İçişleri Bakanlığı 81 il valiliğine genelge göndererek, doğal afetlerde teyitli olmayan bilgilerin yanlış anlaşılmalara yol açtığı gerekçesiyle, açıklamaların belediye başkanları, muhtarlar veya diğer kamu görevlilerince değil valiliklerce yapılması talimatını verdi. Genelgeye tepki gösteren muhalefet partisi yöneticileri iktidarın oy kaybı yaşadığına ilişkin anketler nedeniyle bu tür yasaklara başvurduğunu belirterek, ”İzmir için, deprem gerçeklerini anlatmak için, halkımızla dayanışmak için sizden icazet alacak değiliz” açıklamasını yaptı.
İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil durum Başkanlığı, 23 Ekim 2020 tarihinde 146729 sayılı genelge göndererek, “yürütülen müdahale faaliyetlerinin kamuoyuna açıklanmasında karışıklık yaşandığı” öne sürdü. Genelgede, Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezleri Yönetmeliğine göre “kamuoyunun bilgilendirilmesi hususunda illerde valilerin yetkilendirildiği, son dönemde yaşanılan afetlerde ortaya çıkan durum, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin önemini bir kez daha ortaya koyduğu” ifade edildi. Genelgede, özellikle muhalefet partisinin kazandığı belediyelerde başkanların açıklama yapmasının önünü kesmeye yönelik olduğu gerekçesiyle eleştirilen bölümü ise şöyle:
PANİK OLMASIN DİYE VALİLİKLER AÇIKLAMA YAPACAK!
“Özellikle yaşanan hadiselerin ilk anında verilen ve teyitli olmayan bilgiler kamuoyunda yanlış anlaşılmalara, vatandaşlarımızda paniğe ve spekülasyona neden olduğunu, afetin yönetimini güçleştirdiğini, bu sebeple afet bölgesinde kiriz iletişiminin daha sağlıklı yürütülebilmesi açısından açıklamaların valiliklerimiz tarafından yapılmasını, belediye başkanlarımız, muhtarlarımız ve diğer kamu görevlilerimiz tarafından basın yayın organlarına açıklama yapılmamasını hususunu bildirmiştir. Söz konusu yukarda belirtilen hususlara dikkat edilmesini, herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesini önemli arz/rica ederim.”
İzmir’de son olarak 30 Ekim’de yaşanan 6,9’luk deprem nedeniyle hükümete yakın medya kuruluşları, İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) çalışmalarını göstermemekle eleştirilmiş, AKP hükümet üyeleri de İBB’nin ve CHP’li Bayraklı Belediyesi’nin idari eksiklikleri olduğunu öne sürmüştü. CHP’li belediyeler önlem alınması için Çevre Bakanlığı’na başvurdukları halde önlem alınmadığını, örneklerle açıklamıştı. Bu gelişmelerin üstüne İzmir Vali Yardımcısı Mustafa Yıldız’ın il içindeki resmi makamlara ilettiği söz konusu AFAD genelgesi tepki çekti. CHP’den konuyla ilgil yapılan açıklamalar şöyle:
SİZDEN İCAZET ALACAK DEĞİLİZ
CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel: Kriz yaşanır, konuşma! Hak çiğnenir adalet arama! Hırsızlık yapılır görmezden gel! Salgın olur vatandaşa yardım yapma! Bu zihniyetin son ürünü; İzmir’de deprem gerçeğini, İzmirliler için alınacak önlemleri ve yapılacak yardımları konuşmayı, belediye başkanlarımıza yasaklamak oldu. Seçilmiş belediye başkanlarını kendi memuru ya da bürokratı zanneden zihniyet şimdiye kadar anlamadıysa, bir kere daha anlatalım: İzmir için, deprem gerçeklerini anlatmak için, halkımızla dayanışmak için sizden icazet alacak değiliz. Bu genelge içi boş, devlet geleneğini ayaklar altına alan, zalimlik ve tek adamlık anlayışının bir ürünüdür ve bizler için yok hükmündedir. Belediye başkanlarımız İzmir için çalışmaya, konuşmaya ve gerçekleri paylaşmaya devam edecekler. İlgililere duyurulur!
ANKETLER AKP’Yİ TELAŞLANDIRMIŞ
CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya: İzmir depreminden sonra halkçı belediyelerimizin hizmetleri altında ezilen AKP, çareyi halka her türlü desteği sunan belediye başkanlarımızı susturmakta bulmuş. Son anketlerde belediye başkanlarımızın oylarını daha da artırması, AKP'yi telaşlandırmış. Valileri devreye sokmuş!
İKTİDAR ÇILDIRDI
CHP Eski Milletvekili Barış Yarkadaş: İktidar çıldırdı, İBB Başkanı İmamoğlu'na soruşturma açıp gözdağı vermeye çalışan iktidar, İzmir'deki belediye başkanlarına da AFAD aracılığıyla gönderdiği mesajda 'Depremle ilgili medyaya ve kamuoyuna konuşmayın' diyerek yasak koymaya çalışıyor. AFAD o yazıyı derhal geri çek! AFAD'ın az önce yaptığı açıklamaya göre, başkanlara gönderilen "Depremle ilgili konuşmayın" talimatı, sadece İzmir'i değil tüm belediye başkanlarını kapsıyormuş! Vahim ötesi bir durum! Atanmışlar, seçilmişlere 'konuşmayacaksınız' diyor! Başkanlar bu vesayeti kabul etmemelidir!