Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çin'den sipariş edilen koronavirüs aşısının ilk etapta 3 milyon dozunun Türkiye'ye geldiğini hatırlatarak, "Alman aşısıyla da anlaşmamızı yaptık. Görüşmeler devam ediyor. Aşılar öncelik sıralamasıyla uygulamaya geçecek, perşembe ya da cuma gününe kadar buna başlayacağız" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe'de toplanan Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Koronavirüs salgınına karşı alınan önlemler sonıucu salgının artış hızının gerilediğini belirten Erdoğan, "Salgının sağlık sistemimiz üzerindeki yükü de önemli bir şekilde hafifledi. Salgın tedbirlerinin faaliyetlerine ara verilen esnaflarımız, öğrencilerimiz başta olmak üzere vatandaşlarımız üzerinde açtıkları sıkıntıları yakinen biliyoruz. Salgına bir çözüm bulunana kadar tedbirlerle kendimizi savunmaya mecburuz. Vaka sayısının belirli bir sayının altına inmesiyle kısıtlamaları kademeli olarak azaltacağız" diye konuştu.
AŞILAMAYI BAKAN KOCA'YA SORDU: "PERŞEMBE VEYA CUMA OLUR DİYOR"
Türkiye'deki aşı çalışmalarına da değinen Erdoğan, Türkiye faaliyetleri yakınen takip etmektedir. Hali hazırda Çin aşısını ülkemize getirmeye başladık. İlk etapta 3 milyon doz aşı ülkemize geldi. Alman aşısıyla da anlaşmamızı yaptık. Görüşmeler devam ediyor. Sayın Bakan, herhalde bu hafta sonuna kadar buna başlayacağız değil mi? Perşembe veya Cuma olur diyor" diyerek Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın sözlerini aktardı.
Erdoğan'ın Kabine sonrası yaptığı açıklamalardan satır başları şöyle:
"YENİ TUZAKLAR ÇIKTIĞINI GÖRÜYORUZ": Türkiye, uğradığı tüm saldırılara ve küresel sıkıntıların yol açtığı sorunlara rağmen yoluna devam ettikçe önümüzde yeni tuzaklar çıktığını görüyoruz. Türkiye'nin huzurunu kaçırmak isteyenlerin aslında neye cevap verdiklerini gayet iyi biliyoruz. Bu gayretler vesayetin etkisinin kırılıp, milli iradenin güçlendirilmesi konusunda katettiğimiz mesafeye verilen cevaptır.
"SÖZDE GENEL BAŞKAN": Bu ülkede Cumhurbaşkanı milletin yarısından fazlasının doğrudan iradesiyle belirleniyor. Böylesine büyük bir devrimi hala içlerine sindiremeyenler sancılarını farklı bahaneler altında dışa vuruyor. Bizzat kendisi bir kaset komplosuyla iş başına gelen ve orada kalmayı başaran bir siyasi partinin sözde Genel Başkanının sancısının sebebi de budur. Bunların dertleri milletledir, milli iradeyledir, milletin tercihleriyledir.
"TERÖRİSTE TERÖRİST DEMEKTEN ACİZ": Her hafta toplumumuzun bir kesimini hedefe koyarak kendi çapsızlıklarını, parti içi skandallarını örtmeye çalışıyorlar. Teröriste terörist demekten bile aciz bu sözde genel başkanı öncelikle CHP seçmeninin sağduyusuna, sonra aziz milletimize emanet ediyoruz. Terör örgütlerinin ülkemiz içinde ve sınırlarımız boyunca yaptığı eylemleri gizli veya açık şekilde destekleyenler, büyük ve güçlü Türkiye'nin inşasını engellemek için çırpınıyorlar.
KÜRESEL ISINMA VE KURAKLIK: Dünyamız bir tarafta küresel ısınmanın yol açtığı sel baskınlarıyla, bir tarafta su kıtlığıyla boğuşuyor. Türkiye de bu tabiat olaylarından etkileniyor. Mevsim normallerinin altına düşmüş yağışlar ülkemizi kuraklık tehdidiyle yüz yüze bırakmıştır. Halihazırda barajların bir kısmının neredeyse tamamen boşaldığı, diğerlerinde su seviyesinin düştüğü bir dönemden geçiyoruz. Böylesine büyük bir kuraklık tehdidi karşısında hep birlikte tedbir almamız gerekiyor. Her alanda tasarrufu esas alan bir anlayışla hareket etmek mecburiyetindeyiz. Ülkemizdeki suyun 3'te 2'sinden fazlası tarımda kullanılıyor. Yer altı barajlarına da başlamış vaziyetteyiz.
"590 HİDROELEKTRİK SANTRAL YAPTIK": 18 yılda 600 baraj, 590 HES, 262 içme suyu tesisi inşa ettik. Bu yıl içinde depolama alanlarımızın hacmini 180 milyar metreküpe hedefliyoruz. İçme suyu yatırımlarımızı da süratlendirerek toplam içme suyu kapasitemizi 4,8 milyar metreküpe ulaştıracağız. DSİ bütçesini yaklaşık 2,5 kat artırdık. Mevcut kaynakları en iyi kullanmanın asıl yolu tasarruftan geçiyor. Açık sistemlerden kapalı sistemlere, vahşi sulamadan basınçlı sulamaya geçişe önem vererek su kayıplarını azaltacağız. Sulamada yüzde 50'ye yakın tasarruf edebileceğimize inanıyoruz.