Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dövizdeki hareketliliğin ardından Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yönelik eleştirileri “Bunlar yetişemediği üzüme koruk diyorlar” diye yanıtlarken, dövizdeki hareketliliğin sonlanacağını ifade etti. Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e “Evine dön” çağrısını “HDP ve terör örgütleriyle beraber olmak, milli ve yerli olduğunu düşündüğümüz İYİ Parti’ye yakışık olmaz” diye yorumladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya Camii’nde cuma namazının ardından basının soruların yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yönelik davetini “Sayın Bahçeli’nin daveti ise benim yadırgadığım bir davet değil. Makul bir çizgidedir. Temenni ederim ki birlik, beraberliğin tesisine yönelik adım olabilir. Dağınıklık da bir şey yok. HDP ve terör örgütleriyle beraber olmak, milli ve yerli olduğunu düşündüğümüz İYİ Parti’ye yakışık olmaz” diye yorumladı.
Erdoğan, Muharrem İnce’nin yeni parti kuracağı yönündeki tartışmalar hakkında “Eski bir siyasetçi olarak da doğal hakkıdır” dedi
Döviz kurunun artmasının ardından Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a gelen eleştirileri “Bunlar yetişemediği üzüme koruk diyorlar” diye yorumlayan Erdoğan, ekonomideki gelişmeleri savunma sanayine yapılan harcamalar üzerinden değerlendirdi: “Türkiye’de 17 yıl önce terörle verilen mücadeleyi bir düşünün. 18 yıl önce neredeydik. Böyle ücretsiz yapılmıyor. Ciddi manada harcamalarımız oluyor.”
Erdoğan dövizdeki hareketliliğin de düzeleceğini kaydederek, “Döviz, TL ve altının yerli yerini bulacağına inanıyorum. Bu dalgalanmalar olur” diye konuştu.
Erdoğan, Yunanistan ve Mısır arasında Akdeniz’in doğusuyla ilgili "deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmasına" “Kıymeti harbiyesi yok” diyen Erdoğan, “Şimdi ne olacak. Biz sondaj çalışmalarına yeniden başladık. Barbaros Hayrettin’i yerine gönderdik. Sözlerinde durmuyorlar. Bunu Sayın Merkel’e de söyledik” ifadelerini kullandı.
Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:
LÜBNAN’DAKİ PATLAMA: Buna benzer alınmış bir bilgi yok. Bizim şu kuruluşlar bunun failidir dememiz biz siyasilere yakışmaz. Oradaki kardeş Lübnan halkının ve yöneticilerinin bizlere verceeği bilgileri önemle takip ediyoruz. Bu büyük bir felaket. Şimdi ileri seviyede böyle bir şey gerçekleşti. Nitrat kaynaklı, füzelerin olduğu depolardan kaynaklı olduğu söyleniyor. İşi bizler de takip ediyoruz. En son başkan yardımcım Fuat beyle Dışişleri Bakanım Lübnan’a ziyarette bulunarak gelişmeleri takip ediyorlar.
Koca Yusuf uçağımızla yardımlar gönderdik. Askeri, sağlık yardımları var. Sahra hastanesi türü yardımlarımız var. Cumhurbaşkanına hastanelerimiz sizin hastanelerinizdir, yaraları nakletme noktasında yanınızdayız diye kendilerine bildirdim: Sağlık Bakanım Lübnan Sağlık Bakanı ile de görüşmelerini yürütüyor.
Lübnan Beyrut limanıyla önemli bir limandı. Böyle bir durumla karşı karşıya kalınması bölgede ciddi sıkıntıya sebep oldu. Biz madden ve manen Lübnan’ın yanında olacağız.
YUNANİSTAN İLE MISIR ARASINDAKİ ANLAŞMA: Yani Yunanistan ile Mısır arasındaki anlaşmanın kıymeti harbiyesi yok. Biz Libya ile böyle bir anlaşmayı yaptıktan sonra bunların hepsi bu işin üzerine atladılar. Oralardan gelen bilgiler de, ‘Bunu size karşı yapmış değiliz’ türü bilgileri de yansıtıyorlar. Biz Libya ile yapmış olduğumuz anlaşmayı sürdüreceğiz.
Şimdi ne olacak. Biz sondaj çalışmalarına yeniden başladık. Barbaros Hayrettin’i yerine gönderdik. Sözlerinde durmuyorlar. Bunu Sayın Merkel’e de söyledik.
DÖVİZİN YÜKSELMESİ: Dünyada ekonomik gelişmeleri gözden geçirecek olursanız, başta ABD olmak üzere Rusya, Avrupa koronavirüs seyrinden sonra ciddi zikzakların olduğunu görürsünüz. Tüm samimiyetimle, içerideki düşmanları gündeme getirmek istemiyorum. Bize dışarıdakiler yeter. İçerdekiler de pompalama görevi ifa ediyorlar. Biz 2002 Kasım’ında göreve geldik. 2002’de fert başı milli gelir 3 bin 81 dolardı, 2019 da 9 bin 127 dolara çıktı.
Türkiye tırmanışta. Bunu görmek istemeyenler var. Ben size belgelerle bunları konuşuyorum. Konuşurken de sadece açılan şirket sayıları 30 bin 842’yken, 58 bin 262 adet şirket açılmış. İstihdam 19, 6 milyon kişiydi. 28 milyon 80 bin istihdamımız var. Bazı sıkıntılar yok değil. Yani Türkiye adeta bir uçuşun içerisinde. Ne kadar yanlış anlatırlarsa anlatsınlar, biz Türkiye olarak tırmanışımızı yüksek oranda devam ettireceğiz. Gerek TL’de, dövizde, altın rezervinde. Göreve geldiğimizde Türkiye’nin IMF’ye olan borcu 23.5 milyar dolardı Mayıs 2013. Biz IMF’ye olan borcumuzu sıfırladık. Döviz rezervi 27.5 milyar dolardı, şu anda 105 milyar dolar.
Samimiyetle söylüyorum. Türkiye’de 17 yıl önce terörle verilen mücadeleyi bir düşünün. 18 yıl önce neredeydik. Böyle ücretsiz yapılmıyor. Ciddi manada harcamalarımız oluyor. Yerli, millide yüzde 20’yken yüzde 70’lere çıkardık. Bunların hepsi de belli bir maliyeti getiriyor. Bu maliyetle beraber Türkiye şu anda dünyada farklı bir yerde. Gerek içerde, gerek Suriye’nin kuzeyinde ciddi mücadeleler veriyoruz. Libya’ya zevk için gitmedik. Bizi davet ettiler, orada da bizim kendi askerimiz var. Ayni şekilde burada bizim dost kendi kardeşlerimiz var. Bu mücadeleyi onurlu şekilde sürdüreceğiz. Ekonomide bu söylenenlerin hepsi bir tarafa. Benim Hazine ve Maliye Bakanım ile ilgili sosyal medyada yaptıkları. Bunlar yetişemediği üzüme koruk diyorlar. Biz 150’ye yakın ülkeye koronavirüs salgınıyla ilgili maskeden tuluma gönderiyoruz. Bunlar bedelsiz olmuyor. Böyle bir dönemde Çam-Sakura Hastanesi’ni, Murat Dilmener, Pakize Öz hastanelerini bitirdik. Bunlar Türkiye’nin gücünü gösteriyor.
Döviz, TL ve altının yerli yerini bulacağına inanıyorum. Bu dalgalanmalar olur. Merkez Bankası ve Bankalar Birliği’nin yaptığı toplantılardır. Düzelecek.
MUHARREM İNCE VE BAHÇELİ’NİN DAVETİ: Bizim içimizden de birileri ayrıldı. Gittiler partilerini kurdular. Muharrem beyin de hakkıdır. Eski bir siyasetçi olarak da doğal hakkıdır. Sayın Bahçeli’nin daveti ise benim yadırgadığım bir davet değil. Makul bir çizgidedir. Temenni ederim ki birlik, beraberliğin tesisine yönelik adım olabilir. Dağınıklık da bir şey yok. HDP ve terör örgütleriyle beraber olmak, milli ve yerli olduğunu düşündüğümüz İYİ Parti’ye yakışık olmaz. Bu nedenle böyle bir davetin geldiğini düşünüyorum.