AKP Sözcüsü Ömer Çelik, koronavirüs vakalarındaki artışı değerlendirirken, ''En büyük düşmanımız rehavettir. Normalleşmenin daha da devam etmesi için maske mesafe temizlik üçgenine ne kadar dikkat ederse elimiz o kadar güçlü olur. Bir takım rakamların artışı üzüntü verici bir durumdur.'' dedi. Çelik ayrıca, CHP’li İbrahim Kaboğlu’nun Sultanahmet Camisi konusundaki sözlerini “Şimdiye kadar gördüğümüz en İslamofobik yaklaşımdır" diye değerlendirdi.
Çelik, AKP, MYK sonrası yaptığı açıklamada, özetle şunları söyledi:
KORONAVİRÜSLE MÜCADELE: Rehavetten ne kadar uzak durursak, tedbirlerde ne kadar titiz olursak normalleşme o kadar güçlü olacaktır. Dünyanın kirlenmesi, çevre konularının bu kadar duyarsız şekilde ele alınması, biomühendislik ürünü bitki, hayvanların ortaya çıkması, hayat alanların yok edilmesi insanı yeni tehditlerle karşı karşıya bırakıyor. Bütün bunlara karşı ilaç, aşı geliştirmek kadar daha geniş bir kadrajla bakmak gerekiyor. Bunun da ilk atılacak adımı doğayı korumaktan geçtiği görülüyor. Çevre meselelerini vatanseverliğimizden ayrı düşünemeyiz. Doğala rakip değiliz, doğayla arkadaşız.
AYASOFYA TARTIŞMASI: Dünyanın her tarafında ırkçı kimlikli kişilerin heykelleri yıkılırken, bir tek Fransa'dan 'biz bu değerleri koruyacağız' diye maalesef açıklamalar geldi. Irkçılığın, İslamafoyanın, antisemitizmin insan hayatını tehdit eden virüs, bakteri ve genetik saldırılarla aynı şekilde ele alınması gerekir. Türkiye içinde İslamofobik dilin en çarpıcı örneği olarak CHP'li milletvekilinin 'Sultanahmet'i müze yapalım' dediğini gördük. Karşı tarafın bir hatası olsun da bunun üzerinden siyaset yapalım diye düşünmüyoruz. Acaba düzeltirler mi, partilerinden açıklama gelir mi, bu konuda sabıkalı bir siyasi parti. Tam diyorsunuz ki biraz demokratik dil kullanmaya başladılar, bir bakıyorsunuz içlerindeki Bekçi Murtaza birdenbire ortaya çıkıyor.
ESKİ LAİKÇİ ANLAYIŞ: Sultanahmet'i müze yapalım yaklaşımı bugüne kadar gördüğümüz en İslamafobik yaklaşımdır. Eski laikçi anlayış yine bulunduğu yerden kafasını uzatıyor, Sultanahmet'i müze yapmakla Türkiye'nin laik olması arasında bir zihniyet çarpıklığıdır. Bu anlayış Türkiye'ye çok ağır bedeller ödetmiştir. Türkiye'deki siyasi hayatı sabote etmek için kullanılmış bu zihniyet yabancıların işine yaramıştır. Dengeli, makul, aklı başında, insan odaklı bir yaklaşım göremiyorsak bunları ortaya koyanların çok ciddi muhasebe yapması gerekiyor.
LİBYA’DAKİ GELİŞMELER: Libya meselesini yakından takip ediyoruz. Libya meselesi sürekli gündemimizdedir. Serrac yönetimi giderek daha çok mevzi kazanmaktadır. Ne kimsenin petrolünde ne kimsenin zenginliğinde gözümüz var. Bir CHP grup başkanvekili çıkıp Hafter’i makul ve seküler olarak nitelendirdi. Dünyada Hafter’i seküler Serrac’ı terörist olarak görecek herhalde sadece CHP vardır.
YUNANİSTAN’LA SAVAŞ: Öyle bir şet tabi ki söz konusu olmaz. Türkiye Yunanistan’ın en zor zamanlarında yanında olmuştur. Avrupa’da yapılan anketleri takip ediyorum. Orada aşırı sağcılık çok yükseliyor. Türkiye Ege ve Doğu Akdeniz’deki barışın teminatıdır. Biz bunları Yunanistan’ın çocuksu hastalıkları olarak görüyoruz. Arkanıza Avrupa’yı alarak Türkiye’ye bir şey yaptırmazsınız. Yunan savunma Bakanı Türkiye gibi bir ülke ile nasıl konuşulacağını öğrenmelidir.
HDP YÜRÜYÜŞÜ: HDP'nin tutumu mesele hak, hürriyet, kimlik, dil meselesi değil, mesele PKK'nın ne dediği meselesidir onlar açısından.