MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yunanistan ile Mısır arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasına tepkisini “Yunanistan hiç kimseye güvenip de kağıttan kaplanlık yapmamalıdır” diye gösterdi. İç politikada da Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’a eleştiri yönelten Bahçeli, Davutoğlu’na “Marksist literatürü ortaokulda öğrenmiş” derken, Babacan’a “IMF’ci bir kafanın, teslimiyetçi bir zihniyeti” çıkışında bulundu
Yazılı açıklama yapan Bahçeli, Yunanistan ile Mısır arasındaki deniz yetki alanların sınırlandırılması anlaşmasının Beyrut patlamasından iki gün sonra imzalanmasını manidar bularak, “Mezkûr iki ülke tarafından sınırlandırıldığı ilan edilen deniz alanın Türk kıta sahanlığı içinde yer aldığı bariz ve berrak bir durumdur. Kaldı ki Libya’nın da deniz yetki alanlarına tecavüz edilmektedir” dedi.
Bahçeli, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’a da eleştiri yönelterek, “Menkul Serok Ahmet’in Diyarbakır’da PKK üslubuyla konuşması, sözde Kürt sorununu yeniden diline dolayıp anadilde eğitimden bahsetmesi emperyalist tutsaklığın ulaştığı hazin düzeyi göstermesi bakımından skandal bir örnektir. Bunun yanında Ali Babacan’ın ekonomide felaket tellallığı yapması küresel tefecilerin, IMF’ci bir kafanın, teslimiyetçi bir zihniyetin sipariş eleştirileridir” ifadelerini kullandı.
Döviz kurundaki artışa yönelik “Döviz kurunun yükselişinden sevinenler bir defa zalimlerin oyuncağıdır. Bunların kalbi milletimize yabancıdır” yorumunda bulunan Bahçeli, erken seçim tartışmalarına bir kez daha değinerek, “Bilinmelidir ki, 28.Dönem Milletvekili Genel Seçimleri 2023 yılının Haziran ayında yapılacaktır” dedi.
Bahçeli’nin açıklamasından satır başları şöyle:
LÜBNAN: “Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta yaşanan feci patlama hem söz konusu ülke siyasetini hem de bölgesel dinamikleri olumsuz yönde etkilemiştir…Bu kadar vahim bir olayla pençeleşen Lübnan’ın adeta bir yerlerden düğmeye basılmışçasına karışması, halkın sokağa dökülüp hükümetin istifasına kadar ulaşan zincirleme krizlere maruz kalması vaka-i adiyeden bir durum sayılamayacaktır.Lübnan’daki her sorun Suriye’yi, İran’ı, Irak’ı, Ürdün’ü, İsrail’i, Kıbrıs’ı, Türkiye’yi ve hatta dünyayı etkileme kapasitesine sahiptir.”
DOĞU AKDENİZ: “Doğu Akdeniz’de yükselen gerilimlerin ülkemiz ve uluslararası siyaset gündeminin başköşesine yerleştiği bir dönemde Beyrut patlaması oldukça düşündürücü ve dikkat çekicidir. Türkiye’yi Libya’dan, Suriye’den, hatta Doğu Akdeniz’den tecrit etmek için kuyruğa giren müstevli şarlatanlığın Beyrut-Ankara bağlantısını koparmak, ülkemizi içine hapsetmek amacıyla şiddet dolu bir eylem içinde olduğu vehim değil vaki bir gerçektir. Bu bayatlamış kanlı oyunu merkezinde bozmak hedefiyle Lübnan’a giden Cumhurbaşkanı Yardımcımız ile Dışişleri Bakanımız zamanlama itibariyle çok doğru bir hamle yapmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti devleti; tarih, kültür ve kardeşlik bağlarının gereğini fırsatçıları perdeleyerek yerine getirmiştir.
“Fransa’nın saman altından su yürütme kurnazlığı ise müflis bir anlayışın, mütehakkim bir arayışın çirkin tezahürü olarak kalmaya mahkûmdur. Beyrut Limanı’ndaki patlama 4 Ağustos 2020’de gerçekleşmiştir. Bu sırada Türkiye ile Yunanistan karşılıklı olarak mevzilenmiştir. Ele alınması gereken bir diğer konu ise Yunanistan ile Mısır arasında Beyrut patlamasından iki gün sonra imzalanan sözde deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmasıdır. Mezkûr iki ülke tarafından sınırlandırıldığı ilan edilen deniz alanın Türk kıta sahanlığı içinde yer aldığı bariz ve berrak bir durumdur. Kaldı ki Libya’nın da deniz yetki alanlarına tecavüz edilmektedir.”
KAĞITTAN KAPLAN: Yunanistan’ın Ege’de alçakça işgal ettiği adalardan, adacıklardan ve kayalıklardan derhal çekilmesi, adaları silah ve askerden arındırması, Akdeniz’deki tahriklerine son vermesi çok tehlikeli kapışma ve kutuplaşmaların önlenmesi açısından mecburiyettir. Ege’de var olan statüko yeni baştan değerlendirilmelidir. Türkiye ile Yunanistan arasında uzun yıllardır devamedegelen deniz sınırı sorunu, hava sahası ve kıta sahanlığı anlaşmazlıklarıyla coğrafi formasyonlardaki ihtilaflar siyaset ve diplomasinin imkanlarıyla masaya yatırılmalıdır. Yunanistan hiç kimseye güvenip de kağıttan kaplanlık yapmamalıdır. Türk milleti korsan ve düşman niyetleri yeri gelirse nefesiyle, yeri gelirse kanıyla, canıyla bertaraf edecektir. Uluslararası hukuka uygun, komşuluk ahlakına bihakkın riayet eden anlaşma, görüşme ve mutabakatlarla kronik sorunların çözümü mümkün ve muhtemeldir.
LOZANI ÇİĞNEMEKTEDİR: “Navtex alanı olarak belirlenen sularda Türk milletinin karşısına çıkmaya cesaret edenlerin bilmesi gereken altın kural şudur: Alemde şer bitmezse, Oğuz neslinde de er tükenmez.Yunanistan Lozan Antlaşmasını çiğnemektedir. Yürürlükteki uluslararası antlaşmalar, bilhassa Doğu Ege Adalarının silahlandırılmasını yasaklamakta, yasal yükümlülükler getirmektedir. Yunanistan Türkiye’nin itirazlarına rağmen uluslararası hukuk çerçevesinde ahdi taahhütlerini ve antlaşmaları hiçe sayıp Doğu Ege Adalarının silahsızlandırılmış statüsüne aykırı hareket etmektedir… Marmaris’ten Bingazi’ye çekilmiş milli hattın tartışmaya açılması, imzalanıp Birleşmiş Milletlere tescil ettirilen Münhasır Ekonomik Bölge Muhtırasından en küçük taviz istiklalimizde kara delikler açacaktır.”
AHMET DAVUTOĞLU ve ALİ BABACAN’A ELEŞTİRİ: Marksist literatürü ortaokulda öğrenmiş kerameti kendinden menkul Serok Ahmet’in Diyarbakır’da PKK üslubuyla konuşması, sözde Kürt sorununu yeniden diline dolayıp anadilde eğitimden bahsetmesi emperyalist tutsaklığın ulaştığı hazin düzeyi göstermesi bakımından skandal bir örnektir. Bunun yanında Ali Babacan’ın ekonomide felaket tellallığı yapması küresel tefecilerin, IMF’ci bir kafanın, teslimiyetçi bir zihniyetin sipariş eleştirileridir. Bunlara inanacak, itibar edecek hiç kimse yoktur. CHP’nin çatısı altında kendilerine ikbal arayanların zillete düşmeleri acziyettir, teslimiyettir, melanettir.”
“Serok’un sözde Kürt sorununa vurgu yapması, CHP’nin bölücü bir kisveye bürünüp sözde Kürt sorunuyla ilgili rapor hazırlığı içinde olması içimizdeki devşirilmiş siyaset artıklarını teşhir etmiştir. Terörle mücadeleye destek vermekten köşe bucak kaçınıp, şehidi şühedayı ağızlarına almaktan imtina edip Türkiye’nin büyüme, yükselme ve prangalarını kırma dirayetine kara çalanlar tek kelimeyle işbirlikçidir. Terör örgütlerine darbe vuruldukça CHP-HDP ve marjinal partiler şoka girip şuur kaybı yaşamaktadır.”
DÖVİZDEKİ ARTIŞ: “Siyaseti karıştırmak isteyen çürüklerin ekonomik saldırılardan medet umması, Merkez Bankası’nın döviz rezervinin eridiği yalanına bel bağlaması utanç vesikasıdır. Döviz kurunun yükselişinden sevinenler bir defa zalimlerin oyuncağıdır. Bunların kalbi milletimize yabancıdır. Cumhur İttifakı Türkiye’nin ekonomik menfaatlerini, milli birliğini, tarihsel haklarını, toplumsal huzurunu, iç barışını, bekasını, refah ve zenginliğini temine kararlı ve yeminlidir.Geleceğin temeli Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle atılmıştır.”
ERKEN SEÇİM TARTIŞMALARI: “Bu çerçevede erken seçim tartışmaları mahsurludur, sinsi ve sivri bir amaca matuftur. Bilinmelidir ki, 28.Dönem Milletvekili Genel Seçimleri 2023 yılının Haziran ayında yapılacaktır. İstiklal için birlik, istikbal için dirlik, kazanan Türkiye olacaktır. Tarih yazan, tarih yapan büyük Türk milleti geleceğin kudret ve kuvveti mevkiine çıkacaktır. Türkiye düşmanlarının dümen suyuna giren siyasi odaklar hedefledikleri iktidarı ancak rüyalarında göreceklerdir. Türk milleti kimin vatansever kimin vatan satan, kimin milletsever kimin millete hançer sallayan olduğunu basiretle tarif ve tefrik etmiştir.”