Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, EBA TV ile ilgili Ankara’da bir okul yöneticisiyle yaptığı görüşmeyi aktararak, “Dokuzuncu sınıfta yaklaşık 100 öğrenci mevcudu var, canlı derse iştirak eden öğrenci sayısı 10-12 civarında. Türkiye’nin önemli bir kısmında da gerçek tablonun bundan çok farklı olduğunu düşünmüyorum” dedi.
Ceylan, okul yöneticilerinin de EBA TV’deki canlı ders anlatımı faaliyetlerine dahil olmayan öğretmenlere “Ek ders ücretlerini keseceğiz” tehdidinde bulunduğunu açıkladı. Ceylan, canlı ders uygulamasında bazı yöneticilerin üst kademeye şirin gözükmek için “skor tabelasına” döndüğünü belirtti.
Yazılı açıklama yapan Ceylan, Milli Eğitim Bakanlığı bürokratlarıyla görüştüğünü kaydederek, “Bakanlığın bir duyuru yayınlayarak kraldan çok kralcı olan kimi yöneticilerin inisiyatif kullanmasını engelleyecek bir uygulama birliği sağlanmasını talep ettim” dedi.
SORUNLARI SIRALADI
Ceylan EBA sisteminde yaşanan sorunları şöyle sıraladı:
- Kimi okul yöneticilerinin canlı ders anlatımı faaliyetlerine dahil olmayan öğretmenlere ek ders ücretlerinin kesileceği şeklinde tehditte bulunuyor.
-Bazı ilçe MEM ve okul yöneticilerinin, canlı ders anlatımı hususunda adeta skor tabelası tutar gibi bir tutuma girdikler, istatistikleri hormonlayarak yukarıya şirin görünmek adına öğretmenleri huzursuz edecek ölçüde dayatmacı ve baskıcı davranışlara girdiği izleniyor. Hatta bazı okul müdürlerinin, çeşitli “oyunlarla” EBA’daki öğrenci girişlerini şişirerek “başarılarını” göstermeye çalıştıklarını dahi duymaktayız.
- Kimi okul yöneticileri öyle programlar hazırlamışlar ki, evlere şenlik! Sabah 7.30’da ya da akşam 19.30’da iftar saatinde hangi öğrenci derse iştirak edebilecektir?
- Önceki gün Ankara’nın göbeğindeki bir okulumuzun yöneticisiyle görüştüm. Dokuzuncu sınıfta yaklaşık 100 öğrenci mevcudu var, canlı derse iştirak eden öğrenci sayısı 10-12 civarında. Türkiye’nin önemli bir kısmında da gerçek tablonun bundan çok farklı olduğunu düşünmüyorum. Bu gerçeği göreceğiz.
- Yıllardır eğitimde fırsat eşitsizliğinden yakınırız. Biliyoruz ki, 18 milyon öğrencimizin her birinin kendi evinde bilgisayarı, ya da internet imkanı yok. Ya da birden fazla öğrencinin yaşadığı evlerde birden fazla bilgisayar yok. Böyle bir durumda biz eğitimde fırsat eşitsizliğini sınıflara kadar sokmuş olmayacakmışız?