(TBMM) - CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, CHP'nin yarın yapılacak grup toplantısına ilişkin olarak, CHP'nin Grup İç Yönetmeliği’ne işaret ederek, "Burada yasal bir şekilde yarın grup toplantısını yapma hakkı Sayın Özgür Özel'indir. Milletvekilleri de oraya gidecek. Toplantıya yüzlerce milletvekilimiz, eski vekilimiz, belediye başkanımız, il-ilçe başkanlarımız gelecek. Burada gerçekleşmeyecek bir şey üzerinden kaotik bir süreç yaşatmanın anlamı yok. Bu kararı verenlerin bu yanlıştan dönmesi lazım. Destekleyenlerin de artık şu tabloyu görmesi lazım. Gazi Meclis çatısı altında çok çirkin görüntüler olursa bu görüntülerin birinci derece faili; bu kararları verenler, göz yumanlar ve uygulayanlar olacaktır” dedi.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, bugün Meclis’te MYK toplantısına başkanlık etti. İki saat süren toplantının ardından CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, toplantının gündemine ilişkin TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Emre, şunları kaydetti:
TEAMMÜLLERİN TERS YÜZ EDİLMEK İSTENDİĞİNİ GÖRÜYORUZ: Uzunca bir süredir CHP olarak AKP'nin ele geçirdiği yargı kollarının saldırısı altındayız. Kumpaslar bir bir ortaya çıkartılınca bu sefer mutlak butlan diye bir şey icat edildi ve görülmemiş bir şekilde üç yıl önceki kongre sonucu yok sayıldı ve bir butlan yönetimi getirildi. Bu kararın var olması, bu kararın hukuki doğru olduğunu göstermez. Yarın öbür gün herhangi bir mahkeme, herhangi bir AK Parti kongresini ya da MHP kongresini iptal etse ya da kurultayı iptal etse ya da seçimleri iptal etse bütün bunları Cumhur İttifakı makul karşılayacak mı? Kimsenin hangi görevi yapıyorsa yapsın, ülkede kanun koyucu yerine geçme, Anayasa yapma, kanun yapma, yönetmelik yapma ya da bunları tanımama yetkisi yoktur. Maalesef bir süredir ülkemizde Anayasa’nın açık hükümleri ihlal ediliyor. Bunlardan en sonuncusu gördüğümüzde YSK'nın tek yetkili olduğu, maddesinin ihlal edildiği gibi. Bu Gazi Meclis çatısı altında gerek kanunlar gerek ona uygun yapılan yönetmelikler gerek buranın teamüllerinin de ters yüz edilmek istendiğini görüyoruz.
GRUP İÇ YÖNETMELİĞİ HERKESİ BAĞLAR: En sonunda grup iç yönetmeliğine uyulmama konusunda bir düşüncenin geliştiğini görüyoruz. Bu grup iç yönetmeliği herkesi bağlar. CHP Grubu’nun bu çatı altında nasıl davranacağının belirlendiği yönetmeliğidir. Bu değiştirilebilir. Parlamento grubunda, CHP Grubu’nun yarıdan bir fazlası bunu değiştirebilir. Ama değiştirilene kadar buna uymakla yükümlüsünüz. Bu der ki ‘Parlamentoda eğer genel başkan sıfatına haiz kimse milletvekili değil ise grup başkanı seçilir.’ Nasıl seçileceği burada yazılmış. ‘Ben bunu tanımam’ diyemezsiniz. Buna göre burada gerek grup genel kurulunu toplama, gerekse her türlü kararlara iş ve işlemler yapma konusunda yetkili olan seçilen grup başkanı, seçilen grup başkanvekilleridir. Buna göre de güvensizlik oyu verirsiniz dörtte bir. Yarından bir fazlasıyla düşürebilirsiniz. İstediğinizi seçebilirsiniz. Böyle bir çoğunluk yok. Böyle bir sayı yok.
MECLİS BAŞKANLIĞI’NA BİLDİRDİK: Grubun neredeyse tamamı kenetlenmiş. 111 milletvekili bir tarafta durmuş, ‘kurultay’ demiş. ‘Bu kabul edilemez’ demiş. Butlan kararının yanlışlığına işaret etmiş. Grup yönetmeliği 30’uncu madde toplantı ve karar yeter sayısı. Der ki ‘Üye tam sayısının en az üçte biriyle toplanır.’ 46 sayısı dahi yok. O nedenle butlan tarafından yönetime getirilen kimselerin Gazi Meclis’i bir kavga, bir çatışma aracına dönüştürülmesine müsaade edilmemesi gerekir. Burada bir oldubittiyle mevzuata aykırı bir şekilde bir grup genel kurulu toplantısı yapılması düşüncesi karşısında gerek yönetmeliğimiz gerek ilgili mevzuat karşısında bunun yanlış olacağını, burada kargaşa yaratacağını ve yarın 13.30’da kimin konuşması gerektiğini Meclis Başkanlığı’na yazılı olarak bildirdik.
HER SORUMLULUK SAHİBİ CHP’Lİ KURULTAYIN TOPLANMASINI İSTEMELİ: Butlan yönetimi de kabul ediyor, ‘Tepki çok’ diyor. Haksızlık karşısında insanlar tepki gösterir, hukuksuzluk karşısında tepki gösterir. Siz birinin hakkına girerseniz milletimiz tepki gösterir. ‘Evet bir tepki var ama zamanla olur ya CHP’liler unutur, alışır, kanıksar. Belki biz de yönetimde kalabiliriz.’ Bu kabul edilir bir şey değildir. Bu kararı verenler ülkenin gerçek sorunları konuşulmasın, CHP bölünsün, parçalansın istemektedir. Bu kararı verenler, CHP’yi kaotik bir sürece sokmak istemişlerdir. Her sorumluluk sahibi CHP’li hangi makamda olursa olsun acilen kurultayın bir an evvel toplanması için çağrı yapmalı ve bunun gereğini yerine getirmelidir.
ÖNCEKİ GENEL BAŞKANIMIZIN YAPTIĞI PAYLAŞIMLAR SORUNLUDUR: Siyaset halkla yapılır. Arkanızda halk desteği yoksa, arkanızda parti desteği yoksa, delege desteği yoksa, milletvekili desteği yoksa, belediye başkanı desteği yoksa, il-ilçe başkanları desteği yoksa siz gücünüzü millete, halka dayamadan ne ülkede ne partide yönetime talip olamazsınız. Bunun hiçbir meşruiyeti yoktur. Dolayısıyla yarın önceki Genel Başkanımızın bu çatı altında grup toplantısı yapacağına ilişkin paylaşımlar sorunludur. Şunu da duyuyoruz: Türkiye'nin farklı yerlerinden aynı Genel Merkez’e bayram sürecinde gelen kitlelere benzer kitlelerin; kimisi partide hiç bulunmamış mafyatik tipler, kimisi eski yöneticiler; bütün bunların bu çatı altına getirilip de burada partililerin karşı karşıya getirilmesi büyük bir sorumsuzluk olur. Dolayısıyla oluşabilecek muhtemel olumsuz tablolardan gerek bu kararı verenler gerek arkasında duranlar gerekse de yarınki hukuksuz sürece ilişkin tavır almayan herkes sorumlu olur. Oturumu açma sayısı dahi yok. Madde 30: 46 kişilik sayı lazım. Neye göre geleceksiniz?
SEBEP CHP’NİN BİRİNCİ PARTİ OLMASI: Aslında bütün bu yaşadıklarımızın sebebini ne kadar anlatsak da ne kadar söylesek de amacın belli olduğunu biliyoruz. Bu olayın gerçekleşmesinin sebebi CHP’nin yıllar sonra almış olduğu geleneksel oyun çok üzerinde bir oy alıp yerel seçimin birinci partisi olması ve butlan kararı verinceye kadar da bu ülkenin birinci parti hüviyetini korumasıdır. Bu nedenledir ki Sayın İmamoğlu başta olmak üzere, çok sayıda belediye başkanı arkadaşımıza haksız tutuklamalar ve bir yönüyle de tecritler uygulanmaktadır. Sayın İmamoğlu’na onlarca dava açıldı. Bunlardan bir tanesi de Anadolu Adliyesi’nde sözüm ona yine hakaret iddiasıyla açılan bir dava. Orada 5 Haziran tarihinde duruşma görüldü. Sayın İmamoğlu'na 4 Haziran Perşembe 22.00 sıralarında cezaevi idaresi geliyor diyor ki ‘07.30’da buradan alacağız seni. Duruşmaya fiziken götüreceğiz.’ Kendisi hazırlanıyor. Gelip alıyorlar. Adliye’ye doğru yol alırken bir yerde telefon geliyor komutana. Aracı sağa çekiyorlar. Bir-iki dakikalık kaputu açıp kapatıyorlar. Sonra geri dönüyor. Aracın geri döndüğünü fark eden Sayın İmamoğlu diyor ki ‘Komutanım ne oldu? Yolun yarıdan fazlasını geldik.’ ‘Araçta arıza meydana geldi.’ ‘Araçta arıza meydana geldiyse o zaman çoğunu geldik, başka bir araç gelsin, bizi götürsün.’ ‘Yok, geri döneceğiz.’ Geri Silivri cezaevine götürülüyor. En temel insani ihtiyaçlar dahil giderilmesin diye her türlü baskı yapılıyor. Kendisi diyor ki ‘Tuvalet ihtiyacım var.’ ‘Yok, cezaevine gideceğiz’ diyorlar. Cezaevine gidiyor ve Sayın İmamoğlu diyor ki ‘İlgili müdür gelmeden ben koğuşa girmeyeceğim. İzah etsin biri bana. Ben iki saattir bu aracın içinde niye gezdirildim?’ Müdür geliyor, fiziki katılım kararının vazgeçildiği yönünde talimat geldiğini söylüyor. Araç arızasıyla çelişen bir durum. Öte yandan duruşmaya giden avukatlarına farklı bilgiler veriliyor. Ortada böyle bir garip durum.
İMAMOĞLU’NA GÖRÜŞME YASAĞI: Sayın İmamoğlu'na yönelik bir tecrit başladı. Milletvekillerinin görüşmesi yasaklandı. Çok istisnai izin alıp görüşenler var. Halbuki yasama üyesine, bir yürütme üyesinin yardımcısının yasak koyması, engellenmesi düşünülemez. Çünkü esas itibarıyla o bir bildirimdir. Yasama üyeleri Anayasa’dan ve halktan aldığı yetkiyle Türkiye'nin her kurumuna gidebilirler, her yerde insanlarla görüşebilirler. Bunu bir kısıtlama kararına dönüştürmüş durumdalar. Madem bu kadar yaşanan olaylar gerçek, madem bu kadar yolsuzluk var, hırsızlık var, örgüt var, casusluk var; bırakın her şey şeffafça işlesin. Neden çekiniyorsunuz? Sayın İmamoğlu mahkemede bir notunu düşürüyor. Notu mahkeme başkanına veriyorlar. Notun iadesini istiyor. Daha o notun iadesi yapılmadan yandaş medyada fotoğrafını görüyoruz. Bu olacak iş değildir, büyük bir çürümedir. Bir an evvel bu tecritin kalkması lazım.
BU ŞARTLARDA NASIL SİYASET YAPILABİLİR?: Bu hukuksuz butlan kararı sonrasında en sağduyulu, en yapılması gerektiği gibi bütün çağrıları yaptık, otak akla davet ettik. ‘Kurultay yapalım. Partimize bu kötülük olmasın.’ CHP’ye oy verenler, oy vermese de CHP’nin Atatürk'ün partisi olduğunu bilenler, bu ülkenin kurucu partisi olduğunu bilenleri büyük bir üzüntüsü var Türkiye'de. İnanın, vatandaşlarımız bizi gördüğü yerde sarılıp ağlıyor. Bu sürdürülemez. Genel Başkanımıza nereye gitse binler eşlik ediyor. Halbuki dikkat ederseniz butlan yönetiminin kendilerinin de kabul ettiği bu haksızlık karşısında gördüğü tepki nedeniyle dışarı çıkacak hali yok. Nasıl siyaset yapılabilir bu şartlarda?
GERÇEK GÜNDEM VURGUSU: Çeyrek yüzyıldır bu ülkeyi yöneten AKP iktidarının tam istediği bu. Kendi başarısızlığını gizlemek için maalesef birtakım iş birliği yaptığı kimselerle bu yönde (butlan kararını kastediyor) bir karar aldılar. Şu anda da gündem vatandaşın gerçek gündemi olmaktan çıktı. Arınılacakmış. Türkiye'nin bir an evvel çeyrek yüzyıllık bu dönem içerisinde yolsuzluğun her türünü yapan, hortumun her türünü yapan, rüşvetin her türlüsünü gerçekleştiren AKP iktidarından arınması gerekir. Bu dönem içerisinde ülkemiz yolsuzluk endeksinde en diplere gitmiştir. Bugün bu iktidar partisinin yöneticilerinin çocukları daha 20’li yaşlardan multimilyoner olmuştur. Bugün AK Parti’nin yönettiği belediyelerle ilgili Sayıştay raporları sümen altı edilmektedir. Dolayısıyla bu şartlar altında ‘arınalım’ söylemi kime yarar? Bu sözler ortaya söylenerek partimizin yıpratılmasına sebep vermektedir. Bilinen bir şey varsa bizatihi isim vererek söylenmelidir.
SİVİL ANAYASA TARTIŞMASI: Milli iradeye, halkın iradesine darbe yapanlar bu kez yıllardan beridir zaman zaman ısıtıp ısıtıp sundukları ‘yeni sivil Anayasa’ söylemine gelmişlerdir. Anayasa’yı, kanunları dinlemeyenler, hiç bu kuralı dinlemeyenler yine aynı şey: Anayasa. Daha önce Adalet Bakanı ile Cumhurbaşkanı ifade etmişti, bu kez de Genel Başkan Yardımcısı Hayati Bey, ‘Hazırladığımız sivil Anayasa’nın sonuna geldik’ diyor. Açıkçası bu durum insanların aklıyla alay etmektedir. Bu ülkeyi açık cezaevine çeviren, bu ülkenin birinci partisine kumpas kuran, 28 milyon vatandaşın yereldeki iradesini yok sayan, mevcut Anayasa’da yer alan açık AYM kararlarına dahi uymayan bir siyasi partinin Anayasa’dan bahsetmesi iki yüzlülüktür. Dolayısıyla biz halkımızla birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. İlk seçimde ne yaparlarsa yapsınlar bu iktidardan kurtulacağız.
“YASAL BİR ŞEKİLDE YARIN GRUP TOPLANTISINI YAPMA HAKKI ÖZGÜR ÖZEL'İNDİR”
Emre, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Emre, “Genel Merkez’den CHP Grubu’na bir yazı geldi. Bu yazıyı gördünüz mü? Neden işleme alınmadı” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Yazıyı bizzat görmedim. Biz Grup İç Yönetmeliği’ne uymakla yükümlüyüz. Bu kutsal kitap değil, değiştirilebilir. Ama bu varken buna uymak zorundasın. Burada çok açık yazıyor: Toplantının başlaması için en az 46 ismin olması lazım. Burada yazıyor, grup başkanı seçilmiş, grup başkanvekilleri seçilmiş. ‘Benim gücüm yok. Benim siyaseten halkta karşılığım yok, partide karşılığım yok, milletvekillerinde yok. Ama ben buraya arkama sarayı alıp geleceğim.’ Olmaz. Bu kaotik bir düzen oluşturur. Burada yasal bir şekilde yarın grup toplantısını yapma hakkı Sayın Özgür Özel'indir. Milletvekilleri de oraya gidecek. Toplantıya yüzlerce milletvekilimiz, yüzlerce eski vekilimiz, yüzlerce belediye başkanımız, il başkanlarımız, ilçe başkanlarımız gelecek. Gelip de burada gerçekleşmeyecek bir şey üzerinden kaotik bir süreç yaşatmanın anlamı yok. Bu kararı verenlerin bu yanlıştan dönmesi lazım. Destekleyenlerin de artık şu tabloyu görmesi lazım. Gazi Meclis çatısı altında çok çirkin görüntüler olursa bu görüntülerin birinci derece faili; bu kararları verenler, göz yumanlar ve uygulayanlar olacaktır. Bakın biz sağduyulu açıklamalara hep devam ettik, ediyoruz. İnsanların sakinleşmesi, aklıselimde buluşması lazım. Bu parlamento grup toplantısı yapabilmenin şartları belli. 20 kişi ayrı bir grup kurar, gider, orada konuşursunuz. Ama CHP grubunda konuşacaksınız, kurallar burada.”
“GRUP GENEL KURULU AÇMA YETKİSİ GRUP BAŞKANI YA DA GRUP BAŞKANVEKİLLERİNE AİTTİR”
Emre, “Kemal Bey yarın salona gelir ve kürsüde konuşmak isterse ne yapacaksınız” sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Yetki ve hukuki durumu anlattım size. Zannediyorum buna kimsenin itirazı yok. Bunun böyle olmadığına, bunun sahte olduğuna, böyle bir yönetmelik bulunmadığına kimse bir şey söylemiyor. Ama ‘Ben metazori yapacağım. Kolluk kuvvetleriyle gelip yapacağım. Hiçbir şey dinlemeyeceğim’ gibi bir düşüncenin hasıl olduğuna inanmak istemiyorum. İkinci bir seçenek olmadığı gibi, başka bir plan da yok gerek de yok buna. Çünkü genel kurulu açma yetkisi seçilmiş grup başkanı ya da grup başkanvekillerine aittir. Milletvekili olmayan birinin genel kurulu açmasına imkan yok. Bu kimseler görevden el çektirilmedikçe, bunların yerine yenisini seçmedikçe orada bir açılış yapamazsınız. Dolayısıyla yetkili grup başkanvekili gidecek açılışı yapacak, ilgili sözü verecek. Olacak olan bu.”
“MECLİS BAŞKANI GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMALI“
Emre, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un “CHP'nin Genel Başkanı partisinin grup toplantısında konuşma yapabilir” açıklamalarının sorulması üzerine ise şunları söyledi:
“Meclis Başkanı'nın bir önceki haftaki tutumu daha doğruydu. ‘Yapılan bir seçim var. Bunlar usulüne uygundur. Tespit ettik. Dolayısıyla gruptan gelen yazıya uyarız’ dedi ve uydu. Burada bir tereddüt yok. Bu haftaki açıklamasında özellikle şundan kaçınıldığını görüyorum. Tıpkı Tayyip Bey'in de sözcülerinin de açıkladığı gibi, ‘Bu butlan olayın hiçbir tarafında biz yokuz’ söylemi var ya bu açıklamalarda biraz ona paralel ilerliyor. Meclis Başkanı’nın kastettiği şuysa ona bir şey demem. 46 sayısının bulunduğu bir ortamda, resmi olarak açılış yapan bir grup başkanvekili bulunduğu ve Kemal Bey'in de davet edildiği bir ortamda konuşursa konuşsun. Burada bir beis yok zaten. Burada bir tartışma noktası yok. Amma velakin yönetimin kimde olduğu, yetkinin kimde olduğu çok açık. Biz buna işaret ediyoruz. Burada Sayın Meclis Başkanı'na düşen görev de oluşabilecek muhtemel provokasyonlara izin vermemesi, gerekli tedbirleri, önlemleri alması.”
“DEMOKRASİYİ İÇSELLETİRMİŞSENİZ KAYBETMEYİ KABULLENMENİZ GEREKİR”
Emre, “Kılıçdaroğlu yarın gelip nöbetçi grup başkanvekilinden kürsüye çıkmayı talep ederse izin verecek misiniz” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Bizde yetki delegeden alınır, mahkemeden değil. CHP’nin geleneği budur. CHP kongrelerinde yarışlar olur. Kazanırsın, kaybedersin ama kol kola o salondan çıkıyorsan CHP’nin kültürünü benimsemiş olursun. Gerçekten partiyi içselleştirmişseniz, parti siyasetini içselleştirmişseniz, demokrasiyi içselleştirmişseniz bu durumları kabul etmeniz gerekir. Partiye zarar vermemek lazım. Şu tabloda biz çok açık sağduyu çağrısı yapıyoruz. Bu açıklık karşısında kaotik bir süreç niye istensin?”
“CHP’NİN İÇİNDE BULUNMADIĞI ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİYLE ÜLKENİN GELDİĞİ YER AÇIK”
Emre, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın yeni Anayasa’ya ilişkin, “Son sözü yine millet söyleyecek, yani referandumla hayat bulacaktır” sözlerinin sorulmsı üzerine ise şöyle konuştu:
“Anayasa değişikliği için en az 360 sayısı lazım. 360-400 arasında olursa referanduma gitmek zorunda. 400’ün üzerinde bir oyla geçerse zorunda olmasa da referanduma götürebilirsiniz. Bugün dünya anayasalarını incelediğimizde çeşitli koşullar koymuşlardır. Bunu zor yapmalarının sebebi büyük bir çoğunluğun aranması ve toplumsal huzur içindir. Yapım sürecinde meşruiyeti ne kadar güçlü olur derseniz, CHP’nin içinde bulunmadığı, bu iktidar döneminde peş peşe yapılan Anayasa değişiklikleriyle ülkenin nereye geldiği açık. 2017 Anayasası’nı şimdi oynasak vatandaş verir mi? Önceki Anayasa değişikliklerinin darbeye zemin hazırladığı raporlara girdi, savcılıkların iddianamesine girdi. Hala aynı söylem ve aynı kavgacı tutum, aynı yargıyı kullanarak yola devam etme anlayışı. Buradan bir huzur çıkmaz.”
11 HAZİRAN’DAKİ PM TOPLANTISINDA NE OLACAK?
Emre, 11 Haziran’da yapılacak PM toplantısına katılacaklarını belirterek toplantıda herhangi bir kurultay oylaması olup olmayacağına ilişkin soruya karşılık şunları söyledi:
“Sonuçta hukuksuz bir karar var. Görülmüş iş değil. Bunun yarattığı kaotik bir durum var. Uğradığımız haksızlık var. Ama buna karşın bizden hep sağduyulu, pozitif yaklaşımlar göreceksiniz. Bizden asla kimseyi oyalama yaklaşımı görmeyeceksiniz.
Orada da tüzük ve yönetmelik hükümleri açık. PM’nin yarıdan bir fazlası kurultay kararı alabiliyor. Bu kararı aldık; ‘Ben bunu da tanımam.’ Bu iş değil ki. Türkiye'de zamandan, süreden bağımsız bir mahkemece kimsenin olağanüstü yetkilerle donatılabileceği bir hukuk düzeni yok. Bilen varsa bunu anlatsın. Partilerin kurultay yapmak için üç tane yolu var: Genel başkan götürebilir. PM karar alabilir. Olağanüstü kurultay delegeleri imza toplayabilir. Olağanüstü kurultay delegelerinin topladığı imzanın hiçbir şart altında durdurulamayacağı da AYM kararıyla sabit. Türkiye’yi hukuk devletinden çoktan çıkardılar, biz çekip oraya oturtmaya çalışıyoruz. Bu kişisel mesele değil. Bunu hiç kişisel almıyoruz. Bugün bizim başımıza gelen yarın MHP'nin de, İYİ Parti'nin de, DEM’in de, hatta AK Parti'nin bile başına gelebilir. Bir tane mahkeme çıkıp iptal eder, seçimleri iptal eder. Tüm hukuki süreçleri bu hukuksuzluk ortamında dahi kusursuz bir şekilde yöneteceğiz.”
ARKA KAPI DİPLOMASİSİ
Emre, “Uzlaşı için arka kapı diplomasinin yürütüldüğü açıklamaları yapıldı. Son durum nedir” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Aynı parlamenter seçimde olduğu gibi millet oy vermiş, sandalye sayısı almış, iki parti bir araya gelmiş de süreci konuşuyor diye bir durum yok. Açık açık konuşuyoruz. Ayrıyeten görüşenin de söyleyeceği bir şey yok. Çok kıymetli üç arkadaşımız gidip hem Sayın Kılıçdaroğlu hem Sayın Özel ile görüşmeler gerçekleşti. Bu üç arkadaşımız da ‘Kurultay bir an evvel olmalı’ diyor.”
Emre, “Yarın gerginliği önlemek adın bir ziyaretçi yasağı girişiminiz olur mu” sorusuna, “Yasaklar gibi şeyler bize uygun şeyler değil. Burası milletin meclisi, milletin evi. Biz gideriz, millet kalır. İsteyen gelir istediği zaman” yanıtı verdi.
Emre, Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın “Açık grup toplantısı için 46 sayısına ihtiyaç yok” açıklamalarının sorulması üzerine ise şöyle konuştu: “Nerede yazıyor bu? Ben burada yazanı okuyorum. Faik Bey'in söylediği de özel olarak bir kimsenin bir kanun ya da yönetmelik yazma-uygulama yetkisi yoksa bu da yürürlükteyse nerede yazıyor bu?”



