip bükme, kendi ikbali için şekillendirme eğiliminin kalıcı tehlikesi duruyor. İşte tam bu kavşakta, tarihin bize verdiği bu ağır sorumlulukla sizleri bu salona davet ettik. Bugün burada düşünürlerle, tarihle, karşılaştırmalı deneyimlerle bir yolculuğa çıkacağız. Üreteceğimiz 'Hukuk Vizyon Belgesi', yalnızca bir siyasi parti programı değil, Türkiye’nin hukuk toplumunun ortak sesi, ortak aklı ve ortak geleceği olacaktır.

"HUKUK İKTİDARIN MEŞRUİYET ÖRTÜSÜ YA DA KALKANI OLAMAZ"

Büyük Alman filozofu Immanuel Kant, hukuku yalnızca bir kural dizisi olarak görmez. Kant’a göre hukuk, özgür irade sahiplerinin bir arada var olmasını mümkün kılan, evrensel ilkelerin tüm toplamıdır. Kant, 'Başkasının özgürlüğüyle birlikte var olabilecek biçimde özgür ol' derken,
hukuk devletinin bir tercih değil, aklî bir zorunluluk olduğunu ilan etmiştir. Bugün ülkemizde yaşananlara baktığımızda bu ilkenin ne kadar hayati olduğunu görüyoruz. Bir kişiyi yerinde tutmak amacıyla, Anayasa’nın çiğnenmesini, hukukun çiğnenmesini, demokrasinin ve millet iradesinin ayaklar altına alınmasını kabul edebilmek asla mümkün değildir. Hukuk, güçlünün aracı olamaz. Hukuk, iktidarın meşruiyet örtüsü ve kalkanı olamaz. Biz İYİ Parti olarak, adalet, hürriyet ve eşitlik davasını savunurken her zaman şu gerçeğin altını çiziyoruz: İktidarın otoritesi ile bireyin hürriyeti arasındaki o tarihi çatışma, ancak ve ancak insan onurunu merkeze alan tam teşekküllü bir hukuk devletinde sükûnete erer.

"TÜRKİYE'NİN HUKUKİ ASABİYESİNİ YENİDEN İNŞA EDECEĞİZ"

Hans Kelsen, hukuku kendi içinde tutarlı, hiyerarşik bir normlar sistemi olarak tanımladı. En tepede Anayasa yer alır ve alttaki hiçbir kural ona aykırı olamaz. Peki bugün Türkiye’de neler yaşıyoruz? Normlar hiyerarşisinin bozulduğu, Anayasa’nın kişisel ya da siyasi çıkar için zorlandığı bir ortamda, hukuk devleti yalnızca kâğıt üzerinde kalır. Ve kâğıt üzerinde yaşayan bir hukuk devleti, gerçekte hukuk devleti değildir o, hukuk görünümlü bir keyfiyet rejimidir. Montesquieu, 'Her insan iktidara sahip olduğunda onu kötüye kullanma eğilimindedir' der. Özgürlüğü güvence altına alacak tek yol, yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden ayrılmasıdır. Türkiye’nin siyasi tarihi, kuvvetler ayrılığının aşındığı dönemlerde adaletin nasıl zedelendiğini, basının nasıl susturulduğunu acı tecrübelerle göstermiştir. Unutmayalım ki, büyük düşünür İbn Haldun’un asırlar evvel işaret ettiği 'Asabiyet', yani toplumsal dayanışma bağı, ancak hukuka olan güvenle ayakta kalır. İnsanlar, mahkemelere güvenmez, adaleti yalnızca, tanıdık ve güçlü olanların erişebildiği bir imtiyaz alanı olarak görürse, o toplumda asabiyet çözülür. İşte bizim amacımız, Türkiye’nin o hukuki asabiyesini yeniden inşa etmektir. İnsanların 'hukuk benim için de işler' diyebileceği bir düzeni kurmaktır.

"TÜRKİYE'Yİ İKİLİ DEVLET İLLETİNDEN KURTARACAĞIZ"

James Madison’ın güzel bir ifadesi var: 'Eğer insanlar melek olsaydı, hükümete ihtiyaç olmazdı. Eğer melekler, insanları yönetiyor olsaydı, hükümet üzerinde ne dış ne de iç denetim gerekli olurdu.' İktidarın kötüye kullanılması tehlikesini bertaraf etmek için denge ve denetim mekanizmaları şarttır. Türkiye’ye dayatılan ve adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen bu ucube yapı, yürütme, yasama ve yargıyı tek elde toplayarak, Madison’ın uyardığı o büyük tehlikeyi, yani yozlaşmayı bizzat sistemin kendisi haline getirmiştir.

Alman hukukçu Ernst Fraenkel Nazi dönemi Almanyasını anlatırken, 'İkili Devlet' teorisini ortaya atar. Fraenkel’e göre, sıradan vatandaşların günlük işlerinde kısmen işleyen bir 'Norm Devleti' vardır. Ancak iktidarın bekası ve siyasi muhalifler söz konusu olduğunda, kuralların değiştiği, idari keyfiyetin devreye girdiği bir 'Tedbir Devleti' baş gösterir. Eğer bugün Türkiye’de, 'Bir yargı kararıdır' denilip geçilemeyen, vicdanlarda kara bir leke olarak kalan kararlar varsa, bu kararlar, siyasi iktidara yakınlık ya da uzaklığa göre veriliyorsa, orada 'Tedbir Devleti' işlemekte demektir. Biz İYİ Parti olarak, Türkiye’yi bu ikili devlet illetinden kurtarıp, güçlünün de zayıfın da önünde eşit biçimde yürüyen, onurlu bir norm devleti inşa etmeye geliyoruz.

"DENGE DENETİMİ KURMAK HEPİMİZİN BOYNUNUN BORCUDUR"

Roma Cumhuriyeti, dışarıdan gelen bir darbeyle değil, içeriden çürüyen, işlevsizleştirilen kurumlarıyla çöktü. Senatonun, meclisin ismi kaldı ama içi boşaldı. Weimar Cumhuriyeti, bir anayasaya sahip olmasına rağmen yargının kişisel tercihlerle siyasileşmesi ve olağanüstü hal hükümlerinin istismarı yüzünden demokrasiden otokrasiye sürüklendi. Carl Schmitt 'Egemen, olağanüstü hâl hakkında karar verendir' diyordu. Biz ise hayır diyoruz! Egemen, hukuki normlardır ve o normların bekçisi ise bağımsız yargıdır! Türkiye’nin kendi tarihinde de askeri darbeler ve vesayet dönemleri hep 'hukuku kurtarmak' kılıfıyla hukuku katletmiştir. İşte bu nedenlerle bugün kuvvetler ayrılığını ve denge-denetimi yeniden kurmak hepimizin boynununborcudur.

"FEDERALİZM YA DA ÖZERKLİK TARTIŞMALARI ÜLKEMİZ AÇISINDAN TEHDİTTİR"

İşte bu kurucu vizyon doğrultusunda, çalıştayımızın on temel başlığında Türk hukukunun röntgenini çekecek ve reçetesini yazmaya çalışacağız: Üniter Devlet Yapısı ve Parlamenter Demokratik Sistemi ele alacağız. Bu konuda İYİ Parti’nin tutumu açıktır: Türkiye’nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğünün ve milli birliğin kırmızı çizgisidir, güvencesidir. Federalizm ya da özerklik tartışmaları ülkemiz açısından bir tehdittir. Ancak biz üniter yapıyı savunurken, Meclis'in gücünü tek adama teslim etmeyi reddediyoruz. Yürütmenin yasamaya hesap verdiği, iktidarın sonsuz süremeyeceği, çoğulculuğu ve denetimi sağlayan bir Parlamenter Sisteme geçiş anayasal reformumuzun birinci önceliğidir. Hukuk devleti revizyonu ve insan hakları açısından şunu söylemek gerekir ki, insan hakları kağıt üzerinde kalamaz. İfade özgürlüğü anayasal güvence altındayken, gazeteciler yargılanıyorsa; örgütlenme özgürlüğü varken, sendikacılar gözaltına alınıyorsa, belediye başkanları sabah operasyonlarında, ensesinden bastırılarak tutuklanıyorsa, orada hukuk devleti yoktur."

"YOLSUZLUĞUN YAPISAL ZEMİNİNİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ"

İYİ Parti'nin hukuk alanındaki vaatlerini sıralayan Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyum ve Lon Fuller’ın 'hukukun içsel ahlakı' prensipleri doğrultusunda, hukuku, çelişkisiz, geriye yürümez ve herkese eşit uygulanan bir yapıya kavuşturacağız. Mali Hukuk Normları ve İhale Mevzuatı… Devletin namusu beytülmaldir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nu bir 'istisnalar kanununa' dönüştüren, mali hukuk normlarını yandaşın çıkarına uyduran bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. Sayıştay’ın denetim yetkisini yeniden tam ve eksiksiz olarak hayata geçirerek, yolsuzluğun yapısal zeminini ortadan kaldıracağız. Kadına yönelik şiddetle mücadele, hukukun vicdanıdır.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kararı ne kadar yanlışsa, kadın cinayetlerinde uygulanan haksız tahrik indirimleri de o kadar vicdansızdır. Hukuk, kadının yanında dağ gibi durmak zorundadır. Adalet, cinsiyet ayrımı tanımaz; koruyucu tedbir kararlarının sürüncemede bırakılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Suça sürüklenen çocukları hapis cezasına değil, onarıcı adalet yaklaşımıyla topluma geri kazandıran çocuğun yüksek yararını her koşulda koruyan bir sistemi inşa edeceğiz. Bir kişinin mahkûmiyet kararından önce yıllarca tutuklu kalması, masumiyet karinesinin fiilen işlevsiz kılınmasıdır. Tutukluluk bir ceza infazına dönüştürülemez. Uzun yargılama sürelerine son verecek, farklı siyasi görüşlerin hukuk karşısında eşit muamele gördüğü, toplumsal uzlaşı zeminini adaletle pekiştireceğiz. Demokrasinin dördüncü gücü olan basın, kamuoyunun nefes borusudur. Medya mülkiyetinin tekelleştiği, gazetecilerin tutuklu olduğu bir tablo demokrasimiz için tehdittir. Dezenformasyonla mücadele kılıfı altında, basın özgürlüğünü kısıtlayan sansür yasalarına geçit vermeyecek, gerçeklerin şeffafça dolaştığı bir medya iklimi yaratacağız.

"DEMOKRASİLERDE SANDIK NAMUSTUR"

Yargı bağımsızlığı bir lütuf değil, haktır. Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu yürütmenin siyasi tahakkümünden tamamen arındıracağız. Karar kürsüsündeki hakimi coğrafi teminata, iddia makamındaki savcıyı liyakate, savunmadaki avukatı ise müvekkilini savunurken, yargılanma korkusu taşımayacağı tam bir hürriyete kavuşturacağız. Aynı şekilde hukukun güven kapısı olan noterlerimizin mesleki sorunlarını çözecek, dijital dönüşüme entegrasyonlarını hızlandıracağız. Teknoloji inanılmaz bir evrim geçirdi. Büyük veri, algoritmik karar alma ve yapay zekanın yargı süreçlerine etkisi, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik artık bugünün konusudur. İYİ Parti, Türkiye’yi AB standartlarında
dijital haklar çerçevesine kavuşturacak vizyona sahiptir. Bunu da mutlaka hayata geçirecektir. Demokrasilerde sandık namustur. Rekabetin sonucu mahkeme salonlarında değil, milletin önüne konulan sandıkta belirlenmelidir. Devlet olanaklarının iktidar partisi lehine pervasızca kullanıldığı eşitsizliğe son verecek, Yüksek Seçim Kurulu’nun bağımsızlığını kurumsal bir zırha büründüreceğiz.

"DEVLETİN DERİNİ OLMAZ, HUKUKU OLUR"

Türk siyasetini zehirleyen, hesap vermeyen gizli güç merkezlerini meşrulaştıran 'derin devlet' safsatasını kökünden reddediyoruz. Bizim felsefemiz şudur: Bir devletin derini olmaz, hukuku olur. Devlet, vatandaşının önünde hesap vermekten kaçınan değil her kararını hukuki gerekçeyle ortaya koyan şeffaf bir varlıktır. Devlet aklı, iktidarın her hukuksuzluğuna giydirilen bir dokunulmazlık zırhı değildir. Devlet aklı, milletin tarih içinden süzülüp gelen ortak aklıdır. Devlet aklı, anayasal sadakattir. Bilge Kağan’ın 'il ve töre' uyarısında, Tonyukuk’un bağımsızlık siyasetinde ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesinde yatan öz tam da budur! Bu öz, kişilerin değil,
kurumların, normların ve milletin iradesinin üstünlüğüdür.

"ATATÜRK'ÜN AYDINLATTIĞI YOLDAN YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

Kant’tan, Madison’a, İbn Haldun’dan Fraenkel’e uzanan bu tarihi seyahatte gördük ki; hukuk devleti bir hediye değildir. O, her neslin yeniden kazanmak zorunda olduğu bir mirastır. Türkiye, bugün bu yeniden inşanın, bu büyük restorasyonun eşiğinde durmaktadır. Bu eşikte atacağımız adım, önümüzdeki on yılların siyasi, ekonomik ve toplumsal kaderini belirleyecektir. Ve o adımı atacak olan kadrolar, vicdanını kiraya vermemiş hakimler, savcılar, korkusuz avukatlar, kalemini satmamış gazeteciler, liyakatli akademisyenler ve milletin hakiki temsilcileridir. Bu çalıştayın amacı siyasi bir kavga vermek değil, Türkiye’nin ortak aklını üretmektir. Tarih, bugün bu salona kulak verecektir. Yarın kamuoyuyla paylaşacağımız 'Hukuk Vizyon Belgesi', bu eşsiz çalıştayın mirası olarak Türk demokrasi tarihine altın harflerle kazınacaktır. Adaletin zarar gördüğü yerde demokrasinin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Bu bilinçle, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlattığı yolda yürümeye, devletimizi hukukun üstünlüğüyle şaha kaldırmaya ant içtik. Türkiye’nin yarınları, hukuku, dengeyi ve millet iradesini koruyan cesurların elindedir."


En çok okunanlar

Anka | KUMLUCA’DA ENGELLER SEVGİYLE AŞILDI