CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Karar TV yayınına katıldı ve Ahmet Taşgetiren, Elif Çakır, Yıldıray Oğur’un soruların yanıtladı.
Kılıçdaroğlu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ile Ankara Barosu arasındaki tartışmada, baronun yanlış yaptığını söyleyerek, “Diyanet İşleri’nin de askerlerin de sıcak siyasetin dışında kalması lazım. Ankara Barosu yaptığı yanlışı zaten fark etti ve açıklama yaptı. Ülkemizde insanların inançlarını hedef alıp politika üretmek kadar yanlış bir şey yoktur. İnançlara saygı” diye değerlendirdi.
Kılıçdaroğlu, koronavirüs sonrasında ekonomide yapılması gerekenleri 5 maddede açıkladı: “İsrafa izin vermemek, yolsuzluğu önlemek, harcamaların hesabını vermek, kaynakların kullanımını planlamak ve siyasi ahlak kanununu çıkarmak.”
‘ERDOĞAN VE TURİZM BAKANININ KARARIYLA ÖNE ALINDI’
Kılıçdaroğlu Yükseköğretim Kurumlarına Giriş Sınavı’nın (YKS) öne alınmasına Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın karşı çıktığını belirterek, “Kararı alması gereken YÖK ama almıyor. Fakat açıklamayı YÖK yapıyor, öne almaya 3 kişi karar veriyor. Cumhurbaşkanı, Turizm Bakanı ve Sağlık Bakanı. Sağlık Bakanı doğru bulmuyor. Erdoğan da Turizm Bakanının kararı doğrultusunda öne alıyor” dedi.
‘GİT ABD’YE SÖYLE’
Darbe tartışmalarıyla ilgili soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, şu yorumda bulundu: “Darbe söylemleri tümüyle yanlış yönetilen bir ekonominin ortaya çıkardığı travmayı örtme çabaları. İstanbul İl Başkanı darbe olup olmayacağını bilir mi? MİT’de Genelkurmay'da mı görevli?. Doktor. Özgür Özel, darbeye karşı durmuş biri. ABD’de böyle bir rapor çıkmışsa söyleyeceksen oraya söyle.”
‘2.5 MİLYAR DOLARLIK HURDAMIZ OLDU’
Kılıçdaroğlu, Rusya’dan alınan S-400’lerin aktive edilmesini ABD’nin istemediğini ve iktidarın da ABD’nin talepleri doğrultusunda hareket ettiğini ifade ederek, “Aktive etmezler ve etmeyecekler. Borca ihtiyaçları var. (ABD) S-400’ü aktive etmezsen sana para veririz diyor. Elin oğlu bunun sözüne uymaz, bu güvenceyi bana ver diyecek. O zaman Türkiye Cumhuriyeti 2.5 milyar dolar değerindeki hurdaya sahip olacak” diye konuştu.
AKP'li Serik Belediye Başkanı Enver Aputkan, bir önceki başkan Ramazan Çalık'ın bir iş yerinden 500 bin lira aldığını ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'la duruma sessiz kaldığı için tartışıp toplantı terk ettiğini açıklamıştı. Bu durumu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “500 bin lira rüşveti kim aldı? AK Partili bir belediye başkanı 500 binlik rüşvetin hesabını soruyor” dedi.
Kılıçdaroğlu’nun değerlendirmeleri şöyle:
“Biz Kovid-19 olayı ortaya çıkar çıkmaz kurul oluşturduk. Rapor hazırladık ve bütün tarafları gönderdik. Orada yapacağımız şeyleri anlattık. Ekonomide ne yapılabilir? Kurul oluşturduk. Önce tarım. Çalışmaları sürüyor. Türkiye buradan şöyle çıkar. Çıkıp diyeceksiniz. Bir israfı sonlandıracağım. 13 uçağım vardı, diğerlerini satıyorum. Ülke çıkarları için kullanacağım. İki ben kesinlikle rüşvet ve yolsuzluğa izin vermeyeceğim.”
‘RÜŞVETİ KİM ALDI?’
“(AKP'li Serik Belediye Başkanı Enver Aputkan, bir önceki başkan Ramazan Çalık'ın bir iş yerinden 500 bin TL aldığını ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'la duruma sessiz kaldığı için tartışıp toplantı terk ettiğini açıkladı.) 500 bin lira rüşveti kim aldı? AK Partili bir belediye başkanı 500 binlik rüşvetin hesabını soruyor. Üçüncüsü harcadığım her kuruşun hesabını millete vereceğim. Başkan iki bakanı suçluyor açıkça.”
‘İHALE PEŞİNDE KOŞAN VEKİLLER’
“Dört planlama yok. Kaynakların nasıl kullanılacağını planlama örgütü belirlerdi. Devlet Planlama Teşkilatı kapatıldı. Planlama yapılmalı ve sivil toplum örgütleri katılacak. Beşincisi siyasi ahlak kanunu Meclis’e gelmek zorundadır. Parlamentoda milletin sorularını dile getiren milletvekiline ihtiyaç var, ihale peşinde koşan milletvekiline değil.”
‘600 MİLYAR LİRA NEREYE GİTTİ?’
“Türkiye’de para var. 2020 yılının ilk 3 ayında iktidarın kullandığı para 668 milyar lira. Bunun 4.4 milyar lirasını vatandaşa vereceğim dedi. Fakir, fukaraya 4.4 milyar lira verilirken, faize 38 milyar lira ödendi. 600 milyar lira nerede kullanıldı? IMF’ye gider diyorlar, zaten IMF’nin yönetim kurulu üyesi var Türkiye’de. 668 milyarın içinde 56 milyar lira yeni basılan para var. Dolar mevduatı sürekli artıyor. Parayı alan dolara yatırıyor. O da kontrol edilmiyor.”
“Salgına çok hazırlıksız yakalandılar. Ekonomi de alarm veriyordu. Kaynak arayışına girdiler. Ancak kaynak bulmanızın temel ölçüsü vereceğiniz güven.”
‘AK PARTİLİ VEKİLLER DE BİLMİYOR’
(KAMU ÖZEL İŞBİRLİĞİ PROJELERİ): “Orada benim büyük yaram var ve vicdanım kanıyor. Bir memleket 5’li çeteye feda edilemez. Yol, şehir hastanelerini kaça yaptınız? En son bütçe görüşmelerinde AK Partili vekillere buraların kaça yapıldığını biliyor musunuz dedim. Hadi biz bilmiyoruz, muhalefetiz bari siz sorun. Kaça yapıldığını bilmiyorlar. Bunlar benim ve onların torunun parası.”
“Herkes fedakarlık yaptı ancak fedakarlık yapmayan dolar alan bir avuç müteahhit. Garantili olanlar ne oldu? Dolar arttıkça, oturdukları yerde gelirleri artıyor. Bazıları Biz Bize Yeteriz hesabını bağış yaptı. Onları da vergi beyannamesinde indirecekler. Sistem yürümüyor. Fedakarlık yapması gerekenler yapmıyor, yapmaması gerekenler de fedakarlık yapıyor.”
(S-400’LERİN AKİTVASYONU): “Aktive etmezler ve etmeyecekler. Borca ihtiyaçları var. (ABD) S-400’ü aktive etmezsen sana para veririz diyor. Elin oğlu bunun sözüne uymaz, bu güvenceyi bana ver diyecek. O zaman Türkiye Cumhuriyeti 2.5 milyar dolar değerindeki hurdaya sahip olacak. Erteledik diyor. Kovid-19 ile aktive etmenin ne alakası var? Aktive etmezlerse o parayı veren 83 milyonun hakkını helal etmemesi lazım.”
(DARBE TARTIŞMALARI): “Mümkün değil. Bizim İstanbul İl Başkanının söylediği erken seçim ihtimali. Saray rejimi gidecek demek ne zaman darbe haline geldi. CHP’nin iktidara yakın olduğu dönemlerin tamamında darbe olmuştur. Darbelerin arkasında da dünyanın egemen güçleri vardır. Sayın Baykal ve Ecevit Adana’ya doğru giderken askerler bir bildiri veriyorlar. Baykal MYK toplantısında ‘Dördümüz ağlayarak geldik, askerlere bakan vermeyin’ diye. Ecevit ardından istifa ediyor. Artı Menderes’in idamı yanlıştır.”
‘MISIR’DA DARBE OLDUĞUNDA UYARDIM’
“Mısır’da darbe oldu, iki elçimizi gönderdim. Söyleyin dedim, sakın siyasi idam yapmasınlar. Siyasi idamlar bir topluma hiçbir zaman hayır getirmemiştir. Düşüncelere katılmaya bilirsiniz ancak onların hayatını sonlandıramazsınız. Mısır’daki darbenin bile siyasi idamlara yol açmamasıdır. 15 Temmuz’da arkadaşlara ilk söylediğim Meclis’e gitmeleri oldu. Meclis’in kapısın ilk açanlar onlar oldu.”
‘EKONOMİK TRAVMAYI ÖRTMEYE ÇALIŞIYORLAR’
“Darbe söylemleri tümüyle yanlış yönetilen bir ekonominin ortaya çıkardığı travmayı örtme çabaları. Türkiye darbelerden çok çekti. Darbeye karşı olmak sözle olmaz. Eğer Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk sistemi darbe hukukundan alınırsa darbe olmaz.”
“Şu fırsatı düşünüyorum. Geçmişte çatışan ama demokrasi isteyen bütün taraflar kısa süre içinde bir araya gelecekler. Biz neden kendi anayasamızı yapmıyoruz, ille darbelerden sonra mı anayasa yapılacak. Anayasa’yı elimize aldığımızda 83 milyon da bu benim anayasam desin.”
“Türkiye’nin darbe ile karşı karşıya kalacağını düşünmüyorum. Türkiye darbelerden çok çekti.”
(15 TEMMUZ ÖNCESİNDE DE SÖYLENTİLER VARDI, YAKLAŞIMI): “Samimi düşüncem Türkiye’de böyle bir ihtimal yok. Darbe Türkiye’ye çok daha ağır faturalar çıkarır. MİT saraya bağlı. Genel Kurmay Başkanı her hafta gidiyor, bilgi veriyor. Darbeye kim yeltenecek. Böyle bir girişim olursa 83 milyonun karşı çıkacağını düşünüyorum.”
(HÜKÜMET NEDEN DARBE SÖYLENTİLERİNE SAHİP ÇIKTI?): “Oradan medet umuyorlar. Ekonomideki yanlış gidişi örtmek istiyorlar. İstanbul İl Başkanı darbe olup olmayacağını bilir mi? MİT’te Genelkurmayda mı görevli?. Doktor. Özgür Özel, darbeye karşı durmuş biri. ABD’de böyle bir rapor çıkmışsa söyleyeceksen oraya söyle.”
(27 MAYIS DARBESİNİ YAPANLAR CHP’YE YAKINDI, BELKİ YENİ AÇILIM YAPABİLİRSİNİZ): “Demokrat Parti iyi yönetemeyince, CHP’liler gözaltına alındı. İlk hedefler beyannamesi açıklandı. Darbe sonrası beyannamede yer alanlar darbe sonrasında hazırlanan anayasaya girdi. 60’ın faturası da var. Toplum ekonomik olarak geriye gitti. Demokratik olarak seçimle göndermek varken, darbeyle göndermek yanlıştır. İkinci yanlış idamlardır. 3 idam toplumda derin bir travma yarattı. Biz 27 Mayıs’ı olduğu şekliyle değerlendiremedik. Ki o dönem ki darbe genç subayların darbesiydi. Cemal Gürsel sonradan getirilip, devlet başkanlığı pozisyonuna oturdu. Şu gerçek hepimizin önünde, darbe asla kabul edilemez. Demokrasi kabul ediliyorsa mihenk taşı vatandaşın kendisidir.”
“İnönü başta olmak üzere bazı siyasi parti genel başkanları idamların yapılmaması için ortak açıklama yapıyorlar. Fotoğrafları var ve idamların doğru olmadığını ifade ediyorlar.”
(22 NİSAN’DA CUMHURİYET GAZETESİ’NDE YENİ DÜNYA DÜZENİ OLUŞACAĞI SÖZÜ) : “Dünyanın önemli yazar, siyasetçi ve akademisyenlerini takip ediyoruz. Ağırlıklı olarak Kovid-19 salgının dünyada değişime yol açacağını ve dünyanın otoriter yönetime doğru evirileceğini söyleyenler var. Marks’ın dünyanın bütün işçileri birleşin söylemi vardı. Ben de otoriter rejimler dünyanın başına bela olacağını söylemiştim. Demokratın sağcısı, solcusu yoktur. 21’inci yüz yılda demokrasiyi içselleştirmemiz gerekiyor. Gelişmiş ülkelerin sorumluluğuna da vurgu yaptım. Almanya cari fazla veriyor. Avrupa Birliğinin kaynaklarının fazlalığını kendine çekiyor. Az gelişmiş, fakir fukara ülkeler de kendi geleceklerini gelişmiş ülkelerde arıyor. Türkiye’den Avrupa ülkelerine gidiyor. Bu ülkeler göçmenler kendi kapılarına dayandığı zaman itiraz etmeye başladı. Onlar Ortadoğu’da kan akarken sessiz kaldı. Onlara sorumluluğunuz var demiştim. O ülkelere de kaynak ayırmak zorundalar. Bunları yapabilirlerse o ülkelerde de demokrasi gelecek.”
‘MEDYA GÜCÜ DENETLER’
“16 Maddelik düşüncelerimi 23 Nisan’da saydım. Gerekçesi şuydu. 100 yıl önce parlamentoyu kurdu. Atatürk’e başkomutanlık yetkisini bile 3 aylık veriyor. Mehmet Metiner neden el kaldırdıklarını bilmediğini söyledi. Gelen yasalarla ilgili topluma bilgi verilmiyor. Kuvvetler ayrılığı olması gerektiğini söyledik. Medya gücü denetler, poh pohlamaz. Yargıdan bile güçlüdür.”
‘AİLE SİGORTASI LAZIM’
“Devletin bütün kurumlarında çürüme var. Yasayı kimse tanımıyor. Yolsuzluk yapanın sırtı sıvazlanıyor. Siyasi Partiler Yasasının değişmesi lazım. Sanıyorlar ki millet bizi seçiyor. Hayır, sizi genel başkanlar seçiyor. Kamu kaynaklarının denetlenmesi gerekir. Sayıştay’ın daha etkin olması lazım. ILO’nun kabul ettiği 102 No’lu sözleşme var. Son sigorta dalı. Aile yardımları sigortası. Sosyal güvenlik herkesin hakkıdır. Biz onu hak olmaktan çıkarmışız, lütuf olarak değerlendiriyoruz. Her aileye para verirsek devletin gücü yeter mi diyorlar. Yeter, devlet personel alınacaksa öncelik evinde sigortalı olmayan aileden alınacak.”
(DİYANET İŞLERİ BAŞKANI VE ANKARA BAROSU ARASINDAKİ TARTIŞMA ): “Bizim partinin öteden beri geleneği var. İki alana sakın girmeyin deriz. Genelkurmay ve din. Diyanet İşleri’nin de askerlerin de sıcak siyasetin dışında kalması lazım. Ankara Barosu yaptığı yanlışı zaten fark etti ve açıklama yaptı. Ülkemizde insanların inançlarını hedef alıp politika üretmek kadar yanlış bir şey yoktur. İnançlara saygı. Tartışmaya girmememizin temel nedeni Diyanet ve Genelkurmaya girmemeye özen gösteriyoruz. Din insanlarının kendi arasında tartışma olursa saygı duyarız. Politik kurumlar olmasını istemeyiz.”
“Daha önceki Diyanet İşleri Başkanları ile bir araya gelirdik, CHP döneminde en rahat olduğumuz dönemdir derdi.”
‘SAĞLIK BAKANI DOĞRU BULMUYOR’
(SINAV TARİHLERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ): “Sınav önemlidir. Çünkü genç yaşamının en önemli basamağını atlayacak. Sınavın Temmuz’a ertelenmesini herkes olumlu karşıladı. Gençler ve aileler ona göre plan yaptı. Birden bire öne alınması sıkıntı yarattı. Öğrenciler ve aileler ayağa kalktı. Devlette liyakatten bahsettim. Kararı alması gereken YÖK ama almıyor. Fakat açıklamayı YÖK yapıyor, öne almaya 3 kişi karar veriyor. Cumhurbaşkanı, Turizm Bakanı ve Sağlık Bakanı. Sağlık Bakanı doğru bulmuyor. Erdoğan da Turizm Bakanının kararı doğrultusunda öne alıyor.