MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, terörle mücadele ve uluslararası gelişmeleri değerlendirirken, Anayasa Mahkemesi’ni, Baroların “savunma yürüyor” eylemini ve CHP’yi suçladı. Bahçeli, “Bugünkü ülke tablosunda bazı baroların güdümlü kaos yürüyüşü, terörist Demirtaş hakkında Anayasa Mahkemesi’nce verilen hak ihlali kararı, sokakların karanlığında ikbal arayışları, CHP-HDP-İP’in tehlike saçan gayri meşru politikaları dış kaynaklı tehditlere müsait ortam açmaktadır" dedi.
Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, terörle arasına mesafe koymayan, böyle bir kaygısı ve gündemi olmayan ülkelerin yaşanan insani trajedilerin yegâne failleri olduğunu belirtti. Türkiye’nin on yıllardır bölücü terörden muzdarip olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:
“Komşu ülkelere hâkimiyet kuran istikrarsızlık ve iradesizlikten dolayı Türkiye çok yönlü tehdit kıskacına maruzdur. Bugünkü ülke tablosunda bazı baroların güdümlü kaos yürüyüşü, terörist Demirtaş hakkında Anayasa Mahkemesi’nce verilen hak ihlali kararı, sokakların karanlığında ikbal arayışları, CHP-HDP-İP’in tehlike saçan gayri meşru politikaları dış kaynaklı tehditlere müsait ortam açmaktadır.”
Terör saldırılarının durmadığını belirterek son dönemdeki şehit haberlerini anımsatan Bahçeli, özetle şu görüşlere yer verdi:
“TÜRKİYE’NİN BEKASI: Irak ve Suriye’deki müessif ve müfsit olayların Türkiye’nin milli bekasına yansıması oldukça menfidir. Sınır ötesindeki husumet ve hıyanet zemini imha edilmeden terörün sadece ülke topraklarından kazınıp atılması milli güvenliğimizi korumaya yetmeyecektir. Şu anda Suriye’nin yüzde 26’lık kısmı terör örgütlerinin istilasına mahkûmdur.
Irak’ı pençesine alan etnik ve mezhebi çatışmalar hem Türkiye’yi hem de bölge barışını adeta mayınlamaktadır. Sınırlarımızın hemen dibinde ABD-Fransa müşahitliğinde yapılan gizli ve sinsi görüşmeler, temaslar ve diyaloglar sonucunda PKK ile Barzani unsurları arasında emel ve hedef birlikteliği sağlandığı anlaşılmaktadır.
REZALETİN DEŞİFRESİ: Suriye’nin Kamışlı şehrinde ABD’li teşrifatçıların katılımıyla, dahası terörist Mazlum Kobani’nin de yer aldığı basın toplantısı alçaklığın ve rezaletin vahim bir deşifresidir.
Türkiye ve tüm dünya yeni tip Koronavirüs salgınıyla uğraşırken, sınırlarımızın paralel ve mücavir bölgelerinde yıkım müteahhitliğine heveslenmek, bölücü müzakerelere meyletmek sakat ve skandal bir tertiptir. Türkiye bu kepazeliği affetmeyecek, bu ihanete izin vermeyecektir.
PENÇE-KARTAL: Türkiye’nin milli güç unsurlarıyla başlattığı Pençe-Kartal operasyonu terör örgütlerine ve kanlı taşeronlara en sert mesajdır. Bu mesaj sonraki günlerde de Pençe-Kaplan operasyonuyla karadan devam etmiş, teröristlerin saklandıkları in, sığınak, barınak ve mağaralar yerle bir edilmiştir.
İkinci Kandil olarak tanımlanan Haftanin’e Türk kahramanlığının mührü vurulmuştur. Görüldüğü kadarıyla süreç iyice kızışacak, bölge oldukça ısınacaktır. Kaldı ki Türkiye uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru savunma haklarını tavizsiz kullanmaktadır.
KOMPLO YIKILACAK: Kamışlı’da tekrar ortaya çıkan terör komplosunu Ankara yıkacaktır. PKK, Irak’ın Süleymaniye kentinde şehre inmiştir. Kerkük’te Türkmen bayrağı indirilip PKK paçavraları asılmıştır. Bu gelişmeler Türkiye’ye meşru müdahale ve kıran kırana mücadele hakkı vermektedir. Suriye ve Irak’ı parçalamayı hesap edenler cüret ve küstahlıklarının bedelini mutlaka ödemek durumunda kalacaklardır.
FRANSA’YA MESAJ: Fransa’nın son günlerde şımarması, şuur kaybına uğraması, Libya’dan Suriye’ye kadar her taşın altından tuzaklanmış patlayıcı gibi çıkması dikkatle takibi yapılması gereken bir tahriktir.
Bu ülkenin Akdeniz’de NATO misyonu çerçevesinde görev yapan bir fırkateyninin Türk savaş gemileri tarafından taciz edildiğini iddia ve isnat etmesi Libya ve Suriye’deki karanlık ilişkilerini maskeleme arayışından başka bir anlama gelmeyecektir. Fransa dürüst ve samimi değildir. Ülkemizin yapıcı, iyi niyetli, dengeli ve işbirliğine açık tavrını inkar edip gerçek dışı beyanlarla kriz çıkarmaya çalışan Fransa Libya’da kaybettiği mevzilerin sonuçlarıyla kıvranmakta, kontrolü kaybetmektedir.
SİSİ’YE TAVSİYE: Bunlar oluyorken, Mısır Cumhurbaşkanı’nın “Libya’daki Sirte ve Cufra kırmızı çizgimizdir” beyanatı siyasi çözüm arayışlarını riske atmaktadır. Temennimiz Sisi’nin akılcı, sorumlu ve sağduyulu siyaset takibiyle birlikte, provokasyonlara ve dış telkinlere kapalı durmasıdır. Böyle olduğu takdirde bölgesel huzur ve barış çabaları ivme kazanacak, hariçten gazel okuyan fırsatçı odaklar dışlanıp kaybedeceklerdir.
Birleşik Arap Emirlikleriyle Suudi Arabistan yönetiminin Türkiye’nin vakarını yanlışa yormaları; darbeci, korsan ve terörist Hafter’in tetikçiliğini yapacak kadar gerçeklerden kopmaları ahlaklı bir tutum sayılamayacaktır. Türkiye Libya’daki taahhütlerine bağlı, tuzaklara karşı da uyanıktır. 27 Kasım 2019’da iki ülke arasında imzalanan muhtıralar geçerlidir. Emperyalizmin piyonları, esaret ve icazet altındaki yönetimler akıntıya karşı kürek çekmekten vazgeçmelidir.