İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu HDP tartışmalarına yanıt verirken "HDP ve yöneticilerini meşru görseydik, AK Parti ile beraber siyaset yapardık" dedi.
Ağıralioğlu, Parti Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında şu mesajları verdi:
"Türkiye'de şayet HDP ve yöneticilerini memleketin meselelerini çözmek için aracı tutmak, onlar aracılığıyla bu meseleleri çözmeye teşebbüs etmek gibi bir şeyi meşru görseydik, AK Parti ile beraber siyaset yapardık. Kendisini, siyasi iradesini memleket meselelerini çözme kabiliyetini HDP'liler üzerinden PKK'lılara ulaştırdığı için eleştirdiğimiz bir partinin dönüp bize ‘Siz HDP ile görüşüyor musunuz’ imasında bulunmasını anlaşılabilir bulmuyoruz.”
BİR TANE FOTOĞRAFIMIZ YOKTUR: Bu mevzu her konuşulduğunda devletin itibarını iki paralık ettikleri için Habur'da Devleti rezil ettikleri için, çadır mahkemeleri kurdukları için, devletin en üst düzey makamlarında çocuklarımızın katillerinin mektuplarını okudukları için, onların kanaatlerini seçim meydanlarında paylaştıkları için, çocuklarımızın katillerinin methüsena edenlerin ellerini muhabbetle sıkıp, onlara tebessüm edildiği için iktidara kızan bir partiye; aracı gönderdiniz denir mi? İnsan iftira atacaksa bile iftirasını biraz İpe sapa gelir hale dönüştürmelidir. Biz bu iftiraların semtine hiçbir leke bulaştırmayacak, tertemiz bir devlet terbiyesinin, millet sevdasının kadrosuyuz. Bir teröriste tebessüm etmek gibi bir fotoğraf yoktur bizim siyasi sicilimizde, bir memleket millet düşmanına merhaba etmek yoktur bizim siyasal arşivimizde. Vatan millet düşmanlarına tebessüm ettiğimiz, onların elini sıktığımız, onlarla bir masa etrafında oturduğumuz bir tane fotoğrafımız yoktur. Herkes haddini bilecek." dedi.
AHMET TÜRK’E YANIT: İYİ Parti'nin siyasi kuvveti açıklıktan gelir. İYİ Parti siyasi tasavvufları gizli kapaklı işlerin hiçbirisinin memlekete, millete faydası olmadığını bilir. Biz bugün milletin gözünün içine baka baka konuşabiliyorsak hiçbir hususi gündemimizin olmaması ile alakalı; biz iki kişi iken konuştuklarımızı 83 milyona konuşabilmek kabiliyetimiz yüzünden partiyiz. Siyasetin gizli kalması gerektiğini söyleyenler gizli işler çevirenlerdir. Bizim hiçbir gizli işimiz yoktur. Ömürleri boyunca gizli işler çevirenlerin laflarıdır bunlar. Siyasi hayatları boyunca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütün düşmanlarıyla gizli kapaklı işler yapanların cevabı olabilir.
TAYYİP BEY'İN BİLEĞİNİ BİZ BÜKECEĞİZ: Önümüzdeki süreç içerisinde şunun bilinmesi lazım. Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti'nin bu kadar süredir devam eden her seçimde de başı sonu belli, galip olacağına dair kesin kanaat ile girilen seçimlerin artık olmayacağı dönemlere giriyoruz. Yani zaten galibi belli seçimlerden millet illallah etmiştir. AK Partinin galip gelemeyeceği duygusunun kesinleşmeye yüz tuttuğu bir zamana İYİ Parti, doğru adaylarla, doğru strateji ile doğru tahmin bileşikler oluşturularak netice alabilir duygusu vermiştir. İYİ Parti'nin bu mevzu ile ilgili kanaati genel çerçeve olarak şundan ibaret: Biz rakiplerimizi birileri vasıtasıyla yenmek gibi bir duyguyu tatmin edici bulmuyoruz. Biz partiyi bir siyasal koşunun iktidarına hazırlıyoruz. Tayyip Bey'in bileğini biz bükeceğiz. Gitmesi için daha önce Tayyip Bey'in Prensi olmuş, kurmayı olmuş insanların hizmetine muhtaç olmadan; Tayyip Bey'in bileğini bükmek isteriz. Biz onların yardımıyla onların desteğini onların ittifakına falan gibi cümleleri demokrasiyi zemmetmek anlamında söylemiyorum. Bu 50 artı 1 süreçleri ittifaklar doğurabiliyor yani koalisyon olmasın memlekette artık nüktedanlar olsun diye planlanmış bu sistem artık; koalisyonları seçimden önce kurmak zorunda bıraktı. Ama ona rağmen İYİ Parti'nin mesuliyeti tek başına iş başındadır. Bu şu anlama da gelmiyor, memleketin milletin hayrına gördüğümüz işlerle ilgili yüreklendirme, o beraberliklerde milletin hayrına sonuç çıkarabilmek imkanlarını değerlendiririz. Bizim bugünden yarına böyle bir gündemimiz yok. Kaldı ki, Türkiye'de geçmiş hatırlatarak siyaset yapmayı çok sevmiyor olsak da: Türkiye'de millet hafızasında şu anda bedel olarak ödediğimiz işlerin altında imzaları olanların millet vicdanında ne karşılık bulacağının da görülmesi lazım.
DEVLETİMİZE BAŞ KALDIRAN BAŞI ALIRIZ: (HDP’li belediyeleri kayyum atanması) Biz burada konuşurken belki mayınların üzerine yürüyen, tehlikelerin üzerine yürüyen, mermilerin üzerine yürüyen günaşırı annelerin babaların yürekleri ağzında haberler beklediği böyle bir siyasal alan içerisinde devletin terörle mücadelede yakaladığı durumu elbette beğeniyoruz. O yüzden destekliyoruz ama Türkiye'de şunun bilinmesi lazım; 1984'ten beri Eruh baskınından beri başımıza bela olmuş bu alçak örgütün bize ödettiği bedelin her geçen gün daha katmerli hale gelmesine imkan vermeyecek bir yönetim mahareti gösterme yani devletin yönetimini elinde bulunduran; bugün AK Parti daha sonra kim olursa ya da daha evvel kim varsa vazifeleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türk milletinin beraberliğine kast etmiş bu cinayet şebekesinin ve onlarla irtibatlı olarak siyaset yapma hevesinde olanların zayıflayabilecek şartlar oluşturmak mecburiyeti vardır. Onlar her sene, her geçen gün daha fazla kuvvetleniyor. Her geçen gün bizim kendi Kürtlerimizi devletin milletin beraberliğine, 1000 yıllık kardeşliğimizin hilafına davranabilecekleri bir savrulmanın içine çekebiliyorlarsa sorumlu siyaset neyi yapamadığını da düşünmek zorundadır. Terörle mücadelede aman veremeyiz. Devletimize parmak sallayan herkesin parmağını kırarız. Devletimize baş kaldıran başı alırız.
KÜLÜNK İBRET ALSIN: (Metin Külünk Marmaray videosu) İktidarın zafiyetleri kapatmak için muhalefete yüklenme şehvetine örnek bir iş olmuş. Şimdi ibret alsınlar ki biz böyle biraz kantarın topuzunu kaçırıyoruz, abartıyoruz, muhalefete hakaret edeceğiz diye bazen böyle hiç tenezzül etmememiz gereken işlere tenezzül ediyoruz. Ramazan günü özür dilesinler, özür dilemek derken yani Metin Bey desin ki; ‘Ben böyle bir hevese düştüm. CHP Belediyesi'ne Millet İttifakı'nın Belediyesi'ne, Ekrem İmamoğlu'nu kötülemek istedim. Aslında kızabileceğim başka şeyler de vardı ama kızacağım yeri şaşırdım. Böyle bir münasebetsizlik ettim’ diyerek özür dilemesi yakışır.
Böyle siyasete bu ara çok daha fazla hâkim olan bir trol, trolleşme koca koca adamların, ömrü siyasi mücadeleler içerisinde geçmiş adamların rakiplerini utandırmak için her yolu mübah görme heveslerine konu bir numune iş olmuş. Ders niyetinde, ders mahiyetinde bir şey olmuş. Herkes hissesine düşeni alsın, özür dilesin.