CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçiye verilen desteklerin yetersiz olduğuna dikkat çekerek "Plansız, öngörüsüz tarım politikaları ülke tarımını zora sokmuştur. Yerli çiftçimize destek değil köstek olunmaktadır. İthalata dayalı, çiftçiyi üretimden soğutan, aracıların kazandığı bir süreç devam etmektedir” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer yazılı açıklama yaparak, çiftçilere verilen sözlerin tutulmadığını ve çiftçinin açıklanan desteklemelerle hayal kırıklığı yaşadığını söyledi.
ÇİFTÇİ 30 GRAM ALTIN KAYBETTİ
2002 yılında 1 ton buğday satan çiftçinin 33 gram altın aldığını, bu yıl ise 1 ton buğday satan çiftçinin ancak 3 gram altın alabildiğini aktaran Gürer, hububat, bakliyat ve bitkisel yağda artan dışa bağımlılığın gıda güvenliğinde sorunlar yaratabileceğine dikkat çekti.
TARIMDA DUYURULAN DESTEKLE VERİLEN DESTEK FARKLI
CHP milletvekili Gürer’in, tarımda duyurulan ve ödenen destekler arasında fark olduğunu vurguladığı açıklaması şöyle:
“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 4 Mayıs'ta yaptığı açıklamada çiftçilere hububatta ton başına 230 lira prim ve destek, bakliyatta ton başına 800 lira prim ve destek verileceğini açıkladı. 5 Kasım 2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 2020 yılı desteklemeleri açıklandı. Hububat ton desteğini kararname de 100 TL olarak belirlendi. Gübre, mazot ve sertifikalı tohum desteği alan bazlı veriliyor. Alan bazlı desteği dahi eklesek çiftçiye vaat edilen 230 TL destek verilmemiş oluyor. Esasında mevcut koşullarda bu destek artırılmalıydı. Bakliyat için benzer durum var. Fasulyede 800 TL açıklanan destek 500 TL olarak duyuruldu. Yine çiftçiye verilen sözler tutulmadı.”
9 YILDA TARIM ALANI 1,3 MİLYON HEKTAR KÜÇÜLDÜ
Sürekli çiftçiye müjde diye açıklamalar yapılmakta ve bu yolla çiftçinin ekim yapması sağlanmaya çalışılmaktadır. Ancak çiftçi yaşadığı sürece bakmakta ve verilen sözler tutulmadıkça topraktan uzaklaşmaktadır. Yalnız 2010 yılı ile 2019 yılı arasında 1 milyon 300 bin hektar tarım arazisi tarım dışı kalmıştır. Çiftçi sayısı her yıl düşmekte, kırsal boşalmakta, aile tipi işletmeler ciddi sorunlar yaşamaktadır. Çiftçi borçludur, üreticinin ürettiği ürün değer bulmamakta, aracılar nedeniyle tüketici de pahalıya gıda almak zorunda bırakılmaktadır. Plansız, öngörüsüz tarım politikaları ülke tarımını zora sokmuştur. Yerli çiftçimize destek değil köstek olunmaktadır. İthalata dayalı, çiftçiyi üretimden soğutan, aracıların kazandığı bir süreç devam etmektedir.
" YETERLİ STOK VARSA TMO NEDEN HASATTAN SONRA İTHALATA BAŞLADI?"
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından 4 Mayıs'ta TMO’nun alım taban fiyatı ekmeklik buğday için 1450 TL, makarnalık buğday içinse 1800 TL olarak açıklandı. Hasat sonunda TMO bu fiyatlarla ne kadar buğday alabildiği açıklanmalıdır. Yaklaşık ülkemizde üretilen 20 milyon tona yakın yıllık buğday hasadından ne kadarını çiftçi bu fiyat ile TMO vermiştir? Eğer yeterli stok varsa TMO neden hasat biter bitmez ithalata başlamış ve 25 Ağustos’ta makarnalık buğdayın ton fiyatı 2450 TL’den ithal edilmiştir. Eylül ayında ekmeklik buğdayın ithal ton fiyatı 1800 lirayı görmüştür. İç piyasa borsa fiyatları da bugün için bu fiyatları aşmıştır. Buğday ithalatı sürmekte ve yurt dışı fiyatları artmaktadır. Aracılar ve ithalat lobileri kazanmakta, çiftçi emeğinin karşılığını alamamaktadır. Kuru tarım arazisi TÜİK verileri göre dönümünden 290 kg altında verim alan çiftçi 3 dönümden bir ton buğday almakta ilaç, gübre, tohum, sulama ve mazot giderleri sonrası başa baş noktasında üretim yapmaktadır. Yurt dışından daha pahalı ürün almak yerine ülkemiz çiftçisi gerekli destek sağlanmalıdır. AKP iktidarı söz vermekte ve verdiği sözü dahi yerine getirmeyerek çiftçileri mağdur etmektedir. Desteklerinin de kısılması ile çiftçi ciddi mağduriyet yaşamaktadır. Tam da ekim zamanı yapılan düzenlemeler çiftçinin umutlarını kırmıştır."