HABER : OKTAY YILDIRIM
KAMERA : HARUN BEKER
İlhan Alp, İstanbul Beyoğlu’nun en işlek yerlerinden biri olan Galata’da Yüksek Kaldırım Caddesi üzerinde 15 metrekarelik bir dükkanda yaklaşık 200 yıllık bir gelenekle çeliğe hayat veriliyor.
4 çocuk babası olan İlhan Alp’ın bıçak tutkusu, O’nu dünyanın dört bir köşesinde bıçak meraklıları tarafından tanınan usta haline getirmiş. 200 yıllık bir geleneği sürdüren Alp, Malatya’da çırak olarak girdiği ustasının yanından 35 yıl önce ayrılarak, mesleğini daha iyi icra edebilmek adına İstanbul’a uzanan bir yolculuğa çıkmış. Ailesiyle birlikte İstanbul’a 15 yaşındayken gelen İlhan Alp, bıçak ustalarının Galata’da olduğunu öğrenince soluğu burada almış. Alp, severek yaptığı mesleğiyle ilgili her şeyi öğrenebilmek için bıçak yapım ustası Mehmet Süleyman Ongan’ın yanında çalışmaya başlamış. Mehmet Süleyman Ongan da ustası Rum asıllı Alkiviadis’ten öğrendiği tüm incelikleri çırağı İlhan Alp’a aktarmış.
ŞİMDİKİ GENÇLİK AĞIR İŞLERİ SEVMİYOR
Şimdiki gençliğin bu tür ağır işleri sevmediğini ifade eden İlhan Alp, küçük oğlunun bıçakçılığa biraz merakının olduğunu belirterek “Çok enteresan; şimdiki gençlik bu tür ağır işleri sevmiyor. Bu da çok üzücü. Böyle giderse bu tür meslekler ölür. Ben bu mesleklerin, el emeği göz nuru ile yapılan mesleklerin yok olmasını istemiyorum. Elimden gelen her şeyi yapıyorum. Umarım ki oğullarımdan biri bu işi yapar. Doktor ya da profesör olmasını istemiyorum. Herkes doktor ya da profesör olmak zorunda değil. Bu ülkeye fırıncı da bıçakçı da lazım. El sanatları ile uğraşan insanlar da lazım. Çocuklarımdan biri ‘doktor olacağım’ diyor ama küçük oğlumun benim yaptığım işe biraz olsun merakı var. Eğer O da yapmazsa bu işi, 200 yıllık bir geleneğin son temsilcisi ben olacağım gibi görünüyor. Ama yine de birilerini yerime yetiştireceğim ” dedi.
BAŞHEKİM YANIMDA ÇALIŞMAK İSTEDİ
Bir hastanenin, bıçak merakı olan başhekiminin yanında çırak olarak çalışmak istediğini söyleyen İlhan Alp, “Sık sık bana uğrar. Israrla benim yanımda çalışmayı bir müddet bana çırak olmayı istedi. Hoca ‘tozun toprağın içinde ne işiniz var’ dediğim zaman ise cevabı çok mükemmel oldu. ‘Bizim bu işlere ihtiyacımız var, hastalarla uğraşa uğraşa hepimiz hasta olduk’ dedi. Hoca kendisinin rehabilite olduğunu söylüyor. Hoca evinin teras katını bıçak atölyesi yapmış” diye konuştu.
BİR KOÇ MÜZESİNDE BİRDE ONDA VAR
İlhan Alp, küçücük dükkanın içerisinde gururla sergilediği bileme araçlarını çalıştıran tarihi motorun bir örneğinin Koç müzesinde olduğunun altını çizerek şunları söyledi:
"Ustam Mehmet Süleyman Ongan, kendi ustası Alkiviadis ile çalışırken el gücüyle işlerini yapıyorlarmış. Bileyleme ve ağız açma işlemleri insan gücüyle yapılıyormuş. Yunanistan’dan Alkiviadis ustaya telgraf geliyor. Yunanistan’da çalışan akrabalarından birisi Alkiviadis ustaya rahat çalışabilmesi için motor almış. Akrabası diyor ki; ‘Gemiye 2 tane motor koyduk. Biri Vehbi Koç’a diğeri sana. Gemiden alın’. Alkiviadis usta da ‘motor göndermeyin. İstanbul’da elektrik yok. Birkaç ay sonra elektrik gelecek, o zaman gönderin’ diyor. Alkiviadis ustadan benim ustama, O‘ndan da bana kaldı bu motor."
25 YILDIR İBB’NİN TÜM BIÇAKLARINI BİLİYORUM
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait tesislerdeki bıçakları bilediğini de anlatan İlhan Alp son olarak da “Yaklaşık 25 yıldır İBB’ye ait tesislerin bıçak bileme işleri bende. Sayın İmamoğlu’nun da zanaatkarlara karşı ilgisinin olduğunu çok iyi biliyorum. Yolu Galata’ya düşerse zanaatı, bir sanatkarın atölyesinde görmesini istiyorum” dedi.