CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan istifası konusunda, “Bunun sorumlusu Erdoğan. Böyle bir devlet yönetimi olmaz. Damadı feda ederek kaçamazsın” dedi.
Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısında yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
ATATÜRK ‘HER ŞEYİ BEN BİLİRİM’ DEMEDİ: Gerçekten de düşmanının bile saygı duyduğu bir insan. Mücadelesi, öngörüsü, devlet adamlığı ile dünyada ender bulunan devlet adamlarından birisi. Tüm mazlum ülkelere örnek olan bir devlet adamı, bir komutan. Hayatın en zor koşullarından gelen bir insan. Feleğin çemberinden geçen bir insan. Hayatın bütün acılarını yaşayan bir insan. Hala dünyanın mazlum ülkelerine örnek oluyor. O, milli mücadeleyi bütün mazlum milletler için yaptı. O, ‘hakimiyet milletindir’ sözünü tarihe yazdıran kimsedir. Meclis duvarında da yazar: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. ‘Kaderini sen belirleyeceksin’ diyor. Halka duyduğu güveni ifade ediyor. 1 Kasım 1930’da, ‘TBMM en büyük güvencedir’ diyor. Dolayısıyla TBMM’nin açılışı, halka duyduğu güven, tarihin altın sayfalarında yer alan eylemlerdir. ‘Hiç kimse kendini yalnız hissetmesin’ dedi. Sıradan bir cümle değil bu. Bir imparatorluğun kendi parasını basacak bankası yoktu. Merkez Bankası’nı o kurdu, önemli bir işlevi yerine getirdi. Sanayileşme hamlesini başlatan Sanayi Devrimi’ni yakalamaya çalışan bir lider. ‘Her şeyi ben bilirim’ demedi. İzmir İktisat Kongresi’ni topladı. Bilime önem verdi. Verilen mücadelenin hangi koşullarda verildiğini bilmek ve çocuklarımıza anlatmak zorundayız. Hatay’ı kazandı. Hiç dillendirmiyoruz. O 82 yıl önce gözlerini yumarken, daha güçlü bir Türkiye’yi düşledi. Bizim mücadelemiz de onun bıraktığını güçlendirmektir. Bizim 2. Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’nde yapmak istediğimiz de budur; Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmaktır. ‘Her şeyi ben bilirim’ anlayışından uzak bir süreci başlatmak zorundayız. Biz onu saygıyla, minnetle ve şükranla anıyoruz.
MÜYESSER YILDIZ KALEMİNİ SATMAZ: Müyesser Yıldız, haksız yere 115 gün içeride tutuldu. ‘Devletin sırlarını açıkladı’ diye. Oysa o yazılar internet sitesinde zaten duruyordu. Onu içeriye atanlar devletin içindeki bazı organizasyonlar. Benim bildiğim Müyesser Yıldız, istedikleri kadar gözdağı versinler kalemlerini satmayan bir gazetecidir. Aynı zamanda Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Ahmet Altan’ın Ayhan Bilgen’in de haksız yere içeride tutulmasının doğru olmadığını ifade ediyoruz. Bunlar bizim partimize oy versinler diye değil, her düşünceye saygı olmalı, bizim ülkemizde demokrasi var diye.
YENİ ZEKERİYA ÖZ’LER VARMIŞ: Biraz komik ama her parti kendi düşüncelerini açıklar ve broşür yapar. Biz de ‘arpalıklar’ diye broşür yaptık. Zekeriya Öz’ler meğer Anadolu’da da varmış. Bu broşürü toplatıyorlar, neden? Devleti arpalığa çevirirseniz biz de bunu yazacağız. Eski milletvekili maaş alıyor, başka işe atanıyor yeni maaş, ‘seni banka yönetimine atayalım’ sonra bir kamu kuruluşuna daha. Bir kişi dört yerden maaş alır mı? Bu kadar çocuk gece yatağa aç girerken biz bunu eleştirmeyecek miyiz? ‘Cumhurbaşkanına hakaret.’ Ne hakareti? Neresinde var hakaret? Devleti arpalığa dönüştürdüler mi dönüştürdüler. Yeni Zekeriya Öz nasıl bu kararı alıyor? Sanıyor ki bu kararı aldığı zaman biz bunları dillendirmeyeceğiz. Senin gücün yetmez. Sen hakim değilsin. Sarayın korumaları adalet kürsüsünde oturduklarında biz onlara hakim demeyiz. Açık ve net söylüyorum onlar sarayın satılmış insanlarıdır. Bu kararların tamamının altında Erdoğan’ın imzası var. Devleti arpalığa dönüştüren Erdoğan’dır. Rüşvet alanları büyükelçi olarak atayan birden fazla maaş almasını sağlayan yine Erdoğan’dır.
KASA EKSİ, TABLO PEMBE: Ülke yönetimi ciddiyet ister. ‘Benim yakınım’ diye kişileri bakan yapmazsınız. Bakan olacak kişi bakanlığı, bürokrasiyi iyi bilecek. Berat Albayrak’ı en çok eleştirenlerden birisi benim. Hazineden, maliyeden sorumlu, ülke felaket durumda. Kasa eksi ama pembe tabloyla sunuş yapılıyor. Bu doğru değil. Gerçekleri milletin bilmesi gerekiyor. Sadece bizim söylememiz değil, onların önlem alması gerekiyor.
DEVLETİ BİLMEK GEREKİYOR: Biz sorun tespit ediyorsak, çözümü de sunuyoruz. Muhalefet çözüm üretmek zorunda değil ama onların basiretsizliğini görünce çözüm de ürettik. Bugüne kadar yaptığımız önerilerden ‘bu yanlış, eksik’ eleştirisi gelmedi. Çünkü biz her konunun uzmanına danıştık. Ekonomik kriz var, daha 2018 ağustosunda ‘bu iş böyle yürümez’ diye 13 madde sıraladık. ‘Bizim üzerimize düşün varsa hazırız’ dedik. Çünkü sıkıntıyı vatandaş çekiyor. Biz bu teklifi yaptık. ‘Hayır, biz bildiğimizi okuruz.’ Okudular, sonra ekonomik buhranın içinde bulduk kendimizi. Milyonların işsiz kaldığı, insanların ekmek bulamadığı bir süreç. ‘Buhranı nasıl aşabiliriz’ 18 Mayıs 2020’de paylaştık. Eleştiri yaparken devletin ne olduğunu bilmeniz gerekiyor.
SESSİZLİK-SUSKUNLUK: Siyasi parti devlet değildir ama siyasi parti ne zaman ‘ben devletim’ diyorsa orada sorunlar başlar. Tek adam rejimi ‘ben devletim’ diyen rejimdir. ‘Benim dışımda söylenen sözler doğru değildir, devlet sadece benim söylediklerimi yerine getirir.’ O yüzden bir tek adam rejiminin felaketler getireceğini söyledik. Geldiğimiz nokta budur. Albayrak istifa etti. İstifa etti mi etmedi mi uzun bir süre sessizlik. Saraya bakıyorsunuz, AK Parti grubunda sessizlik, koşulsuz destek veren MHP Başkanı’nda suskunluk.
KALEMİNİ SARAYA SATAN GAZETECİ DEĞİLDİR:Medyaya bakıyorsunuz, sosyal medyada yaptığı açıklamadan 17 saat geçtiği halde RTÜK’ten baktık, bin 780 yayından sadece 5’i istifa ettiğini söylüyor. Şu memleketin, medyanın geldiği hale bakar mısınız? Gerçek anlamda havuz medyası olduğunu kanıtladı. Ülke böyle yönetiliyor. Milli Kurtuluş Savaşı veren Türkiye Cumhuriyeti Devleti işte böyle yönetiliyor. Biz her zaman devletin saygı içinde yönetilmesini istedik. Eğer bir ülkeyi anonim şirket gibi yönetirseniz sonuç bu olur. Erdoğan söylüyor, ‘bir anonim şirket gibi Türkiye yönetilmeli’ diyor. Devleti bilmeyen, devletin ne olduğunun farkında bile değil. Anonim şirketin Türkiye üzerinde politikaları, ordusu mu var? Devlet bu tür insanların elinde bugünkü noktaya geldi. Kayınpeder damat ülkeyi yönetiyor. Aralarında bir şey çıkmış ülke diken üzerinde. Havuz medyası tek kelime edemiyor. Kalemini saraya tahsis eden insandan gazeteci olur mu? Kalemini satacaksın, düşünceni satacaksın, eleştiri hakkını satacaksın, ‘ben gazeteciyim’ diye gezeceksin. Bunlardan gazeteci olmaz.
DAMADI FEDA EDEREK KAÇAMAZSIN: Görünen tablo açık net. İstifası kabul edildi. En azından kayınpeder damattan kurtuldu Türkiye? Hangi gerçeklerle istifa edildi bilmiyoruz. Bunun sorumlusu Erdoğan. Her şeye o karar vermiyor mu? Eğer bazı gerçekler Erdoğan’dan saklanmışsa, ‘efendim Merkez Bankası’nda şu kadar açık var’ bunu tüm dünya biliyor zaten. Böyle bir devlet yönetimi, böyle bir devlet anlayışı olmaz. Devlet yönetimi liyakat ister. Yoksun olan kişiye devleti teslim etmişiz. Sorumlu Erdoğan’dır. Damadı feda ederek kaçamazsınız. Veziri verip şahı kurtaramazsınız. Berat Bey’in yaptığı açıklama da ilginç, ‘at izi it izine karıştı’ diyor. Öve öve bitiremiyordun. Bu ne demek? Sormak gerekiyor ne oldu?
GÜVEN VE İSTİKRAR İÇİN YAPILMASI GEREKENLER: Güven ve istikrar için neler yapılması gerekiyor? Devletin vatandaşa hizmet eder hale getirilmesi lazım. Çoğu vatandaş can ve mal güvenliğinin olduğuna inanmıyor. Dolayısıyla Türkiye’yi açmaza sokan mevcut yapı değişmeli. Devlet, parti organı olmaktan çıkarılmalıdır. Devleti yönetenler, devletin kurumlarına saygı gösterilmeli, bağımsız kurumlara liyakat ile atamalar yapılmalıdır. Ekonomik sosyal Konsey toplanmalıdır. Devlet yönetiminde liyakat sistemi geliştirilmelidir. Savurganlık önlenmelidir. Şeffaflık sağlanmalıdır. Siyaset kirlilikten arınmalı, siyaset ahlak Yasası çıkarılmalıdır. Güçlü bir stratejik planlama teşkilatı kurulmalıdır. Dış politika bir kişi çıkarları üzerinde değil ülkenin çıkarları üzerine kurulmalıdır.
SARAY MERAKLISI DEĞİLİZ: 81 ilde yaşanan sorunlar dillendiriliyorsa biz parti olarak görevimizi yapıyoruz. Biz saraylarda oturmuyoruz, meraklısı da değiliz. Biz fabrikaları geçmek isteriz. İşçilerle, işverenlerle konuşmak isteriz. İş dünyasının bizi yakından izlemesini istiyoruz. Ekonomi ekibimiz, 81 ile gidecek, varsa bir eksiğimiz söylesinler ama biz doğruların peşinden koşmaya devam edeceğiz.
İŞ AŞ VERMEYEN KİM?: Diyarbakır İl Başkanımız Gönül Özer aradı. Silvan’da 16-28 arasında çok fazla intihar oldu, bizim ailelere gitmemiz lazım. İnsan Haklarından Sorumlu olan (Gülizar Biçer) Karaca’yı gönderdik. İşsiz bu insanlar. ‘Düğünde takılan altınları bozarak geçimimizi sağladık’ diyorlar. Bekçilik sınavını kazanıp atanamıyorlar. AK Parti’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum: Bunun sorumluluğu kim? İş vermeyen aş vermeyen kim? Bir aile, ‘açız, sefiliz, kimse bize yardım etmedi’ diyor. Çocuk intihar ediyor. Erdoğan bunun farkında mı? Sarayda böyle bir tablo yok. Bir eli yağda bir eli balda.
KİMSE AÇ KALMAYACAK: Yıkılan hane sayısı 140, yıkılması gereken 831. Önümüzdeki süreç içinde kimse aç ve açık kalmayacak. Büyükşehir belediyemiz çalışıyor. Yaralar hızlı şekilde sarılıyor.
DOSTLUĞUN BAŞLAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM: Sayın Aliyev, savaşta çok doğru bir mesaj verdi. Biz Ermenilere karşı değiliz, Ermenistan yönetimine karşıyız, onların talepleri üzerine işgal sürdürülüyor. İşgalin sona ermesi ile birlikte dostluğun başlayacağını düşünüyorum.