İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “eve dön” çağrısına ilişkin “İYİ Parti'nin Cumhur İttifakı'na geçmesi mümkün değildir. Başıma silah dayasalar mümkün değil” dedi.
Akşener, Berat Albayrak’ın “dolar mı maaş alıyorsunuz” sözleri hakkında “Dolarla maaş alan adam, doların artmasından niye endişe duysun, bir kamyon para alıyor. Türk parasının değeri düşüyor. Kalkınmaya sürdürülebilir kalkınma diye bir vizyonunuz dahi yok. Dolar arttıkça para halktan çıkıyor. Bunu bilmeyen Bakan, Ekonomi Bakanı olmuş” değerlendirmesi yaptı. Türkiye’de erken seçim olursa ekonominin düzelip düzelmeyeceği sorusuna Akşener, “Bugün seçim olsa, Türkiye'nin bir şeyler yapmaya istekli nüfusu var ama iktidar da heves yok. Demokrasiyi bir siyasetçi ve siyaset grubu liyakatı, akraba kayırmadan kaçmayı uygularsa her şey düzelir. Vesayete son verilmeden hiç bir şey düzelmez” diye yanıtladı. Akşener, kendisine yönelik “eve dön” çağrılarına ilişkin ise şu yanıtı verdi:
“Sayın Devlet Bahçeli, aslında 6 ayda bir bizim partimize bir davet çıkarıyor. Ama hep beni hariç tutardı şimdiye kadar. İlk defa şahsen beni davet etti. Ben de cevap olarak dedim ki Sayın Erdoğan'a, ‘Ya ortağınla biraz ilgilen, biraz ilgisiz kalındığı zaman dönüp her seferinde bize bir şey söylüyor.’ Erdoğan benim mesajımı algıladı. Benim eve dönme çağrısını tercüme etti. 'Eve dön' çağrısında evi MHP olarak değil Cumhur İttifakı olarak tanımladı. Sayın Bahçeli'nin neyi kastettiği meçhul kaldı. İYİ Parti'nin Cumhur İttifakı'na geçmesi mümkün değildir. Başıma silah dayasalar mümkün değil.
Akşener, KRT’de katıldığı programda soruları yanıtlarken özetle şunları söyledi:
Sadece eleştirmiyoruz: Ben iki kez karantina uyguladım. Test sonuçlarım negatif çıktı. Biz, 26 Mart'ta vatandaşlarımıza ne söylediysek onu uygulama mecburiyetinde olduğumuz için gerçekten 14 gün boyunca iki kere herhangi bir kişi ile dışarıdan kimseyle görüşmeden karantina uyguladım. Daha sonra Sağlık Bakanı Fahrettin Koca beni aradı, ‘Geçmiş olsun’ dedi. Daha sonra da Sağlık Bakanlığı’nın doktorları polis arkadaşımızı takip etti. Sağlık Bakanı’na teşekkür ederim. ‘Biz şimdi farklı bir muhalefet anlayışına sahibiz’ diyoruz. sonra diyoruz ki doğrusu bu. Buyurun bizim önerdiklerimiz yerine getirebilirsiniz. Biliyoruz ki o fayda siyasi iktidarı olsa bile önce, millet. Sadece eleştirip gagalayarak gezmiyoruz. Yani biz ‘daha çok faydalı olur bu durum millete’ diyoruz. Bazı şeyler üç hafta ya da iki hafta en başında yapılabilseydi, bu sınırların kapatılması, İran ve diğer ülkeler de yapılabilseydi, Umre’ye gidecek olan insanlarla ilgili alınan önlemler… Şimdi bunlara bütün olarak baktığınızda bazı kararları hızlı almanız gerekiyor.
İşsizlik çığ gibi: Hangi erkek berberine girdiysek söylenen şu: Müşteri çok düştü. Herkes makine aldı evde yapıyor. Şimdi esnafları geziyorum. Esnaf yanıyor, yanıyor… Durum pandemi öncesi de aynıydı. Şimdi diyolardı ki o zaman, ‘Elektrik paraları çok yüksek geliyor. İşin içinden çıkamıyoruz kışın. Doğalgaz parasında felaket zorlanıyoruz. Kiraların stopajlarıyla ilgili bu iktidar bir şey yapsın. Yanımızda çalıştırdığımız insanların sigorta yatırdığımız bin 160 lira.’ Yani o ile çalışan kişinin maaşını düşürmek istemiyor. Çünkü maliyet çok arttı buna karşılık, müşterinin alım gücü düştü ve çığ gibi bir işsizlikle karşı karşıyayız. Sanayi bölgesi diye bilinen, ben daha önce zengin il ve ilçeleri dolaştım Sanayi bölgesi olarak tanımlanmış ilçelerimizde işsizliğin çığ gibi olduğunu… Mesela Afgan ve Suriyelilerin çalıştırıldığını ve biraz daha maaşı artmış kişilerin işten çıkarıldığını öğrendik ve bunları işte grup konuşmalarımızda ortaya koyduk. Bunun adını da bir ‘Memleket Meselesi’ diye koyduk.
Saraya girdiler, çıkış yok: Şimdi bu seferde pandemi geldi Meclis’te ‘Milletin Kürsüsü’ diyerek toplumun çeşitli kesimlerinin partimizle ilgisi olmayan sözcüleri çıkarıp, gerçek kişilerle o olayı öğrenmelerini sağlamaya çalışıyor. Mesela medyanın problemini konuştuğumuzu varsayalım sizi çağırdım veya bir başka arkadaşı acı çeken bir gazeteci bir medya mensubunun çağırdım. Siz içerden bilerek birebir yaşayarak anlattınız. Dolayısıyla orada her çıkan arkadaşımız mutlaka ‘Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Cumhurbaşkanım’ diyerek seslendi. Saraya girdiler çıkış yok. O insanların sesini duymuyorlar. Şimdi ilçeleri geziyorum, ağlarsınız. Bakın çok genç bir kadınla karşılaştım. Eşine iş istedi 9 aydır kocası işsizmiş. ‘Nasıl geçiniyorsunuz kızım’ diye sordum. ‘Geçinemiyoruz’ dedi. Gündelik işleri gidiyormuş. Bebekleri de var. ‘Et alıyor musunuz’ dedim bunlar böyle kulaktan kulağa konuşuyoruz. Dedi ki, ‘Çocuğuma haftada iki kere 50 gram et alıyorum.’ Böyle şeyler, böyle hayatlar var.
Ağam bizle eğlenir: (Erdoğan'ın buzdolabı satışlarıyla refah seviyelerinin yükseldiğini söylemesi) Ağam bizle eylenir. Sayın Erdoğan, seçilene kadar Taş Devri’nde yaşıyorduk. Buzdolabı çamaşır makinesi biliyorsunuz yani Taş Devri’nde yaşıyorduk. Sayın Erdoğan, seçilinceye kadar ambulansların olmadığı dönemde, yani anlayacağın Taş devrinde yaşıyorduk.
Sizin vizyonunuz dahi yok: (Berat Albayrak’ın ‘dolar mı maaş alıyorsunuz’ ifadeleri) Berat Albayrak’ın açıklamalarını ciddiyetsizlikle karşılıyorum. Dolarla maaş alan adam, doların artmasından niye endişe duysun, bir kamyon para alıyor. Türk parasının değeri düşüyor. Peki siz doların inmesiyle çıkması ile ilgili olarak yani sizi beni ilgilendirmediğini, yani bizim dolarla işimiz olmadığı için söylüyoru: Derdimiz yok, peki ama benim aldığım deterjanın fiyatı artıyor. Benim aldığım günlük ihtiyaçlarından bahsediyorum. O elektrik parasının uçması sebebiyle diyelim ki toruna bir dondurma aldık, onun da fiyatı uçuyor. Türkiye'nin özellikle kobilerin ihracat yapsın veya yapmazsın bütün hammaddelerinin çoğunluğu ithal. Ya siz bir üretim modeli geliştirmemişsiniz yani kalkınmaya sürdürülebilir kalkınma diye bir vizyonunuz dahi yok. Dolar arttıkça para halktan çıkıyor. Bunu bilmeyen Bakan, Ekonomi Bakanı olmuş.
Liyakat uygulanırsa her şey düzelir: Bugün seçim olsa, Türkiye'nin bir şeyler yapmaya istekli nüfusu var ama iktidar da heves yok. Demokrasiyi bir siyasetçi ve siyaset grubu liyakatı, akraba kayırmadan kaçmayı uygularsa her şey düzelir. Siz sınavlardaki soruların çalınmasına izin verdiniz. Sınavı emeğiyle kazanankarı mülakatta elediniz. Cenabı Allah kul hakkını önemser ama bunlar umursamıyor. TUİK ve Merkez Bankası bağımsız olmadıkça ekonomi düzelmez. Vesayete son verilmeden hiç bir şey düzelmez.
AKP Ayasofya için ret oyu vermişti: Ben 'Ayasofya'yı ibadete açın ama siyasete açmayın' dedim. Cumhur İttifakı’nın, ‘muhalefet Ayasofya'nın cami olarak açılmasını karşısında duruyor’ gibi bir tavır var. Biz daha önce gündeme getirince, ‘Böyle bir adım atılabilir’ diyerek biz bir araştırma önergesi verdik.Yani bu konuyu daha açılması gerektiğini yanında durduğumuzu ama yolunu yöntemini tespit etmemiz gerektiğini söyledik. Çok ilginçtir ki Cumhuriyet Halk Partisi ile milletvekilleri de ‘Evet’ oyu verdi. AKP reddetti. HDP çekimser kaldı. Meclis’in durumunu söylüyorum. Şimdi bireysel olarak birileri birkaç kişi çıkış yapmış olabilir. Solun Ayasofya açılmasın diye bir tavrı yoktu. Ben 'Ayasofya'yı ibadete açın ama siyasete açmayın' dedim.
HDP ile dirsek temasım yok: HDP ile ne benim ne partimin müzakeresi yoktur. HDP'ye de haksızlık olur onların da öyle bir talebi olmadı. Dirsek teması bile yok.
Mansur Bey’in adaylığını istedim: CHP'ye büyükşehirlerde ittifak konusunda biz teklif götürdük. Benim şahsım yönünde İstanbul'un AKP'den alınması önemliydi. Keza Ankara'da da Mansur Bey’in adaylığını destekledim ve istedim.
HDP seçmeni, CHP ve AKP’ye oy verir: Büyükşehirlerde belediye seçimlerinde seküler Kürtler, CHP'ye oy verir. Örneğin; Maltepe ve Kartal buna örnektir. Dindar Kürtler de AKP'ye oy verir ama genel seçimde bu kişiler HDP'ye oy verir.
İnce’nin fikri benimdi: Sayın İnce'nin ‘Memleket Masası’ fikri benimdi. Şu anda CHP'de olan bir isim, eğer partisinden ayrılırsa da başarılar dilerim.
Gizlimiz yok: DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’ni, Millet İttifakında görmek isterim Ali Babacan'a hayırlı olsun ziyaretinde bulundum. Hayata bakış açımızı anlattık. Ben Sayın Erdoğan ile de yaptığım tüm görüşmeleri basınla paylaştım. Gizlimiz yok. Haftaya da Gelecek Partisini ziyaret edeceğiz
İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı’na geçmesi mümkün değil: Sayın Devlet Bahçeli, aslında 6 ayda bir bizim partimize bir davet çıkarıyor. Ama hep beni hariç tutardı şimdiye kadar. İlk defa şahsen beni davet etti. Bu ev sözü yani özellikle kocaman yazılmış ‘ev’ sözü ‘MHP'ye dön’ anlaşıldı. Fakat ben o mesajı benden ziyade Sayın Erdoğan'a yönelik bir parmak sallama gibi algıladım. Dün mü önceki gün mü yapılan açıklamanın da aynı şekilde yapıldığını düşünüyorum. Parlamenter sistemle ilgili aynısını düşünüyorum. Çünkü, ben de cevap olarak dedim ki Sayın Erdoğan'a, ‘Ya ortağınla biraz ilgilen, biraz ilgisiz kalındığı zaman dönüp her seferinde bize bir şey söylüyor.’ Erdoğan benim mesajımı algıladı. Benim eve dönme çağrısını tercüme etti. 'Eve dön' çağrısında evi MHP olarak değil Cumhur İttifakı olarak tanımladı. Sayın Bahçeli'nin neyi kastettiği meçhul kaldı.Biz İYİ Parti’yi kolay şartlar altında kurmadık. İYİ Parti’yi bir ev olarak düşünürsek son derece zorlukla kurulmuş, helal lokma yediğimiz bir ev. Bizim evimiz 83 milyondur. Milletimizin sinesidir. Benim partimin HDP ile herhangi bir bağı yoktur. Tekrardan söylüyorum. Benim partimin HDP ile herhangi bir teması, görüşmesi yoktur. İYİ Parti'nin Cumhur İttifakı'na geçmesi mümkün değildir. Başıma silah dayasalar mümkün değil"
Türkiye, Akdeniz’de olmalı: Türkiye'nin çıkarları için Doğu Akdeniz'de olmalıyız. Ancak daha önce bu çalışmaları yapan askerleri Balyoz'dan tutuklandı. Son örneği de Cihat Yaycı'nın görevden alınmasıdır.