İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, şirketinin yönettiği bakanlığa ürün sattığı doğrulanan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın, görevden alınması ile ilgili olarak, "İYİ Parti iktidarında, hiçbir Bakan, yönettiği Bakanlığa mal satmayacak, satamayacak. Ticaret Bakanı, Ticaret Bakanlığı’yla, ticaret yapmayacak, yapamayacak" dedi.
Akşener, İYİ Parti TBMM Grup toplantısında konuştu.
“İYİ’LER AİLESİNE HOŞ GELDİNİZ”
Konuşmasından önce, AKP’den istifa eden Keçiören Belediye Meclis üyeleri Emir Kuşdemir ve İbrahim Uyar, grup toplantısında İYİ Parti’ye katıldı. Kuşdemir ve Uyar’ın rozetlerini, “İYİ’ler ailesine hoş geldiler. Güç kattınız. Bizlere şeref getirdiniz” diyerek, Akşener taktı. Akşener, ayrıca; yüzlerine "128 milyar dolar nerede" yazılı maske takan milletvekillerine de "Bunları da zorla indirebilirler, ağzınızdan burnunuzdan" dedi.
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın görevden alınması ile ilgili olarak, Akşener; "İYİ Parti iktidarında, hiçbir Bakan, yönettiği Bakanlığa mal satmayacak, satamayacak. Ticaret Bakanı, Ticaret Bakanlığı’yla, ticaret yapmayacak, yapamayacak" dedi. Akşener, "128 milyar dolar nerede" tartışması için ise "Tüm bu yalan rüzgarı içerisinde, iktidarın sorulmasını istemediği başka bir soru var: Milletin hazinesindeki dövizi, ortalama 6.20 liralardan satan bu iktidar, bugün 8.1 lira olan döviz kuru dolayısıyla, kimin, ya da kimlerin cebine, 250 milyar lira koydu?" dedi.
Akşener, şunları söyledi:
MEMLEKET KAYIPLAR ÜLKESİ: Büyük illüzyonist Sayın Erdoğan’ın becerikli ellerinde, memleket adeta bir kayıplar ülkesi oldu. Sipariş edildiği söylenen aşılar kayıp. Gri pasaportla yurtdışına gönderilen, belediye görevlileri kayıp. Ege’de adalar, Mısır’da Rabia kayıp. Uçan ekonomi masalları anlatılırken, 128 Milyar dolarlık rezerv kayıp. Kayıpların peşine düşenler için adalet kayıp. Milletin derdine düşenler için demokrasi kayıp. Milletimiz için hak kayıp, hukuk kayıp, huzur kayıp. Kadınlarımızın mutluluğu, gençlerimizin umudu kayıp. Ahlak kayıp, vicdan kayıp, ciddiyet kayıp. E tabi haliyle, 128 milyarı kaybeden, Powerpoint sunumlarının efendisi Damat Bakan da kayıp.
128 AYRI MASAL ANLATIYORLAR: Hangi partiye oy vermiş olursa olsun, milletimiz, “128 milyar doların” akıbetini soruyor. O nedenle, biz de 9 Ocak’tan beri, her fırsatta, her mecrada, aynı soruları soruyoruz. “Millet bunca zorlukla mücadele ederken, siz 128 milyar doları ne yaptınız?” diyoruz. “Neden sattınız?” diyoruz. “Ne kadara sattınız?” diyoruz. “Kime sattınız?” diyoruz. Peki cevap geliyor mu? Allah var, geliyor… Sayın Erdoğan’ın, ekonomi gurusu danışmanlarından biri çıkıyor; “Öyle bir para hiç olmadı.” diyor. Bir diğeri çıkıyor, “pandemide şu kadar şuna, bu kadar buna dağıttık.” diyor. Bir başkası çıkıyor, “milletin cebinde” diyor. Merkez Bankası Başkanı çıkıyor, tam da bu ucube sisteme layık bir yöntemle, 128 milyar doların bozdurulduğunu itiraf ediyor. Bunun üzerine Hazine ve Maliye Bakanı çıkıyor, “Merkez Bankası milleti bilgilendirmeli” diyor. Dün de en son, küçük ortak çıkmış, “Daha ne arıyorsunuz? Para, Merkez Bankası’nda” diyor… Ağaç nerede? Balta kesti. Balta nerede? Suya düştü. Su nerede? İnek içti. İnek nerede? Dağa kaçtı. Dağ nerede? Yandı, bitti kül oldu…128 milyar doları açıklayacağız diye, 128 ayrı masal anlatıyorlar, masal dinliyoruz. Sonuç ortada. Milletimizin alın teri, döviz rezervimiz, birilerinin cebine girmiş. Allah korusun, bugün başımıza bir iş gelse, cep delik, cepken delik. Dillerinden düşürmedikleri 2001 krizinde bile, Merkez Bankası rezervi 27 buçuk milyar dolardı. Bugün eksi 61 milyar dolar. İşte size, ekonomi dehası Sayın Erdoğan ve 5 maaşlı danışmanlarının Türkiye’yi getirdiği nokta. Yazıklar olsun.
EKONOMİNİN İNEK ŞABAN’IYLA BADİ EKREM’İ: Ben size, kayıp 128 Milyar doların ardındaki gizemi kısaca özetleyeyim. Ekonominin İnek Şaban’ıyla Badi Ekrem’i, el ele verip, döviz kurunu baskılamak için, hazinemizdeki dövizi sattı. Ne faizi tutabildiler ne de dövizi tutabildiler. Şimdi de çıkıp, “Bilançoda eksilen bir şey yok” diyorlar. Kasadaki dolarları sattınız, karşılığında Türk lirası veya Türk lirası cinsinden tahvil aldınız. Bir yandan da kredi ve swaplarla borçlandığınız dövizleri, ölü fiyatına sattınız. Bir de utanmadan, bunu savunuyorsunuz. Böyle cahillik, böyle ciddiyetsizlik olabilir mi?
YERİNE KOYALIM DA GÖRELİM: Kendi dolarını satıp, bunu swapla geri alıp, kasana koyunca, hiçbir şey değişmemiş mi oluyor? Swaplardan kaynaklanan yükümlülükleri, bilanço içinde değil, bilanço dışında gösterince, bunun bir borç olduğu gerçeği ortadan kalkmış mı oluyor? Madem öyle, eğer gerçekten de kaybolan bir şey yoksa, haydi, o 128 milyar doları yerine koyun da görelim bakalım.
KİMLERİN CEBİNE, 250 MİLYAR LİRA KOYDU: Tüm bu yalan rüzgarı içerisinde, iktidarın sorulmasını istemediği başka bir soru var: Milletin hazinesindeki dövizi, ortalama 6.20 liralardan satan bu iktidar, bugün 8.1 lira olan döviz kuru dolayısıyla, kimin, ya da kimlerin cebine, 250 milyar lira koydu?
SEN CEVAP VERECEKSİN: Millet soruyor, sen de çıkıp cevap vereceksin. Çıkıp, milletine bu beceriksizliğin hesabını vereceksin. Yağma yok. İşi ona buna havale edip, kenara çekilemezsin. Gece yarısı baskınları ile pankart indirtip, milletin ağzını tıkayamazsın. Ana muhalefet Partisi Genel Başkanı’na, fezleke düzenleyerek, bu meseleyi kapatamazsın. Çünkü; “Faiz sebep, enflasyon sonuç” diye, abuk sabuk bir teori uydurup, milletin parasını çarçur eden sensin. Milletin dövizini, 6.20’lerden satıp, eşin dostun yandaşın kasasını dolduran da sensin. Üstüne bir de çıkıp, hiçbir şey olmamış gibi, milletine yalan söyleyen, yine sensin. Bugün kaçıp saklanabilirsin, ama o sandık, er ya da geç gelecek, ve milletin şaşmaz tartısında, o hesabı mutlaka vereceksin.
PATATES SOĞAN, GÜLE GÜLE ERDOĞAN: Türkiye için asıl şahlanış, işte sizin iktidardan gittiğiniz o anda başlayacak. Sizin gidişiniz, patates soğan sıralarına mahkum ettiğiniz milletimizin şahlanışı olacak! Siz gönlünüzce şahlanadurun, geliyor, gelmekte olan. Aynı bir vatandaşımızın geçenlerde söylediği gibi; “patates soğan, güle güle Erdoğan”
90 BİN LİRAM GİTTİ: Milletimiz, pandemide haklı olarak devletinden destek bekledi. Dakika bir gol bir, Sayın Erdoğan çıktı, milletimize İBAN verdi, “Yardım edin” dedi. Millet yüzünü devletine çevirmişken, iktidar, gözünü milletin cebine dikti. Destek olmadığı gibi, aksine köstek oldu. Millet İttifakı belediyelerinin vatandaşımıza yardım ettiği için organize ettiği hesaplara, -ki benim de emekli maaşımdan, çok canım yanıyor, 45 45, 90 bin liram gitti, el koydu. İşte, en son yapılan vergi artırımı da bu zihniyetin yeni bir örneği. Şu cefakar milletin kesesinden, artık elinizi çekin. Şu çileli milleti artık bir salın. Böyle devlet yönetilmez. O beş müteahhidin vergilerini, vergi cezalarını silerken helak oldunuz, ama hala milletimizi yolma peşindesiniz.
CANIM İSTEDİ VERGİSİ: Dediler ki, “kurumlar vergisinde indirim yapacağız” Biz de dedik ki, “böyle bir dönemde devletin gelirini düşürmeyin” Israrlı itirazlarımız sonrasında, Genel Kurul’da o maddeyi, son anda çıkardılar. Peki şimdi ne yaptılar? Bu defa da, kurumlar vergisini 5 puan, yani yüzde 25 oranında artırdılar. Niye indirmeye kalktınız, şimdi niye artırıyorsunuz? Hatta bu uygulama, davullarla zurnalarla açıklanan, ekonomi reform programında ve eylem planında bile yok. Bu artışın tek bir açıklaması var; Sayın Erdoğan’ın canı öyle istiyor. İşte size Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin son icraatı: “Canım İstedi Vergisi…”
79 YILDA, 1.9 TRİLYON LİRA, 18 YILDA, 3.1 TRİLYON LİRA: 1923’ten, Ak Parti’nin iktidara geldiği, 2002 yılına kadar, toplanan vergi ne kadar biliyor musunuz? 1.89 trilyon lira. Peki, AK Parti’nin 18 yıllık iktidarında toplanan vergi ne kadar dersiniz? 3.1 trilyon lira. 79 yılda, 1.9 trilyon lira, 18 yılda, 3.1 trilyon lira. Satıp savdıkları fabrikalar, kamu kuruluşları, araziler de cabası.
ÖDÜYORUZ OĞLU, ÖDÜYORUZ: Elektrik faturasında, 5 kalem vergi ödüyoruz. Doğalgaz için, yüzde 20 vergi ödüyoruz. Suya, yüzde 40 vergi ödüyoruz. Ödüyoruz oğlu, ödüyoruz… Vergilerden sonra elimize kalan paranın yarısını, yine dönüp vergilere ödüyoruz. Peki, memlekette vergiler bu kadar yüksekken, ne bekleriz? Devletin kasasının dolup taşmasını bekleriz, değil mi? Merkez Bankası rezervleri en yüksek ülke olmayı bekleriz, değil mi? Faizin en düşük olduğu ülke olmayı bekleriz, değil mi? Kaliteli yaşamak için vergi ödemiyoruz, adeta vergi ödemek için kalitesiz yaşıyoruz.
CİNGÖZLÜĞE BAKAR MISINIZ: Peki ÖTV neden çıkartılmıştı, hatırlıyor musunuz? Lüks tüketim ürünlerini, sağlığa ve çevreye zararlı malları vergilendirerek, gelir adaleti sağlamak gerekçesiyle çıkartılmıştı değil mi? Çünkü iktidar, gazozdan, saç spreyine, buzdolabından, çamaşır makinesine ve hatta çocuklarımızın bakım ve gelişimi için, zorunlu olan ihtiyaçlara kadar, hemen her şeyden Özel Tüketim Vergisi alırken; pırlanta ve elmas gibi değerli taşlarda, lüks yatlarda ve kürklerde, özel tüketim vergisini sıfırladı. İş bilmezliğe bakar mısınız? Ya da tam tersine cingözlüğe bakar mısınız?
İLK İŞİMİZ VERGİ ADALETSİZLİĞİNE SON VERMEK: İktidara geldiğimizde, atacağımız ilk adımlardan biri, vergi adaletsizliğine son vermek olacak. İYİ Parti iktidarın da; faiz gelirleri başta olmak üzere, beyana tabi olmayan ve stopajın nihai vergilendirme olduğu, menkul sermaye gelirlerinde, beyan usulüne geçeceğiz. Kamunun, büyük alt ve üst yapı yatırımlarından kaynaklanan değer artışları ile, imar değişikliğinden kaynaklanan kazançları, vergilendireceğiz. Gelir ve kurumlar vergisindeki, istisna ve muafiyetleri azaltacağız. Özellikle Kurumlar Vergisi’nde, ciddi vergi kaybına neden olan, uzlaşma müessesesini, yeniden gözden geçireceğiz. Vatandaşlarımızın, hayatlarını sürdürebilmeleri için, zorunlu olan ihtiyaçlarına ayırdıkları geliri, vergiden muaf tutacağız. Lüks tüketim mallarını yüksek, zorunlu tüketim mallarını düşük vergilendireceğiz. Kamunun, büyük alt ve üst yapı yatırımlarından kaynaklanan değer artışları ile imar değişikliğinden kaynaklanan kazançları, vergilendireceğiz. Gelir ve kurumlar vergisindeki, istisna ve muafiyetleri azaltacağız. Özellikle Kurumlar Vergisi’nde, ciddi vergi kaybına neden olan, uzlaşma müessesesini, yeniden gözden geçireceğiz. Lüks tüketim mallarını yüksek, zorunlu tüketim mallarını düşük vergilendireceğiz. Çiftçimizin mazotundan alınan ÖTV’yi kaldıracağız. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin vergi yüklerini azaltacağız.
ARTAGAN PROJESİ: Hem vergi kaçakçılığını önleyeceğiz hem de gelir dağılımı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltacağız. Çok önemli bir projemiz var. ARTAGAN. Kayıt dışı ekonomi ile sözde değil özde mücadele edecek bir seferberlik başlatacağız. Milli gelirden pay almadaki adaletsizlikten, fırsat eşitsizliğine kadar her alanda, çalışan, üreten vatandaşlarımızdan yana olacağız.
GENÇLERİMİZİ GERMEYECEĞİZ: Bir genç kızla karşılaştım, dedi ki; “alkışların heyecanına kapılmayın, koca koca adamların en yüksek perdeden birbirlerine en ağır hakareti etmesinden bıktık” 23 yaşındaki bir genç kızdan bahsediyorum. “Ne yaparlarsa yapsınlar, sizden benim yaş grubumdaki adına ricada bulunuyorum. Yüksek sesle bağırmayın, çirkin sözler söylemeyin. Çirkin sözler söyleyelim not ediyoruz, Bıktık, usandık. Biz huzur adalet, hukuk arıyoruz, kayırmacılığa son verilsin istiyoruz, liyakate saygı duyulsun itiyoruz” dedi. Söz verdim. Bize ne denilirse denilsin, kem söz sahibine aittir deyip, gençlerimizi germeyeceğiz, hayata bakışlarını karamsar hale getirmeyeceğiz.
BAKAN BAKANLIKLA TİCARET YAPAMAYACAK: İYİ Parti iktidarında, hiçbir Bakan, yönettiği Bakanlığa mal satmayacak, satamayacak. Ticaret Bakanı, Ticaret Bakanlığı’yla, ticaret yapmayacak, yapamayacak. İYİ Parti’nin her bir ferdi; ahlakı, adaleti, şeffaflığı şiar edinecek, ve attığı her adımın hesabını, alnının akıyla verecek. Veremeyen de çekip gidecek.
SÖZLEŞMELİ MEMURLAR KÜRSÜDE
Akşener, bu hafta da 4B sözleşmeli personelinin sorunlarını duyurmak için, kürsüsünü; Sözleşmeli Memurlar Derneği Başkanı, Âdem Atacan'a devretti. Atacan, "Kıdemli personel aynı işi yapıyor, bu personel dahil edilmezken; göreve sonradan başlayanlar bu süreye dahil ediliyor. 3 yıl boyunca her yıl sonunda sözleşmesini imzalıyor. Sonra atanıyor. Kıdemli personel bundan ayrı tutuldu. 657 zaten bölünmüş, 4A, 4B, 4c, Z’ye kadar gidebilir" dedi. Atacan, “Ben burada siyaset yapmıyorum, ama gerçekten pandemi sürecinde biz çok büyük zorluklar yaşıyoruz" derken duygulandı ve izin isteyerek kürsüyü bıraktı. Akşener ise “Buradan iktidara seslenmek istiyorum; Gelin, söz verdiğiniz gibi, 4B’lilerin kadro sorununu çözün. Kamuda, işçi kadrosu dışında istihdam edilen, ve kanunda yazıldığı gibi, 'asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa eden' bütün çalışanları, hizmette geçirdikleri süredeki haklarını da hesaba katarak, kanunla, 4A statüsüne geçirin. İktidar çözmezse, ilk sandıkta biz geleceğiz, biz çözeceğiz” diye konuştu.