Diyarbakır Sur’da 6-5 Eylül olayları sonrasında yıkılan binalara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, yeniden inşa ettikleri yerlerde uzlaşı sonucu vatandaşları ev sahibi yaptıklarını açıkladı. Sur'da kamulaştırma kararlarına karşı dava açan Avukat Nuray Özdoğan ise “İkna masaları kuruldu. TOKİ konutlarından ödeyemeyecekleri miktarda borçlanma yolu ile ev almaya zorlandılar” dedi.
‘Çözüm süreci’nin Temmuz 2015’te sonlanmasının ardından Diyarbakır’da 6-7 Eylül olayları başladı. Güvenlik güçleriyle çıkan çatışmalar sırasında Diyarbakır’ın tarihi ilçesi Sur’da birçok yapı yıkıldı ve zarar gördü. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yıkılan yapılara ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile acele kamulaştırma çıkardı ve 2016 yılında yeniden inşa işlemlerine başlandı.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Sur’daki vatandaşların yeniden yapılan evlerini alabilmek için imzaladıkları sözleşmelerin iptal edildiği iddiasını gündeme getirerek, Meclis’e verdiği soru önergesinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a “Bakanlık tarafından vatandaşlara sözleşmenin tek taraflı iptalinin bildirildiği ve Bakanlığa çağırıldığı, Bakanlığa giden vatandaşlara TOKİ evleri için kuraya girmeleri yönünde salık verildiği ve kura formu doldurmalarının istendiği iddiaları doğru mudur?” diye sordu.
BAKAN KURUM: SUR’DA YENİDEN İNŞA KORUMA KURULU KARARINA UYGUN
Önergeyi yanıtlayan Bakan Kurum çatışmalar sırasında Sur’daki yapıların can güvenliğini tehlikeyle sokacak şekilde 3 bin 695 yapının zarar gördüğünü, ‘terör olaylarının’ bitmesinin ardından 2016 yılında inşa çalışmalarına başlandığını belirtti. Kurum, “Terör örgütü mensuplarınca zarar verilen konut ve işyerleri sebebiyle yaşanan mağduriyetlerin ivedilikle giderilmesi, alanda anlaşma sağlanan parsellerde altyapı uygulamalarına başlanılmış olması ve altyapı uygulamalarının bütüncül bir şekilde gerçekleştirilebilmesi amaçlarıyla acele kamulaştırma kararı alınmıştır” dedi.
2012 yılında Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun uygun görüşüyle Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onaylanarak yürürlüğe giren koruma amaçlı imar planına uygun olarak yeniden inşa çalışmalarının gerçekleştirildiğini kaydeden Kurum, vatandaşlara iki seçenek sunulduğunu açıkladı.
Bakan Kurum’un açıklamasına göre vatandaşlara “Bakanlığımızın Suriçi’nde yapacağı konutlardan almak istiyorum” ve ‘‘Rezerv konut alanından konut istiyorum ” soruları soruldu. Bakanlığın yaptığı konutu almak isteyenler yeni konutun farkını ödedi. Bu ödeme için 120 ay sıfır faizle taksit imkanı sağlandı. Almak istemeyenlere ise taşınmazının bedeli verildi. 5 bin 626 hak sahibi bu iki seçenekten yararlandı.
AVUKAT ÖZDOĞAN: SUR’UN TARİHİ DOKUSU TAHRİP EDİLDİ, CAMİ VE KİLİSELER TAHRİP EDİLDİ
Sur’daki ‘acele kamulaştırma’ kararına karşı açılan davanın avukatı Nuray Özdoğan, ANKA’ya yaptığı değerlendirmede, Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un soru önergesine verdiği yanıtların gerçekleri yansıtmadığını söyledi.
Sur’da yerleşim mekanlarına yapılan müdahalenin yapım ve onarım amaçlı değil güvenlik amaçlı olduğunu savunan Avukat Özdoğan, “Sur’un tarihi dokusu tahrip edilmiş, savaş araçlarının geçişine müsait olacak şekilde geniş yollar yapılmıştır. Bu yapılırken de cami, kilise gibi dini mekanlar dahil tahrip edilmekten çekinilmemiştir. Bu konuda birçok tespit raporu mevcuttur” dedi.
‘KORUMA PLANI UYGULANMADI, KORUMA KURULU İŞLEVSİZ HALE GELDİ’
Bakanlığın soru önergesinde verdiği cevabın aksine 2012 tarihli koruma amaçlı imar planının yasaklar sırasında tümüyle değiştirildiğini, bu planın uygulanmadığını ve Diyarbakır Mimarlar Odası’nın konuyu yargıya taşıdığını hatırlatan Özdoğan, “Sur’a ilişkin riskli alan ilan kararı 2012 yılına aittir. O dönem AFAD ‘ın açıkça afet bölgesi değildir raporuna rağmen tek mimar imzalı 2 sayfa rapor ile yaklaşık 186 hektar alan riskli alan ilan edilmiştir. Bakanlığın bahsettiği koruma bölge kurulu üyeleri kuruldan tasfiye edilmiş, kurul işlevsiz hale getirilmiştir. 2016 yılında Koruma Bölge Kurulundan alınmış bir karar dahi yoktur” değerlendirmesi yaptı.
ÖZDOĞAN: VATANDAŞLAR EV VAADİ İLE KANDIRILDI, İTİRAZ SÜRESİNİ KAÇIRDI
Yasağın resmi olarak bittiği tarihlerde de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, TMMOB’a bağlı odalar, barolar ve konuya ilişkin sivil toplum örgütlerinin bölgede inceleme yapmasına izin verilmediğini, bu nedenle bakanlığın iddiası ile ilgili bağımsız bir tespit yapılamadığını kaydeden Özdoğan, şunları söyledi:
“Çevre Şehircilik Bakanlığı ikna masaları kurmuştur. Uzlaşma görüşmeleri dedikleri, ağır bir yıkımın ardından evlerine dahi dönemeyen insanlara hukuksal başvuru kanallarını kapatıp itiraz etmezlerse kendilerine ev verileceği vaadi ile kandırma görüşmeleriydi. Yoksullukla baş başa bırakılan insanlara cüzi miktarda kira yardımları yapıldı. Bu döneme yaşam kavgası içinde olan yurttaşların çoğu dava açmadı sonrasında da dava ve itiraz sürelerini de (30 gün) kaçırmış oldular.”
‘İNSANLAR HEM EVLERİNDEN OLDU HEM TOKİ’YE BORÇLANDI’
6306 sayılı yasa ve uygulama yönetmeliğinde yapılan değişikliklere dikkat çeken Özdoğan, değişikliği, “Uygulama işlemlerine dava açılamayacağına dair hüküm ile 2012 yılında verilen riskli alan ilan kararına dava açılması engellenmeye çalışılmıştır. İnsanların hem evleri, yaşam alanları, mahalleri ellerinden gitti hem de TOKİ konutlarından ödeyemeyecekleri miktarda borçlanma yolu ile ev almaya zorlandılar” sözleriyle değerlendirdi.