12 Eylül darbesinin 40. yılında, Yassıada’da ‘Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsim olarak anmak istemiyorum ama mecburum anmaya çünkü o şahsımla çok uğraşıyor. Diyor ki, ‘Türk milleti ile değil ama bizim Erdoğan ile sıkıntımız var.’ Sayın Macron senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, konuşmasında, “Bir daha bu ülkede, demokrasi ve millî irade ile darbe ve vesayet kesinlikle yan yana gelmeyecektir. Geleceğe ilişkin tüm planlarımızı, programlarımızı, hesaplarımızı millî iradenin üstünlüğüne olan teslimiyetimizle yapıyoruz” dedi.
Erdoğan özetle şunları söyledi:
HİÇBİR DARBE MEŞRU, ONURLU DEĞİLDİR: Her şeyden önce şu gerçeği ülkemizdeki herkesin kabul etmesi gerek; Türkiye'de yapılmış ve teşebbüs edilmiş hiçbir darbe, vesayetin hiçbir oyunu meşru değildir, milli değildir, masum değildir, onurlu değildir.
MİLLET KIYAMA KALTIĞINDA: Her darbe bir önceki darbenin eksiklerini, yarım bıraktıklarını, başaramadıklarını tamamlamak amacıyla gerçekleşmiştir. Milletimiz 15 Temmuz'da gösterdiği cesaret ve kahramanlıkla, ortaya koyduğu dirayetli duruşla, geçmişteki kirli senaryolarla da hesaplaşmıştır. Yine o gece görülmüştür ki, millet kıyama kalktığı zaman darbecilerin silahı da topu da medyası da uluslararası destekleri de hiçbir işe yaramıyor.
15 TEMMUZ’DA ‘BİZİM ÇOCUKLAR YİNE BAŞARDI’ DEMEK İÇİN BEKLİYORDU: Darbe haberi, Washington'a ulaştığında birilerinin 'bizim çocuklar başardı' demesi 12 Eylül'ün gerisindeki karanlık yüzü ifade ediyor. Hiç şüphe yok ki 15 Temmuz gecesi yine "bizim çocuklar yine başardı" demek için bekliyordu.
FETÖ’NÜN ÖNÜNÜ AÇMAK: Türkiye'yi 12 Eylül darbesine hazırlayan karanlık odak, hiç şüphesiz darbe sonrasının planlamasını da yapmıştır. Askeri rejimin sol grupları sert şekilde tasfiye etmesinin amacının PKK'nın gelişip büyümesindeki engelleri kaldırmak olduğu anlaşılıyor. Yine askeri rejimin bu ülkenin yerli girişimlerini kaybetmenin de FETÖ'nün önünü açmak için olduğunu daha iyi görüyoruz.
FİKİR KİTAPLARI YAKILDI: Anadolu'nun küçük bir ilindeki Milli Türk Talebe Şubesi 12 Eylül darbecileri tarafından kapatılıyor. Şube binası önce camları kırılarak, içindeki mobilyalar yakılarak tahrip ediliyor. Yılların birikimi olan fikir kitapları ve dergiler de sobada yakılarak ortadan kaldırılıyor.
Yerli ve milli zihin yapısına sahip nesillerin yetişmesine katkı sağlamış eserler imha ediliyor. Bu kitap ve dergileri yanmaktan kurtarmak isteyenler ise onlar da gözaltına alınıyor. Bu sıradan bir kitap düşmanlığı eylemi değildir. Amaç milletimizin değerlerini oluşturan ve nesilden nesile aktarılan hafızanın, maddi altyapısını tümüyle yok etmektir. Ülkemizin fikir hayatı 12 Eylül darbesinden sonra hiçbir zaman eskisi kadar canlı olamadı. Bunun yerine gençlerimizin zihinleri, tercümeye dayalı ideolojik akımlara maruz bırakıldı.
IMF DİYE BİR KAPIMIZ YOK: Milletimizin adet hayat damarları olan dini hassasiyetleri, kültürel birikimleri FETÖ ve benzeri sapkın yapılar öne çıkarıldı. IMF'ye muhtaç ve mahkum hale getirildik. Bunu bizzat şahsım yaşadım.
İşte göreve geldiğimizde IMF'ye olan borç 23,5 milyar dolardı ve hamdolsun 2013'te IMF'ye olan bu borcu sıfırladık. Artık bizim borcumuz filan kalmadı. Ama ana muhalefet 'bak ekonomik sıkıntılarınız var, durmayın IMF'ye müracaat edin, bu ülke ayakta kalsın' Artık bizim IMF diye bir kapımız yok, biz bize yeteriz. Bu ülke kendine yeter.
12 EYLÜL TOHUMLARI: Son dönemde sıkça gündeme getirilen pek çok sancılı meselenin kökünde yine 12 EYlül'de tohumları atılan sosyal çarpıklıklar vardır. Gençlerimizin tarihleriyle, kültürleriyle ilgilenmektense sapkın hayat biçimlerine, ahlaksızlığa, lümpenliğe teşvik edilmesi 12 Eylül'ün ülkemize bıraktığı kötü mirastan birisidir. Darbe ve vesayet düzeni Türkiye'ye doğrudan müdahalenin ağır sonuçlarıyla karşılaşmak istemeyenlerin hep vazgeçilmez araçları olmuştur.
KÖKLÜ DEĞİŞİM: Üzerinde darbe gölgesi olmayan tek köklü değişim, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişimizdir. Bu ciddi manada bunları rahatsız etmiştir. Elbette bu safhaya kolay gelmedik. Son 18 yılda, milletimizin demokrasi ve kalkınma özlemini dindirecek pek çok reformu hayata geçirdik.
Kılık kıyafet, dil kültür, inanç alanında yasakları kaldırdık. Demokrasinin hakların, özgürlüklerin bütün bunların önündeki engelleri birer birer temizledik. Ülkemizin bu dengeli ve hızlı adımlarını, çıtayı sürekli yükselterek iddialı bir vizyonun hale dönüştürdük. Bunu Cumhur İttifakı ile gerçekleştirmeyi başardık. Demek ki oluyor, dayanışma olduktan sonra bu milletin yapamayacağı hiçbir şey yok.
GEZİ OLAYLARI; Gezi olaylarından, 17-25 Emniyet-Yargı darbe girişimine, bölücü örgütün çukur eylemlerinden güney sınırlarımızı kuşatma gayretlerine, 15 Temmuz'dan Akdeniz'deki gelişmelerine kadar hepsi bu sürecin birer parçasıdır. Gezi olaylarından, 17-25 Emniyet-Yargı darbe girişimine, bölücü örgütün çukur eylemlerinden güney sınırlarımızı kuşatma gayretlerine, 15 Temmuz'dan Akdeniz'deki gelişmelerine kadar hepsi bu sürecin birer parçasıdır.
PARALI GÜÇLER: Burada önemli bir konuya girmem lazım. Bakınız güneyde malum koalisyon güçleriyle mücadelemiz var. Ve hemen şöyle bakıyorsunuz ki bir terör devleti oluşturulmaya çalışılıyor. Nerede? Suriye'de. Öbür tarafta Libya'da karşımızda darbeci Hafter ve onun güçlerinin ne yazık ki Wagner diye paralı Abu Dabi yönetiminin desteklediği silahlı güçleri var. Onların yanında Fransa sürekli gündemde.
EY MACRON: İsim olarak anmak istemiyorum ama mecburum anmaya çünkü o şahsımla çok uğraşıyor. Diyor ki, ‘Türk milleti ile değil ama bizim Erdoğan ile sıkıntımız var.’ Sayın Macron senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak. Önce Türk milletiyle uğraşma, Türkiye ile uğraşma. Afrika'nın tarihi adeta Fransa'nın tarihidir. Cezayir'de bir milyon insanı öldüren sizsiniz. Siz bize insanlık dersi veremezsiniz önce bunu öğren. Bunu ben bizzat kendisine söyledim. Bak dedim senin tarih bilgin yok, senin bunları öğrenmen lazım. Biz ise Afrika'da bir insanın burnunu kanatmadık.
Koronavirüs sürecinde 150'ye yakın Afrika ve dünya ülkelerine biz desteğimizi verdik. Ey Macron sen ne yaptın? Şu anda dirsek teması içinde oldukların ne yaptı? Sen onu söyle.
YALNIZ KALIRSINIZ: Şu anda adalarda vesaire Yunanistan'ın yaptıklarına bakın. Neye güvenerek yapıyor bunları? Zodyaklarla dolaşıp duruyorlar. Yanlış iş yapıyorsunuz, bu yollara girmeyin. Yeri geldiği zaman komşu komşu diyorsun, o zaman komşuluğun hakkını ver. Hamd olsun biz kendi kararımızı kendimiz veriyoruz. Gerektiğinde her mücadeleye girebilen bir Türkiye var artık."