DİLAN KUTLU
Sütte yaşanan kriz devam ediyor. Ulusal Süt Konseyi'nin 4,70 TL'ye yükselttiği çiğ süt fiyatı, yeme gelen zamlar karşısında eridi. 1 litre çiğ süt karşılığında 1,5 kilo yem alması gereken çiftçi, şu anda 900 gram yem alabiliyor. Besici Hacı İyilik, süt üreticisinin yaşadığı sıkıntıyı, “Daha akşam aldığımız fiyat, sabah yem farkıyla eridi gitti. Kesimhanelerde bana gelen görüntüler içler acısı, karnındaki buzağısıyla hayvanını kestiriyor” diyerek anlattı. Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras ise yem fiyatlarındaki artışın nedeninin, devletin lisanlı depolarında yapılan stokçuluk olduğunu öne sürdü.
Ulusal Süt Konseyi, çiğ süt referans fiyatının litre başına 3 lira 20 kuruştan 4 lira 70 kuruşa çıkarılmasına karar vermişti. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenen ve sütün litresine verilen 20 kuruşluk destekleme primi ise artırılmamıştı.
Süt üreticilerinin, sütten kar edebilmesi için 1 litre süt sattığında 1,5 kilo yem alması gerekiyor. Ancak şu an en ucuz yemin torbası 230 lira. Buna göre; sütün litre fiyatının en az 7,5 lira olması gerekiyor. Yani bir süt üreticisi, 4 lira 70 kuruşla en fazla 900 gram yem alınabiliyor. Bunun yanı sıra süt üreticisinin nakliye masrafı, 1 litre süt için 25 kuruş.
Tarımsal ürünlere günlük gelen zamlar nedeniyle yemciler vadeli değil peşin satış yapıyor. Fakat süt üreticisi, sütü sattığında parasını peşin değil ancak 40 gün sonra alabiliyor. Süt üreticileri, hayvanın kışa girerken daha dirençli olması için günlük en az 12 kilo yem yemesi gerektiğini belirtiyor. Ancak yem fiyatlarını denetleyecek bir sistem yok. Aynı zamanda kurak bir yıl yaşandığı için çiftçilerin ambarlarında kendi yetiştirdikleri alternatif yem ürünleri de bulunmuyor. Markette 1 litre süt, şu an 8-11 TL arasında değişiyor.
Konya’nın Konurören Köyü’nde besicilik yapan Hacı İyilik, çiğ sütteki fiyat artışının, daha yürürlüğe girmeden market fiyatlarına yansıdığını belirterek, “Şirketler, firmalar, marketler, hepsi sanki sütü bizden zamlı almış gibi raflara fiyat yansıttılar” dedi.
Süt ineklerinin karnındaki buzağısıyla kesime götürüldüğünü söyleyen Hacı İyilik, “Daha akşam aldığımız fiyat sabah yem farkıyla eridi gitti” diye konuştu. İylik, üreticinin yaşadığı sıkıntıyı ANKA Haber Ajansı’na şöyle anlattı:
"GİDİP BAKSINLAR, İŞLETMELERDE KAÇ HAYVAN KALDI"
“Kesimhanelerde bana gelen görüntüler içler acısı, karnındaki buzağısıyla hayvanını kestiriyor. Akşam ineğinin önüne dökecek yemi yok adamın, ne yapsın. Kaç paraysa gidip kestiriyor. İşletmesini boşaltıyor. Bir gidip bakın; işletmelerde kaç hayvan vardı, kaç hayvan kalmış, kaç kişi bu işe devam ediyor.
Süt fiyatı 4,70, süt fiyatı artı 20 kuruş devlet desteği, akşam bu haberi aldık. Sabahleyin yem fiyatına, torba başına bütün firmalar genel olarak zam yaptılar. Bizim bir paritemiz var. 1 kilo süt sattığımız zaman en az 1,5 kilo yem aldığımızda bu iş sürdürülebilir. Bir torba yemin fiyatı 220-245 arasında. Bu fiyatlarla bizim üretim yapmamız imkansız. 6,5 TL süt fiyatı olursa bu iş yapılır. Şimdi bütün yemciler peşin fiyatına yem satıyorlar. Biz fabrikaya vadeli süt veriyoruz, ama yemciden yem alırken peşin paraya alıyoruz.”
“SÜTÜ ZAMLI FİYATA SATMADAN, RAFLARA ZAMLI FİYAT YANSIDI”
Açık ahırda sütçülük yaptığını söyleyen İyilik, kış soğuğuna dayanıklı olabilmesi için ineklerinin yem yemesi gerektiğini belirterek, “Ben, sütten zarar ediyorum. Zarar ettiğim için inekleri kesime gönderiyorum. Bu kış zor geçecek. Burası bir açık besi, kışın eksi 15’i bulacak. Onun için yem almaya mecburuz. Kurak bir yıl geçirdiğimiz için ambarlarımız boş. Arpamız yok, yulafımız yok. Biz, yemciyle süt fabrikaları arasında kaldık. Biz daha sütü zamlı fiyata satmadan, bütün süt fabrikaları, marketler sanki bizden sütü zamlı fiyata almış gibi raflara zam yansıttılar" diye konuştu.
“BİZİ KÖYLERDE YALNIZ BIRAKMAYIN”
İyilik, "Benim tahminlerimce ülke genelinde yüzde 30 civarında süt ineği kesildi. Cumhurbaşkanı’mıza, Tarım Bakanı’mıza sesleniyorum. Etten ve sütten kar edebilmemiz şart. Yoksa üretim biter. Üretici biterse gıda krizi göz göre göre gelir. Bizleri köyde yalnız bırakmayın. Bizim fiyatımızı Et ve Süt Kurumu belirliyor. Ama ne hikmetse yemcinin fiyatına kimse karışmıyor. Serbest piyasa, adam istediği fiyata satıyor" dedi.
"DEVLETİN LİSANSLI DEPOLARINDA STOKÇULUK YAPILIYOR"
Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras ise yem fiyatlarının bu kadar artmasının sebebinin, devletin lisanslı depolarında stoklanan ürünlerden kaynaklandığını iddia etti.
ANKA Haber Ajansı’na konuşan Aras, “Yem fiyatları, bir yıldır ayda 2-3 defa zamlanıyor. Türkiye’deki kuraklık ve döviz bazında gelen zamlar gösterilmektedir. En büyük sebeplerden biri bu değildir. TMO, bu açığı kapatmak için ihale yapmaktadır. Bunu fırsat bilen bazı stokçular ve karaborsacılar ortaya çıkmıştır. Hububatın satım zamanında çiftçinin elindeki ürünü ucuza alıp 3-4 kat ücretlendirmektedirler. Çünkü piyasada bulunan arpayı, mısırı, buğdayı alıp, devletin destek verdiği lisanlı depolarda stoklayıp, daha sonradan piyasaya çıkarıp 3-4 katına satmaktadırlar” diye konuştu.
"ÜRETİCİ ZARAR EDE EDE HAYVANINI KESTİRDİ, SONUÇ KITLIK"
Stoklamadan dolayı üreticilerin yemi 3-4 kat fazla ücretle almak zorunda kaldığını söyleyen Ercan Aras, şunları söyledi:
“Bu tüccarlar, bu para babaları hem kendi depolarında hem lisanlı depolarda arpayı, buğdayı stoklamaktadırlar. Sonbaharda 1.750 TL’ye aldıkları arpa şu an da 4.500 TL’ye çıkmıştır. Süt 4,70 TL’ye çıkmış, et yüzde 20 zamlanmıştır. Bunu fırsat bilen stokçular, tekrar yüzde 30, yüzde 40 zamlarını koydular. Yani üreticinin cebine giren hiçbir şey yoktur. Üretici, bir yıldır zarar ede ede elindeki dişi hayvanların hepsini kestirmiştir. Siz süte, ete ne kadar zam yaparsanız yapın, eğer ham madde fiyatını düşürmezseniz bunun bir anlamı yoktur.
Bu depolar neden dolu? Neden piyasaya ürün sevk edilmiyor? Şu an Türkiye’de depolama stoklamak için yapılıyor ve üreticiyi mağdur etmek için yapılıyor. Sonuç olarak ileride besi hayvanı olmadığı için kıtlık olacaktır, et olmayacaktır. Yurt dışına, ithalata mahkum kalacağız.”