İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Haydarpaşa ve Sirkeci garları ihalesinin iptali istemiyle açtıkları davanın reddedilmesini değerlendirirken, "Kamu adına utan duyulan, hicap ettiğim bir durum" dedi.
İmamoğlu, ihale sürecini özetleyerek başladı, "kadim kentin gözbebeği" gördükleri Haydarpaşa ve Sirkeci garı ihalesine İBB olarak katıldıklarınıancak ihalenin 10 bin TL sermayeli, 3 yıllık şirkete vedildiğini anımsattı.
İSTANBUL’UN HAKKINI DANIŞTAY’DA ARAYACAĞIZ
Bunun üzerine hukuk mücadelesi başlattıklarını ve konuyu İstanbul halkı adına yargıya taşıdıklarını belirten İmamoğlu, şunları söyledi:
“İstanbul 11. İdare Mahkemesi, dün bu konudaki kararını verdi ve açıkladı. Bizim itirazımızı, ikiye karşı bir oyla reddetti. Çok üzgünüz. Hukuk adına çok üzgünüz. Çünkü söz konusu olan İstanbul’umuz, söz konusu olan tarihi iki mekanın sizin adınıza kullanılması yerine; doğrusu, söylemekten üzülüyorum ama, tümüyle siyasi olduğuna inandığımız niyetlerle ve buraları hakkıyla kullanmayacak birilerine teslim etmektir. Bu karar, içimize sinmemiştir. Ne yazık ki, yargının bugün doğru bir karar vermediğine inanıyoruz. Sizler adına, sizinle birlikte her birimiz; anamız-babamız için hatıralarla dolu iki tarihi alanla ilgili mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Kararı Danıştay’a taşıyarak, İstanbul’un hakkını orada da arayacağız.”
KARARA ŞERH KOYAN HAKİMDEN ALINTI YAPTI
“Haklı gerekçelerimiz var” diyen İmamoğlu, karara şerh koyan mahkeme hakimi Adnan Koray Demirci’den alıntı yaptı:
“Bakın, karara itiraz eden, muhalefet şerhi koyan Hakim, o şerhinde ne diyor? Diyor ki; ‘İhale ilanı ile ihale şartnamesi arasında, konsorsiyumu oluşturan şirketlerin yeterlilik belgesi konusunda çelişki var.’ Biz de bunu söylemiştik. İhale ilanında şirketlerin ayrı ayrı yeterlilik belgesi sunmasına gerek olduğuna dair ibare yoktu çünkü. Devam ediyor Sayın Hakim; ‘Bu çelişkili kurallar rekabeti, eşit muameleyi, güvenilirliği engeller.’ Ve buna kanıt olarak da Danıştay’ın 2009, 2013, 2017 ve daha yeni, geçen yıl verdiği dört ayrı karara atıf da yapıyor. Şerhe, Danıştay’ın, ‘ihalede saydamlığın ve rekabetin engellenmesi’ni ihalenin iptal sebebi saydığını yazıyor. Bakın özetle okuyayım ne diyor Sayın Hakim: ‘İlan ile şartname arasında çelişki nedeniyle, şartnamede meydana gelen muğlaklığın, saydamlık, rekabet, eşitlik, piyasa şartlarını dikkate alma ve güvenilirlik ilkeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. İhale ilanı ile şartnamenin hükümleri birbiriyle tutarlı olmadığından, ihale dokümanında muğlaklık bulunmakta. Bu, saydamlık ve rekabet ilkesinin ihlal edilmesi nedenidir. O nedenle; dava konusu işlemlerin tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığından, iptal yönünde karar verilmesi gerekirdi. Bu nedenle iptal karara katılmam mümkün olmamıştır.’ Hakim Bey’in söyledikleri bunlar.”
TRAJİKOMİK BİR DURUM
“İhale komisyonunun, ortak girişim grubumuzu ihalenin sonuç aşamasına çağırmayarak ihale dışı bırakmada, bir gerekçesi daha vardı” diyen İmamoğlu, “Tam anlamı ile komiklikti. Trajikomik bir durumdu. Neydi? Anımsatayım: Efendim, sözleşmeye,’müteselsilen ve müştekeren’ kelimeleri yerine, ‘ortaklaşa ve birlikte’ yazılmış. Bunu ihaleden men gerekçesi yaptılar. O gün söyledim; böyle gerekçe olamaz. Bu, saçma sapan bir şey. Bunun akılla izah edilir bir yanı yoktur. Bakın, ihale komisyonunun bu gerekçesine, itirazımızı reddeden iki hakim de karara itiraz eden hakim de hak vermedi. Ama ne yazık ki, sonuçta mahkemenin kararı ile eski bir İBB Halkla İlişkiler Müdürlüğü çalışanı tarafından üç yıl önce, 10 bin lira sermaye ile kurulan bir şirketin, tarihi garları işletmesinin yolu açılıyor. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Nasıl bir şirket derseniz; ihaleyi almadan bir kaç gün önce 1 milyon liralık sermaye artışı yapan, o günlerde internet sitesi dahi olmayan bir şirket. Ve yine o günlerde yöneticilerinin, ihaleyi yapan TCDD’nin bağlı olduğu bakanla görüştüğü bir şirket” şeklinde konuştu.
BU TARZ DAVRANIŞLAR KAMUYU ÇÜRÜTÜYOR
Bu konudaki mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan İmamoğlu, “Hukuk yolunu kullanmaya devam edeceğiz. Kamu adına utanç duyuyorum. Bu İstanbul için hiç de hayırlı olmayan kararın, Danıştay’dan döneceğine inanıyorum. İstanbul’umuz için birlikte mücadele etmeye, onu daha güzelleştirmeye hep birlikte devam edeceğimizden şüpheniz olmasın. Bu sıkıntılı günlerde bunu öncü konu yapıp, bu süreci açıklamalarının da yine kamu adına utanç duyulan, hicap ettiğim bir durum olduğunun altını çiziyorum. Hukuki süreci takibimizi sonuna kadar yapacağız. Asla vazgeçmeyeceğiz. Sürece dair takipçi olacağız. Ama aynı zamanda, siz değerli İstanbulluların da vicdanına bu süreci havale ediyorum. Bu tarz davranışların kamuyu çürüttüğünün de altını çizmek istiyorum” dedi.