CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu 2 milyon liralık tazminat davası açması hakkında “Genel Başkanımıza 2 milyon TL’lik tazminat davası açmak, baskıdır, suçunu gizlemek için muhalefeti susturma çabasıdır. Demokrasiye saldırıdır. Saray, yeniden Sayın Genel Başkanımıza saldırıyor. Yine bir kullanışlı savcı, elverişli mahkeme ayarlanacak kumpas tamamlanacak. Biz de bir kere daha söylüyoruz. Güneşi balçıkla sıvayamazsınız. Bu davayı açmazsanız namertsiniz. Bu millet hakkın ve haklının yanındadır” dedi.
CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen Öztrak’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:
Mal varlığı hakkında konuşmasına bozulmuş: Saray, yandaş yargıyı kullanarak açtığı yeni bir tazminat davasıyla Sayın Genel Başkanımızı köşeye sıkıştırmaya kalkıyor. Ortaya atılan gerekçe ise Sayın Genel Başkanımızın dün bir gazeteye verdiği röportaj. Bu röportajda erdoğan ve ailesinin mal varlığı hakkında söylediği sözler. Evlerindeki kasalarda tuttukları milyonlarca doları, avroyu, sıfırlama tapeleri ortalığa dökülen, çocuklarının başında oldukları vakıflara Newyork’un ortasına gökdelen diktiren, ABD’de çiftlikler aldıran, duran, uçan, yürüyen saraylarda keyif süren saray, Sayın Genel Başkanımızın, kendisinin ve ailesinin mal varlığı hakkında konuşmasına bozulmuş. Ne demiş Genel Başkanımız? ‘Erdoğan ailesi memleketi seviyorsa yurtdışındaki servetini Türkiye’ye getirsin’ demiş. Ortaya dökülen tapeler, kayıtlar, daha hala akıllarda, Oğluna söylediği, ‘10 milyonu kabul etme’, başkalarının getirdiği gibi o da getirsin. ‘Kucağımıza düşecekler merak etme” sözleri hala internette duruyor.
Dava reddedilmelidir: Mahkemelerde hesap verip aklanması gereken saray sosyetesi, kendisinin ve ailesinin mal varlığı hakkında söylenenlere çok alınıyor. Genel Başkanımıza dava açıyor. Ne kadar tazminat istiyor? 2 milyon TL. Parayı gerçekten alın teriyle kazanan biri, 2 milyon TL’nin ne demek olduğunu bilir. Milletimizin hem feraseti derindir. Bu dava sadece bu nedenle bile en baştan reddedilmelidir. Eğer bu dava kabul edilirse, mahkemenin 2 milyon TL’nin sarayın kibirli kişisinde bir zenginleşme yaratmayacağını kabul ettiği anlamına gelir. Bu da 2 milyon TL ile Erdoğan ailesinin zengin olamayacak kadar büyük bir serveti olduğunu gösterir. Yani Erdoğan’ın açtığı dava kabul edilmese de kabul edilse de, her iki durum da Genel Başkanımızın haklılığını kanıtlar.
Erdoğan tek bir söz söylemedi: Genel başkanımızın verdiği röportajdaki sözleri, yeni gündeme gelmiş değildir. Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz yıl, ABD’li temsilciler, Meclisi üyeleri, Dış İlişkiler Komisyonu’na Türkiye’nin Suriye’nin Kuzeydoğusu’nda gerçekleştirdiği Barış Pınarı Operasyonu nedeniyle bir yaptırım paketi getirmişlerdi. Bu paketin önemli maddelerinden biri de, Erdoğan ve ailesinin ‘mal varlığının, yatırımlarının, iş ilişkilerinin ve diğer gelir kaynaklarının’ araştırılması, bu konuda bir rapor hazırlanmasıydı. Genel Başkanımız, Meclis kürsüsünden aynen şunları söyledi: Erdoğan’ın ‘ey trump, sen benim, ailemin, çocuklarımın mal varlığını mı araştıracaksın? Araştırmazsan namertsin.’ Evet, bu sözlerin üzerinden daha bir yıl bile geçmedi. Erdoğan bu söylediklerimizi yapabildi mi? Yapamadı. Emperyal güçlere cevap verebildi mi? Veremedi. Ağzını açıp tek bir söz söyleyebildi mi? Söyleyemedi.
Hakareti yuttu, şantaja sustu: ABD Başkanı ‘ahmak olma’ dediğinde hakareti yuttu. ABD yönetimi ‘malvarlığını araştırırım’ dediğinde, şantaja sustu. O da yetmedi türkiye’nin cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan zat ABD başkanlık seçimlerine meze oldu. Adayın biri haddini aşıp, ‘ona karşı muhalefete destek olacağız’ deyip beyefendinin değirmenine su taşırken, diğer aday da bunun adını dünyanın önde gelen diktatörleri arasında zikredip, ‘kendisi bir tek beni dinler’ diye caka satıyor. Biz bunları hazmedemeyiz, sineye çekemeyiz. Çekmedik de zaten… Bu ipe sapa gelmez sözler gündeme geldiği anda bizim bunlarla işimiz olmayacağını, demokrasi ve özgürlük mücadelemizin hiçbir emperyalist himmete muhtaç olmadığını açıkça söyledik. Ama duymak istemeyen kulaklar duymuyor.
Muhalefeti susturma çabasıdır: Kılıçdaroğlu’nun FETÖ ve 15 Temmuz darbe girişimi karşısında durduğu gibi. Bunu istedi diye, Genel Başkanımıza 2 milyon TL’lik tazminat davası açmak, baskıdır, suçunu gizlemek için muhalefeti susturma çabasıdır. Demokrasiye saldırıdır. Bu ilk de değil… Hatırlayacaksınız, Genel Başkanımız, 1 sterlinlik şirket üzerinden, 15 milyon dolarlık para transferlerini belgeleriyle ortaya koydu. Erdoğan da ‘mevcut şirketlerini satmaları nedeniyle para geldi’ diyerek bunu kabul etti ama Genel Başkanımıza tazminat davası açmaktan da geri kalmadı.
Saray saldırıyor: Şimdi saray, yeniden Sayın Genel Başkanımıza saldırıyor. Yine bir kullanışlı savcı, elverişli mahkeme ayarlanacak kumpas tamamlanacak. Biz de bir kere daha söylüyoruz. Güneşi balçıkla sıvayamazsınız. Bu davayı açmazsanız namertsiniz. Bu millet hakkın ve haklının yanındadır. Bu yolda beraber yürüyeceğiz. Elinizden geleni ardınıza koymayın.