CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, iktidarın madencilik sektörünü “Maden Holding” adıyla tüzel kişilik altında Türkiye Varlık Fonu'na bağlamayı planladığını, bu planın da “yandaşa kaynak yaratmayı amaçladığını” söyledi.
ANKA’ya konuşan Akın, 23 Ocak 2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilanda Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) bir madencilik alanında hizmet verecek “TVF Maden Ticaret Sanayi A.Ş.”, diğeri enerji alanında hizmet verecek “TVF Enerji Ticaret Sanayi A.Ş.” adında iki şirket kurulduğunu anımsattı. Şirketlerin daha önce yapılan ancak sonuca ulaşamayan rüzgar ve güneş enerjisi gibi ihalelerinin gerçekleşmesi için ortaklık ilişkilerine girmeyi, kömüre dayalı santral yapımı için ortaklıklar kurup başarısız olan yatırımları gerçekleştirmeyi, özelleştirme ile enerji santrali alan ancak günümüzde finansal açıdan zor durumda bulunan şirketlere katkıda bulunacak ilişkilere girmeyi, bor ve başta altın gibi kıymetli metal madenleri olmak üzere madencilik faaliyetlerini yürüteceğini vurgulayan Akın, “Buradaki asıl amaç artık müşterisi olan özelleştirilecek kamuya ait olan madencilik kuruluşu kalmadığı için kamu-özel sektör işbirliği yöntemi ile yandaşa kaynak aktarmaktır” dedi.
RİSK BÜYÜK
TVF’nin kamusal denetimin dışında tutulduğu belirten CHP’li Akın, kayıt dışı ve denetime tabi olmayan yerli ve yabancı yandaşlara ve sermayeye finans kaynağı oluşturması durumunda bunun denetlenemeyeceğini ifade etti. Halen madencilik ve enerji alanlarında faaliyet gösteren kamu kurumlarının ve bunların sahip olduğu ruhsatların da kısa bir zaman içinde ihalesiz ve bedelsiz olarak bu şirketlerin portföyüne geçmesi mümkün olacağını vurgulayan Akın şunları söyledi:
“Gelecekte Varlık Fonuna bağlı kurulan bu şirketler ve bunların ortaklıkları dışında madencilik ve enerji alanlarında kurumsal bir yapı kalmayabilir. Bu nedenle kamu adına faaliyet gösteren ve kamu gücünü kullanan kurumsal yapıların açık, şeffaf, hesap verebilir yapıda olması, bütün işlemlerinin mevzuat ve yargı denetimine tabii olması ve faaliyetlerinde öncelikle kamu yararını gözetmesi gerekirken bunun dışındaki arayış ve yapılanmaların hem iştigal konusu sektörlere hem de ülkemize bir yararı olmayacaktır.”