Haber: Emine DALFİDAN
(ANKARA) - Süreçle ilgili çerçeve yasanın TBMM tatile girmeden Meclis'e sunularak çıkarılması tartışmaları sürerken, DEM Partililer bilgilendirme toplantısı yaptı. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, süreçle ilgili çıkarılması hedeflenen çerçeve yasa ile ilgili “Eğer bu mesele af kapsamlı yasal düzenlemelerle çözülebilseydi bugüne kadar çözülürdü, af da olmaz pişmanlık da” dedi. DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel de “PKK silahlıdır, silahı bırakmış değil. PKK silahı bırakma iradesini, kongre fesih kararını ve sembolik olarak da bunun adımını attığını ilan etti. Dolayısıyla yasa bekliyor” ifadesini kullandı. Antalya Milletvekil Hakkı Saruhan Oluç da “Anayasa’nın ilk dört maddesinin tartışılması gündemimizde yok” şeklinde konuştu.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç ve STK Komisyonu Üyesi Sultan Özcan, bir grup gazeteciyle bir araya gelerek, süreçle ilgili gelinen aşama, AK Parti ile yürütülen görüşmeler ve temas trafiği, çerçeve yasa, tartışmalar ve beklentilerle ilgili değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda da görev yapan Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, komisyonun yayımladığı raporun 6’ncı bölümünde “barış yasası” olarak adlandırdıkları çerçeve yasanın, 7’nci bölümünde ise demokratikleşme başlıklarının yer aldığını hatırlattı.
Raporun 7. bölümünde, çıkarılacak çerçeveye yasaya bağlı olarak hangi yasalarda düzenlemeler yapılması gerektiğine ilişkin başlıklara yer verildiğini, bu kapsamda infaz yasası, terörle mücadele yasası ve ceza yasasının bazı maddeleri ile kayyım atanmasının önüne geçilmesine yönelik yerel yönetimler yasasında düzenlemeler öngörüldüğünü anlattı.
OLUÇ: HEM BİZİM HEM ÖCALAN’IN ÖNERİLERİNİ DEVLET NOT ALDI
Çıkarılması hedeflenen çerçeve yasanın henüz somut aşamaya gelmediğini kaydeden Oluç, şunları söyledi:
“Son yapılan görüşmelerden de edindiğimiz izlenim Meclis yaz tatiline girmeden bu özel yasayla ilgili çalışmayı tamamlayacak ve çıkacak. Bu özel yasa uzun bir yasa olmayacaktır. Tam maddesini söylemek mümkün değil belki 10-12 maddelik olacak. Bizim bu konuda önerilerimiz var, hazırlık yaptık, İmralı’da Öcalan’a ilettik. Onun önerilerini, değerlendirmelerini aldık, 7-8 maddeden oluşan önerilerdi onun önerileri de. Hem bizim hem Öcalan’ın önerilerini iktidar ve devlet duydu, onları not aldı.
Şimdi bu gelinen noktada yasanın içeriğinin nasıl şekilleneceği. Bizim özellikle vurguladığımız mesele, bu yasanın işlevsel olabilmesi için, kapsamını birkaç noktada toparladık. ‘Bütünlüklü, ayrım içermeyen bir yasa olmalı, kategoriler yaratmamalı, isteyen herkes faydalanabilmeli, kendi içinde kategoriler yaratılmalı, isteyen herkes faydalanabilmesi ve faydalanması engellenmemeli, İmralı’da Sayın Öcalan’ın hukuki durumuyla ilgili bir kapsamı olmalı’ diye önerilerimizi belirttik. Yasanın nasıl bir içeceğine sahip olması ya da olmaması gerektiği konusunda anlattığımız çerçeve bu oldu. İktidar tarafı dinleyip not aldı. Onlar da önerilerini anlattı. Fakat kapsamlı olarak ne onlar bize ne biz onlara yazılı öneri verdi. Sanıyorum önümüzdeki günlerde kimi adımlar atılabilir karşılıklı olarak.”
Çerçeve yasa dışında buna bağlı olarak yapılacak diğer düzenlemelerle ilgili yasaların temmuz sonuna kadar çıkaracağını düşünmediklerini söyleyen Oluç, “Bunların da bu yasanın işlemesiyle birlikte Meclis yeniden çalışmaya başladığında peyderpey gündeme gelmesi gerektiğini düşünüyoruz çünkü bunlar hem İnfaz Yasası kapsamında baktığımızda cezaevlerini ilgilendiriyor, hem TCK ve TMK açısından baktığımızda hakkında soruşturma, kovuşturma olanları, yurtdışında sürgünde bulunanları ilgilendiriyor. Bu konuda da düzenlemelerin peyderpey gecikmeden yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
OLUÇ: ANAYASA TARTIŞMASI YAPMADIK AMA YAPMAYA HAZIRIZ
Hakkı Saruhan Oluç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bütün bunlar hallolursa olumlu olarak, Kürt sorunu demokratik ve barışçı çözüme ulaşmış olacak mı derseniz, biz öyle görmüyoruz. Bu demokratik bir zemini olgunlaştıracak, politik iklimi değiştirecektir ve dolayısıyla olumludur fakat nihai bir çözüm için anayasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.
Bugüne kadar AK Parti’yle anayasal bir çalışma yapmadık, öyle bir talepleri de olmadı zaten. Ayrıca İmralı’daki görüşmelerde de herhangi bir anayasa tartışması sürdürülmedi. Ama biz uzun zamandır Türkiye’nin yeni bir demokratik anayasaya ihtiyacı olduğunu söylüyoruz. Kürt sorunun barışçı çözümünün de nihai olarak anayasal çözüm olarak değerlendirdik. Dolayısıyla yeni bir anayasa tartışması yapmadık ama yapalım denirse iktidar ve muhalefet olarak biz böyle bir anayasa tartışması yapmaya hazırız. Bu konuda hem Kürt sorununun demokratik çözümü açısından önerilerimiz hazır hem de anayasanın bütünü açısından sistem tartışmasını da içeren önerilerimiz hazır. Bunu da kapalı kapılar ardında değil kamuoyunun önünde yaparız, herkesin görüşlerimizi duymasını, bilmesini isteriz.”
“PARTİLERLE GÖRÜŞMELERİMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Hakkı Saruhan Oluç, gelecek hafta İmralı Heyeti’nin Öcalan’a gerçekleştirmesi beklenen görüşme olursa ortaya çıkacak taslak üzerinde mutabakat sağlanması halinde hem Adalet Komisyonu’ndan hem de Genel Kurul’dan bu yasanın hızlı şekilde çıkması için adımlar atılabileceğini belirtti. Saruhan Oluç, “Bizim çabamız o yönde. Beklentimiz de komisyonda rapora evet demiş olan bütün partilerin bu yasa konusunda olumlu oy kullanmaları. Dolayısıyla bütün partilerle görüşmelerimizi sürdüreceğiz önümüzdeki günlerde ve ortak sonuç almayı hedefliyoruz. Barışın toplumsallaşması için bütün partilerin olumlu davranmalarını önemsiyoruz. Umarız herkes hemfikir olur” şeklinde konuştu.
Oluç, “Yasa bir mutabakatla çıkarsa eğer bir mutabakatla, olumlu sonuçlanırsa bunun uygulaması önemli bir aşama olacak. Bu aşama da çok kolay bir aşama değil. Belki yasanın çıkmasından daha zor olacak. Çünkü uygulama çok sayıda insanı kapsayacağı için, sayıyı bilmiyoruz, uygulama aşamasında yasanın sıkıntısız yerine gelmesi gerekiyor. Uygulama aşaması açısından da baktığımızda genel sürecin yürütülmesi açısından da baktığımızda Öcalan’ın çok önemli bir rolünün olduğunu düşünüyoruz. Silahların bırakılması ve örgütün kendini feshetmesi aşamasında nasıl önemli rolü ve katkısı olduysa bu sürecin sağlıklı yürütülebilmesi açısından da önemli katkısının olacağını düşünüyoruz. O yüzden hem hukuki durumunun hem çalışma koşullarının imkanlarının sağlanmasını çok önemli görüyoruz. Ortaya çıkacak sorunların giderilmesi, güven verici ortamın oluşması açısından Öcalan’ın bu süreçte aktif olması önem taşıyor. O yüzden bu konudaki düzenlemelerin de kesinlikle gözardı edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
TEMEL: OLUŞTURULAN MEKANİZMA DÜZENLİ OLARAK RİSK ORANLARINI DEĞERLENDİRİP TEDBİR ALIYOR
DEM Parti heyetine, kendi beklentilerinin dışında bir çerçeve yasa gelip gelmeyeceği; sahada silah bırakmayla ilgili hangi aşamada olunduğu; AK Parti, MHP ve devletin yasal düzenlemeler konusunda aynı noktada durup durmadığı, AK Parti’nin beklenen düzenlemelerle ilgili “ters köşe” yapması halinde tavırlarının ne olacağı, Abdullah Öcalan’a statü konusunda nasıl bir gelişme olacağı, yasa teklifinin ortak verilip verilmeyeceği konularında sorular yöneltildi.
DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, “silah bırakma AK Parti’nin sahada yeterince ilerleme olmadığı” yönündeki eleştirilere ilişkin yaptığı değerlendirmede, “kendini fesheden PKK yönetiminin temsilcileri ile devlet adına bu süreçte görüşme yapması gerekenlerin oluşturduğu mekanizmanın düzenli olarak bu sorunları risk oranlarına göre değerlendirip tedbir aldığını” vurguladı.
Temel, “Herkesin bildiği ama kimsenin ısrarla ifade etmek istemediği birşey bu. Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin de katkısı, ev sahipliği de var.
Bu tartışmalarda aslolan şey süreçteki pratik problemleri gidermeye dönüktür. Bu mekanizma örneğin yasayı tartışmıyor. Yasaya dair beklentiler ifade ediliyor ama yasanın ilan edilen muhatabı Öcalan’dır. ‘Birinci hat boşaltıldı, diğerleri boşaltılmadı’ denilen konu şu propagandaya dayanıyor: ‘Silah bırakılsın teyit edelim, yasa öyle çıksın’ gibi yanlış ve teknik olarak mümkün olmayan bir önermenin alt zemini hazırlanıyor.
İran’da çatışma, savaş var. Irak’ta herkes dronla saldırılar yapıyor, Erbil ile Süleymaniye’ye kadar. 30 kişilik PKK grubu silahını bıraktı ve onlar bir daha silahı ellemedi ama onlar silahlı güçlerin yanındalar. PKK silahlıdır, silahı bırakmış değil yani. PKK silahı bırakma iradesini, kongre fesih kararını ve sembolik olarak da bunun adımını attığını ilan etti. Dolayısıyla yasa bekliyor. Teknik olarak şöyle bir şey denilebilir mi: ‘Silahlar bırakılsın, biz yasa çıkaracağız.’ Kime bırakacak, nereye bırakacak hangi güvenli alanda bunu gerçekleştirecek, kızıl kıyametin koptuğu coğrafyada. Dolayısıyla o mesele öyle dedikleri gibi değil.
PKK; belki birkaç hususta tartışma sürüyor, o da Öcalan ile yeterli iletişimin sağlanmamasıyla ilgili ama diğer yerlerin tümünde riskli alanda PKK riskleri ortadan kaldırmaya dönük mevzi değiştirdi. Raporlar bu yönde.”
“Türkiye’de bu sorunu çözmeye dair büyük bir kararlılık ve iradenin hala istenilen düzeyde oluşmadığını” söyleyen Temel, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu irade Öcalan’da tamdır, Devlet Bahçeli’de bu niyet tamdır. İktidarda Cumhurbaşkanı yol verme ve bu çerçevede görüşmelerin, müzakerelerin sürmesine dair kararlılık var ama mekanizmalar buna göre oluşmadı, basın dili buna göre oluşturulmadı. Hala öcüleştirilen bir Öcalan. Mesela ortak yaşamı savunan tek aktördür şu anda. Türk-Kürt barışından bahseden, aktör olmasına rağmen hala Öcalan’ın geçmişteki imajına sürekli göndermeler yapan bir basın dili var. Bu yüzden sorun yaratacak düzenlemeler onu kapsamamalı propagandası yapılıyor.
Devlet şuna karar vermiş mi bundan emin değiliz: Geçmişteki acılara hepimizin saygı duyarak, geleceği kurtarmak için barış ve kardeşlik hukukuna Kürtlerle ilgili karar vermiş mi vermemiş mi, bu konuda biz iktidardan herhangi bir söz duymadık iktidar tarafından. Çatışmayı önleme gibi bir iyi niyet var evet. Devletin Kürtlere yönelik bilinen kodları hala değişmemiş, dolayısıyla medyanın diline de yansımıyor.”
“Bahçeli’nin, geldiği gelenek son derece milliyetçi, tutucu, muhafazakar olmasına rağmen, olması gerekenleri konuşmalarında dile getirdiğini” kaydeden Temel, Çünkü Bahçeli’nin derdi, biz öyle anlıyoruz, geçmişe takılmadan geleceği kurtarma derdi gibi yansıyor. Son birkaç grup toplantısında bu konuda konuşmamış olması hala söylediği pratik adımların ertelenmiş ve atılmamış olmasına dair bir tutumdur diye düşünüyoruz” dedi.
OLUÇ: TERS KÖŞE HAREKETLERİN OLMAYACAĞINI UMUT EDİYORUZ
Hakkı Saruhan Oluç da soru üzerine şöyle konuştu:
“ 'Ters köşe yaparlar mı' diye soruldu, şunu şöyleyeyim her şey olabilir hayatta. Bu sürecin karşılıklı güven artırarak devam etmesini istiyorsak en azından karşıdaki arkadaşlarımızın da öyle istediğini varsayalım. Ters köşe hareketlerin olmayacağını umut ediyoruz.
Bütün bu yasayı niye tartışıyoruz. Ortak raporun 6. bölümüne göre açık bir şekilde bu yasa kendini feshetmiş olan, elinden silahı bırakanları kaplayacak bir yasadır. Sadece silahları nasıl bırakacakları meselesi değil, toplumsal, siyasi, kültürel yaşama nasıl dahil olacaklar. Kendini feshetmiş örgütün üyelerinin bundan sonraki hayatlarını nasıl sürdüreceklerine dair olan bir konu. Zaten bu olmadığı için silahlarını bırakan 30 kişi bizimle gelemedi. Bu yasa olsaydı geleceklerdir. Bu meseleyi teknik bir mesele olarak görmemek lazım, siyasal bir mesele. Demokratik entegrasyon dediğimiz meseleyi içeren özel bir yasadır bu.”
Hakkı Saruhan Oluç, olumsuzluk yaşanmaması için ellerinden geleni yaptıkları belirterek, “Diyelim bir mutabakat sağlanamadı, biz yine bu çabamızı sürdürürüz. Bu sürecin başarılı sonuçlanmasını önemli görüyoruz ve demokratik siyaset alanında bu tutumumuzdan asla vazgeçmeyiz. Biz en kötü koşullarda bile barış ve demokratik çözümün yanında olacağız, diyaloğun sürdürülmesi için elimizden geleni yapacağız. Yani ‘Biz oynamıyoruz kenara çekiliriz’ demeyiz asla DEM Parti olarak” ifadelerini kullandı.
Taslağın kapsamına ilişkin beklentilerini Oluç şöyle ifade etti:
“Biz kendi önerilerimizi anlattık, Öcalan’ın önerilerini biliyorlar, dinlediler. Aslında bilinmeyen birşey yok, aslında herkes her şeyi biliyor. Devlet de biliyor, iktidar da biliyor. Buradaki mesele bir siyasi kararlılık gösterme meselesi. Siyasi kararlılık gösterilirse bu bilinenler doğrultusunda bir mutabakat sağlanır, bir siyasi cesaret yoksa ‘şunlar böyle mi der, toplumun şu kesimi bize karşı mı durur’ diye mülahazalarla düşünülerek tutuk davranılırsa ihtiyaca cevap veren bir yasa çıkmamış olur. Herkes herkesin önerisini çok net olarak biliyor, bilinmeyen bir şey yok.”
Hakkı Saruhan Oluç, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ gibi cezaevinde olanların durumuna ilişkin AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasının önünde bir engel olmadığı, bunu sürekli vurguladıklarını ve dile getirmeye de devam edeceklerini söyledi. “Bunun bir pazarlık konusu olmadığını, kararların uygulanması gerektiğini” vurgulayan Oluç, AİHM kararını hatırlatarak, bir yılı aşkındır usule aykırı bir şekilde kararın beklediğini ancak istinaf mahkemesinin kılını kıpırdatmadığını belirtti.
“ANAYASA’NIN İLK DÖRT MADDESİNİN TARTIŞILMASI GÜNDEMİMİZDE YOK”
Anayasa ile ilgili bir soru üzerine Hakkı Saruhan Oluç, “Anayasanın ilk dört maddesinin tartışılması bizim gündemimizde yok DEM Parti olarak. Onun dışında anayasanın her yerinin tartışılmasına açığız ve hazırız” ifadesini kullandı.
AYŞEGÜL DOĞAN: AF OLMAZ PİŞMANLIK DA OLMAZ
Soru üzerine DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da çatışma çözümlerine ilişkin dünyadan örnekler vererek, bütün çatışma çözümlerinin aslında siyasi meseleler olduğunu söyledi.
Ayşegül Doğan, “Eğer bu mesele af kapsamlı yasal düzenlemelerle çözülebilseydi bugüne kadar çözülürdü, çözülmedi. Eğer bu mesele pişmanlık içeren yasal düzenlemelerle çözülebilseydi 1985’ten bu yana sanıyorum 10’u aşkın etkin pişmanlık yasası adıyla ya da kapsamıyla yapıldı, 100 başvuru yok. Bunlar afaki rakamlar değil. Demek ki ne af ne pişmanlık. Yine demek ki ne teslimiyet ne de taviz. Bu iki denklemden vazgeçmek gerekiyor. Bugüne kadar ya af dayatıldı ya da pişmanlık dayatıldı.Ya işte devlet taviz verecek ya da örgüt taviz verecek ya teslim olacak. İkisine de gerek yok. Devlet, devlet olma ciddiyetiyle yaklaştığı zaman bu sorun çözülür zaten. Devlet olma ciddiyetinin altını biz DEM Parti olarak şöyle dolduruyoruz: Yurttaş olma hakkının tanınması.”
Süreç yayıldıkça riskin arttığını, Orta Doğu’daki gelişmelerin süreci olumsuz etkileyebileceğini ve bundan endişe duyduklarını dile getiren Ayşegül Doğan, “O yüzden biz telaş değil ama bir takvimi olsun istiyoruz” şeklinde konuştu.
DEM Parti Sözcüsü Doğan, Abdullah Öcalan ile ensen 24 Mayıs’ta görüşüldüğünü hatırlatarak, “Biz gidip Öcalan ile doğrudan heyetimizin, geçen 50 gün boyunca taslağa ilişkin bir istişarede bulunuldu mu bulunulmadı mı. Öcalan’ın önerileri bu taslağa işlenmedi mi, taslak Öcalan’ın önerilerini kapsıyor mu kapsamıyor mu birinci ağızdan almak istiyoruz” dedi.
Anadil konusunda da Doğan, “Bu saatten sonra yapılması gereken dillerden korkmak değil, dillerin özgürce konuşulabileceği bir zemini oluşturmak. Türkiye’de milyonlarca insan Kürtçe konuşuyor. Bu dil nasıl özgürce konuşulacak bunları tartışacağız, konuşacağız” dedi.
“Büyük oranda uzlaşılmış, tek taraflı yaklaşım içermeyen, Öcalan’ın da önerilerinin alındığı, oldu bittiye getirilmemiş bir yasal çerçeve” beklediklerini vurgulayan Doğan, “Aksi zaten bu süreci kapsayacak, bu süreç için hazırlanmış bir yasal çerçeve olmaz, geçmişin tekrarı olur. O da kadük bir yasa olur” diye konuştu.
"BİZE, 'AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETLER KAPSAM DIŞI KALACAK' DİYE BİR ŞEY İFADE EDİLMEDİ"
Çerçeve yasada yer alacak başlıklar ve içerek konusunda iktidar partilerinin içerik konusunda aynı noktada durup durmadığı konusundaki soru üzerine Doğan, kendilerine bunların somut olarak ifade edilmediğini kaydetti. Doğan, “Ağırlaştırılmış müebbetler kapsam dışı kalacak diye bize böyle birşey ifade edilmedi. ‘Bazı örgüt kadrosu kapsam dışı kalabilir mi’ diye sordunuz; böyle bir istişare de yok. ‘Eve dönüş, Türkiye’ye dönüş kapsamında mı?’ Türkiye’ye dönüş hakkı güvenceye alınmak kaydıyla diğer tüm başlıklar müzakereye açık. Ancak eve dönüş dediğimiz tabii ki Türkiye’ye gelebilmek, silahların yakıldığı gün grubun açıkladığı gibi Türkiye’ye dönüp düşünce ve ifade özgürlüğünden yararlanmak isteyen bir grup. Yani hukuken nasıl dönecek, siyasal hayata katılmak isterse nasıl katılacak, sosyal hayata katılımı nasıl sağlanacak? Daha işimiz çok. Yasal çerçeve geldi ve çıktı ya sonra? Bazı kurullara da ihtiyaç olacak, etkin şekilde çalışabilecek kurullara, hak örgütlerine, bir sürü desteğe ihtiyaç duyacağımız sürecin içine gireceğiz.”
“AK Parti-MHP-devlet aynı yerde duruyor mu” sorusuna Doğan, “Bu bir devlet projesi deniyor, bundan geri adım atılmayacak deniyor” karşılığını verdi.
Soru üzerine TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un siyasi partileri ziyaret ettikten sonra çerçeve yasa ile ilgili taslağa son şeklini vereceği yönünde bilgilerinin olduğunu söyleyen Doğan, “Basit bir şekilde bir araya gelmeye bakar bu, yeter ki uzlaşıyla yapılmasına karar verilsin” şeklinde konuştu.
BİTTİ
