Anayasa Mahkemesi, özel bir şirket çalışanının kurumsal e-posta adresinden yaptığı yazışmalar nedeniyte işten çıkarılmasını “hak ihlali” olarak değerlendirdi. Yüksek Mahkeme, kişisel postaların bildirimsiz incelenmesini ‘kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı’ ve ‘haberleşme hürriyeti’nin ihlal edildiğine hükmetti ve 8 bin lira tazminat ödenmesine karar verdi.
Bir avukatlık ortaklığında, 2011 yılında çalışmaya başlayan E.Ü. hakkında, 15 Aralık 2014’te yaşanan tartışma sonucunda çalıştığı beş kişilik ekipten üç kişinin şikayet dilekçesi vermesi üzerine inceleme başlatıldı. Şikayet dilekçelerinde, ekip lideri Avukat A.A.Y’nin Avukat E.Ü. ile ilişkisinde nesnelliği kaybettiği, E.Ü.’yü destekleyip diğer ekip üyelerine kaba davrandığı belirtildi. İşveren tarafından yapılan incelemede, E.Ü’nün kurumsal e-posta yazışmalarının incelendiği, bu inceleme iş sözleşmesinin feshinde haklı fesih gerekçesi olarak gösterildi.
Fesih bildiriminde şu ifadeler kullanıldı:
"…üstünüz olan A.A.Y.’yi tehditkar e-postalarla objektiflikten uzak, kendi lehinize tavır alması için zorladığınız, çalışma arkadaşlarınıza karşı hakaretamiz, tehditkar ve yakışıksız bir üslupla hitap ettiğiniz, devamlı ve gereksiz tartışmalara girerek ciddi geçimsizlik gösterdiğiniz, özellikle .A.Y ile olan iş ilişkinizde psikolojik taciz olarak nitelendirilebilecek bir tavır içine girdiğiniz anlaşılmıştır. (…) Bu e-posta içerikleri ayrıca ekip yöneticiniz A.A.Y. ile olan ilişkinizin de mülakatınızda verdiğiniz savunmanın tam aksine profesyonellikten uzak bir ilişki olduğunu da kanıtlamaktadır. Bütün bu davranışların karşılıkşı güven temeline dayanan avukatlık mesleğinde güven ilişkisinin çökmesine yol açması nedeniyle iş ilişkiniz (…) haklı nedenlerle sona erdirilmiştir…”
Bunun üzerine E.Ü., işe iade davası açtı. Dava dilekçesinde, feshin kötü niyetli olduğunu ve haklı gerekçeye dayanmadığını ileri sürdü. İlk derece mahkemesinin davayı reddetmesinin ardından E.Ü. kararı temyiz etti. E.Ü. temyiz dilekçesinde kişisel hesaplar üzerinden gerçekleştirilen yazışmaların fesih gerekçesi olarak gösterilmesinin özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyetini ihlal ettiğini öne sürdü. İşveren ise, temyiz nedenlerine karşı, yazışmaların şirket tarafından çalışanlar adına açılmış hesaplar üzerinden yapıldığını, bu e-posta adreslerinin şifresinin olmadığını, tüm mesajların işverene ait sunucu üzerinde depolandığını belirterek, Yargıtay içtihadına atıfla işverenin işçiye tahsis ettiği bilgisayar ve kurumsal e-posta adreslerini her zaman denetleyebileceğini, feshin haklı nedenlere dayandığını öne sürdü.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 12 Mayıs 2016 tarihli kararında, ilk derece mahkemesinin kararını işveren lehine onadı.
Karar üzerine “özel hayatın gizliliği” ve “haberleşme hürriyeti” haklarının ihlal edildiğini belirten E. Ü. Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Olayı görüşen Yüksek Mahkeme’nin kararında “Çalışana açık bir bilgilendirmenin yapılmadığı hâllerde hak ve özgürlüklerine bir müdahalede bulunulamayayacağı hususunda çalışanların makul bir beklenti içinde olacaklarının kabul edilmesi, temel hak ve özgürlüklerin sağladığı güvencelerden yararlandırılması gerektiği” belirtildi.
Anayasa’da güvence altına alınan ‘kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı’ ve ‘haberleşme hürriyeti’nin ihlal edildiğini tespit eden Anayasa Mahkemesi, bu tespitin zararı gidermeyeceğine, başvurucuya uğradığı manevi zararın giderilmesi nedeniyle 8 bin TL manevi tazminat ödenesi gerektiğine hükmetti.
Kararı yerel mahkemeye gönderen Yüksek Mahkeme, başvurucu E.Ü’nün uğradığı hak ihlalinin ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmetti.