İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ etkinlikleri kapsamında, Esenyurt Şehit Erol Olçok Kültür Merkezi’nde seminer verdi.
Esenyurt Belediyesi’nin ev sahipliğinde, ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ etkinlikleri kapsamında yurttaşlarla bir araya gelen Saraç, ‘Kadına Şiddette Kanunlar ve Yönetmelikler’, ‘Ailede Şiddetin Önlenmesi’, ‘Uzaklaştırma Kararları’, ‘Uluslararası Düzeyde Yapılan Sözleşmeler’ ve ‘Baro Başkanının Görevleri’ başlıkları altında sunum yaptı.
Seminere; Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Bozkurt’un yanı sıra Esenyurt Kent Konseyi Başkanı Mehmet Hanifi Kaya, başkan yardımcıları, muhtarlar, sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.
Kadına şiddette topyekün bir mücadelenin gerektiğini vurgulayan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, şöyle konuştu:
“KADINA ŞİDDETLE TOPYEKÜN BİR MÜCADELE GEREKİYOR”
“Topyekün mücadele derken bunun her kurumda, toplumun her kesitinde, herkesin kendine düşen görevi bu şiddetin önlenmesiyle ilgili bilmesi anlamında. Şiddeti hoş gören bir zihniyette yetişmişseniz hangi görevde olursanız olun bunu ona yansıtırsınız ve mücadele etmek konusunda bir azminiz olmaz. Onun için önce bizlerin birey olarak doğduğumuz günden itibaren bugüne kadar yetiştiğimiz aile ortamında, okulda, bizleri yönetenlerin kullandıkları dilde, şiddet dili değil sevgi dili söylemleri olmalı. Tüm bunların baştan sona hayata geçirerek bizlerin çocukluktan itibaren iletişim kurmayı becerebilen; şiddetin haklısı haksızı olamayacağının, kimsenin kimseye hiçbir şekilde şiddet gösterme gibi bir hakkının olmadığının mantığıyla yetiştirilmeye ve devletin bu şekilde programlarını yapmasına ihtiyaç vardır.”
Kadına şiddeti konuşmanın bu coğrafyanın bir ayıbı olduğunu söyleyen Başkan Bozkurt ise şunları söyledi:
“KADINA ŞİDDETİN TARİHİN KARANLIK SAYFALARINA GÖMÜLMESİ GEREKİYOR”
“Kadınların iş hayatına katılması, onların yüksek düzeyde birçok şeyi aynı anda organize edebilme yeteneklerinden nasıl faydalanırız yerine, kadına şiddeti nasıl önlerizi tartışmamız, konuşmamız hakikaten bu coğrafyanın ayıbı. Bunun, tarihin karanlık sayfalarına gömülmesi gerekiyor bence. Bu hepimizin ama öncelikli olarak erkeklerin sorumluluğu diye düşünüyorum ben. Öncelikle erkeklerin ayıbı diye düşünüyorum. Bu durumun yaşamın içinden tamamen silinmesi gerekiyor. Bunu silmediğimiz ve bitirmediğimiz sürece toplumun sağlıklı davranmasını sağlamak, ilerlemek, tartışmak, konuşmak, insani ölçülerde ilişkileri sürdürmeyi beklemek hayal ötesi bir şey.
“BUGÜN BURADA BUNLARI KONUŞMAKTAN UTANIYORUM”
Bugün burada bunları konuşmayı gerekli bulmaktan utanıyorum. Daha fazla konuşma hakkını da kendimde görmüyorum. Umuyorum ki önümüzdeki süreçlerde biz, kadınlarımızın duygusundan, zekasından toplum olarak nasıl daha çok faydalanabiliriz; çocuklarımızı rahat, daha çok nasıl sevgiyle birlik beraberlik içinde yetiştirebiliriz. Bunları konuşacağımız günlere olan özlemimi buradan belirterek Baro Başkanı'mıza da çok teşekkür ediyorum, buraya geldiği için. Önemli bir rol modeldir. Bütün kadınlarımızın bence örnek alması gereken bir başarı hikayesinin sahibi. Aslında bütün kadınlarımız ruhunda, içinde, kalbinin derinliklerinde bir başarma duygusu taşıyor. Şiddet yoluyla kendini ifade etmeye çalışan herkesi, her kurumu ve her organizasyonu kınadığımı da burada belirtmek istiyorum.”