İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı İsmail Tatlıoğlu, "Yoksulluk sınırı 8.282 TL olarak gerçekleşmiştir. Yeni revizyona göre (Rev.2) geçtiğimiz yıl mayıs ayı için açlık sınırı 2 bin 23 TL olarak belirlenmiştir. Açlık sınırı COVİD krizi sürerken 1 yılda yüzde 18,3 artış gösterdi. Yıllık artış 371 TL'yi buldu. Asgari ücretteki artış ise 304 TL olarak gerçekleşmişti." dedi.
Tatlıoğlu, "2003 yılının mayıs ayında 4 kişilik bir aile, günlük minimum 15,2 TL’ye sağlıklı beslenebilirken, bugün ancak 79,81 TL’ye sağlıklı beslenebilmektedir. Buna göre 17 yıl zaman zarfında açlık sınırı 5,25 kat artmıştır. Aynı dönemde enflasyondaki artış ise 4,6 kat oldu. Açlık sınırındaki artış genel enflasyondan daha fazla arttı" diye konuştu.
Tatlıoğlu, TBMM yaptığı basın toplantısında şunları kaydetti:
Nisan ve Mayıs aylarındaki daralmanın yüzde 10’u aşabileceğini ilişkin tahminler, gelen öncü verilerle daha da kuvvetlenmiş gözükmektedir. Mayıs ayında; Sanayi Üretim Endeksi yüzde 31,5 daraldı. İmalat sanayiindeki daralma yüzde 33,3 Sermaye malı üretimindeki daralma yüzde 42,5 Dayanıklı Tüketim mallarındaki daralma yüzde 49,3.
PERAKENDE SATIŞ ENDEKSİ YÜZDE 21 DARALDI
Tekstildeki daralma yüzde 77 Otomotiv yakıtındaki daralma yüzde 20 Posta ve internet üzerinden satışlar ise yüzde 105 arttı. İhracattaki düşüş çok derin. Nisanda geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 50, Mayısta ise geçtiğimizin yılın aynı dönemine göre yüzde 56,5 daralma yaşandı.
En önemli ihracatçı sektörlerimiz; otomotiv, Son üç yıldır düşüş trendindeki sektörün mayıstaki üretimi geçtiğimiz yıla göre yüzde 53 düştü. Toplam ihracattaki düşüş yüzde 57. Tekstil, Mayısta ihracattaki düşüş yüzde 45,5. 2020 yılının ilk 5 ayındaki düşüş yüzde 22,8.
En çok ihracat yapan 10 kentimizdeki Nisan-Mayıs aylarındaki düşüşler; Sanayi üretiminin büyük kısmını gerçekleştiren; Bursa’da, sırasıyla yüzde 69 ve yüzde 53, Kocaeli’de yüzde 63 ve yüzde 57, Sakarya’da ise yüzde 92 ve yüzde 65’lik daralmalar gerçekleşti. Bu düşüşler, kentteki pek çok sektördeki daralmaları da tetikliyor. 2019 sonu rakamları ile KOBİlerimizin yaklaşık 110 milyar dolar civarı borçları bulunuyordu ve bunların yaklaşık yüzde 7’si takibe düşmüş durumdaydı. Kovid-19’a karşı uygulamaya konulan tedbirler kapsamında yapılan ötelemeler nedeniyle takipteki alacaklar konusunda bir düşüş söz konusu. Fakat bu ötelemeler temmuz ayı ile birlikte bitecek. Diğer yandan birçok büyük ölçekli şirket kredilerini yapılandırmış durumdalar. Fakat nispeten küçük firmaların krediye erişiminde ciddi sorunlar bulunuyor. Kredi Garanti Fonu’nun kapsamı (yapılan artışa rağmen/ 25 milyardan 50 milyara çıkarılmıştı) halen yeterli değil ve firmaların teminat sorunlarına çözüm üretilemiyor.
Turizm, 2020 yılını henüz açamadan kapamış gözüküyor. Özellikle, kıyı kesiminde ekonominin bu sektör üzerinden kendini ürettiğini düşünürsek, bölgesel olarak büyük bir gelir kaybının yaşanacağını söylemek gerekir. Diğer taraftan, bu sektöre girdi sağlayan çevre illerde de daralmaların yaşanacağı muhahhak.
DÖVİZ SIKINTISI VE DIŞ FİNANSMAN İHTİYACI
Döviz kazandıran ihracat ve turizm sektörlerindeki yaşanma ile birlikte Türk Ekonomisi’nin dış finansman ihtiyacını birlikte düşünmek gerekiyor. 2020’ye 437 milyar dolar dış borç stoku ile girmiştir ve 12 ay içinde bunların yüzde 39’unun vadesi gelmektedir. Bu nedenle iktisat politikaları seçeneklerini dış finansman sorunlarını dışlayarak tartışamayız.
İÇ PİYASAYI CANLANDIRMALIYIZ
Yaklaşık 10 milyon hanenin büyük gelir kaybı yaşadığı süreçte, iç piyasaya yönelik konut, taşıt ve sosyal destek kredileri için uygulanan faiz oranların tüketimi yeterince teşvik etmesi mümkün görünmemektedir.
Faizler, kriz öncesi şartlara göre bir miktar aşağıya çekilmiş gözükse de halen piyasa faiz oranlarına yakın seyretmektedir. Tüketimi canlandırmanın yolu, hedefi, kapsamı ve çerçevesi belirlenmiş bir destek programının ilanı ve Hazine’nin firma/hanehalkı bazında ortaya çıkacak faiz yüküne ortak olmasından geçmektedir.
Şu ana dek, taşıt ve konut özelinde piyasa hadlerine yakın oranlar üzerinden sağlanan kredilerin tüketimi canlandırması mümkün gözükmemektedir.
Kaldı ki dövizdeki yükseliş, araç fiyatlarında büyük bir artışa sebep olmuştur. Bu nedenle; Kredi kartı harcamalarındaki taksit sınırlarının kaldırılması. En azından yıl sonuna kadar ÖTV-KDV oranlarında indirime gidilmesi. Firma ve bankaların ortaklaşa geliştireceği finansman modelleri ile tüketicilere ucuz kredilerin sağlanması gerekmektedir.
Keza, turizm sektöründe, daha önce de dile getirdiğimiz gibi; Yatak başına 5.000 TL’den az olmamak üzere, bir yıl faizsiz ve ödemesiz 36 ay vadeli işletme kredisinin tahsis edilmeli, Büyük işletmeler için ise Türkiye Varlık Fonu devreye girmeli ve borç-hisse takası yaparak sektöre nakit girişi sağlamalı, Kamu ve sektörün ortaya çıkacak yükü ortaklaşa paylaşacağı bir kampanya ile salgın süresince büyük özveriyle çalışan başta sağlık, güvenlik ve eğitim çalışanlarının turizm tesislerinden uygun fiyatlı ve uygun ödeme şartlarıyla yararlanmaları sağlanmalıdır. (7 gün/250 TL (kişi başı) 12 ay eşit taksit sıfır vade farkı) Uygulanmaya konmalıdır.
TABANA YAYILAN YOKSULLUK VE AÇLIK SINIRI
Bisam Araştırması, Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı 2.394 TL’dir. Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 8.282 TL olarak gerçekleşmiştir. Yeni revizyona göre (Rev.2) geçtiğimiz yıl mayıs ayı için açlık sınırı 2 bin 23 TL olarak belirlenmiştir. Açlık sınırı COVİD krizi sürerken 1 yılda yüzde 18,3 artış gösterdi. Yıllık artış 371 TL'yi buldu. Asgari ücretteki artış ise 304 TL olarak gerçekleşmişti.
2003 yılının mayıs ayında 4 kişilik bir aile, günlük minimum 15,2 TL’ye sağlıklı beslenebilirken, bugün ancak 79,81 TL’ye sağlıklı beslenebilmektedir. Buna göre 17 yıl zaman zarfında açlık sınırı 5,25 kat artmıştır. Aynı dönemde enflasyondaki artış ise 4,6 kat oldu. Açlık sınırındaki artış genel enflasyondan daha fazla arttı.