CHP Kadın Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasına karşı yaptığı basın açıklamasında; İstanbul Sözleşmesi’nin dönemin Bakanı Fatma Şahin ve Mevlüt Çavuşoğlu’nun destekleri ile Mayıs 2011'de imzalandığını ve 34 ülkede uygulandığını anımsattı. Karabıyık, “Bizim dışımızda diğer ülkelerde sözleşmenin daha iyi nasıl uygulanacağı tartışılırken, Kazakistan ve Tunus sözleşmeye taraf olmak için adımlar atarken, iktidar sözleşmeden çıkma telaşında” dedi. İstanbul Sözleşmesi’nin dünyada şiddeti tanımlayan ve şiddet konusunda taraf devletlere yükümlülükler veren ve tedbirler alınmasını öngören tek sözleşme olduğunun altını çizen Karabıyık, “İstanbul Sözleşmesi Avrupa’dan gelen çeviri bir metin değil; Türkiye kadın hareketinin katkı sunduğu, tüm dünyadaki diğer kadınlarla beraber emek emek oluşturulmuş bir metin olması açısından çok önemlidir” dedi.
“Erkek şiddetinin doğal karşılandığı durumları kabul etmiyoruz”
AKP döneminde 7 bin 500’den fazla kadın öldürüldüğünü ve 100 binden fazla kadının cinsel saldırıya maruz bırakıldığını söyleyen Karabıyık, “Çok basit ve yalın şekliyle İstanbul Sözleşmesi psikolojik şiddet, ısrarlı takip, fiziksel şiddet, tecavüz, zorla evlendirme, kürtaja zorlama, zorla kısırlaştırma, tecavüz ve taciz dahil cinsel şiddet olmak üzere kadına yönelik şiddetin tüm türlerini içeriyor. İstanbul Sözleşmesi, ‘ani tehlike anında uzaklaştırma’ tedbirlerini öngörüyor, ‘şiddet meydana geldiğinde zorunlu arabuluculuk/uzlaşmayı’ yasaklıyor. Şiddet gören kadının alınan uzaklaştırma kararı ile şiddetin failinden korunması, kadınların can güvenliği için önemlidir. Ayrıca, şiddet gören kadının arabuluculuk/uzlaşma ile evliliğini sürdürmeye zorunlu tutmayı yasaklamak, boşanmaları teşvik etmek olarak yorumlanamaz” ifadelerini kullandı.
“Aileyi korumak istiyorsa ekonomiyi görmezden gelmesin”
Son beş yılda evlenme oranlarının yüzde 10 düştüğünü, boşanma oranlarının yüzde 18 arttığını söyleyen Karabıyık, “İktidar aileyi korumak istiyorsa ekonomideki çöküşü, işsizlikteki artışı, yoksulluktaki yükselişi, bunlara bağlı sosyal bozulmalardaki artışı görmezden gelmemesi gerekir” uyarısında bulundu.
İstanbul Sözleşmesini feshetmek, cinayete göz yummaktır”
İstanbul Sözleşmesi’nin 'taraflar; kültür, gelenek, görenek, din veya sözde ‘namusun’ işbu Sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemi için gerekçe oluşturmamasını sağlar” maddesini anımsatan Karabıyık, "Bu maddeye karşı çıkmak bir anlamda din, töre ve namusun şiddet eylemlerine gerekçe olmasını da normalleştirmek anlamına gelir. İstanbul Sözleşmesi’nde “cinsiyet meselesi ve cinsel yönelim tercihi” kavramları geçtiği için eleştiriliyor. Oysa bu madde kadını şiddetten koruma konusunda hiçbir ayrımcılığın olmayacağını ifade ediyor, temel insan haklarını ve yaşam hakkını koruyor. Her gün kadına yönelik şiddet haberi aldığımız, faillerin cezasızlık güvencesiyle şiddeti artırdığı ülkemizde kadınları ve kadın haklarını koruyan İstanbul Sözleşmesi'ne dokunulamaz. İstanbul Sözleşmesini feshetmek, kadınlara karşı şiddete ve kadın cinayetlerine göz yummak demektir. Tek amacı kadını korumak ve kadına yönelik şiddete son vermek amacı taşıyan İstanbul Sözleşmesi’nden geri adım atılması düşünülemez; çünkü İstanbul Sözleşmesi yaşatır” dedi.