Haber: Beril KALELİ/Kamera:Belçim KILIÇKIRAN
(İSTANBUL) Derinleşen ekonomik kriz borçlu yaşama zirve yaptırdı. Bireysel kredi ve kart borçları sadece temmuz ayının ilk haftasında 97 milyar lira arttı. Toplam borç 7 trilyonu geçti. Konuya ilişkin Kuştepe'de ANKA'ya konuşan vatandaşların çoğu borç yapmadan yaşamanın neredeyse imkansız olduğunu söyledi. Bir vatandaş, "Keşke saray biraz daha halkın içerisinde olabilse de gerçekten gerçekleri görebilse" derken, bir başkası "Kazandığın paralarla geçinmeye çalışmak zor… Sonra ‘Borç yiğidin kamçısı’. Ölene kadar ‘borç yiğidin kamçısı ‘şeklinde koştur. Ondan sonra tık de öl. Ne anladın şimdi bu yaşamaktan?" diye sordu. Bir diğeri ise "Özellikle icra dairelerindeki takipler ya da yerel mahkemelerdeki süreçler özellikle uzatılıyor. Eğer gerçekten (hızla) kesin kararlar çıkarsa birçok kişiye haciz gelecek" diye konuştu.
Son yıllarda derinleşen ekonomik kriz alım gücünün daha da düşmesine, vatandaşların borç üzerine borç yapmasına yol açıyor. Tüketicilerin, bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçları sadece temmuz ayının ilk haftasında, 97 milyar TL daha artarak, 7 trilyon 9 milyar liraya yükseldi.Bireysel kredi borçları 3 trilyon 548 milyar TL’ye, kredi kartı borcu da 3 trilyon 461 milyar TL’ye çıktı. Toplam borç tutarı, 2021 yılında 1 trilyon 25 milyar TL idi. Tüketicilerin, bankacılık sistemine olan bireysel kredi ve kredi kartı borçları yıl başından bu yana toplam 1 trilyon 149 milyar TL arttı.
Vatandaşlara İstanbul İcra Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri'nin bulunduğu Kuştepe semtinde borçlu hayatı sorduk.
"BORÇLANMADAN YAŞAMAK KOLAY DEĞİL"
Vatandaşların konuya ilişkin görüşleri şöyle:
"Evet borcum var. Sadece karın tokluğu da diyemem ama bugün normal modern bir hayatta yaşayan bir insanın yapması beklenen harcamaları yapıyorum. Çok istisnai bir harcama yok. (Borçlanmadan) yaşamak için çok yüksek bir gelir gerekiyor. Ortalama sabit maaşla çalışan, ortalama bir işte çalışan bir insan için, özellikle ailesi de varsa, çok kolay değil. Gerçekten minimumda yaşamanız gerekiyor, ki ona da yaşamak denir mi bilmiyorum. Normal yaşamak dediğimiz noktada, çok aşırı yüksek bir gelir olmadığı sürece borç kaçınılmaz oluyor.”
"HUKUK SÜRECİ HIZLANIRSA BİR ÇOK KİŞİYE HACİZ GELECEK"
“Giderler arasındaki dengesizlikten dolayı borçlanma doğaldır; matematikte hata olmaz. Belirli bir kesimin geliri düşük kaldı, ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Tabi ki borçlanmak zorunda hayatta kalmak için. Fakat bu borçların, zannediyorum mevcut hükümet de hukuki yollardan tahsilini engelliyor... Ben hukukçu değilim de biraz anlarım, bir de gözlemlerim var. Özellikle icra dairelerindeki takipler ya da yerel mahkemelerdeki süreçler özellikle uzatılıyor. Ben şöyle düşünüyorum, eğer gerçekten kesin kararlar çıkarsa birçok kişiye haciz gelecek. Haciz geldiği zama büyük bir infial olacak toplumda. Devleti yönetenler, engellemek için hukuki süreçlerin sonuçlanmasını engelliyor. Bu düşüncedeyim. Aslında insanlar, eğer bu davalar sonuçlanırsa, fiili olarak varlıklarını kaybedecekler. Dolayısıyla insanlar borçlu. Şu anda birçok kişi mal varlıklarını kaybetmiş durumda fakat hukuki süreçler sonuçlandırılmıyor. Sonuçlandırılırsa insanlar bunun acısını tam olarak hissedecek.”
"ÖLENE KADAR BORÇ YİĞİDİN KAMÇISI DİYE KOŞTUR SONRA TIK DE ÖL; NE ANLADIN ŞİMDİ BU YAŞAMAKTAN?"
Tabi ki var; herkes gibi. Emekliyim, 29 bin lira. 30 sene çalıştım. Bununla idare etmek zorundasın veya çalışmaya devam etmek zorundasın. Ben devam ediyorum. Hala hep eksideyiz biz. 20 bin lira ev kirası verirsen, emekli olana kadar bir ev alamamışsan kirada oturuyorsan ki Türkiye'nin yarısı belki kiracıdır. Adam zam yapmaya geldiği zaman öyle yüzde 30 falan dinlemiyor, ‘Sen senede iki kere zam almışsın’ diyor. İki kere zam almışız, kaçar para almışız? Bin 500 lira, 2 bin lira zam almışız; 20 bin lilralık kira adam diyor ki ‘30 bin lira, 10 bin lira birden istiyorum”. Ben de diyor geçinemiyorum. Böyle olunca tabii kazandığın paralarla geçinmeye çalışmak zor… Sonra ‘Borç yiğidin kamçısı’. Ölene kadar ‘borç yiğidin kamçısı ‘şeklinde koştur. Ondan sonra tık de öl. Ne anladın şimdi bu yaşamaktan?... Haberlerde hep toz pembe her şey, ‘Çok güzeliz, çok güçlüyüz’. Dışarıya karşı bir itibarımızın arttığını göz ardı edemezsiniz, yani dış ülkelere karşı. Ama içeride ne yaşanıyor? Bir de ona birazcık eğilmek lazım. Uyuşturucu almış başını gitmiş, 16 yaşında çocuklar uyuşturucu içmeye başladı. Amerika'nın bize bomba atmasına gerek yok, o uyuşturucuyu ucuza dağıtsın, yeter.”
“Borcum yok. Kredi kartı kullanmıyorum, nakit yaşıyorum. Emekli maaşım var. İki kişiyiz, kız da çalışıyor. Onun için geçiniyoruz. Geçiniyorum ama benim gezmem yok, tatilim yok.”
“(Borcun) Olmaması mümkün değil günümüz şartlarında. Biraz yakındığımız zaman, ‘ağlıyorlar, ağlayanlar’ diye bir ayırmışlar maalesef, tuzu kuru olanlar. Onların da çok büyük bir kitle olduğunu düşünmüyorum ama bir şekilde demek ki bir şeyleri, akarları var. Fakat günümüzde borçlanmamak mümkün değil. Benim de borçlarım vardı, birikti; oğlum yardımcı oldu. Çünkü bir süre iş de bulamadım. Ekonomik anlamda umarım her şey biraz daha vicdana gelir. Umarım her şey değişir... Ne televizyon izlemek istiyorum, sosyal medyaya zaten artık giriyorum. Böyle pesimist bir şey oluştu. Artık kaldıramıyorum hiçbir şeyi. Birçok insanın da benim gibi bunu biliyorum. Maalesef durum bu. Keşke saray biraz daha halkın içerisinde olabilse de gerçekten gerçekleri görebilse. Kendileri için de güzel olurdu. Geçenlerde şehirler arası bir yolculukta trende bir milletvekiliyle arkalı önlü oturuyordum. Seslerinden, konuşmalarından anladım. Şu soruyu sormayı çok istedim ama dedim neyse, şimdi ağzımı açsam belki içeriye tıkacaklar. Çünkü ego bin 500. Onlara şunu sormayı çok isterdim: 20 bin lira var, geliriniz var. 31 bin lira kira ödüyorsunuz. Ayın tamamını getirmek için geriye ne kadar para gerekiyor? Bu soruyu sadece."