İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şehit MİT mensubu cenazesi haberi nedeniyle 7 gazeteci ve bir belediye çalışanıyla ilgili iddianamesini tamamladı. 8 isim hakkında hem Ceza Yasasındaki "devletin gizli bilgilerini ac¸ıklamak" hem de MİT Yasasının "istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek" suçlarından cezalandırılması istendi.. Gazetecilerin avukatlarından Celal Ülgen, “FETÖ yargısında olanlar yeniden yaşanmaya başlandı” yorumunda bulundu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, "şehit MİT mensubu ve cenazesine katılan meslektaşlarının kimlikleri ve faaliyetlerinin ifşa edildiği" iddiasıyla 8 kişi hakkında yürütülen soruşturmayı tamamlayarak, iddianamesini hazırladı. İddianamede, Oda TV Sorumlu Haber Müdürü Barış Terkoğlu, Oda TV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, haberin sahibi Hülya Kılınç, Yeniyaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik, Yeniyaşam Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser, Birgün Gazetesi Yazarı Erk Acarer, Yeniçağ Gazetesi yazarı Murat Ağırel ve CHP Akhisar Belediyesi Basın Birimi görevlisi E.E. hakkında hem devletin gizli bilgilerini açıklama suçunu içeren TCK 329'uncu maddeden hem de MİT Yasası'nı ihlalden cezalandırılması istendi.
8 kişi, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 329/1. maddesinde yer alan "devletin gu¨venligˆi veya ic¸ veya dıs¸ siyasal yararları bakımından niteligˆi itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri ac¸ıklamak" ve Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun 27. Maddesindeki "istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek" suçlarından yargılanacak.
TCK'nın 329'uncu maddesinde "Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklayan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilmesini, MİT Yasasının 27'inci maddesi ise 2 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası verilmesini, suçun basın yoluyla işlenmesi halinde yarı oranında artırılmasını öngörüyor.
MİT Başkanlığının suç duyurusu özerine yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede, 8 kişinin “FETÖ'nün MİT TIR'ları kumpası” ile aynı yöntemin izlendiği ileri sürüldü. İddianamede “organize bir şekilde gerçekleştirdikleri eylem ile Türkiye'nin dış ve iç siyasal yararları ile güvenliği hedef alındı” iddiası savunuldu. İddianamede "yalnızca MİT şehidinin değil cenaze törenine katılan MİT mensuplarının da basın yoluyla hedef alındığı" iddia edildi. İddianamede "olay bir plan dahilinde gerçekleştirildiği tespit edildi” denildi.
AVUKAT ÜLGEN: FETÖ YARGISINDA OLANLAR YENİDEN YAŞANMAYA BAŞLADI
Gazetecilerin avukatlarından Celal Ülgen hazırlanan iddianameyi şöyle değerlendirdi: “Günlerdir söylüyorum. FETÖ yargısında olanlar yeniden yaşanmaya başlandı diye. İddianamenin açıldığı bilgisi önce medyada yer aldı. Ama benzerlik bu değil. İddianın geniş ve şüphelileri alçaltıcı tutulması. FETÖ yargısında casusluktan çok sayıda yurtsever yargılandı.”
“Yeni Odatv iddianamesinde itham TCK 329. maddesi yani casusluk. Kime casusluk yapıldı. Hangi bilgi hangi sır servis edildi? Salt sosyal medyada yapılan paylaşımlardan yola çıkarsanız büyük ve görkemli bir casus ordusuna ulaşabilirsiniz.”
“Gene de dosyaya ve dayanak belgelere ulaştığımız için savunma görevimizi belirgin yapabilecek olmak güzel. Ne yapılmak istendiğini de iyi biliyoruz. Kimse yurtseverliğinden kuşku duyulmayacak gazeteciler için bu tür alçaltıcı ithamlarda bulunamaz. O zaman biz de itham ederiz.”
NE OLMUŞTU?
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Libya'da "birkaç tane askerin şehit düştüğünü" açıklamasının ardından, bölgede hayatını kaybeden devlet görevlilerine ilişkin haber ve iddialar kamuoyuna yansımaya başladı.
Gelişmeleri haberleştiren Yeniçağ, daha sonra haberini yayından kaldırmış, Odatv ise 'Sessiz, sedasız ve törensiz defnedilen Libya şehidi MİT mensubunun cenaze görüntülerine Odatv ulaştı' başlıklı bir haber yayımlamıştı. Odatv, haber nedeniyle 'MİT mensubu ve ailesinin bilgilerini ifşa etmek, aile üyelerinin güvenliğini riske atmak' iddiasıyla suçlandı.
İyi Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, yaşanan gelişmeler sonası TBMM'de düzenlediği basın toplantısında "Libya'da limanda bombalanmaya çalışılan bir geminin yanındaki deponun vurularak patlaması sırasında 2 şehit verdik. Saray rejiminin izlediği hatalı politikaların bedelini sahada çarpışanlarımız ödemeye devam etmektedir. Libya'daki iç savaşa katılmanızın Türk halkı tarafından kabul edilmediğini görerek, şehit haberlerinin gelmesine halkın tepki vereceğini düşünerek mi bazı haberleri gizliyorsunuz? Yaptığınız hiçbir şeyin makul bir izahı yok" diye konuşmuştu.
Haber sonrası Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve muhabir Hülya Kılınç "İstihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek" suçlamasıyla gözaltına alınmıştı. Terkoğlu ve Kılınç, 5 Mart 2020 Perşembe günü sevk edildikleri Sulh Ceza Hâkimliği'nce tutuklanmışlardı.
Terkoğlu ve Kılınç'ın tutuklanmasının ardından Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivanda soruşturmaya dahil edilmiş, 6 Mart 2020 Cuma günü Çağlayan Adliyesi'nde ifade vermişti. Pehlivan, akşam saatlerinde tutuklama talebiyle sevk edildiği nöbetçi İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği'nce tutuklanmıştı.
Pehlivan'ın tutuklanmasının ardından, aynı soruşturmaya dahil edilen Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ferhat Çelik, Sorumlu Müdür Aydın Keser ve Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel de tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Gazeteciler, nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
6 Mart'ta serbest bırakılan Çelik ve Keser 8 Mart'ta tekrar gözaltına alındı. Ağırel ise ifadeye çağrıldı. Gazeteciler devam eden süreçte "MİT Kanunu'na muhalefet"gerekçesiyle tutuklandı.
16 Nisan'da İyi Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ hakkında da 'Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu' çerçevesinde dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle fezleke düzenlenerek Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderildi.