CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Ankara Valiliği'nin Savunma Mitingi'ne bir gün kala 15 gün süreyle eylem ve etkinliğin yasaklamasına ilişkin “HDP’li milletvekilleri Edirne’den Hakkari’den yürüyüş kararı almışlardı. Oraların valilikleri COVİD sebebiyle yasak koymuşlardı. Şimdi barolar Ankara’ya geliyor. COVİD Ankara’ya gelmiş. Devlet yönetimini, suç örgütü yönetir gibi yönetiyorlar. Bir İçişleri Bakanı, nerede yürüyüş olacak oranın valisini arıyor, ‘senin oraya COVİD gelmedi mi ya bir yasak koysan.’ Bir ülkenin avukatları başkentte miting yapmasınlar diye o şehre özel karar almak eldeki kamu gücünü, ahlaksızca etik dışı şekilde kullanmaktır” dedi. Özel, şunları söyledi:
Kara günler yaşatacaklar: Kara bir temmuzun başındayız. Hem Türkiye siyaseti hem parlamento açısından kara günler yaşatacaklar. AKP iktidara geldiğinde kimsenin tenezzül etmediği bir yönteme başvurmuştu. Türkiye basınında sahiplik sorunu vardı. Gazete televizyon sahipleri iş adamlarıydı. Kamu bankalarından sağlanan kredilerle televizyonlar, gazeteler yakın akrabalara verildi ve onun üzerinden bir medya kuşatması gerçekleşti. AKP tezleri, her yerden sıklıkla ve doğruluğu kamusal denetime tabi tutulamadan duyulur oldu. Buna karşı tepki AKP’nin yandaşlarına sahiplendiği gazete ve televizyonların dışında bir muhalif medya inşasına ve sesini duyurma çabasına dönüştü.
Erdoğan, Halk TV’den korkmaktadır: Akıl almaz bir şey yaptılar. Halk TV ve Tele1’e RTÜK tarihinde hiç verilmemiş beşer gün kapatma ceza verdiler. 2020 yılındayız, düşünce özgürlüğü ve basın özgürlüğünün Cumhur İttifakı tarafından ayaklar altına alınıp çiğnendiği bir dönemdeyiz. AKP ve MHP kontenjanlarından seçilmiş üyelerin oylarıyla öyle ceza verdiler ki bir kez daha verildiğinde lisans iptali yapacaklar. Erdoğan, Halk TV’den korkmaktadır, kapatmak için düğmeye basmıştır.
Beğenmeyen izlemez, izleme: Halk Bank Yönetim Kurulu üyeliği için Ebubekir Şahin, iş başvurusu yaptı. ‘Cumhurbaşkanımızın sözleri emirdir’ dedi. Bu başvuru Cumhurbaşkanı tarafından ödüllendirildi ve Halk Bank’a atanan Ebubekir Şahin, Halk TV’yi kapatmak Tele1’i susturmak için harekete geçti. Sadece muhalif yayın yapıyorlar diye kapatılmaya çalışılıyor. Kapatılması demek halkın haber alma hakkının ve medyanın susturulması demektir. Bu bardağı taşıran son damla olacak. Bu insanların elinde kumandası var. Beğenmiyorsa başka kanal ister. O kumandaya bastığında ekranın kararması, parmağının ucundaki iradeye bile ipotek koymak demektir. Sana ne neyi izleyeceğinden. Beğenmeyen izlemez, izleme!
Hazırlık çoktan yapılmış: Türkiye’de sosyal medyayı sansürlemek hatta firmaları Türkiye’den çekilmeye zorlayacak bir planın içindeler. Bunu asla kabul etmiyoruz. Bir ahlaksızca twit atılıyor. Üzerinden bir geçmeden, Erdoğan’ın yasal düzenlemeler yapacağız demesinden 8 saat sonra, Sayın Naci Bostancı, ‘sosyal medya konusundaki yasa çalışması, böyle bir içeriğe sahiptir’ diyor. Kardeşim, nasıl oluyor? Cumhurbaşkanı talimat verdikten 8 saat sonra içerik belli oluyor. Bu şudur: Çalışma çok daha önceden. Niyet belli. Yapılacak sansürleme çalışmalarını kimse Esra Hanım’a yapılan iğrenç saldırıyla birlikte düşünüp hak vermesin. Bunların hazırlığı çoktan…
Yasa uygulanmasında muhalefet mağdur: Zaten bir yasal düzenleme var. Yasal düzenleme o kadar sıkı ki zaman zaman ifade özgürlüğünü kısıtlarken bunlara sokarak karar alıyorlar. Esas sorun bu yasanın uygulanmasında biz mağduruz. Aynı hakareti küfrü AK Parti’ye yaparsa kapısına dakikalar içerisinde polis gidiyor, gözaltı, tutuklama. Aynı hakaret CHP’li mevkidaşlara yapıldığında Süleyman Soylu, ‘amcacım seni yormayalım’ deyip, iki polis arkadaş evinde ifade alıyor. İkincisi küfür ünlü birine yapılırsa suçlanıyor, ünsüz biriyse ünsüz takipsizlik. İstediklerini söyleyelim. ‘Benim kendi kanallarım yeter. Merkez medya da benim aleyhime bir şey konuşamaz oldu. Halk TV ve Tele1’i Ebubekir kapatsın. Twitter ve Facebook’uda ben defedersem dikensiz gül bahçesi...’
Twitter kuşu Bahçeli’ye hatırlatıyor: Otoriter liderler kavga eder sosyal medyayla. Kim yasakladıysa otoriter rejimler. Cumhur İttifakı’nın küçük, bakansız ve izahsız ortağı MHP’den de destek geldi. ‘Son twitimi atıyorum.’ Askıya alıyorum diyorlar, hiçbiri askıya almamış. Hepsinin elinde telefon okuyorlar, yazmıyorlar. Askıya alacaksanız, görelim. Alın bakalım hesapları askıya. Tutarlılık, sözünün arkasında durmak, tarih önünde utanmamak önemli bir şey. Bahçeli’nin hesabı, 22 Mart 2014, ‘İnternete deli gömleği giydirenler, Twitter kuşunun kanadını kıranlar, yasaları kullansalar da meşru mudurlar?’ Seçilmiş hükümete gayrimeşru deme suçu. Twitter kuşu şimdi Devlet Bahçeli’ye bunları hatırlatıyor. Tutarlılık diyorlar ya.
Usül tartışması yapacağız: Kanun görüşülecek. 48 saat geçmeden başlıyorlar. Dün gruplara 11.07’de dağıtılmış kanun görüşmelerine bugün başlamaya çalışıyorlar. Usül tartışmasıyla başlayacağız, Anayasa’ya aykırılık iddialarımız dile getirilecek. Etkin, yoğun bir komisyon süreci bizi bekliyor.
Ahlaksızca, etik dışı kullanma: Avukatlar Ankara’da miting yapmaya hazırlanıyorlar. İl Sağlık Müdürlüğü kararı var. ‘Ankara’da vakalar arttı, 15 gün boyunca toplantı ve yürüyüş yasak kararı almışlar. Utanmazlığın daniskası. HDP’li milletvekilleri Edirne’den Hakkari’den yürüyüş kararı almışlardı. Oraların valilikleri COVİD sebebiyle yasak koymuşlardı. Şimdi barolar Ankara’ya geliyor. COVİD Ankara’ya gelmiş. Devlet yönetimini, suç örgütü yönetir gibi yönetiyorlar. Bir İçişleri Bakanı, nerede yürüyüş olacak oranın valisini arıyor, ‘Senin oraya COVİD gelmedi mi ya bir yasak koysan.’ Bir ülkenin avukatları başkentte miting yapmasınlar diye sadece o şehre özel karar almak kadar eldeki kamu gücünü, ahlaksızca etik dışı şekilde kullanmanın, biz bunları yaşamaya utanıyoruz.
Kurtulmuş’un açıklaması büyük talihsizlik: Dev bir geri adım haberi bugün Numan Kurtulmuş’tan geldi. Samimi söyleyeyim, ‘18 yılda AKP Türkiye’nin göğsünü kabartacak bir adım attı mı’ deseniz, İstanbul Sözleşmesi. Türkiye ilk imzayı atan ülke oldu. Biz o zamanlar destek verdik, katkı sağladık, 2012’de Meclis’ten geçerken oy verdik. 2014’ten beri uygulanmasının takipçisi olmaya çalışıyoruz. Bugün Numan Kurtulmuş, ‘büyük hata yaptık, imzayı geri çekeceğiz’ diyor. Bu çok büyük geri adımdır. Bu açıklamanın hızlı şekilde geriye alınması gerekir. Bu kadar çok kadına yönelik şiddetin arttığı bir süreçte Kurtulmuş’un ifadeleri talihsizliğin ötesindedir. Son derece tarihi bir hata olarak görürüz. Böyle bir sözleşmeden geri adım atmasını kabul etmiyoruz.